Yıldızları görebilmek için duvarları arasında yaşadığımız evimizden vazgeçtik.
"Sadece bedenlerimizi değil, ruhlarımızı da karantinaya aldılar. Ne bu karantinadan çıkabiliyoruz, ne de birbirimizden ayrılabiliyoruz. Bundan sonraki tek savaşımız bu karantinadan kurtulmak. Kurtulduğumuzda da birlikte olacağız, ama özgür…Savaş bitti, ve biz sağ kaldık.Savaş bitti, ve biz hâlâ ayaktayız."
Zeynep, yeni okuluna başladığı ilk gün kendini bir felaketin ortasında bulmuştu. Salgın bir hastalık nedeniyle okulu karantinaya alınmış, akşamında ise kendini okulun karanlık koridorlarında bir kız öğrencinin cesedinin başında bulmuştu. Üstelik yalnız değildi, onlar da yanındaydı; mahşerin diğer üç atlısı.
Bu, yalnızca bedenleri değil ruhları da karantinaya alınmış dört kişinin hikâyesi. Bu, onların özgürlüklerine ulaşmak için yaşadıkları esaretin hikâyesi. Bu, birbirlerinin her şeyi haline gelen, gökyüzündeki son yıldız yanıp kül oluncaya kadar birlikte olacaklarına söz veren dört arkadaşın hikâyesi. Bu, mahşerin dört atlısının hikâyesi.
15 Şubat 1996 tarihinde dünyaya gelen Beyza Alkoç bir İngilizce Mütercim Tercümanlık öğrencisidir. Küçük yaşlardan beri romanlar, senaryolar ve tiyatro oyunları yazan Beyza Alkoç'un ilk kitabı 2015 yılında yayınlanmıştır.
Nasıl ki "boş yapma, yıkık, duyar kasma, kral, düştüm, yorma reis" gibi kelimeler Z kuşağı turnusolü ise Beyza Alkoç'un Karantina serisi de bir o kadar Z kuşağı turnusolüdür arkadaşlar.
Bu incelemeye özel olarak farklı bir şey yapacağız, Google'dan Goodreads'e yolu düşüp bu kitap yorumunu okuma ihtimali bulunan okurlar için her yorum yazan arkadaşa, gençlerin rahatlıkla okuyabileceği ve nitelikli bulduğum 2 adet kitap önereceğim. Belki genç arkadaşlar bir ihtimal yorumları okur da Karantina kitabından çok daha iyi ve küfürlerle değil kurguyla, olay örgüsüyle, toplumsal bir mesajla öne çıkıp edebiyatın gerekliliklerini sağlayan kitaplarla karşılaşırlar diye siz de 14-18 yaşları için uygun kitapları yorum olarak yazabilirsiniz.
Şimdi girelim bakalım... Karantinaya.
Kitabın adının devamı Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi olduğu için öncelikle bunun ne demek olduğundan bahsedeyim. Hristiyanlık inancında kıyamet alameti olarak ortaya çıkacağına inanılan dört atlıdır bu arkadaşlar. Bunu duyunca aklıma şöyle bir şey geldi... Sanırım bu kitap da Türk Edebiyatı'nın kıyamet alameti olarak ortaya çıkmış gibi görünüyor. Hatta koronavirüsten yaklaşık 2 yıl önce bir salgından ötürü karantinaya gireceğimiz konusunda kehanette bulunduğu için Beyza Alkoç, Ortaçağ'da yaşamış Nostradamus adlı kahinin reenkarne hali bile olabilir.
Lana Del Rey'in kendi şarkısında su-su-summertime summertime sadness demesi gibi bu kitabı okuduğum sırada benim de içimden "ka-ka-karantina karantina sadness" diyesim geldi sürekli. Hatta Çağdaş Türk Edebiyatı adıyla sürekli çok satanlarda bulunan ve içleri erkeğin kadın üstündeki tahakkümü, cinsiyetçi küfürler ve şiddet gibi alt metinlerle dolu bu tür kitapları, esas nitelikli Çağdaş Türk Edebiyatı yazarlarımız olan, halen yaşayan ve adlarını bir avuç insanın bildiği Serkan Türk, Pelin Buzluk, Mehmet Yılmaz, Mehmet Eroğlu veya Faruk Duman gibi isimlere tulum giydirip karantinaya almalıyız esas!
