19. yüzyıl Rus edebiyatının hiciv ve taşlama ustalarından Faddey Bulgarin, Mitrofan’ın Ay Serüveni’nde insanlığın ütopyacı umutlarının çarpıcı bir tasvirini sunuyor.
Beş öykülük bir derlemeden oluşan Mitrofan’ın Ay Serüveni, sıradışı bir önseziyle geleceğin birçok önemli buluşuna ışık tutan öncü bir yazarın kaleminden çıkma. Bulgarin, hayal gücünün zenginliğini ortaya koyan öykülerinde zeplin, uçak, ultrason gibi yenilikleri tasvir ederken Doğu’nun kadim öykülerini geniş ve sağlam bir tarih bilgisiyle yeniden yorumluyor. Gerek yazdıkları gerek yaşamıyla 19. yüzyıl Rusyası’nın en renkli figürlerinden olan Faddey Venediktoviç Bulgarin’in öyküleri elinizdeki çeviriyle ilk kez Türkçede. Bulgarin, Rus nesrinin 19. yüzyıl başında içerdiği muazzam çeşitliliğin unutulmaz mimarlarından biri.
“Bulgarin, ana caddede herkesin ortasında rastlaşmaya cesaret edemeyeceğim türden bir yazar.”
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
“Bulgarin, 19. yüzyılın ilk yarısında Rus edebiyatının en popüler yazarlarından biriydi ve tarihî roman, seyahatname, hatırat ve deneme gibi birçok türün gelişiminde doğrudan katkısı oldu.”
Bulgarin was born into a noble Polish family near Minsk, Belarus (then Polish–Lithuanian Commonwealth). His father, one of Kosciuszko's associates, was exiled to Siberia for having assassinated a Russian general. Bulgarin was educated in a St. Petersburg military school, took part in the Battle of Friedland but was arrested for theft soon afterwards. While his regiment was stationed in Finland, Bulgarin deserted to Warsaw, but on the way was drafted to the Grande Armée. He fought under Napoleon's banners in the Peninsular War and the 1812 Lithuanian campaign. In 1812 Bulgarin was taken prisoner in Battle of Berezina and transported to Prussia. There is a 6-year lapse in his biography after that.
In 1820, Bulgarin travelled from Warsaw to St. Petersburg, where he published a critical review of Polish literature and started editing The Northern Archive. He also made friends with the playwright Alexander Griboyedov and the philologist Nicholas Gretsch. The latter helped him to edit the newspaper Northern Bee (1825–39), the literary journal Fatherland's Son (1825–59), and other reactionary periodicals.
Bulgarin's unscrupulous manners made him the most odious journalist in Russia. Alexander Pushkin, in particular, ridiculed him in a number of epigrams, changing his name to Figlyarin (from a Russian word for "clown"). Bulgarin retorted with epigrams, in which Pushkin's name was rendered as Chushkin (from the Russian word for "nonsense").
Inspired by Sir Walter Scott, Bulgarin wrote the Vyzhigin series of historical novels, which used to be popular in Russia and abroad. He followed these with two sententious novels about the False Dmitry[disambiguation needed] (1830) and Ivan Mazepa (1834). In 1837 he published under his own name a lengthy description of Imperial Russia, which was actually a work by Professor Nikolai Alexeyevich Ivanov of Dorpat University.
Some of Bulgarin's stories are science fiction: Probable Tall-Tales is a far future story about the 29th century; Improbable Tall-Tales is a fantastic voyage into hollow Earth; Mitrofanushka's Adventures in the Moon is a satire.
After Nicholas I's death, Bulgarin retired from the department of stud farms, in which he had been serving for many years, and withdrew to his manor in Karlova (Karlowa in German) near Tartu at the time, but now within the town.
Faddey Bulgarin, insan ve toplum davranışlarına, düşüncelerine dair olması gereken ama olmayan ne varsa 19. yüzyılın ilk yarısında kaleme aldığı hikâyelerindeki ütopik diyarlarda hicivsel bir üslupla dile getiriyor. Yaşadığı dönemde hemen hemen kimsenin hayal edemeyeceği (okuyunca kimi zaman komik görünse de) geleceğin fantasik, ütopik dünyasında eleştirel bir dille düşüncelerini belirtiyor. Okuması keyifli, enteresan bir yazar Faddey Bulgarin.
"Sahi siz, insanların tenkitletinde iftira, kıskançlık ve öç alma gibi küçük düşürücü insanlık hallerinin olduğunu bilmiyor musunuz?" diye alçak tonda sordum. "Efsaneye göre biliyoruz" diye cevapladı Svetonyalı, "Atalarımızın cahiliye döneminde ve tutkularının faaliyetlerini yönettiği zamanlarda vardı bu kavramlar. Fakat sonraları, eğitim ve aydınlanma, bizleri vicdana ve sağduyuya boyun eğmeye sevk etmiştir..." "Kıskançlara ve iftiracılara ne gibi cezalar uygulanıyor sizde?" diye sordum. "Çünkü bu canavarların bazı hallerde ortaya çıkmaması mümkün değildir." "Hor görme!" diye cevapladı Svetonyalı. "Biz insanları bu tür eylemlerinden ötürü kınarız..."