"Seni geberteceğim, biliyorsun değil mi?" diye soruyorum parmağımla omzunu ittirerek. "Ha? Biliyorsun değil mi?" Ses çıkarmıyor. Kafasına kalan bütün kuvvetimle bir tokat yapıştırıyorum. Ses çıkarmıyor. "Bittin oğlum sen," diyorum. Öylece oturuyoruz.
Kapalı kadın. Mucit zeka. Zor aşk. Bilinmeyen aşk. Taammüden ihanet. Ne biçim türkiye. Ruhu olanlar olmayanlar. Olaylar olaylar.
Cem Akas (born 1968) is a Turkish novelist, who was born in Mannheim, Germany. He was educated in Turkey and the United States in Chemical Engineering (BSc), Political Science (MA) and Turkish History (PhD). He has worked for Yapi Kredi Publications, Istanbul, between 1992 and 2004. In 2004 he left YKY and formed his own publishing group: G Yayin Grubu.
Uzun zamandır okuduğum en kötü kitap. 25-30 sayfaya sığacak kadar sığ bir hikayeyi eksiltmeli roman diyerek 202 sayfaya yaymak maharet değil. İçinde Rus milyarderinden emniyetteki "adamlarına", yazılımcı türbanlı CEO' dan Gezi eylemine katılanlardan "nasıl insanlarla yaşıyormuşuz; görmek için gittim" diye nefret saçan karakterine, herşeyini satıp karavanda yaşamaya başlayan delibozuk kankasına kadar saçma sapan karakterlerin bulunduğu bir kitap. Cem Akaş' ın bundan sonra tek bir kitabını değil, yazısını bile okumam, tavsiye etmem. Boşa zaman harcamaktan başka bir şey değil.
iki saatte hiç başından kalkılmadan okunacak kitap yazmış cem akaş. kurgu, konu ve anlatım hakikaten ustalıklı. bir tek 7'yi okumuştum üniversitede, cem akaş da notos'taki röportajında bu romanının 7'ye benzediğini söylemiş :) islami burjuvazinin artık oturduğu, zaten yavaş yavaş tanık olduğumuz mütedeyyin insanlar arasındaki sınıfsal farkların keskinleştiği bir dönemi bilimkurgusal bir biçimde anlatıyor akaş. ama bilimkurgu değil. yazara göre "öteki" tarafı anlatırken bazı zorlamalar var bence... yine de cesur bir girişim, yaratıcı bir konu, farklı bir anlatım tekniği diyorum. amma velakin cem akaş çok da benim tarzım bir yazar değil sanırım.
Birçok önyargıyı kırıp yeni bir dünya oluşturmuş ama ben pek sevemedim. O kadar çok stereotip var ki. Kimileri mizahi dili sevilmiş, kimileri muazzam bulmuş ama baştan sona bakıldığında alternatif medya eleştirisi bile öyle yavan geliyor ki. Benim önereceğim bir kitap değil. Ek: Bir de akla oturmayan çok ayrıntı, olay var.
Cem Akaş'tan beklenmeyecek kadar kötü bir kitap. Romanın hangi zamanda geçtiği belli değil, karakterlerin siyasal islamcı olmasının nedeni belli değil. Karakterlerin siyasal islamcı olduğunu taktıkları türbandan ve ara sıra "selam-ın aleyküm" gibi islami terimler kullanmalarından anlıyoruz. Bu konuda bir ideolojileri yok, birkaç seccade muhabbetinden başka ritüele dair hiçbir şey yok.
Kitabın ismi sadece Turgut Uyar'a gönderme olsun diye kullanılmış, sincaplı gecenin bir kırılım yarattığı vs yok.
Ayrıca içinde bir dizi mantık hatası barındırıyor. Bu hatalardan bazıları:
1- Bütün Dünya'da kullanılan bir teknolojik alet geliştiren esas kızımız, Gmail uygulamasını açarsa lokasyonunun takip edilebileceğini yardımcısından öğreniyor. Niye özellikle Gmail onu da anlamadım.
2- Herkesten kaçarlarken, girdikleri otele Refik'in kredi kartı yok diye, Emine'nin adıyla kayıt oluyorlar. Buradan alınacak ders, Emine'nin kendi adına bir kredi kartı var ve bunu kullanıyorlar ama yakalanacaklarını düşünmüyorlar.
3- Romanda St. Germain'in sahibi Katar'lılar, demek ki Dünya bildiğimiz Dünya, ne oldu da Türk'ler bu kadar hızlı teknoloji ihraç eder hale geldi belli değil.