Dediğim gibi, kitabın her sayfası argo değil bildiğiniz ağır küfürlerle dolu, çocuklara ve gençlere kesinlikle önerilmemesi gerekmesine rağmen Goodreads istatistiklerinde okuyanların %70'i 14-17 yaş arası çocuklarımız. Bu konu çok ciddi bir konu bence, zira gençlerimiz böyle kitapların içinde yazanları birbirine karşı söyleyip kendilerine örnek olarak alıyor. Kitabın içinde neredeyse her sayfada olan küfürleri incelemeye yazsaydım bu inceleme şikayet alıp kaldırılırdı, gerisini siz düşünün. Yani mesela Yusuf Atılgan'ın Anayurt Oteli kitabını her ne kadar Türk Edebiyatı'nın en iyi eserlerinden biri olarak görsem de içeriğindeki cinsellik ögeleri ve klinik vakalar nedeniyle yine çocukların yaşına uygun bulmam, bulamam.
Ayrıca erkeğin kadın üzerindeki tahakkümünün alt metinde sürekli işlenmesi demiştik değil mi... Hah işte. Bu konu çok daha sıkıntılı bir konu. Gerek Sümeyye Koç'un Hercai kitabında gerek Büşra Küçük'ün Kötü Çocuk kitabında gerekse de Beyza Alkoç'un Karantina kitabında alt metinlerde işlenen şey, erkeğin kadına psikolojik ve fiziksel tahakkümünün göze ısrarla sokulması. Siz bu kitapları önceden hiç duymamış olabilirsiniz fakat gençlerimizin büyük çoğunluğu bunları okuyor. Hatta Karantina kitabının içinde pek çok benzeri bulunan bir cümleyle örnek vereyim bu durumu:
"Bu iş bitene kadar senin sahibin benim. Ne dersem o!"
Wattpad'den ünlenip Çağdaş Türk Edebiyatı adıyla satılan pek çok kitabın içinde işlenen bir konudur bu: "Kadın köle ve erkek de efendi-sahip." Alttan alta gençlere aşılanan mesaj bu işte. Sürekli kadına hakimiyet kurulup o sanki bir köle gibiymiş gibi ve erkek de ona gücünü her şekilde kanıtlamalıymış şeklinde bir ima var. Beyza Alkoç'a sormak isterdim: "Sen de bir kadınsın Beyza ve 18 yaşın altındaki çocuklara okuttuğun bu kitabın içerisinde neredeyse her sayfada ağza alınmayacak küfürler ve kadının bir ezikmiş gibi gösterilmesi var. Genç nesli nasıl zehirlediğinin farkında mısın?" diye.
Kitabın içinden bahsetmek istediğim bir diğer konu, kitabın 137. sayfalarında yapılan ve birbirini en çok seven çiftin belirlendiği Romeo ve Juliet yarışması. Yani Shakespeare, Karantina kitabının bu kısmını okusaydı muhtemelen Romeo ve Juliet'i hiç yazmazdı ve şu anda mezarında kemiklerinin sızlamasını istemeyip bir krematoryumda cesedinin yakılmasını isterdi herhalde. Çünkü Beyza Alkoç, Romeo ve Juliet'i o kadar yanlış anlamış ki, onların masum, bilinçsiz, toy aşkı yerine burada erkeğin kadına tahakküm kurduğu, her sayfada görmekten şaşırdığım küfürlerden geçilemeyen ve hiç de masum olmayan bir aşk var.
