Edebi çalışmalarını rahat bir ortamda sürdürebilmek amacıyla İstanbul'u terk edip Balıkesir'e yerleşmiş olan bayan bir yazar.
Bayan yazarın şizofreni belirtileri gösteren apartman komşusu.
Farklı karakterlerdeki bu iki komşu arasında duygusal yakınlık baş gösterdiğinde Suat Katran adında mazisi meçhul bir üçüncü şahıs ikisinin arasına girer.
Suat Katran bayan yazarın yarattığı bir hikaye kahramanıyla aynı adı taşımaktadır.
Metin Savaş; 1965 yılında Balıkesir’de, kalabalık ve nispeten varlıklı, klasik bir taşra ailesinin içinde doğdu. Beş yaşındayken İstanbul’a yerleşti. İlköğretim eğitimini Fatih ve Yavuzselim ilkokulları, Çavuşoğlu Özel Koleji ve Gelenbevi Ortaokulu gibi farklı okullarda aldı. Lise eğitimini Vefa Lisesindeyken yarıda bırakarak çalışma hayatına atılmak zorunda kaldı. Babasının iş dünyasında karşılaştığı güçlükler nedeniyle doğduğu yer olan Balıkesir’e ailesiyle birlikte döndü. O dönemden beri hayatını esnaflık yaparak kazanmaktadır. Yirmili yaşlarında iddiasız hikâyelerden oluşan ilk yazılarını yazmaya başladı. 1995 yılında Türk Edebiyatı Vakfı’nın düzenlediği Ömer Seyfettin Hikâye Yarışması’nda Ninemin Türküleri adlı kısa öyküsüyle mansiyon ödülüne lâyık görüldü. 1998 yılında Orkun Dergisi’nin tertiplediği makale yarışmasında ikincilik aldı. Bu dönemden sonra ilk roman denemeleri yaparak 1999 yılında İstanbul Tuzla Belediyesi’nin açmış olduğu roman yarışmasında Efendi Dayının Kozalakları adlı romanıyla birinciliği Ahmet Kekeç’le paylaştı. Söz konusu roman 2000 yılında kitaplaştı. İkinci romanı olan Politika’nın Yeşil Çeşmesi 2003 yılında yayınlandı. Zemheri Kuyusu yazarın üçüncü romanıdır. Hiç evlenmemiş olan yazar halen memleketi Balıkesir’de annesiyle birlikte yaşamaktadır.
Metin Savaş'ın okuduğum ilk kitabı. Ve itiraf etmeliyim ki, dilinden ve hayal dünyasından çok keyif aldım. Kitabın, Türk ve Orta Asya Mitolojik dünyası etrafında kurgulanması, hikaye içinde hikaye geçişleri, günümüz dünyasında geçmişe ait göndermeleri son derece tatmin ediciydi. Hatta biraz Murakami ve Kafka etkisi dahi hissetmeme neden oldu. Sonu her ne kadar tahmin edilebilir olursa da okunmaya değer ve düşündürücü bir kitaptı.
Kitabını rahatça yazmak için İstanbul'dan Balıkesir'e gelen Sibel ve onun şizofreni belirtileri gösteren komşusu Feridun... Ayrıca birden ortaya çıkan Suat Katran isminde gizemli bir adam..
Kitap psikolojik olarak mükemmeldi. Her şey bir yana bir kitapta memleketim Balıkesir'i okumak muazzam bir şeydi. :)
Yeşil Çeşme’den sonra okuduğum ikinci Metin Savaş kitabı. Hemen hemen günümüz Balıkesir’inde geçen, tanıdık yerlerde ilerleyen, bildik mekan ve sokaklarda dolaştıran naif bir roman.
Yazar olan kahramanımızın yeni uzun hikayesini yazmak için taşranın rutin ve sakin hayatını seçmesiyle olaylar başlıyor. Şehirle ve tanıştığı yeni insanlarla birlikte başka inanışlar ve perspektiflerle karşılaşması ilginç olaylara zemin hazırlıyor. Fantastik ve mitolojik öğelerin devreye girmesi ile hikaye bambaşka bir yola sapıyor.
Post modern anlatım tercihleri ile okurun zihnini sık sık bulandıran yazar, öz eleştirel tavrını da sakınmayarak kendini ve eserini kıyasıya kritik etmekten de sakınmıyor. Hepimizin yakından tanıdığı gerçek kahramanlar ile sadece Balıkesirlilerin bileceği kimi simaları hikayenin içine başarılı bir kurguyla katmayı biliyor.
Sonuna kadar tutturulan ritim bu kısımda aksıyor ve final de bence biraz aceleye getiriliyor. Yine de düşmeyen temposu, gerilim ve merak duygularını diri tutan hikayesi ile keyifli bir okuma vadediyor.
Hikaye özellikle Balıkesir'i bilen bir okur için oldukça keyifli, tüm sokakları ve mekanları kahramanlarla birlikte geziyorsun bu da hikayeyi zihninde daha kolay kurgulamanı sağlıyor. Hikaye akıcı olduğu için okurken hiç sıkılmıyorsun ama çok fazla eski kelime var, bazen ne demek şimdi bu olmadım da değil, yine de okunası...
--Spoiler içerir --
Hayır anlamadığım kitap yarım kaldı bence, daha Bursa'ya gitmeleri gerekirdi, Suat Katran'ın sahte kimliği ortaya çıkmalıydı, ya da kimliği sahte miydi... Bir sürü soru cevapsız kaldı benim açımdan, zaten sayfalar azaldıkça anlamıştım hikayenin yarım kalacağını :(
Metin Savaş'ı yaklaşık 10 yıl önce bir gazetedeki röportajını okuduğumda tanıdım. Bu yıl bir aylık tatilimde bu kitabından başlayarak yazdıklarından okuyabildiğim kadarını okumaya çalıştım.
Yazarın dilini, üslubunu çok beğendim. Kurguda bazen temponun düştüğü yerler olsa da kitap kendini okutuyor, sayfaları merakla çevirdim.
....SPOILER.....
Feridun'un Erlik'e dönüşüm süreci çok güzel işlenmiş. Önce bu dönüşümün aşktan sebep zannediyoruz. Ama aslında iyi niyetten. Yazar bunun imasını da yer yer yapıyor. Karakterler için yaptığımız siyah/beyaz - iyi/kötü sınıflandırmalarımızı hikâyenin sonundaki bir hareketle yok ediyor, Erlik'i iblislikten çıkarıp bambaşka bir posta sokuyor.