2016 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'ne değer görülen Gamze Arslan, sadece insanın insanla ilişkisine değil, çevresindeki her şeyle bağına odaklanan genç bir yazar. Arslan'ın öykülerinde hayvanlar, tarihî yapılar, beden uzuvları ruh ve dil kazanarak bizimle konuşuyorlar. Ama bu öykü dünyasında her ilişki bir düğüm, yalnızlığın sürüklediği bir çıkmaz sokak adeta; okur hep bir sırrın çözülüşüne tanıklık etse de, varoluşun kökenindeki açmazlarla karşılaşıyor.
2016 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'ne değer görülen Gamze Arslan, 1986'da Ankara'da doğdu. 2007'de Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü, 2012'de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Dramatik Yazarlık Anasanat Dalı'ndan mezun oldu. Yazıları Felsefe Yazın, Bibliotech, Sahne, Partisyon dergilerinde yayımlandı. İstanbul'da yaşayan Arslan, dramaturgluk ve senaryo yazarlığı yapıyor.
Çok güzel öyküler var içinde. Özellikle ilk iki öyküyü çok beğendim. Çok isabetli bir ilk kitap. Umarım yazar başarılı olur ve başka hikaye kitaplarını, romanlarını okuma fırsatına sahip oluruz.
Türk öykücülerin kitaplarını alırken Yaşar Nabi Nayır Ödülleri bir "referans" niteliğinde. Elimden geldiğince Yaşar Nabi Nayır, Yunus Nadi, Haldun Taner ödüllerinin sahiplerini okumaya çalışıyorum. Bu çerçevede 2016 yılı Yaşar Nabi Nayır ödülünü alan Gamze Arslan'ın Çerçialan'ını da sedinmiştim. İlk kez bu ay satın aldığım Öykü Gazetesi'nde Arslan'ın öyküsünü okuduktan sonra kitabını da hemen okumak istedim. Çok da iyi yapmışım.
Kitap yedi öyküden oluşuyor. Yedisi de birbirinden başarılı, birbirinden etkileyici. Özellikle bazı öyküleri nefesimi tutarak okudum. Hafif bir "gerilim" yaratıyor insanda, ki açıdan bana Mine Söğüt'ü anımsattığını söyleyebilirim. Favorilerim, "Küf Korkusu Olmalı İnsanda", "Dudu ve Nimet", "Kasapta Kesik Parmak" öyküleri oldu.
Bitirdiğimde keşke birkaç öykü daha olsaymış, bu kadar çabuk bitmeseymiş dedim. Tavsiye ediyorum. Umarım kısa zamanda yeni bir kitabını okuyabiliriz Arslan'ın.
Ek: Şimdi Twitter adresine baktığımda fark ettim, Arslan, Vatanım Sensin dizisinin senaristlerindenmiş. Şu sıralar televizyonda izlediğim tek şey desem yanlış olmaz. Şimdi daha bir merakla izleyeceğim. :)
Bayılarak okuduğum bir öykü kitabı daha. Ne cevher kalemler var günümüz Türk edebiyatında. Böyle tesadüfen yakaladıkça hazine bulmuş gibi seviniyorum. Sert öyküler bunlar yine. Böyle nasıl diyeyim, bir Mine Söğüt gibi veya Şebnem İşigüzel gibi ama ne hayalgüce. Konuşan nesneler, konuşan hayvanlar ama hep içimizden, sanki gerçekte de böyleymiş gibi. Özetle, önce arka kapak yazısını okuyun, merak uyandırıyorsa öyküleri seveceğinizden emin olun.
