Yüz Yüze, farklı bakış açılarıyla çalışan çift ve aile terapistlerinin bildiğimiz şehirlerde, dinamiklerini kolayca hayal edebildiğimiz, bizim evlerimiz gibi evlerde yaşayan insanlarla terapi odasındaki yolculuklarını, ilişkileri iyileştirme süreçlerini anlatıyor. Duygular, beklentiler, ihtiyaçlar su yüzüne çıkıyor, geçmişten gelen ile anda yaşanan yeniden anlam kazanıyor.
Kitapta yer alan her vakanın ilişkileriyle ilgili bir sorun yaşadığını görsek de hepsinin öyküsü kendine özgü. Bu öyküler, çift olmak ve aile olmak için yaşadıklarımızı tümüyle yeniden düşünmeye imkân tanıyan bir zenginlik sunuyor.
Çift ve Aile Terapileri Derneği'nin (ÇATED) iş birliğiyle hazırlanan bu kitap, mesleğin detaylarına ışık tutan bir kaynak niteliğinde.
Kitabın dili, vakaların sunuluş şekli, vakalardaki çeşitlilik Kitabın psikoloji eğitimi almış/almamış her kes tarafından sevilerek okunmasını mümkün kılıyor. Kitabın anlaşılır ve akıcı bir dili var. Kitaptaki teorik bölümler ve örnekler herkesin zevkle okuyabileceği ve bir şeyler öğrenebileceği bir dilde ve düzende yazılmış. Kitapta teorinin ve uygulamanın birbirini destekleyici şekilde kullanılması bu kitabı benim kalbimde özel bir yere koyuyor. Son olarak, Kitapta birbirinden farklı, bazen birbiriyle çelişen yaklaşımların işlenmesi kitabı aile terapisiyle ilgilenmek isteyen herkes için önemli bir kaynak yapıyor.
Yüz yüze, farklı terapi yaklaşımlarıyla farklı sorunların ele alındığı 10 vaka örneğini ele alıyor. Öykülerin yanında vaka formülasyonlarının ve seanslardan bölümlerin olduğu, terapistler için iyi bir kaynak niteliğinde. Vaka örneklerinin olduğu daha çok Türkçe kaynak olması dileğiyle herkese iyi okumalar.
Kitap akıcı. Ancak özellikle iki vaka ve işleniş şekli benzer yabancı kitaplardan o kadar farklı ki. Bırakın ilişkiyi düzeltmeye, savcılığa şikayet edilmesi gereken durumlar üstüne çalışılıyor.
*SPOILER ALERT* Bir vaka baştan sona berbat. Kadın tamamen sömürüldüğü gibi, defalarca şiddete uğramış, kızkardeşine taciz edilmiş, çok daha berbat suçlar da var ve bu ilişki düzeltilmeye çalışılıyor.
Bir başka vakada kadın yine şiddete uğramış ve bu hikaye boyunca sadece tek bir cümlede “detay” olarak yer alıyor.
Aslında bir SUÇ olan şiddetin hele bir psikoloji kitabında ne kadar önemsizleştiğini görmek üzdü.
En son vakada da, sokağında bile çıkmayan agorafobik kişinin sadece 6 seansta büyük kalabalıklara da kendi isteğiyle girebilen hale geldiği iddia ediliyor ki bu benim bildiğim, duyduğum hiçbir agorafobi vakasına uymuyor. Hiçbir inandırıcılığı yok maalesef.
Yaşanmış aile ya da çift problemlerini teknik bir gözle analiz edilmiş biçimde okumayı/dinlemeyi seviyorsanız bu kitabı da sevebilirsiniz. Kişisel olarak - şimdilik- en çok "psikoanalitik bakış açısı" ve "gelişimsel bakış açısı" yöntemlerinin yaklaşım mantığını sevdim. Böyle öykülerdeki sorunların çözümüne dönük yaklaşımları incelerken insan hem kendine hem çevresinde gördüklerine bir noktada farklı gözle bakmayı öğreniyor - bence-.
Farklı yaklaşımlarla çalışılmış çift ve aile terapisi öykülerinin yer aldığı kitap oldukça yalın ve akıcı bir anlatıma sahip. Kuramların teorik bilgisinden ziyade uygulama sürecini gözler önüne seren kitabı, bu alana ilgilenen herkese öneririm.