Eczaneleri çok severim. Çocukluğumun eczanelerini ise daha çok... Çünkü o yıllarda, eczanelerin raflarında günümüzdeki kadar ilaç kutusu göremezdiniz. Eczacı, bir perdeyle kapalı arka odada, elleriyle hazırlardı reçeteleri. O perde, benim için bir sihirbazın pelerini gibiydi...
Hatırla Barbara Yağmur Yağıyordu, bir yazarın, eserlerini yazdığı odanın perdesini aralıyor bizlere...Onur Caymaz'ın, reçeteyi hazırlayan o eczacı gibi, bir şiire ya da öyküye ulaşırken sahip olduğu bilgi birikimine tanık olacak ve o yağmurun altında ıslanacaksınız.Kitaptaki her bir yazı ruhunuza iyi hem de çok iyi gelecek...Sabah, öğle, akşam... Güzel bir kitap okumaya aç kaldığınızda! -Sunay Akın-
1977 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi Elektronik- Bilgisayar Bölümü’nü bitirdi. Yazdıklarıyla Adam Sanat, Adam Öykü, E, Varlık, Öküz, Virgül, Eşik Cini, Sarnıç, Notos Öykü, Express ve benzeri dergilerde göründü. Yanı sıra Radikal, Cumhuriyet Kitap, Yurt gazetelerinde yazıları; Birgün gazetesinde köşe yazıları yayımlandı.
Şiir, öykü, roman kitapları yazdı, kitaplardaki yaşa geldi.
Şiirleri İngilizce, Arnavutça, Bulgarca, Ermenice gibi çeşitli dillere çevrilen Caymaz, yurtdışında da birçok festivale katıldı.
Öğretmenlik, bilgisayar programcılığı vs işlerden sonra son sekiz yıldır editörlük, bağımsız yazarlık ve reklam ajanslarında düzeltmenlik yapmaktadır. “Bağımsız”ı özenle vurgular. Bunun dışında son birkaç yıldır kendi hazırlamış olduğu Yaratıcı Okurluk atölyesiyle genç – yaşlı birçok okura ulaşmış, “iyi okurun kötü yazardan iyi olduğunu”, “büyük yazarları ancak büyük okurların okuyabileceği” düşüncesini yaygınlaştırmaya çalışmıştır.
Bir iki ödül daha aldıktan sonra ödüllere de karşı çıkacak…
Yazarın orda burda yazdıklarından derlemeleri. Her yazısında alıntılar, edebiyat magazinleri, çok okurum en iyi ben bilirimci tavır, okura sürekli "aylak" diye hitap edip ders vermeler. Bu özgüven, kibir nereden kaynaklı anlamış değilim.
Şöyle bir örnek vereyim. Orhan Pamuk okumaktan şu ana kadar ( okuduğum 3 kitabı var sadece ) ben de çok keyif almadım. Sevmeme, beğenmeme, eleştirme hakkınız elbette sizde saklı. Ama bu düzeydeki bir yazarı eleştirirken had bilmek gerekir diye düşünüyorum.
Genel kültürü, ah nasıl bir şey o, bin dereden su getiriyor ve o bin derenenin de kaynağını şak şak diye sayıyor. Onur beyin yazım dilini bilmediğim için ilk zamanlar biraz zorlansam da kendisi baya madi yani, sert, dan dan dye yazıyor, baya dayak yer ya da ukala bir arkadaşla konuşur gibi hafifi rahatsızılık hissettiriyor, okudukça altı dolu olan bilginin köpeğiyim diyerekten, sayfalarca sürüklenerek okudum. Her kelimenin, her sözün altı dolu. Algısı açık ve okurken sizi de buna zorluyor. Söyledikleri, anlattıklarını, adını andığı pek çok yeri ve ismi google beye sordum, ( her aplikasyonun sesli yanıt yardımcısı neden kadın abi? ) gelenekleri görenekleri bak canım kardeşim minvalinde o öyl edeğil bir kere diyerek anlatıyor. Ben baya sevdim ya, çok şey kattığını düşünüyorum bana.
Onur Caymaz'ın öykülerini hep çok sevdim, incelikli, ayrıntıya önem veren öykülerdir. Bir kısmını başka kaynaklardan okumuş olduğum denemeleri de öyküleri kadar güzel...