Gamze Arslan'ın "Çerçialan"ı 2016 yılı "Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü" sahibi. Benim ilgimi ise "Kibrit Ev" ile beraber "2016'nın En İyi Öykü Kitabı" yarışması ile çekti. İnternet oylamasının spekülasyona açık ortamında neden bu kadar oy aldığını bilmek istiyordum. Öncelikle sağlam ama yüzde bir gülümseme bırakan bilinç akışı ile 70 sayfayı nasıl okudumu anlayamadım. Kesinlikle ışıltılı, güncellik ve fantastiğin birbirine güzel bağlandığı bir hayal gücü ve kendine has bir yazın tonu var diyebilirim. Bu anlamda kafamdaki soru işaretleri önceden de dediğim gibi yüzümde bir gülümsemeye bıraktı. Nadir olsa bile internet üzerinden hem iyi bir yazar hem de güzel bir kitap okumuş oldum :)
İşte gerçek bir öykücü! Öykülerinin hepsi farklı lezzete.. Şiddet, cinayet, tecavüz, taciz ne isterseniz var. Ama bu konular, son zamanlarda moda olduğu gibi öyküler prim yapsın diye değil, kurgu gereği yerleştirilmiş! Öykülerin duygusal, toplumsal mesajları da var. Çok ustaca ve yaratıcı buldum. Çılgın ama zekice yazılmış tüm öyküler. Gamze Arslan çok iyi yerlere gelecek, müthiş bir yetenek. Yolu açık olsun.
Not: Sevgili Gamze Arslan'la Çerçialan kitabı üzerine Trt Radyo1 Kitap Oburu programında yaptığımız söyleşiyi YouTube kanalımızdan dinleyebilirsiniz https://youtu.be/j99YfmhDkiA
Kimi zaman bir şehrin, kimi zaman bir yüzük parmağının karakter olarak karşımıza çıktığı, cinnetini omuzlarına atmış öykülerden müteşekkil iyi bir öykü kitabı.
Çerçialan, Gamze Arslan’ın ilk kitabı. Arslan, Çerçialan’la 2016 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’nün sahibi olmuş.
Yazarın dili bana oldukça değişik geldi. Hikayeler ise bolca şiddet içeriyordu. Tüyleri diken diken eden, ironilerle dolu hikayeler vardı kitapta. Okurken her bir karakterin birileri tarafından delirtilmiş olduğunu görüyorsun. Sonuçta, bu gerçek hayatın benzerleri olan, kitap insanlarından da her türlü ürkütücü hikayeyi bekliyor oluyorsun. Arslan’ın dilindeki ironi, bu uç hikayelerdeki çaresizlik ve derin kaderi heykelleştiriyor sanki. Her bir hikaye aslında tek bir hikaye gibi dikiliyor karşınıza...
gamze arslan kentten çok köyü anlattığı öykülerde çok iyi bence. ilk öykü dudu ve nimet zaten kitaba muhteşem bir giriş olmuş. geyikli derviş'i de, gelenekten gelen dilini, imgelerini, yok olmaya yüz tutmuş bu yazın türünü çok sevdim. dili çok akıcı, cümleleri kuvvetli, sözcükleri, deyişleri çok zengin... anne-kız ilişkisinin trajedisini anlattığı son öykü de iyiydi, sürprizli son sevenlere :) ikinci kitabıyla beraber aldığım çerçialan'la başladım önce, çünkü takıntılı bir insanım :)
İçinde 7 öykü barındıran 63 sayfalık kısa sayılabilecek bir öykü kitabı. Öyküler metaforlarla bezenmiş, kurgusu ve son öykü hariç kelime işçiliği güçlü bir kitap. İlk iki öykü dikkat çekici benim açımdan. Sonrasında giderek ivme kaybediyor kitap. Kelimelerle oynayışını, kelimeleri kullanışını sevdim genel olarak. Öykülerini ve karakterlerini aynı derecede sevdiğimi söyleyemem ama. Öykülerine nüfuz etmek, temalarına dokunmak yazarın üslubu itibarıyla zor. Okuru rahatsız etmeyi hedefliyorsa bunu başardığını ifade edebilirim. Bu açıdan ikinci öykü kitabının daha sert olduğu söyleniyor. Şimdi ona geçiyorum.
Ödüllü olması nedeniyle okuma listeme giren kitaplardan. Ayrıca bir ilk kitap. İçinde 7 öykü var ancak yazar henüz tarzını bulamamış, farklı denemeler yapmış. Bu bazılarına iyi gelebilir ama ben sanıyorum bütünlük arıyorum. İlk 2 hikaye; Dudu ve Nimet, Küf Korkusu Olmalı İnsanda; öne çıkan hikayeler. Bunlar yeraltı edebiyatı olarak tanımlanabilir. Yazar bu türde bence daha başarılı.
