Kimseye sözü geçmez, kimseye gücü yetmez Remzi’nin. Kimseyle kavga etmeyeyim, kötü olmayayım ister. Oysa Yapılı köyünün en varsıllarından biri, Yarbükü’nün de ağasıdır. Bükteki en geniş çeltik tarlası onundur ama ne fayda? Biraz da kendi tarlasına su akıtabilmek için yalvar yakar olur komşularına, kimse onu ciddiye almaz, üstelik herkesin alay konusu olur. Bükün ağası değil de, maskarasıdır sanki.
İşlediği cinayet nedeniyle sekiz yıl cezaevinde yatan tarla komşusu Haydar’ın köye dönüşüyle işler iyice zorlaşır Remzi için. Kaba kuvvetle, tehditle Remzi’nin tarlasını elinden alma planları yapmaktadır Haydar. Remzi ise tüm bunlara karşılık veremeyecek kadar zayıf ve ürkektir. Ama Haydar’ın hesaba katmadığı şey, her insanın belli bir yere kadar kaçacağıdır.
Köylüler arasında toprak ve su çekişmelerinin, zorlu yaşam koşullarının ele alındığı Yarbükü, otoriteye, sertliğe boyun eğmeye alışmış köylümüzün gerçekçi bir portresini çizerken, güçlünün güçsüz karşısındaki baskısını, acımasızlığını da gözler önüne seriyor.
1926′da Ankara Polatlı′nın Ömerler beldesinde dünyaya geldi. Şiir, öykü ve roman yazarı. Çifteler Köy Enstitüsü ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü′nde öğrenim gördü. Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü′nü bitirdi. Çeşitli il ve ilçelerde öğretmenlik yaptı. İlk şiirleriyle öyküleri 1945, 1946′da Köy Enstitüleri dergisinde yayınlandı. Yoğun bir duygusallıkla toplumcu şiirler yazdı. Ardından roman ve öyküye yöneldi. Köy edebiyatını izleyen yazarlar arasında yer aldı. İlk romanı "Sarı Traktör"de tarımda makineleşme konusuna umutla yaklaştı. Yarbükü′nde ise köylüler arasında toprak ve su çekişmelerinin olduğu zorlu yaşam koşullarını anlattı. Öykü ve romanlarında doğa betimlemeleriyle birlikte insan ilişkilerini de kendi doğallığı içinde yansıttı. Anı, oyun, çocuk edebiyatı türlerinde de eserler verdi.
Talip Apaydın’ın romanı (1959) • Yazar, Sarı Traktör (1958) ile köyde ümidin ve direnmenin zaferini dile getirmişti; bu ikinci köy romanında ümitsizliğin, yenilmenin dramını ele alıyor: Remzi, zayıf sıska bir çeltikçidir; komşu tarlaların da bölüştüğü su için çekişir boyuna. Olay, bu çekişme sırasında gelişir: Tarla komşusu Haydar, bir ağa oğlunu vurmuş, cezaevinde gününü doldurup köye dönmüştür. Barış içinde yaşamaya kararlı olduğu halde, köylünün şımartmaları yüzünden zamanla saldırganlaşır. Remzi’dir kancayı taktığı adam: Fırsat buldukça döver, suyunu keser Remzi’nin; kansı Halime’ye ve tarlasına göz koyar. Köylülerin alay konusu olan Remzi, bütün aczine ve tahammülüne rağmen sonunda çileden çıkar, Haydar’ı çifteyle vurur öldürür.