O yaz gecelerinde dans ederlerken, yanakları, göğüsleri birbirine değdi değecek, ama asla değmeden, Defne, Sahir'in kokusunu içine çektikçe yazlık elbisesinin ipeği erir, kolları, bacakları sanki dağılır giderdi. Hemen o an, oracıkta sarılıp yatmazlarsa ölüverecekmiş gibi gelirdi. Oradan kaçmak, sarılıp yatabilecekleri bir odaya, bir yatağa koşmak işleği dans boyunca, bazen tüm gece boyunca sürerdi, gizliden de öte, örtülü, derinden... Özlemini çektiği bu oda, buyatak, gündelik yaşamlarının coğrafyasında yer almıyordu. Belki günlerden bir gün gidebilecekleri bir yerdi, yalnızca. Bu Belkibirgün'im de her günkü takvimlerde yeri yoldu. Astây ı kabullenmeyen yüreğimizi oyalamak için benliğimizi n kuytusunda gizlice bulundurduğumuz o sisli, Belkibirgün Beldesi. Yaşamın karşımıza çıkardığı çetrefil yol ayrımlarında... zor sorular... imkânsız seçimler karşısında... kolayca, evet veya hayır, şu veya bu, sen veya o, diyemediğimiz zamanlarda ruhumuzu oyalayan veya törpüleyen belki'ler... Belki günlerden bir gün, belki evlerden bir ev. belki onlardan biri, Belki Defne, Belki Ben...
Nihal Yeğinobalı İstanbul'a geldiğinde 8 yaşındaydı. Orta ve lise öğrenimini Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde tamamladı. Daha sonra ABD'ye gitti. New York Eyalet Üniversitesi'nde edebiyat öğrenimi gördü. Usta bir çevirmen olarak sayısız klasik ve çağdaş edebiyatçıyı, romanları ve öyküleriyle dilimize kazandırdı. Vincent Ewing adını koyduğu sözde ABDli bir yazarın imzasıyla yazdığı ilk romanını Genç Kızlar adıyla yayımlattı. Bu kitap, çeviri bir kitap kandırmacasıyla yıllarca yeni basımlar yaptı. Hâlâ da basılıp satılmakta. Daha sonra Mazi Kalbimde Bir Yaradır adlı ikinci romanı yayımlandı (1988). Üçüncü romanı olan Sitem de büyük bir ilgiyle karşılandı. Cumhuriyet Çocuğu, yazarın kendi yaşam öyküsüdür.
Bir süredir kitap okuyamıyordum, beni okurken yormayacak, okumaya geri döndürecek bir kitap arıyordum bu açıdan beklentimi karşıladı. Kitapta karakterlerin işi gücü yok birbirlerine yürüyorlar, gavatlık diz boyu gibi geldi bana. Hele her akşam kulüplerde meyhanelerde takılmaları romandaki karakterlerin ekonomik açıdan dertsiz tasasız olup rahat dürtmesi sonucu milletin karısına kocasına sulantı olmalarının bir örneği. Ayrıca Defne ve Beril arasında wlw bir ilişki olmasını beklemiştim, roman bu yönde evrilseydi en az dört yıldız verirdim.
Yazarın müthiş kalemi vardı. Ama bu öyküyü sevemedim... Kocasından boşanmak üzere olan Defne'nin rastlantı sonucu tanıştığı Beril sayesinde hayatı karmakarışık hale geliyor. Bir insanın seçeceği arkadaş gerçekten çok önemlidir...
Eski bir dostu unutulmuşluk denizinden tutup çıkarmak, yeniden onunla kaynaşmak, bunun sevincini yaşamak gibi bir duyguydu uzun bir aradan sonra Yeğinobalı okumak. Çok fazla beğenmesem de okuduğuma mutlu oldum açıkçası.