Atatürk döneminde Avrupa'da öğrenim görüp, sonradan yurdumuzda görev alan öğretim üyelerinin bazılarının öğrencisi, bazılarının da okuyucusu olmaktan hep kıvanç duydum. Enver Ziya Karal, Bedrettin Tuncel, Afet İnan ve Mahir Canova gibi bu kitapta tanıtılan birçok bilim, kültür ve sanat adamı, Avrupa'dan döndükten sonraki yaşamlanyla hem kişiliğimizi etkilediler hem de Türkiye'nin öncü eğitmenleri olarak ufkumuzu açtılar. Kansu Şarman'ın bu değerli kişiler hakkında yaptığı çalışma önemli bir boşluğu dolduracak." - Sami Önal
"Sizi bir kıvılcım olarak gönderiyorum, volkan olup dönünüz!" Yetenekli öğrenciler Atatürk'ün bu sözleriyle Avrupa'nın çeşitli ülkelerine uğurlanır. Amaç, Cumhuriyetin kalifiye eleman ihtiyacına cevap bulmak ve Batı tarzında eğitim almış yeni bir nesil yetiştirmektir... Kansu Şarman'ın bu titiz çalışmasında 1925-1945 yıllan arasında çeşitli branşlarda Avrupa'da eğitime gönderilmiş ve döndükten sonra kendi alanlarının öncü isimleri olmuş 40 kişinin Avrupa günlerine ait tanıklıktan, mektuptan, belgeleri ve fotoğrafları yer alıyor. Avrupa öğrencilerinin anılarında, yeni cumhuriyetin gençlerinin çalışma heveslerini, Batılı değerlere uyum çabalarını ve Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden çok önce başlayan Avrupa ile bütünleşme girişimlerinin temel taşlarını bulacaksınız.
Kansu Şarman’ın *Türk Prometheler* kitabını henüz bitirdim ve etkisinden çıkmam pek kolay olmayacak.
Kitap, Cumhuriyet'in ilk yıllarında birer kıvılcım olarak yurtdışına eğitime gönderilen o gencecik insanların son derece dokunaklı anılarıyla dolu. Gittikleri yabancı memleketlerde yaşadıkları zorlukları, içlerindeki memleket sevdasıyla yaptıkları o büyük fedakarlıkları okumak ve bu efsanevi kuşağı satırlar aracılığıyla bu kadar yakından tanımak bana tarifsiz bir mutluluk verdi.
Özellikle bir mühendis olarak okurken inanılmaz motive oldum. Cumhuriyetin imkansızlıkları kelimenin tam anlamıyla söküp atan bu "yırtıcı" ve inatçı gençlerini okurken, kulaklarımda ister istemez Onuncu Yıl Marşı çaldı durdu. Marşta gururla haykırdığımız o "on beş milyon gencin" ruhunu ve adanmışlığını, bu çocukların gözlerindeki ateşte çok net görüyorsunuz.
Kendi mesleğime ve ülkeme olan inancımı tazeleyen, insana "ben de bir şeyler yapmalıyım" dedirten harika bir eser.
Muhteşem bir kitap. İlham dolu hikayeler. Çok şey öğrendim. Yeni kurulmuş vatanlarından kıvılcım olarak çıkıp volkan olarak dönenlerin efsane hikayesi. Türk promete’ler adı da çok güzel düşünülmüş. Dresden bombalarında ölen isimsiz kahramanlara çok üzüldüm. Hali hazırda var mıdır bilmiyorum ama yoksa, 2. Dünya savaşında eğitim için bulundukları halde başta Dresden olmak üzere Almanya’da ölen gençlerimiz için mutlaka bir anıt dikilmeli.
Bahsedilen öğrencilerin bir kısmının hatıralarını internet aramasından da bulunabiliyor. Biyografiler ise doğrudan wikipedia'dan alınmış. Bu açıdan çok özgün bir çalışma değil fakat ilham verici anılara sahip, vaktiniz varsa keyifle ve hızlı okunabilir..
Hani bazı kitaplar vardır; çok seversin. Bazı kitaplar da vardır ki; hem seversin hem de değerlidir senin için. İşte bu o kitaplardan… Bir de bazı kitaplar içinize oturur. Bu kitap bitince içime bir şeyler oturdu. Öyle…
Kitabın hem de en başına Mete Tunçay’ın kahvehane seviyesindeki söyleşisini koymak ne gereksiz olmuş. Hiç kimse kalmadı mı söyleşisini koyacak? Aslında üç yıldız bile verilmez ama araştırmanın nadirliği hatrına.