Beyza Alkoç bir röportajında şöyle demiş : "Aslına bakarsanız Karantina basit bir fikirle ortaya çıkmış fakat benim içimde çok büyük bir yere sahip olmuş bir seri. İstediğim şey az önce bahsettiğim gibi okurlara çözebilecekleri bir bulmaca vermekti." Ben sana bulmacayı veriyorum kardeşim, katil Onur'un babası. Hepsi bu. Oh beee... Bak, kitabı okumana gerek kalmadı. Kocaman bir spoiler yedin ve zaten bütün kitap bu bulmaca üzerine kuruluydu. Hadi artık okuma böyle kitapları ve sana önereceğim, senin de yaşına uygun olan şu kitapları okumayı dene:
1- Dostoyevski, İnsancıklar 2- Yaşar Kemal, Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca 3- Stefan Zweig, Gömülü Şamdan 4- Orhan Kemal, Bereketli Topraklar Üzerinde 5- Miguel de Unamuno, Sis
Beyza Alkoç, Z kuşağının ilgi ve beğeni müptelası Instagram hesapları için artık o kadar büyük bir put olmuş ki, muhtemelen Osho ve Kubrick'in Eyes Wide Shut filmindeki gibi Beyza Alkoç'un da kendisine özel mistik bir cemaati olsa gerek. Aksi takdirde kitapları kendi kimliği ve olgunlaşıp gelişmek için değil sosyal medyada ilgi görüp statü kazanmak için okuyan, Beyza Alkoç'un çobanlığında sürüleşip bu kitabı Twitter Türkiye trendlerine bile sokacak kadar müridi bir araya toplamak gerçekten bir hayli zor görünüyor. Çünkü kabul etmek gerekir ki, bu kitap, bir kitap değil. Bu kitabın bir kitap olmadığı tartışılamaz, tartışılması teklif dahi edilemez.
Beyza Alkoç gibi kendini yazar sananların ve Sümeyye Koç gibi "Maddi anlamda epey rahatladım. Hayallerimi gerçekleştirebilecek paraya sahibim." deyip de kitaplarını yazanların kitaplarına para veriyorsanız Oğuz Atay'ın "Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?" demesi ve yaşarken değer görememesi, Robert Musil ve Ahmet Hamdi Tanpınar gibi yazarların da borçlar ve açlık içinde ölmüş olmasını unutma. Bu, aklının bir köşesinde her zaman kalsın.
Kitaba 0 puan yerine 1 puan vermemin sebebi, yazarın kendisinin bu kitap için yazdığı önsözden dolayı. Kendisi 10 yıldır yazıyormuş ve samimi olduğunu düşünmek istediğim bir önsöz kaleme almış. Umarım yazarın kendisi bu incelemeye bir şekilde rastgelir ve eğer okursa düşünür "Acaba?" diye. Bizim zamanımızda herkesin kitabını okuyup sonrasında izlediği Twilight filminde Edward, Jacob, Bella üçlüsü olması gibi bu kitapta da Onur, Burak, Zeynep üçlüsünün genç okurların parasını, hayatlarını ve kitap zevklerini bir vampir gibi emmesi bir tek beni rahatsız ediyor olmamalı arkadaşlar...
İncelemenin başlarında dediğim gibi yazacağınız her yorum için 14-18 yaş aralığındaki çocukların ve gençlerin okuyabileceği 2 adet nitelikli kitap önereceğim.
Bu kitap uğruna harcanılan 24 liram, senden çok özür dilerim. (2022 edit: ciltlisine 20 lira zam yapılmış sakın ha dostlar 44 liranızın helvasını kavurmayın) Bu kitap için kesilen ağaçlar, sizden de özür dilerim. Bu kitabı okumak için harcadığım zamanım, senden de özür dilerim. Bu kitabı okurken kaybettiğim beyin hücrelerim, EN ÇOK SİZDEN ÖZÜR DİLERİM. Net bir şekilde okuduğum en kötü kitap. Kendini sürekli ezen ve aşağılayan bir bad boy bozuntusuna aşık olan vasıfsız ve herhangi bir özelliği olmayan bir kızla aşırı klişe 3 diğer karakterin (Çin malı bad boy, bad boyumuzun çocukluk kankileri olan tek vasfı komik olmak olan şu çocuk, ve grubun 'mantıklı' ve 'sakin' karakteri) yaşadıklarını oldukça sıkıcı bir dille anlatan ve mantık hatalarıyla dolup taşan (hele o son... yazar şaşırtıcı olay yapacağım diye o kadar saçma bir şey yazmış ki okurken sinirlerim bozulduğundan gülmeye başladım) bu kitabın hayran kitlesi neden bu kadar büyük anlamış değilim. Kitap başlangıcı bile başlı başına bir mantık hatası. "Vay be, bir öğrenci