What do you think?
Rate this book


224 pages, Paperback
Published May 1, 2016
Kitabın ikinci kısmı tasavvufla alakalıydı. “Birkaç Söz” başlıklı giriş yazısının ilk cümlesi şöyle: “Yüzyılların katmerlendirdiği bir skolastik düşünüşten sonra Batı taklitçiliğinin açtığı hüsran çukuruna yuvarlandığımız bir devirde kültürümüzün çıkış noktası Mevlana olmalıdır.“ (syf.123) Sonra ana fikri bu olan düşüncesini temellendiriyor diyebiliriz. Olabilecek en entelektüel biçimde, aslında “kal ile değil, hal ile” anlaşılacak bir ilim olan tasavvufu irdeliyor, Mevlana'yı tanıtıyor. Vahdeti vücudun Spinoza’nın panteizminden farkından, tasavvufun Hint ve Batı mistisizminden ayrılan yönlerine değin aklı kurcalayacak noktalara da mercek tutuyor. Ve bunu lafı uzatmadan yapıyor. Ayrıca tasavvufu, Anadolululuğunu kaybetmemiş, mankurtlaşmamış, kalbi körelmemiş; Horasan erenlerinden, atadan-dededen yadigar yüreğinde bir nebze Allah sevgisi bulunan herkesin seveceği ve dizinin dibinde birleşeceği bir veliyi merkeze koyarak anlatıyor: Yunus Emre.
Gerçekten Yunus Emre’li kısımlar beni çok duygulandırdı. Yani Allah’a ve Yunus Emre’ye muhabbet dolu satırlardı, çok sevdim. Ek kısmında da Nurettin Topçu’nun İstanbul İmam-Hatip Okulu'nda okuttuğu din psikolojisi dersinin notları verilmişti.