7 hikayeden en çok hoşuma gidenleri: tüzen söz, küf korkusu olmalı insanda ve kasapta kesik parmak hikayeleri oldu. hikayeler gayet güzel, yani hem yazarın ilk kitabı olması hasebiyle hem de genç yaşta böyle güzel hikayeler çıkması nedeniyle ben yeterli buldum. eh, yunus nadi ödülünü de almış zaten, kendisini kanıtladığını düşünüyorum. umarım tekrar tekrar yazar :)
not: özellikle küf korkusu olmalı insanda hikayesini okurken radyo tiyatrosu dinliyorum hissine kapıldım. kafamda seslendirmeler canlandı desem yalan olmaz ^^
Gamze Arslan'ın yazdığı ve içindeki öykülerin 2016 yılında Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülünü aldığı Çerçialan isimli kitabı okudum. Yazar, kahramanlarin kadin olduğu ya da ilginc bir sekilde kadin bedenini ve ruhunu aldığı öykülerinde şiddet temasını da güzel bir sekilde yedirmiş. Öyküleri okurken şiddetin yoğunluğu bazen artıyor fakat yazar şiddetle iç içe geçtiğimizi o kadar iyi biliyor ki artan yoğunluğun bile bizi sok edici bir etkisi bulunmuyor. En çok Kuf Korkusu Olmalı Insanda isimli oyku etkiledi beni. Ismi bile güzel. 2018 yilinda kitabı yazarina imzalamıştım ve benim için güzel bir ani oldu. Yazarın Kanayak isimli ikinci kitabini da merak ediyorum.
Çerçialan gerçekten ustalık işi bir kitap, ödül almış olmasına şaşmamak gerek. Biz hep insanların özne olduğu kitaplara alışmışız. (Sait Faik'i bu noktada bir kenara koyarım). Arslan, bu kitabında hem canlı hem de cansız varlıkların alemine dalıyor, onları konuşturuyor, anlatının birer parçası haline getiriyor, gökyüzünde usulca salınıyor ve bizleri yere bırakıveriyor. Belki usulca da yapmıyordur bunu. Baya gözümüze ve zihnimize sokarak yapıyordur. Doğrudan haykırarak. Bu kitabı bir süre sonra yeniden okumak isterim. Kendime not düşeyim bunu da buraya. İyi okumalar herkese!
Çerçialan, Gamze Arslan’ın ilk öykü kitabı. Bu kitabıyla yazar 2016 yılında Yaşar Nabi Nayır Ödülü’nü kazanmış. İçerisinde yedi öykü olan kitabımız, yetmiş sayfalık kocaman bir serüven.
Gamze Arslan, Felsefe ve Tiyatro bölümü Dramatik Yazarlar Anasanat Dalın'dan mezun. Bölümlerinin etkilerini kitabında bolca görüyoruz. Şuan kendisi dramaturgluk ve senaryo yazarlığı yapıyor.
Kitabımıza gelirsek Çerçialan’daki her öykünün zeki bir kalemin ürünü olduğu belli. Yazar hakkında araştırma yapma şansım oldu. Okuduğum röportajından sonra da gördüm ki vermek istediği konuları verebilmiş. Bundan ileride bahsedeceğim. Şimdi biraz kendi deneyimlerimden gitmek istiyorum. Mesela ben bir okuyucu olarak her hikayesinin içine çok rahatlıkla girebildim. Hatta elimde ara bir kitap olması için başlamıştım ancak merakımdan bırakamadım. Hep sayfaları çevirirken buldum kendimi.
Yazarın dili ağır değil, edebi yoğunlukta bir anlatımı yok. Örneğin bu kitapta altını çizmediğim cümle çok az. Bazı öykü kitaplarında ise öyle cümleler oluyor ki, sonunda kendimi bütün cümlelerin altını çizmiş buluyorum. Bunun yanında ruhunuza etki eden bir kitap. O ‘ doyarak okumuş olma’ hissini size yaşatıyor. Anlatımı kuvvetli bir yazar Gamze Arslan. Sadece kitabı özümsemek adına hızlı hızlı değilde, daha dikkatli, kendini vererek okumak gerek. Bu konu ise yazarın kullandığı karakterler için belirttiğim bir husus.
Kitaba ait olan ortak bir görüş var ki, ana karakterlerin çoğunlukla kadın oluşu. Hepsi de farklı karakterdeki kadınlar ancak tümüne yaşanmışlıkları ile yoğrulmuş denebilir. Cesur, adım atabilen, sırtlarındaki yüklerden kurtulmak isteyen kadınlar.