hastalanıp karantinaya alınmış. Hadi bu salgın hastalık haberini bütün okulu temaslı/temassız öğrenci ayırt etmeden aynı odaya hiçbir önlem almadan toplayıp haber verelim 😎✌🏼". Birkaç ay önce benim sınıfımda iki covid pozitif çıkınca güvenlik okul bahçesinin giriş kapısına çıkıp bizim sınıftakileri içeri sokmadan direkt eve göndermişti. Bizim sınıfın yanındaki sınıf karantinaya alınmamıştı bizle yakın temasları olmadığı için, sadece biz alınmıştık. Bu kitapta neden temaslı olmayanlar olanlarla aynı binada karantinaya alınıyorlar anlamadım gitti. Tabii bu kitap covid'den önce yazıldığından yazarımız karantinalar nasıl işliyor bilmiyor olabilir ama mantığını kullanarak da bu açığı fark edebilirdi diye düşünüyorum. Ve neden okulda kalmak istemeyenlere test yapıp sonuç negatif çıktıysa gitme izni verilmedi onu da pek anlamadım şahsen. Karantina süreci boyunca hiçbir öğrenciye test de yapılmadı zaten, karantinanın ne anlamı kaldı o zaman? "Hadi hasta olup olmadıklarını bilmediğimiz bir sürü kişiyi 2-3 günlüğüne karantinaya sokalım sonra hastalık tamamen geçmiş mi diye kontrol etmeden hepsini salalım 😎✌🏼" Dünyanın en güzel kitabı diyenler %98 ihtimalle okumaya yeni başlamıştır ve başka kitap okumadığı için öyle diyordur. Arkadaşlar yapmayın, wattpad kitaplarının %90'ı buna benzer. (ayrıca daha önce 'Güzelsin işte kes sesini' cümlesi kadar iğrenç bir cümle okumamıştım, neden herkes Onur'a bu sözle aşık olmuş bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum) Ama gerçekten kitap genel olarak aşırı klişeydi. Yiğidi öldür hakkını yeme, konusu gerçekten ilgi çekiciydi ve güzel işlenseydi ortaya çok güzel bir şey çıkabilirdi ama yazar her şeyi şaşırtıcı yapayayım diye saçmaladıkça saçmalamış dediğim gibi. (Bu serinin tamamını okuyan bir arkadaşımdan spoiler istedim, ve seri ilerledikçe olaylar daha da saçmalaşıyormuş. Kitaba başlayıp başlamamakta kararsızsanız yolun başındayken geri dönün derim) Hem yazarı da FAZLASIYLA eleştiriye kapalı biri (Bilmiyorsanız malum olayı, kısaca şöyle: Yazarımız bu kitaba gelen bir kötü yorum görmüş, ve bu olumsuz eleştiriyi sosyal medya hesabında paylaşıp o yorumu yazan arkadaşın [o yorum goodreads'te de var zaten, bakabilirsiniz] ismini ifşa edip sırf kitabını beğenmedi diye adama 'şizofreni' tanısı koymuş. Bu yaptığı yurt dışında linç üstüne linç yerdi, o yüzden serinin hayran kitlesinin olaydan habersiz ergenlerden oluşması onun için baya iyi olmuş), o yüzden kitaplarını alıp destek vermek de istemiyorum açıkçası. Paranıza da değmez, çok merak ediyorsanız wattpad'den okuyun daha iyi.
ekleme: nereden aklıma geldi bilmiyorum ama eklemek istedim nedense. Kızımızın öleceğini sandığı bir anda düşünceleri gözümden yaş getirecek kadar derindi, eklemezsem içimde kalır: (bunlar spoiler değil bu arada ilk 20 sayfada oluyor olması lazım) (cümleler kitaptan birebir değil aklımda kaldığı kadarıyla) "Aman tanrım katil beni öldürecekti. Of Franz Kafka'nın Dönüşüm kitabını okumadan ölmek istemiyorum. Ama olsun en azından katilim bana bir film sahnesi yaşıyormuşum gibi hissettirecek kadar yakışıklı." Dostum ciddi misin Yazar bu cümleye bakmış ve "evet bu cümleyi kitabıma eklemeliyim" demiş ve kimse onu uyarmamış mı Kızımızın ve genel olarak kitabın hangi zeka seviyesine sahip kitleye hitap ettiği buradan bile anlaşılıyor bence ama tabii ki zEvKlEr ReNkLeR. 3. kitaptan spoiler-->
Hakkını yemeyim yazar kendini geliştirmiş. İlk kitabından beri kaleminin nasıl geliştiği ortada. Kitap akıcıydı ama eksikti. Yazarın elinde çok güzel yoğurulmuş bir hamur var ama ne yazık ki onu pişirememiş çiğ kalmış. Konu güzel, orjinal ilk baştan devam etseydi çok farklı bir kitap olabilirdi.
