"Dedikoduyu paylaşmanın verdiği keyif, içeriğinin doğruluğundan daha önemlidir sanki. Yaratılmış gizli bir paylaşım ortamı, sözcüklerin iğnelediği kişinin kendi hakkında duymak istemeyeceği inancı, bu paylaşıma tat veren unsurlardır. Temelde her dedikodunun ardında yargı vardır. Bir değerler silsilesi, toplumsal ya da bireysel kabul ya da red duygusu, içeri alma ya da dışlama." Daha önce Sarı Zarf adlı romanını yayımladığımız Münir Göle bu kez yeni deneme kitabı Dedikodu ile konuğumuz oluyor. Dedikodu, doğal olarak herkesin ilgi alanında; mahalle aralarından plazalara, pazaryerlerinden kütüphanelere, kentlerden ülkelere, gitgide büyüyen söylentileri ve efsaneleri de kapsayan günlük hayatımızın bu ele avuca sığmaz etkinliği Münir Göle'nin kalemiyle bir okuma şölenine dönüşüyor. Münir Göle, dedikodu yapmaktan kaçınarak, dedikodunun kendisini büyüteç altına alıyor, ince ince yorumluyor ve okurun kayıtsız kalamayacağı bir bütüne varıyor.
Münir Göle, dedikodu meselesini edebiyattan sanata, günlük hayattan tarihe bir çok açıdan ele alarak 100 sayfalık bir eser ortaya koymuş. Kendini yinelemeden, bol örnekli -mesela vaktiyle ortaya atılmış Paul McCartney'in öldüğü dedikodusu gibi- ve sade ama sıkmayan bir dille yazmış.