"Araziler dolusu susuzluktun kuşlarla paylaştığım Atlar kusuyordu böğrüme ben mavi deyip duruyordum İyiydik perişanlığa rağmen olabildiğince mağrurduk Niye kışkırttın tabiatı ırmakları baştan çıkarttın Gel anlat şimdi kölelikten kurtulmanın asaletini!
Omurlarım ağrıyor bak düşün omur ağrısı ne demek Omurların ağrıması bu yükü taşıyamıyorum demek Kedilerine trip yap artık derdini ev arkadaşlarına anlat Uğurlarken beni sakın dönme diyordun ya geri Unuttuğun bir şey vardı geçmişti dönmeler mevsimi!"
Ali Lidar zamanı geriye sarıp geçmişe bir selam çakıyor. Unuttuklarımızı hatırlatıyor, özlediklerimizi, yaşlı evimizin avlusunu, eski sevgilinin kokusunu...
Gökyüzündeki melek yere inerken annemiz çay demliyor.
Çocukluğumuz, kaybettiklerimiz, dertlerimiz yanı başımızda. Hayatımız pamuk ipliğine bağlı olsa da yolun başındayız, Yolun Başı'nda...
Şiir okumayı çok severim. Lise yıllarımdan beri de ara ara kendimce bir şeyler karalarım hatta.Herkesin romanlardan, şiirlerden beklentisi farklıdır. Ben şiirlerdeki o duygunun okuyucuya hem çok tanıdık gelmesini hem de eline kalemi alsa kendisinin asla böyle güzel yazamayacak olmasını hissettirmesini seviyorum. Yani hem çok kolay hem çok zor gelecek. Kelimelerin, cümlelerin alt alta sanki rastgele yazılmasıyla oluşan düzyazı ile şiir arasında kalmış bu kitabı gerçekten sevemedim. Kitap, Ali Bey’in çeşitli yerlerde yayınlanan şiirlerinden oluşuyor bu yüzden şiirler arasında ortak bir duyguyu bulamamak da zaten şiirin kendi içinde oluşan dağınıklığının üstüne ekstra bir dağınıklık ekledi. Keşke böyle toplama bir kitap yapmasaydı. Seveni, okuyanı çok ama benim için anlamsız kelimelerin alt alta dizilmesinden öteye geçemedi malesef.
Lise yıllarımda okumaktan zevk aldığım bir yazardı kendisi. Hatta hislerimi kelimelerime dökmeye başlamamda etkisi oldu diyebilirim. Ancak kitaplarından birini okuyalı baya bir zaman geçti. Bu zamanla benim de zevklerim değişti sanırsam. Evet yazımı hala doğal, halktan biriymiş, tanıdığınız bir dostunuzmuş gibi yakın ancak bazı denemeler gerçekten zorlama yazılmış hissi veriyor. Eskiden kendimi bulduğum satırlarından şu an zevk alamıyorum bile. Kendinize bir şey katmasını ya da derdinize ortak olmasını bekliyorsanız, beklentilerinizin karşılanamayacağını söylemeliyim.
Evet tabii ki bize dair kelimeler ancak sadece ‘birinci tekil şahısla’ yazması değil beni iten ya da metafiziksel şeylerden bahsetmemesi de değil.hissedilen ve dizelere dökülen şeylerin derinliği de değil..sanırım algısal bir durum bu,basitleştirilmiş görmem de söz konusu olabilir.belki de en güzelini sen anlattın: “Galiba gölgen senden daha güzel” Ali Lidar..
Son on belki de yirmi yıl içinde yazılan şiirlerde hep bir yabanilik damağımda tatsız bir hisse sebep oluyor. Bu açıdan Ali Lidar’a mükemmel bir örnek demeyeceğim ancak okuduğum diğer modern şiir kitaplarından daha iyiydi. Aynı yabani his yine damağımdaydı ancak bu kez aldığım zevk, bunun çok iyi üstünden geldi.
belki biraz fazla gercek, fazla somutlastirilmis dusuncelerle dolu. Yildiz kaybetmesinin sebebi bu degil ancak, sebebi aslinda bazi satirlarin arasinda kaymalar, belki de benim okuma duzenime uymayan basibozukluklar olmasi.
daha önce yayımlanan şiirlerden oluşuyor kitap. Yine pek hüzünlü, ironik ve keyifli bir çalışma olmuş. ben sevdim. geç adlı şiiri paylaşayım, buyrun: 'gittiğim her yerden az evvel çıkmış gibiyim nereye bakarsam bakayım bulamıyorum kendimi olduğum hiçbir yerde değilmişim gibi geliyor olmadığım her yerde de varmışım gibi..' keyifle okuyunuz..