Bu kitabı arka kapaktaki açıklama yüzünden suç romanı olduğunu düşünüp çok fazla satış yaptığı için aldım. Çok pişmanım. Okuduğum en saçma kitap olabilir. Normalde beğenmediğim bir kitap gördüğümde asla okumam. Bu kitabı okumamın tek nedeni içimdeki nefreti buraya kusmak istememdi.
Karantina suç romanı niyetiyle yazılıp bir ergen klişesine dönmüş kitap. Ana karakter Zeynep yeni tanıştığı Onur’un yanında dolanıyor ve olayı çözme yolunda hiçbir mantıklı adım atılmıyor. Hikayede serim düğüm çözüm yok. Başlarda sadece birbirlerini kıskanıp kapris yapan karakterler, devamında bir anda başlayan Onur’un unutkanlığı ve sonda da hiç ipucu vermeden Onur’un babasının katil çıkması... Olayı çözen tek şey Zeynep’in mektupları okuması, bu kadar basitse hikayenin başını bilmesek de olurdu. Hiçbir düşündüren unsur konulmamış, tam bir facia. Okuduğum diğer suç romanlarıyla karşılaştırdığımda bu kitap edebiyata karşı işlenen bir suç.
Kitabı okurken ikinci elden utanç duydum. Bazı sözler o kadar kalitesiz ve anlamsızdı ki kendimi yastıkla boğmak istedim. Örneğin, “ Ruhumdan her geçeni dudaklarımın arasına yollasam ruhuma ne kalır?” sorusu, bir de sanki çok anlamlı bir şeymiş gibi tüm sayfayı kaplayacak şekilde yazılmış. Altında derin bir anlam var da ben mi göremiyorum diye düşündüm ama her şey açık. Onur başkalarına iltifat etmeyi beceremeyen sosyopatın teki olduğu için hiçbir bilimsel açıklaması olmayan bir bahane üretmiş kendine. Bir de düşüncelerin ruhundan geçtiğini falan söylüyor. Ne kadar inanılmaz. Günümüze kadar hiçbir felsefecinin bilim insanının düşünemediği şey düşünülmüş. Düşüncelerimiz ruhumuzdan geçiyor ve onları söylemeyince de ruhumuza saklıyoruz biz. Daha da ironik olan şu, Zeynep bu sözlerin çok güzel olduğunu düşünüp kendi kendine bu adam romantik diyor.
Yani özetleyecek olursam bu kitap cringe. Bunu okuyup beğendiyseniz benden uzak durun.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Aslında başlarken fazlasıyla önyargılıydım çünkü wattpad kitabı çok okudum ve artık sürekli aynı şeyleri okumaktan sıkılmıştım. Ne var ki elimde okuyacak kitap sadece Karantina kaldığında başladım ve ilk sayfalardan sonra yanıldığımı anladım.
Aslında karakterler çoğu kitapta olduğu gibiydi. Beton suratlı erkek baş karakter, onun kankası olan iyi erkek karakter, diğer kankası komik erkek karakter ve biraz saf olan kız baş karakter.
Her ne kadar kulağa "Veaağğ, klişeğ!" gibi gelse de kitap ilerledikçe açılmaya ve yazar yazma becerisini bize göstermeye başladı. Zaten yazım dili oldukça kolay, akıcı ve sürükleyiciydi. Bunun üstüne bir de cinayet eklenince değmeyin keyfimize! (Cinayet spoiler değil zaten arka kapak yazısında da mevcut.)
Kitap ilerledikçe daha da güzelleşti. Hele o tiyatro sahnesini okurken gözlerimden kalpcikler çıktı desem yeridir! Aralardaki siyah sayfalar da mükemmel düşünülmüştü. Her birini ayrı sevdim.
