Söz lanet bir sahtelik! Şebnem acı çekiyor. Acısına son verebilir mi? Kontes havalı, her şey kontrolü altında. Kontrol kaybedilebilir mi? Şahsenem bir karar almış. Pişman olacak mı? Melike kararlı. Aşka inanabilir mi? Beraber büyüyen, görünürde birbirlerinin sırlarına vâkıf sekiz kadın. Abartarak göstermeyi de, saklanmayı da biliyorlar. Kısa tatillerinde erkekleri, cinselliği ve zamanı masaya yatıracaklar. Kimler ölecek, kimler kalacak? Çağnam Erkmen ilk romanı Öl'de özgün bir dille vurucu bir hikâye anlatıyor.
Erkmen'in, kadın-erkek ilişkilerine dair sıkı öykülerinden oluşan "Yok" kitabını beğenerek okumuştum. "Öl", 50'li yaşlarında, beraber büyümüş yedi kadının, ölmek üzere olan bir başka kadın arkadaşlarını son bir tatile çıkarmaları ve onu mutlu etme çabaları üzerinden ilerleyen; ilişkileri hayat, iktidar, ihanet ve ölüm kavramlarıyla işleyen bir roman. Sanırım genç yaşımdan dolayı, bir çok yerde "o kadar da değildir" hayretine kapıldım. Bir yirmi yıl kadar sonra yeniden okusam nasıl bir duygu bırakacağını şimdiden merak ettim açıkçası.
20 yaşıma mektup'u okurken yazım tarzını beğendiğim için Çağnam Erkmen okumak istedim. Oradaki baskılı, gürül gürül yazım tarzını çok sevdiğim için romanda da onu bekledim ve beni hiç şaşırtmadı. Çok çok sevdim bu kadınların hikayesini, Şahsenem'i, kontesi, Melike'yi, Şunusi'yi. Tam karakterlerdi. Romanı anlatan kişiye de kızgınım açıkçası, kendisi yapıp, aynı durumlarda olan kişilere akıl vermesi şaşırtmadı. Her naneyi yiyen ama yapana akıl veren modellerden. SOnu burktu kalbimi ama çok düşündürdü, o yaşlar uzak değil bakalım biz nasıl olacağız diye.
Normalde 4 yıldızlık bir kitap ama içinde kendimden o kadar çok şey buldum ki, o kadar çok satırın altını çizdim ki 5 yıldızı yapıştırdım. Aşkla, hislerle, yaşamakla ilgili çok güzel tespitler vardı içinde; olayların içine çok doğal bir şekilde yerleştirilmişti düşünceler. Herkese önerebileceğim bir kitap asla değil ama elinize aldığınız ve arka kapak yazısını okuduğunuzda içinizde bir şeyler kıpırdarsa hiç düşünmeden okumaya başlayın derim.
Çağnam ErkmenÖl"Şahsenem'le idrak ettiğim bir şey oldu. Zamanı armağan etmenin manasını nihayet anlamıştım. Zamanda aynı anda var olmayı paylaşım sanıyordum. Bana bir çiçek bile getirmemesini önemsememiştim. Kucak kucağa anlarda zamanını bana hediye ettiğini sanıyordum. Oysa birlikte geçirdiğimiz zaman, onun kendine verdiği hediyeydi. Benimle birlikte olmadığı zamanı verebilseydi bir hediye olurdu. Hoşuma gidecek bir kitabı bulmak için kitapçılarda dolaşabileseydi, eski kasetleri hard diske dolduracak bir usta bulabilseydi, sevdiğim müzikleri netten indirebilseydi, bir mektup yazabilseydi..." Şebnem Yıllardır arkadaş olan, hatta kardeş olduklarını iddia eden 8 kadının İstanbul'dan uzakta tam sayıda yaptıkları son tatil olan birkaç günde yaşadıkları yukarıdaki gibi birçok farkındalık anına tanık oluyor. Yıllarını iç içe geçiren bu kadınların değil birbirlerine, kendilerine bile itiraf edemedikleri şeyleri görüyoruz.
This entire review has been hidden because of spoilers.