“... Kısacası kadınların ‘erk’ten sıyrılarak var olduğu bir ilişki biçimi aramaya çalışıyorum diyebilirim.”
Yazarın bu konudaki sözlerini de buraya bırakmak istiyorum.
Tabii bir diğer yandansa sadece canlı varlıkları yazmıyor Gamze Arslan. Hiç aklımıza gelmeyecek nesneler, varlıklar bu hikayelerde ana karakter. Kitabın beni en şaşırtan yönü bu oldu.
Her bir hikaye ile ayrı tatlar alıyoruz, bence bu önemli. Ana bir temaya bağlı kalıp durmamış yazar. Biraz tarih, biraz gelenek, biraz absürt,suç... Bu çeşitlilik kitabın daha da güçlü olmasını sağlamış.
“... maksadım bir yer olmasının dışında bir anlam ifade etmesiydi. Çerçinin kamyonundaki çeşitlilik gibi bir alan yaratmak istedim öykülere. Hepsinin devineceği bir çerçi alanı.”
Burada yazara kitabının ismi olan Çerçialan’ın sebebi soruluyor. Çerçialan köyünün ismi imiş anladığım kadarıyla. Verdiği yanıt da bu şekilde.
Beni çok etkileyen bir kitap oldu Çerçialan. Bu kadar güçlü bir anlatım beklemiyordum ve vuruldum. Çok yönlü bir anlatımı var kitabın. Sert ve cesur bir kalem... Öykü dünyasında farklı bir bakış açısı olduğunu düşünüyorum. Okudukça sarsan, gördüğünüz resmi size çevirip birde böyle bakabilirsin diyen bir kitap. Tavsiyemdir.
Klasik olan tarzdan farklı bir yol denemiş. Yenilik farklılık yaratır, ama bence tadında bırakılmalı. İrite edilmeden . FAntastiğe az da olsa kaçış var, ya da hayal dünyasında bir rüya da çırpınış gibi...
Ödüllü öykü kitapları okumak istedim. Bu kitap da o kitaplardan biriydi. Çok da haddim olmayarak ‘bu kitap hangi kriterler göz önüne alınarak ödül almış acaba?’ sorusu oluştu kitabı bitirdiğimde.
Kanayak'ı okuduktan sonra Gamze Arslan'ın bu kitabını da okumak istedim; açıkçası Kanayak'a geçiş sürecinde yazarın nasıl bir üslup ve içerik değişikliğine gittiğini merak ettim. Bu merakımın sebebi biraz da son dönem öykü yazarlarının dönüp dolaşıp bir tema çevresinde durmaları ve bu duruşu çıkan tüm kitaplarında da sürdürme istekleriydi. Çerçialan'daki her öyküde bambaşka dünyaların insanlarını gözlemleme fırsatı buluyor ve onların hayatta kalma dürtülerini onların ağzından, onların seçtiği sözcüklerle dinliyoruz. Aslında bu noktada yazarın diğer öykücülerden sıyrıldığını ve değişime açık olduğunu hissettirdiğini söyleyebilirim; bir sonraki öykü kitabında da tek bir tema yerine yine bambaşka hayatlardan kesitler sunacağına inanıyorum.
*gerekli gereksiz bilgi: edirne'ye dönerken yanıma aldığım son kitaptı, o yüzden bir süre okumaktan kaçtım. sanki okusam iki ay önce eve ilk geldiğim günlerde kaygılandığım her şey ve sonsuz iç sıkıntısı geri gelecekmiş gibi hissettim.
Çerçialan tüyleri diken diken eden, oldukça rahatsız edici bir içeriği olan oldukça yaratıcı ve iyi kurgulanmış bir öykü kitabı. Kitabı sevmek istiyorum ama kitabı okurken yaşadığım hisler olumlu hiç bir düşünceyle yan yana konulabilecek cinsten değil. Kuvvetli bir mideniz varsa ve sarsılmak istiyorsanız okuyabilirsiniz. Kitap bence bir Tarantino filmi gibi geçip gidiyor. Ben bundan sonra kendisinin eserlerini okuyabileceğimi pek sanmıyorum çünkü her sayfayı çevirdiğimde nasıl bir dehşetle karşılaşacağımı düşünmek istemiyorum ama kendisinin çok başarılı bir yazar olduğu konusunda bir şüphem yok.
