Daha önce sizi Fraktal Düşünceler'imin dehlizlerine davet etmiş, ardından Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler'in var olduğuna ikna etmeye gayret etmiştim. Sonra da Değişen Be(y)nim ile beyinlerimizi anlatmaya çalıştım size; her birimizin değişmeye nasıl mecbur ve mahkûm olduğunun altını çizmek için… Şimdi, yıllardır kendime hatırlatmaya muvaffak oldukça beni yanlışlardan döndüren, hayatımın çözünürlüğünü arttıran ama ne hikmetse sıklıkla unuttuğum, unuttuğumuz, unutulan şeylere dair notlarımla karşınızdayım. Hatırlamaya en fazla ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda daha fazla unuturuz bazı şeyleri, bazı önemli şeyleri...
Unutulacak Şeyler, her şeyin gördüğümüz gibi olmadığını sezgisel olarak hisseden, görünenin ve gösterilenin arkasını merak eden tecessüs sahipleriyle bir hasbıhaldir. Sadece ve sadece de, öncelikle kendime, bir hatırlatmadır...
"Çağın insanı bir taraftan tutucu dinî geleneğin insan düşüncesini kısıtlayan cenderesinden, diğer taraftan modern militan ateizmin inanca savaş açmasından şaşırmış durumda. Sapmış inanışla mücadele etmesi gereken modern insan, inançla mücadele ediyor.İnançlarını savunmaya çalışan modern Müslüman aşırı siyasallaşmış durumda, 'Medeniyet İnşa Etme' idealini önemsemiyor. Elinde bulunan elmas değerindeki bilgileri Batı zihnine sunamıyor ve satamıyor. Bu konuyu dert edinenlerden birisi de Prof. Dr. Sinan Canan. "Unutulacak Şeyler" eseriyle bize felsefî bir ziyafet sunmuş, kendisini kutluyorum." -Prof. Dr. Nevzat Tarhan-
"Bilimle uğraşmak zor iş. Hele ki bilmeyene anlatmak, daha da zor… Sinan Canan zor olanı hep başarıyor. Uzak ve soğuk bulduğumuz bilim dünyasını bizler için yine keyifli ve anlaşılır hale getiriyor." -Pelin Çift-
1972 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden mezun oldu. On dokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji-Embriyoloji Anabilim Dalı’nda yüksek lisans, aynı kurumun Fizyoloji Anabilim Dalı’nda ise doktora eğitimini tamamladı. 2010 yılında Tıbbi Fizyoloji Doçenti unvanını aldı. Farklı tıp fakültelerinde toplam 10 yılı aşkın süre öğretim üyesi olarak çalıştı. Tüm akademik kariyeri boyunca disiplinlerin sınırlarında yer alan araştırma konularıyla ilgilenmeyi tercih etti. Kaos Teorisi, Karmaşıklık, Fraktal Geometri, Doğadaki biçimler, Öğrenme, Lisan ve afazi, Zihin ve Beyin gibi konularda ülke çapında genel dinleyiciye yönelik konferans ve programlar düzenlemekte, bilimi ve özellikle de zor addedilen bilimsel konuları herkesin anlayabileceği anlatılara dönüştürme işi, zamanının çoğunu kaplamaktadır. “Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler”, "Değişen Be(y)nim" ve "Unutulacak Şeyler" adlı kitapların yazarıdır. 2013 yılında bir bilimsel anlatı ve araştırma merkezi olan [n]Beyin‘i kurmuştur ve halen [n]Beyin’de bilimsel kurul başkanlığı ve Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nde öğretim üyeliği görevlerini sürdürmektedir. Üç çocuk babası olan Prof. Dr. Sinan Canan, “Hayatın, tek bir işle uğraşmak için fazla uzun; insanın ise, tek bir işle ömrünü tüketmek için fazla karmaşık olduğuna” inanmakta ve bu yönde çalışmalarına elinden geldiğince devam etmektedir…
Genel olarak sevilmemiş, muhafazakar bulunmuş vs. Bence makul bir hesaplasmaydi kitap, yazarin boynunun borcu gibi sanki. Yani bunlari bilen, dusunen birinin bunu yazmasi lazimdi, cok da takilmayin dini goruse, icimiz zaten doktrin, disimiz kalsin. Son bölüm kafa yakti, sorular birakti, arastiracagim. Eyvallah kitap.
