Yeni Dünya projesinin asıl amacı halka duyurulmamıştı. Daha önce gidilen gezegenlerin nedenlerine benzer fikirler öne sürülmüştü; keşif, koloni, kaynak… Fakat asıl neden bunlardan hiçbiri değildi. Yeni Dünya'yı diğer gezegenlerden ayıran bilinen ve bilinmeyen onlarca, belki de yüzlerce farklılık vardı. Bunların başında gezegene gidecek olan kişilerin seçilmiş kişiler olması geliyordu. Hepsinin bir ortak noktası vardı fakat hiçbiri bunun farkında değildi.
Dolunay Ateş de onlardan biriydi. Üstelik ilk gruptaydı. Ve belki de Yeni Dünya'nın etkisini en çok hissedenlerden biri olacaktı. Dünya'dayken de sıradan biri değildi, başka bir gezegende sakin duracağını kim söyleyebilirdi?
Ametist şehri o yılın dönüm noktasıydı. İsyanların, devrimlerin ve savaşların ilk kısmı Yeni Dünya'nın kalbi olan bu şehirde başlayacaktı. Yüzlerce dostun ve düşmanın, aşkın ve nefretin, yok oluşun ve yeniden doğuşun hikâyesinin başladığı yerdi.
"Meltem Özkaya Wattpad'den klişe olmayan hikâyelerin de çıkabileceğinin ve Türklerin de harika genç-bilim kurgular yazabileceğinin bir kanıtı. Ametist kesinlikle okunmaya değer bir eser." - Ayşenur Nazlı
"Ametist sizi gelecekte, başka bir dünyada sıradışı bir yolculuğa çıkarıyor. Gelecek vadeden bir hayal gücü ve fantastik bilim kurguya renk getiren bir kitap." - Siyah Lotus
Kitabı Wattpad üzerindeyken okumuştum ama üzerinden bir yıldan fazla geçti. Şimdi tekrar, düzenlenmiş haliyle okudum ve görüyorum ki hala üzerimde güzel bir etki bırakabiliyor :') Yayınevine bir bilim kurguya şans verdiği için sonsuz teşekkürler. Çünkü edebiyatımızın genç-bilim kurgulara, fantastiklere ihtiyacı var. Ametist ile tanışma hikayemi ve geniş yorumumu Bookstagram hesabım @aysenurnazli adresinde paylaşacağım ama buraya da bir-iki şey yazmazsam olmaz. Ametist, yazarın ilk kitabı ve tabii ki hala gelişmeye ihtiyacı var ama hayal gücü ve yeteneği gerçekten de takdire şayan. Bu kitaptan önce doğal taşlara çok fazla ilgim bile yoktu ama şimdi evimde sırf güzel göründükleri için alınmış olsalar bile doğal taşlar var başta ametist olmak üzere. Dolunay ve Dimitri çifti -biz onlara Lumitri diyoruz :)- çok samimi bulduğum bir çift, aralarında öyle saf bir ilişki var ki...
Evet, en başlarda olaylar birbirinden kopuk görünüyor ve geçişler ani oluyor ama ikinci yarıda her şey birbirine öyle bir bağlanıyor ki kitap akıcı bir şekilde ilerliyor. En başta kitap size yavaş gelebilir bu yüzden ama sonrasında elinizden bırakamayacaksınız. Kıskanın, ben ikinci kitabı da okudum sizden önce nihaha. Ve o da çok güzel. Okumuş olmama rağmen düzenlenmiş haliyle tekrar okumak için ikinci kitabı dört gözle bekliyorum! Puanım: 4,5/5
Olay akışının getirdiği merakla yaklaşık 2 günde soluksuz okudum diyebilirim. Yeni Dünya şehirleri beni apayrı maceralara sürükledi. En çok her karakterin kendine has oluşunu sevdim. Gerçi karakterlerin iç dünyasını daha çok görmek isterdim. Yine de olaylar bu açığı bayağı kapattı. Serinin devam kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum. Bu sanki asıl olayların küçük bir girişi gibiydi. Merak ettiğim çok nokta var. Klasedon'un asıl yapılış amacı ne? Laurel ve Dolunay arasında nasıl bir bağlantı var? Dimitri'nin iç dünyasına girebilecek miyiz? Safirler ve Gümüşler arasında neler olacak? Yeni türler eklenecek mi? Başka şehirler de görecek miyiz? Gibi gibi... Sanırım beklemekten başka bir şansımız yok :) illa kitaba döndüğünde eklemeler çıkarmalar olacaktır diye düşünüyorum. Ve bir kitabı elde okumak gibisi olmadığını bir kez daha hissettirdi. Elektronik ortamda o bağ tam anlamıyla kurulamıyor sanki. Neyse fazla uzattım :)
Sevemedim. Kurgunun içine bir türlü giremedim. Karakterlere adapte olamadım. Her şey çok çabuk olup bittiye geldi sanki.. 😕 Kurgunun içindeki dünyayı hayalimde canlandıramadım. Okurken heyecan dahil hiç bir şey hissedemedim ki kitabı şöyle okudum; 🙄 Bilmiyorum belki de bu tarz kurguda çok kitap okuduğum için farklı bir tat alamadım. Ya da fantastik okuyacak havada değildim bilemiyorum. Pek bana hitap eden bir kitap olmadı maalesef. 😕