Şimdi kafasında hala soru işaretleri olanlar olacaktır. Bütün kitap boyunca kötü çocuk-iyi kız mı okuyacağız diye ama merak etmeyin Onur Zorlu kötü çocuk değil. Sadece herkese bir anda açılmayan birisi ki bunda yerden göğe kadar hakkı var. Başta soğuk nevale gibi olmasına gıcık olsam da sonradan yüzünü göstermeye başlayınca aslında ne kadar haklı olduğunu anladım.
Zeynep de (affedersiniz) aptal bir kız değildi. Genel manada yaptığı şeyler mantıksız değildi.
Mert ve Burak'a da ba-yıl-dım! Harikaydılar! İkisinden bahsetmeye kalksam bu yorum büyük ihtimalle on bin paragraf olur. Onur-Burak-Mert üçlüsünün aralarındaki dostluk bağı da o kadar güzel, o kadar samimi ve o kadar kusursuzdu ki beni benden aldı.
Ve kitap bittikten sonra kalbim ağzımda, gözlerim faltaşı kadar açılmış etrafa bakıyordum. Allah'tan ikinci kitap yanımdaydı da meraktan kalp spazmı geçirmedim.
Ben sıfır beklentiyle hatta sıfır beklentinin de on bin kat altında bir beklentiyle okumaya başladım ve çok çok çok zevk alarak okudum.
Bu yüzden size önerim kitaba sıfır hatta eksilerde bir beklentiyle başlayın ve normalde alabileceğinizin on bin katı zevk alın!
Ayrıca kitabı alırken ikinci kitapla beraber almanızı ve Karantina bittikten sonra Karantina: İkinci Perde'ye hemen başlamanızı öneririm.
Postitlerinizi yanınızdan ayırmayın!
(Uyarı: Çok olmasa da küfür barındırıyor.)
(Uyarı-2: Kitabı sömestr tatilinde okuduğum için ayrıntıları çok hatırlamıyorum ama kesinlikle tekrar okuyacağım.)
Öğrencilerimin hemen hemen hepsinin okuduğu bu kitabı onlarla yakınlık kurmak adına ve biraz da ne okuduklarına dair duyduğum merak ile maalesef sonuna kadar okudum. Kurgusu, dili, imlası... Nereden tutsak elimizde kalacak bir kitap. Beni ilk rahatsız eden "sahip-köle" güzellemesiydi. Erkeğin kadın üzerinde üstünlük kurup hak iddia etmesi sürekli gözümüze gözümüze romantik bir şeymiş gibi sokulmuş ve normalleştirilmiş. Bir kadın nasıl böyle şeyler yazabilir aklım almıyor. Sonra sürekli tekrarlanan cümleler, kelimeler... Çok rahatsız ediciydi devamlı aynı cümleleri okumak. Kelimelerin yerlerini değiştire değiştire, üst üste aynı cümlelerin yazılmış olması, aynı mesajın verilmesi gerçekten sıkıcıydı ve yazarın kelime fakiri olduğunu gösteren en önemli ipucuydu. Kurgudaki hatalar güldüren cinstendi. Karantinanın başlangıç ve bitişi arasında geçen zamanın işlenişinden tut, davanın görülme tarihlerindeki hataya kadar on tane hatalı kurgu unsuru sayabilirim. Bir mektuptaki saçma bir cümleden katili bulmaları ise tam bir komedi! Kitap kısaca leş.
Harcadığım vakte acımıyorum ama. Şimdi öğrencilerime ne okumamaları gerektiğini nedenleriyle anlatabilirim. Bu da bir kazanım.
This entire review has been hidden because of spoilers.
