Dünya'nın kalbi Ortadoğu, tarihin başlangıcından itibaren çatışmaların merkezi oldu. Bugünkü toplumsal ve siyasal çalkantılara baktığımızda süregelen durumun değişmediğine hatta şiddetin artarak devam ettiğine şahit oluyoruz. Özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Soğuk Savaş dönemiyle birlikte Ortadoğu krizi çok farklı nedenlerden dolayı küresel bir boyut kazandı. Dönemin iki süper gücü ABD ve SSCB sömürge sonrası sancılı bir oluşum sürecinden geçen Ortadoğu coğrafyasındaki ihtilafların doğrudan ya da dolaylı taraftarları oldular. Bu iki süper gücün süreç içerisinde oynadıkları rolü arka planıyla birlikte aydınlatmadan mevcut durumu anlamamız mümkün değildir. Sayısız savaş, iç çatışma, rejim değişikliği, barış çabaları, diplomatik girişimler, terör eylemleri ve ideolojik kavgalar gerçekleşirken bu İki güç bu gelişmelerden habersiz değildi. Hayatını Ortadoğu meselesine adamış, sayısız makaleler yazmış, son elli yılın en ünlü simalarıyla defalarca görüşmelerde bulunmuş, diplomatik görevler üstlenmiş Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlığı görevlerinde bulunmuş bir Ortadoğu uzmanı olan Yevgeni Primakov bu coğrafyanın tarihine ve bugününe ışık tutuyor. Primakov'un bu çalışmasında Arap-İsrail ihtilafından Kürt oluşumuna, Cemal Abdülnasır'dan Yaser Arafat'a, petrol politikalarından Irak Savaşı'na, Ortadoğu'da ön plana çıkan birçok şahıs ve olay hakkında hiçbir yerde rastlamadığınız kulis bilgilerine Rusların bakış açısından ulaşacaksınız.
Rusya'nın "derin devleti" ve Orta Doğu politikasının mimarı Primakov'un, bölgeyi Batılı oryantalistlerden çok daha iyi analiz ettiğini gösteren stratejik bir başyapıt. Soğuk Savaş yıllarından Arap Baharı'na kadar, SSCB ve Rusya'nın bölgedeki hamlelerini, ABD emperyalizminin hatalarını ve Arap liderlerle (Saddam, Esad, Arafat) kurduğu kişisel ilişkileri içeriden anlatıyor. Kitap, diplomasinin sadece salonlarda değil, istihbarat raporlarıyla ve güç dengeleriyle nasıl şekillendiğini gösteren bir "realpolitik" dersi. Orta Doğu'nun bugünkü karmaşasında, Rusya'nın neden hala vazgeçilmez bir aktör olduğunu anlamak için, satranç tahtasına Moskova'dan bakmak şart.