Sinan Canan'ı youtube ve TV 'deki yorumlarından dolayı çok sempatik ve cana yakın bulurum . Ancak bu kitap ,hiç olmamış. Daha yılın başındayız ama şimdiden iddaa ediyorum bu sene okuduğum en kötü kitap olabilir açık ara...Güzel kapak rengine ve iç kapaktaki gezegen mikroskop , DNA ikili sarmalı resimlerine hiççç kanmayın... İçeriği din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden farksız. Bunun için fizyoloji Prof'u ünvanını kullanmasına gerek yoktu. Mahallenizin imamı dese yeterdi. Ayrıca bir atıfta bulunacaksa sürekli olarak inananlar ve seküler kesim olarak toplulukları sınıflandırması ve ayrıştırmasından sonra derece rahatsız oldum. Bilimin manbo cambo kısmını alıp İslam'la harmanlamaya çalışmış... Bitirene kadar başıma ağrılar girdi...
Üzerinde içeriğinin ne kadar İslami olduğuna dair bir ibare konulmalı. 50 sayfa kadar okuduktan sonra daha fazla devam edemedim. Yazarın klasik ilahiyatçı üslubu okudukça, benim gibi inanmayan biri için bunaltıyor. İlk sayfalarda üslubuna takılmayım anlattığını alayım diye düşünürken 50. sayfada yazarın bir şey de anlayamadığını fark ettim. Hepimizin bildiği düşünceleri İslami ağızla tekrar eden bir kitap. Sadece kendim için değil bir başkası için de yeni bir şey öğreteceğine inanmıyorum. Bir yıldız çok bile...
Bazen hayatın koşturmacası içinde kendimizi öyle kaybediyoruz ki, bütün dünya bizim yaptığımız işten ibaretmiş gibi geliyor. Arada bir yavaşlamak, düşünmek, etrafa bakmak, başka alanlar olduğunu da keşfetmek gerek. Bu kitap bunun için birebir. Biraz yavaşlamak, durup düşünmek, bakış açımızı değiştirmek için birebir.
Son bölüme kadar herhangi bir günde yapılacak herhangi bir sohbet havasında konulardan oluşan bir derleme gibi gitti. Son bölümdeki boyutlar kavramını anlatış şeklini beğendim, aklım Intelstellar filmine gitti, burada kazandığım bakış açısı ile izlememde fayda var. Ancak son noktayı koyarken yine kitaba eleştirel yaklaşanların işaret ettiği ilahi düzeni ön plana çıkarmış. Sinan Hoca’nın emeğine duyduğum saygı nedeni ile üç yıldız verdim. Objektif bakan ve bu kitaptan kendimene katarım diyen biri için iki yıldızdır bence.
Herkese gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir kitap. Özellikle kitabın orta ve son bölümleri insanın bakış açısını çok değiştiren, derin düşüncelere sevk eden bilgiler ve yorumlarla dolu. 50 sayfa okuyarak üzerinde yorum yapılacak bir kitap değil. Özellikle bilim camiasının içinden ve sorgulama yetisi yüksek arkadaşlara tavsiye ediyorum.i bu kitabı.
* Devamlı dönüşmek, değişmek, gelişmek, başkalaşmak ve devinmek kaderin ta kendisi...
* Dünyayı değiştirebileceğine ve yeni düşünce ufukları keşfedebileceğine inanan, kendisinden bir tane daha olmadığı gerçeğinin farkında olan çok az öğrencim oldu...