İlk kitap çok sürükleyici. Olaylar yeni yeni başlıyor. 4 arkadaşın başına gelmeyen kalmıyor. Ama onlar her zaman birbirlerini kolluyorlar. Özellikle Zeynep ve Onur ilişkisi 🤌
Karantina (Karantina #1) | #kitapyorumu . 💫3,5/5💫 . Uzun zamandır okumak istiyordum Karantina serisini. Tüyap'ta da üç kitabını birden alıp okumaya başladım. Konusundan bahsetmek gerekirse; . Zeynep , yeni okuluna başladığı ilk gün okulu bir hastalık nedeniyle karantina alınıyor. Günü gayet normal geçerken bir anda koridorda bir ceset ile karşılaşıyor ve aynı anda karşısına başka bir insanın da çıkması ile olaylar başlıyor. . Dürüst olmak gerekirse kitaba ilk başladığımda pek sevememiştim. Okulda bir hastalık var, karantinaya alınıyor okul ama ana karakterimiz sanki bu durum dünyanın en normal olayıymış gibi hiçbir şekilde takılmıyor, anında durumu kabullenip cesedi araştırmaya falan başlıyor. Başlarda beni rahatsız eden başka bir unsur ise Onur karakteri idi. Kendisi sürekli kız karakterimize emir kipi ile konuşuyor, kız "neden" diye sorarsa da "canım öyle istiyor" diyerek geçiştiriyor. Bayağı bir rahatsız etti bu durum beni. Neyse ki kitap ilerledikçe bu durum düzeldi. Kurgu güzel olsa da karakterler bana fazlasıyla klişe geldi, kitap bittiğinde bile çok bağlandığım bir karakter olamadı maalesef. Şimdi diyeceksiniz "Bu kadar eleştirdin neden 3,5 puan verdin?" diye 😅. Ama eleştirdiğim kısımlar genel olarak beni kitabın başlarında rahatsız etti, geri kalan kısımlarda ise rahatsız olduğum yerler çok nadirdi. Kitap çok akıcı. Yazım dili sizi alıp götürüyor ve sürekli olarak kendini merak ettiriyor. "Katil kim?" "Bunu kim yaptı?" gibi soruları sorup duruyorsunuz kendinize 😅. Kitapta çok fazla yerin altını da çizdim, çok güzel yerler vardı. Olaylar ilerledikçe de gelen farklı olaylar gerçekten çok başarılıydı 👍 (Tek bir sahne hariç). Sonunu ise asla tahmin edemezdim... Kitap bittiğinde nasıl bir kitap okuduğumu düşündüm ve kitabın kendi içinde fazlasıyla geliştiğini gördüm. Başlarda karakterleri sevmiyor, olayları garipsiyordum. Ama ilerledikçe hem karakterlere biraz ısındım, olaylar da güzelleşti. Kitabı genel olarak beğensem de başlarda fazlasıyla rahatsız olduğum unsur olduğundan kitaba puanım 3,5 oldu. Seriye de en kısa zamanda devam edeceğim. Eğer siz de bu tarz kitapları seviyorsanız mutlaka bir göz atın derim 👍. #haftalikyazar
Bir lise öğretmeni olarak neredeyse tüm öğrencilerimin elinde görünce, bir öğrencimden ödünç alıp okudum kitabı. Kitap bana göre edebi tat, üslup olarak vasatın oldukça altında. Ancak gençlerin neden sevdiğini de kendi lise zamanlarımı düşününce anlayabiliyorum. Bir gruba ait olma isteği, belki karşılık alınamamış bir aşk hikayesi, ailenin seni anlamaması hissi, benmerkezcilik, argo ve küfür kullanırken kendilerini farklı hissetmeleri gibi meselelerden dolayı kitabı oldukça okumaya değer buluyorlar. Bu da kitabı lise yaş grubu içerisinde sanırım başarılı kılıyor. Devamını ben okumayacağım ancak her gün daha fazla öğrencinin elinde kitabı görmeye devam edeceğimizden eminim.
2 günde bitirdiğim ve okudukça Allah'ım ne yapacaklar?, Ne olacak onların hali?, Daha ne yaşayacaklar? Tarzı izlenim bıraktı çok akıcı bir olay ile yazılmış bunun için Beyaz Alkoç'a çok teşekkür ederim kitap okuma rutinimi tekrar kazanmamı sağladınız.... <3🍂
Wattpad tarihinin gelmiş geçmis en göt erkek ana karakteri ödülünü Onur Bey'e takdim etmekten cringe duyarım. Zeynep' i de mahşerin dört atı tepsin. İlerde gen z sözlükleri çıkarsa pick me teriminin altına selfie'sini basmak yerinde bir hareket olur. Bir yıldız da olay dizisine verilmiş emek için.