This dystopian story is set in near-future Türkiye. It features a Truman Show-like plot, where we are left disappointed while anticipating an ending that might lead us to a parallel universe. Readers will notice gaps in the narrative, but they should continue, mindful of the author's warning that it is "a story written by subtraction." The tale raises questions about how the intelligent and creative technology inventor fails to recognize these gaps, including her inability to understand the identity of her childhood friend and her expectations. This may reflect the inverse relationship between high IQ and low EQ, and we can say that the country's background and the purity of character add depth to the narrative. This is a story that is read quickly and actually tires the reader a lot. Recommended.
Farklı bir konusu ve şekli var romanın. Eksiltmeli roman diye tanımlamış yazar. Ama doğrusu ben o kadar kısa tanımlayamıyorum. Distopik bir dünyada bugünden bu kadar çok şeyin olması, ayrıca kimsenin göründüğü gibi olmaması beni şaşırttı. Geceleri peruk takip bara giden başörtülü bir mucit kadın karakter mesela. İyi bir kariyeri bırakıp karavanda yaşayan başka bir kadın karakter geceleri şehrin farklı noktalarına sincaplar bırakıyor mesela. Dünyayı ironik bir şekilde ruhsuzlarin yeri olarak tanımlayan yazar ruhlu insanların öldüklerinde farklı bir evrende var olduklarını hayal etmiş.
Kurguda yer yer kopmalar olsa da benim için keyifli, ufuk açıcı bir okuma oldu.
Sahne sahne akan ustalıkla yazılmış bir kitap. Ufak detaylarla, laf arasında geçenlerle yarattığı gerçekliği, karakterler arasındaki ilişkileri aktarmayı çok iyi başarmış. Hikaye olarak da olmaz denilen, genelde eğreti duracak bir hollywood havasını bize entegre etmeyi başarmış bence. Ama sonuçta bir film senaryosunu andıran bir hikaye, fazlası değil.
Konu olarak tuhaf ve cezbedici. Distopik bir evren desek değil, bilimkurgu desek ucundan, polisiye falan da var az çok, çok acayipti. Mindyfo olayı çok yaratıcı bir kere. İşleniş de fena gitmemiş, ortalara doğru bozulan yapı son anlara doğru toparlasa da olmayan bir şeyler kaldı sanki. Biraz daha uzun olabilirmiş, 100 sayfa daha katılsa en azından olayların altı dolu dolu işlenirdi. Bence bir iki günde bitirilsin dağılmasın mantığı ile yazıldı. Cem Akaş'ı önceki kitaplarından biliyoruz entelektüel yapısını fakat böyle bir iş hiç beklemiyordum. İyi desem değil, kötü desem hiç değil. Tek kelimeyle şaşırtıcı. Okuyun derim. Farklı bir roman katmış olursunuz kütüphanenize. Ayrıca şaşırtan ise bu kadar az okunması oldu kitabın. Bakıyorum 1-2 kişi okumuş koskoca sitede. Başka yerlere bakıyorum oralarda da aynı. Cem Akaş gibi bir yazarı keşfetmemiş o kadar çok insan var ki. Gerçi Ahmet Batman'ın bestseller olduğu bir ülkedeyiz beklentileri büyütmemek lazım.
Yazarın 7 romanını çok beğendikten sonra diğer kitaplarını da okumak istemiştim. Senaryo şeklinde yazılmış bir kitap. Kitabın arka kapağındaki yazının kitabın ilgi çekmesi için konulduğunu düşünüyorum zira genel olarak konusu kesinlikle aşk değil. Hızlı başlayıp hızlı biten ama sonu sanki havada kalan aksiyon tadında bir senaryo roman.
Bu arada kitap ismi seçiminin neden Sincaplı Gece olduğunu benim gibi merak edenler olucaktır. Kitabın sadece bir yerinde Sincaplı Gece şiir olarak geçiyor. Yazar Turgut Uyar’ın Geyikli Gece’sinden esinlenerek ismini Sincaplı olarak uyarlamış. İsim seçimini çok anlamlandıramasam da çerezlik bir kitaptı.
"Burada azap içinde yaşamaktansa orada kısıtlı imkanlarla özgür yaşamayı yeğliyorlar" cümlesi Mülksüzler'e bir gönderme sanırım; ya da yakın zamanda okuduğum bir kitap olduğu için ben bağdaştırdım.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Ne yaratıcı ne de şaşırtıcı. Akan bir kitap mı evet akıyor ama hikaye akışı bana zorlama geldi.Hem dili hem konusuyla.Bazı şeyler için hala 'neden?' diye soruyorum,havada bırakılmış gibi. Yazarın okuduğum ilk kitabı, bundan başka kitabını okur muyum, tabiki okurum. Ama "çarp" madı.