* Derinlikli imle, bilgeliğe, insanlara önderlik etmeye, dünyayı daha iyi bir yer yapmaya, düşünülmemişi düşünmeye, yapılmamışı yapmaya cesareti olan çok az öğrenci tanıdım
* Ne okursan oku, sevdiğin ve istediğin bir alan olsun ve o alana dair bir şeylerde herkesten iyi olmaya bak
* Bilgiyi, ilimi, irfanı, hikmeti, feraseti, basireti, kabına sığmamayı, taşmayı, coşmayı amaç edinmiş verilenle yetinmeyen ve etrafında yepyeni bir dünya inşa etme cesaretine sahip taliplere ihtiyacımız var
* Göze indirilmiş akıl, aklı da gözü de kör eder
* Kur’ani ifadeyle yeryüzünde bozgunculuk çıkaran insan, kendi üzerine kafa yormamayı seçenlerden çıkıyor, özellikle bu bilgi çağında. Düşünememek bir hastalıktan yahut eksiklikten kaynaklanabilir ama düşünmemek büyük bir suçtur
"Hafıza-ı beşer nisyan ile malüldür" diyen büyükler ne kadar haklılar...ve iyi ki öyledir! İnsan iyi ki unutur bazı şeyleri. Fakat unutmaması gerekenleri de unuttuğunda bir düzen, bir sistem, kendinden büyük bir güç tarafından bazı vesilelerle hatırlatılmaya başlanır unuttukları. İnsan, şanslı ve sevilen bir varlık olduğunu işte böyle anlarda anlamalıdır bana kalırsa...
Unutulacak Şeyler kapak tasarımı, yani aslında hiç var olmamış tasarımı, ile sizi hızlıca kendine çekiyor. "Suya yazmak" deyiminin aynası gibi olan bu tasarımın içindekileri unutmamak, taşa kazır gibi zihinlere kazıyabilmenin yegane yolunun açıp tekrar tekrar okumak, karıştırmak, yeniden notlar almak olduğunu zannediyorum. Unutulacak Şeyler benim için böyle bir kitap.
Popüler bilim kategorisinde nitelendirilmesinin eksik bir nitelendirme olduğuna, bir tefekkür kitabı olduğuna inanıyorum. İçerisinde bilim, din, felsefe, sosyoloji, toplumsal cinsiyet, fraktaller...ve daha neler neler bulacaksınız. 3 bölümden oluşan kitapta önce Halimiz'i, sonra Fabrika Ayarlarımız'ı en sonunda da Ayrıntıdan Bütüne bölümünü okuyacaksınız. İkinci bölümdeki Fabrika Ayarlarımız'ın çok daha genişletişmiş ve özelleştirilmiş versiyonunu hocanın İFA (İnsanın Fabrika Ayarları) üçlemesinde de okuyabileceğiz. Ben henüz bu üçlemenin ilk kitabı olan İFA-Hareket'i okudum.
Sonuç olarak kesinlikle tavsiye edebileceğim, okurken zihninizi-sınırlarınızı esnetebileceğiniz, kalıplardan ve etiketlerden özgürleşmenize yardımcı olacağına inandığım çok hoş bir kitap Unutulacak Şeyler.
"..'Düşünememek', bir hastalıktan yahut eksiklikten kaynaklanabilir ama 'düşünmemek' büyük bir suçtur.."
- Hayatlarını biyolojik ve genel geçer sosyal kabuller çerçevesinde kazasız belasız idame ettirmek ve sonuçta "huzurlu" bir emeklilikle ölüp gitmek...... Vaadettiğimiz ve vaaz ettiğimiz yaşam bunlardan ibaret gibi duruyor... - Ne kadar insan olabildiğimizi sürekli izleyebilmemiz için güzel bir kıstas var: uğradığımız yahut haberdar olduğumuz zulme karşı nasıl bir "ilk" duruş sergiliyoruz? Zulme karşı nasıl bir refleksler dizisine sahibiz? Ne kadar insanca, ne kadar beşerce tepki üretiyoruz? Zulme karşı duruşumuz, ne kadar insan olduğumuzun en açık göstergelerinden birisidir. - Kendimi bildim bileli Türkiye'de mütemadiyen birbirimizi öldürüyorduk. - Aliya İzzetbegoviç: İslam güzel de, Müslümanlar bunun neresinde?
