Başını kaldırdı, direksiyon binasına yeniden baktı. Halen içinde bir umut vardı. Mustafa Kemal oradaydı ve belki her şeye bir son verir. "Gel, gitme kadın." derdi. Ama beklediği yerden ne bir haber vardı, ne bir ses... (s.50)
"Latif, bana askerlik günlerimi hatırlattın. O yıllarda mutfağa girer, patates soyardık. Şimdi reisicumhur olduk, fasulye ayıklıyoruz." dedi. (s.280)