Okurken bırakıp ağladığım oldu, mutlu olduğum oldu, güldüğüm ve stres olduğum oldu ve bu duygular nedense hep eğlenceli geldi. Bu yazarın karantina kitap serisinin hepsi bende var fakat bunu farklı bir şekilde diğer karantina kitaplarından da daha çok sevdim. Onur’un babası hayatımda gördüğüm en iyi babayken birden tamamıyla bir pisliğe dönüştü, hayatımda en çok ağladığım kitaplardan biri ve rüyalarıma bile girdi. Kesinlikle tavsiye eder ve Öneririm. Okumayanların kaçırdığı büyük şeyler var
This entire review has been hidden because of spoilers.
şuan onuru çok problematik bulsam da 14 yaşındayken senaryosuyla ve konusuyla sürükleyip bana büyük keyif vermiştir, wattpadde bir gün içerisinde okumuştum. beyza alkoçun inanılmaz iyi bir dili var
The book was great. I would recommend it to everyone. Even though it's been 3 years since I read it , I still remember it. Among the books that made me love to read...
Wattpad’ ten çıktığını öğrendiğimde bir ön yargı oluşmuştu hatta kitabı okumam demiştim. Arkadaşlarım ve çevremdekiler çok beğenince onların beğenmelerini görüp aldım belki beğenirim diye okudum bitirdim ve neden bu kadar beğenildi bu kitap diye kendimce düşünmeye başladım. Kitap kesinlikle beklentimin çok aşağısında bir şekilde çıktı insanların neden bu kadar beğendiğini anlayamadım. Kitapta sürekli Zeynep’in salak salak hareketleri çok sinirlerimi bozdu (bir cinayet işlenmiş okulda siz aşk yaşıyorsunuz), yazar aynı cümleleri tekrar tekrar yazmış kitapta. Kitabın içinde en çok hoşuma gitmeyen şey sürekli olarak kaşlarımı çattım, omuz silktim tabirlerinin kullanılması o gerçekten gına getirdi (ben hayatımda o kadar kaş çatıp, omuz silkmedim).
Kitabın başında cringeden öldüm açıkçası nasıl.bu kitap tam bir whatpadd kitabı şu hayatta 2 kitap hariç whatpadd kitaplarına karşı olan tavrım aynıdır(çünkü hepsi aynı yok güçlü kadınsın olayları cidden saçma bir noktada).bide aşk uğruna hayatını çöpe atma olayı mantığa uymuyor(aşk için bile olsa böyle bir şey yapmam)ön yargılı yaklaşmadım yaklaşsaydım 4 vermezdim kitaptaki tek tesellim onurla zeynebin sevişmemiş olması bir süre smut kitabı göresim yok.keşke kitabın başındaki onurla kitabın sonundaki aynı olsaydı o bad boyluk ve kıza sahibi gibi emir vermesi çok iticiydi ayrıca turuncuya kaymış sakalları olan erkekleri sevmem.günümüz diliyle yazılan küfürlü kitaplardanda hoşlanmam ona rağmen bazı satırları atlaya atlayada olsa okudum🤩
Kendi yazarlarımıza bir şans verme adına okuduğum bir kitap. Nereden bilebilirim ki ergen kitabı olduğunu. 14-17 yaş aralığındakilere hitap eden aşk ve macera kitabı. Başladım ve bitirmeden bırakmamaya epey güç harcadığım bir roman oldu. Serinin diğer kitaplarını asla okumayı düşünmüyorum. Konusu; lise çağındaki gençlerimizin sebebi bilinmeyen bir nedenle okullarının karantina alınmasıyla bir cinayete karışırlar. Sonra herşeyi ellerine yüzlerine bulaştırırlar. Aaa bu arada birbirlerine aşık olmadan yapamazlar yerinde duramayan hormonlar yüzünden. Tavsiye Puanı: 5,1
Severek okudugum bir kitap oldu. temposu hiç düşmeyen akıcı bir kitaptı ama küçük mantık hataları ve baş karakterin sürekli aynı kelimeleri tekrar etmesi beni çok sıkmıştı. Kıtapta esprili yerlerde oldukça vardı. O kısımlarda da çok güldüğüm, keyif aldığım bir kitap oldu. tavsiye edebileceğim bir kitap, kitaba bir şans verebilirsiniz. Ayrıntılı yorumum ise Bookstagram hesabıma girilecektir.