Kati pozitivist bir bilim geleneginin hakim oldugu bir donemde biyoloji- histoloji -norofizyoloji alanlarinda oldukca ust seviye calismalariyla unlu bir bilim insanin madde temelli mekanik biyolojik yaklasimin otesindeki dusunce ve hayallerini, yasama dair fikirlerini cok sade bir sekilde okuyucuyla buluşuyor, ve ayrica din-bilim catismasinin hakim oldugu bir donemde yine - benim de kisisel olarak cok yakindigim bu konuyu - okudugum en samimi yaklasimla yazar kendi İslam anlayisini ifade etmis, İslam felsefesinin temelindeki okumak, akletmek meselelerine deginmis. Uslup inanilmaz samimi ve akici, benzetmeler örnekler muazzam lakin son bolumde okuyucuyla fazla hasir nesir olmus bu benim pek hosuma gitmedi, Ozetlemem gerekirse Sinan Hoca, klasik bir akademisyen degil, alaninda cok basarili ve ayrıca alanin otesinde de herkese yeni ufuklar acmayi cok iyi beceriyor.
Günlerimiz adeta bir trans hali içerisnde geçiyor ve hayata dair, insalığımıza dair öylesine değerlerimizi umursamaz hale geliyoruz ki. Sinan Canan bu kitabı ile okuyucuyu hayatın günlük rutin akışından başını kaldırmayı ve unuttuğumuz bizi biz yapan değerleri hatırlamaya davet ediyor. Gönül rahatlığı ile tavsiye edilir, müthiş bir kitap.
yazarında söylediği gibi gerçekten unutulacak şeyleri toplamış ve yazmış. kitabı kapattıktan sonra ne okuduğunuzu hatırlamak çok zor oluyor ama okurken çok güzel keyifli bilgiler ediniyorsunuz. lazım olduğunda birden aklınıza gelecek tarzda bilgileri belleğinize kaydetmiş oluyorsunuz. Ne zaman nasıl lazım olur bilmem ama okurken keyif aldığım kesin.
"Yaşadığımız büyük ya da küçük her deneyim, karşılaştığımız her insan, karşımıza dikilen her engel, çıkan her fırsat, her bir düşünce, tüm hayaller ve hayal kırıklıkları, tüm lezzetler ve acılar beynin nanoskopik devreleri arasında izlerini bırakıp bizi her an başka insanlara dönüştürüyor. Yaşamak tam olarak böyle bir şey..." 🧡
Bitiremeden elimden bırakmak durumunda kaldığım Sinan Canan kitabı. Biyolog ve sinir bilim uzmanından çok daha profesyonel bir dil bekliyorsunuz, fakat yazar olarak hiç de akıcılığı olmayan öğrencilerin tercihlerini alelade eleştiren bölümlerden sonra, nadiren yaptığım bir şeyi yaparak kitabı bitirmeden yorum yazdım.
Another journey I took with the author to the meaning of life, humans and world and all other windows to many things he tells in a fluent and understandable way ...when I closed the book reading the last page, I remembered how a good read felt !
Özellikle ilahiyatçılarda çok gördüğüm Arapça kelime kullanma eğilimi bu kitapta da mevcut. Kabz, Hüsnü zan ve daha niceleri. Teknik bir terim olsa anlayacağım ama Türkçelerini kullanmak varken neden böyle bir eğilimde olunur anlayamıyorum gerçekten.
Maddeden ziyade, bir okyanusun dalgaları gibiyiz. Değişen, dönüşen, kabaran ve zamanı geldiğinde sessizce sönüp aslına dönen; ardından gelecek yeni dalgalara güç veren...
Sanırım Sinan Bey'in ilk kitaplarından birisi bu kitap. Berraklık konusunda tatmin edici değil. Hızlıca okumak için kötü sayılmaz. İFA serisinden başlamak daha iyi olacaktır.