Daktilo fabrikalarının kapatılışını sizlere hatırlatıp okuyucuyu kocaman bir hüzün bulutuna gark edecek kadar acımasız , Leyla Erbil ile hiçbir zaman yan yana gelme şansı olmayacak bizleri Leyla Erbil özlemiyle burun direklerimizi sızlatacak kadar samimi , Nazım Hikmet'e uygulanan adaletsizliğe, hem de dünyanın en ağzı bozuk ve en aşağılık şekline (Sözde gazete 'Akit' bile yapmıyor bu kadarını ) tanık olmanız kadar sinir bozucu, Ahmet Hamdi Tanpınar'a nereden bakmamız gerektiğini gösterecek kadar gerçek bir kitapla tanıştırmak istiyorum sizi. Muazzam anılar ve bilgilerle bezeli her sayfası. Uykum gelsin diye elinize alacağınız kitaplardan değil, aksine sizi uykularınızdan edecek özellikte bir kitap. Verdiği referanslarla hem size gidip görülmesi gereken birkaç mekan, hem de okunması gereken birkaç kitap bırakıyor geriye. Her ne kadar yazar 'su gibi akıyor' deyimini sevimsiz bulsa da, bu kitap su gibi akıyor ama akarken ruhunuzdan hiçbir zaman silinmeyecek sekiler bırakıyor geride. Kitabı okurken adeta meddah görevini üslenen üsluba sahip yazarlara hayranlığımı anlatacak kelime bulamıyor. Sesli kitap saçmalığına son verin ve bu kitabı edinin. Zaten okuyor gibi değil de , ilk sayfayı açığınız anda başucunuza bilge birisi ilişip size anlatıyor gibi hissediyorsunuz. Hayatıma çok güzel ve ani bir giriş yapıverdi Onur Caymaz ve külliyatı tamamlanması gereken yazarlar arasında yerini aldı. Bu kitabı okurken iki şey beni gururlandırdı; bahsi geçen yazar ve kitapların çok büyük bir çoğunluğunu okumuş olmam , bir de hiçbir zaman kişisel gelişim kitabı okumamış olmam. Cidden ben de kişisel gelişim kitapları okuyup gelişen kimseye denk gelmedim. Aksine aptaldılar ve hep aptal kaldılar. Malum alan kısıtlı, yoksa bu kitap hakkında yazmaya ne şarj yeter, ne de baş parmak. Ah be ! Eskiler 'ne mürekkep, ne de kuş kanadı yeter' derdi belki de. Bakın işte kitap bana neler söyletiyor. Son olarak siyasi hicivlerine de hayran kaldığımı belirteyim de durdurayım kendimi.
Her şeyle ilgili bir şey öğrenmek ama daha çok şu engin edebiyat denizinde bir yön bulmak için okunmalı ve okutulmalı.. Yine ve her zamanki gibi eline, yüreğine ve kalemine sağlık Onur Caymaz!
Herkesin lanetlediği 2020 nin bana kazandırdıklarından biridir Onur Caymaz . Okudukça yaşama , okumaya , hayata dair ilhamlar ile doluyorsunuz . Ya da en azından bana öyle hissettirdi :)
Onur Caymaz'dan hayatınıza değişik bilgiler kazandıracak bir oto-deneme çabası bu kitap. Onlarca denemeden oluşan, her yazının belli konusu olan, yine her yazı içerisinde küçük bilgiler saklayan bir kitap. Belki eleştirilebilecek konu, Caymaz'ın edebiyatta sağlam bir yer edinmemesine rağmen bazı edebiyatçıları eleştirmesi olabilir. Bu benim için değil, Caymaz'a karşı olan kesimin dile getirdiği bir söylem. Evet, benim de çok sevdiğim yazarlara saydırmış kitabında ama ben bundan dolayı nefret etmiyorum, yazıları şiirsel olduğu için olumlu alabileceğim kısma odaklanıyorum. İnsanların sevdiği işlere bakışı fanatizme döndüğünde kişiliklerinden kaybediyorlar gibi sanki. Neyse konuya dönelim. Eğer sıkı bir okur değilseniz, kitap size çok şey kazandırmayacaktır, zira Romain Gray'den Barthes'e, Shakespeare'den, Ahmet Erhan'a kadar uzun bir yazar listesi yapıyor. Keyif alabilmeniz için en azından bilgi sahibi olmanız gerekiyor.
Okurken zorlayan, bir yerlere not aldıran ya da arama yapmama neden olan yazarları çok seviyorum. Caymaz, büyülendiği edebiyatı, kendi penceresinden anlatıyor bizlere. Yazarlarla, kelimelerin tarihçesiyle, anılarla ve fikirlerle. Hem de bunu öyle samimi ve nüktedan bir üslupla yapıyor ki sevmemek imkansız. Siz de seveceksiniz.
Hangi kısmını alıntılayacağımı şaşırdığım efsane kitap. İyi kitap, dağıtır diyor sayfaların birinde, gerçekten öyleymiş. Bu kadar derdi nasıl taşıyor diye sordum kitap bittiğinde...