Hayat Güzeldir'i yazabilen bir yazar İyiler Ölmez'i de yazabiliyor... Bu kitap yazarın okuduğum bir kaç kitabına göre söyleyebileceğim gibi, hem iyi yazabilmenin hem de kötü yazmanın maharetlerini bir arada gösteriyor bize. Öncelikle Kutlu'nun hem şekilsel - boşluk bırakılmayan satırlar vb - hem de anlatımsal tarzı burada kendini gösteriyor. İyiler Ölmez hikâye kitabı gibi görünüyor ama aslında bir roman ya da tam tersi. Hangisi olursa olsun çok belirgin bir çok hızlı zaman akışıyla karşımıza çıkarılan hayat hikâyeleri en azından bende yorgunluk yarattı. Yazar islami duruşu veya sadece müslüman bir yazar olması gereği insanların iyiliği, şefkati, imanla yaşamasının önemini, bunu güzelliğini anlatarak bir hikâye anlatıyor bize. Ancak bu hikâyeyi hem çok sığ olaylarla ve kişilerle dolduruyor- dindarları küçümseyen kadınlar- erkeklere dadanan kadınlar vd- hem debence kitaba antipatik bir hava veren yazar sesiyle müdahalelerde bulunuyor. Kitabın açılış hikâyesi çok güzel başlayıp akarken birden dizilere vb bağlamamız, saçma sapan ve hiç ikna edici olmayan ve inanılmaz sığlık kokan olaylar nedir, yazarın olaya müdahalesi neden gerekiyor ben anlamadım. Bence garanti bir yazar olmanın getirdiği bir konfor bu. "Nasıl olsa okunur"... Keşke biraz da bu konu üzerine düşünseydi Mustafa Kutlu. Hakikaten hikâye yazabilen, hem de senelerdir hikâye yazan bir yazar nasıl olur da bu kitabı böyle, bu hâliyle bastırabilir? Bir yazar istediği gibi, istediği şekilde, ve istediği şeyi anlatabilir, sonuçta yazar anlatıyor bizler de okuyoruz. Ama bu yazar başka yazarları okumuyor olabilir mi? Dindar olmak ve iyilik istemek, iyiliğe yönelmek, neden sığ karakterler üzerinden anlatılsın ki, neden gerçeklik hissi vermeyen karakterler üzerinden anlatılsın? İyiliğin var olduğunu, inancın iman etmenin güzelliğini ve bunların insan karakterine yaşamına olan güzel etkilerini biz biliyoruz zaten, ama sen yazar olarak bunu hikâyeye dökerken bizi kaleminle ve sana ait bir şekilde anlatarak etkilemelisin. Bu ödünç hissiyatlar gerçeklik hissi yaratmıyor, zorlama kaçıyor....
Bu sözlerime rağmen yazarın yer yer, hatta bir çok yerde iyi bir anlatımla, akıcı bir şekilde hikâye ettiğini söylemem gerek... Ne zaman ki klişe islamcı bir tavır ön plâna çıkıyor, yazarın anlatım gücü zedeleniyor..