Yazarın böyle bir eser ortaya koymasını takdirle karşılıyor, onu bu cesaretinden ve açık sözlülüğünden dolayı kutluyorum. Üslubu ve akıcılığı oldukça iyi sizi sıkmadan sadece gererek her şeyi anlatıveriyor :)
Çarpıcı temalar, özellikle kadın sorunsalına ilişkin derin imalar asla açık olmayan, duygusala bağlamayan, sert ve sarsıcı izlekler... 2016 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’nü almış olması ve dahası hayvanları ve diğer canlıları karakterleştirdiğini okuduğumda ilgimi çekmişti kitap. Sanırım üç kez başladım edindiğinden beri, ilk okumada etkilenmiştim ama tam olarak beklentimi karşılamadı. Son okumamda da aynı his içindeyim. İlgi çekici temaları görece akıcı bir dille anlatmış olsa da bazı boşluklar ve kopukluklar oluyor kurgularında. Kendine has bir yazı dünyası var ancak onu aktarmada henüz acemiymiş gibi hissettim. Yine de takip listeme aldığım bir genç yazar, sonraki kitaplarını da okurum. Yolu açık olsun, yazmaya devam etsin. Okuyacaklara keyifli okumalar 🙃
Ben konu seçimini biraz popülist bulmakla beraber insandışıların insanlaştırılmasını sevdim. Dilinin edebi olan kısımları biraz zorlama geldi. Okuması zor değil zira hikayeler kısa. Aslında dil olarak sade bir dil kullanılmış ama garipliğin hakkını ve naifliğini tam tutturamamış. Genç biraz yazar, diğer kitaplarından umutluyum ben.
Gamze Arslan’ın yapmaya çalıştığı şeyi güzel biçimde yapan Karin Tidbeck var, aylakkitap’tan çıkan Zeplin kitabını tavsiye edebilirim.
Yine de Türk çağdaş edebiyatında yeni bir ses olduğunu düşünüyorum.
Çarpıcı, etkileyici, akılda iz bırakıcı, bu yazarın tüm kitaplarını alayım ama hepsini bir anda değil ara ara okurum dedirten, kendini sevdiren, uzuva ruh ve dil katarak bunu size çok iyi hissettirebilen, ne kitabın ne yazarın adını unutamayacağınız bir yapıt. İçinde boş öykü yok, en beğendiğim öyküler ; Dudu ve Nimet Küf korkusu olmalı insanda Allah'la ciddi düşünüyoruz Kasapta Kesik Parmak Tüzen söz. Toplamda 7 öykü var, ne kaldı ki geriye!
Adını yeni duyduğum yazarlara genelde çekinerek yaklaşırım. Bazıları farklı görünerek dikkat çekmek için oldukça deneysel bir üslupla yazabiliyorlar çünkü. Gamze Arslan'ı ise bu gruptan ayıracağım. Çerçialan'ı çok beğendim. Kitabın dili son derece akıcı, öykülerin temposu hiç düşmüyor. Farklı ve kaliteli öyküler okumak isteyenlere tavsiye ediyorum.
Yazarın gayesiyle ne derece örtüşür bilmem ama okurken rahatsız olmama ve yerimden kıpırdamama neden oldu. Ne kadar gerçek dışılarsa, betimlenen her öge gözümün önünde o kadar net belirdi. Bu nedenle belki de etkilendim diyebilirim. Çokça kararsız bıraktı. Küf Korkusu Olmalı İnsanda ile Dudu ve Nimet diğerlerine göre bir nebze öne çıkan öykülerdi.
Gamze Arslan, Çerçialan’da canlı ancak fazlasıyla yalnız karakterlerin katmanlı öykülerine ortak ediyor okuyucuyu. İlk öykü derlemesinde dil, kurgu ve karakter yaratmadaki başarısı göze çarpıyor. 3,8/5
Kaliteli öyküler barındıran bir kitap. Fantastik elementlerden sürrealiste kayan anlatıma kadar bir çok unsuru içinde barındırıyor. Özellikle edebiyatımızda eksikliği hissedilen kadınların problemlerini bir "kadın dili" yaratarak yazmayı başarmış.