... 'İnsanın Özü'nde Thomson, sanatın ve bilimin kaynaklarını inceliyor. Sanatla bilimin, toplumsal gücün örgütlenmesinin birbirine bağımlı iki biçimi olduğunu ve ikisinin de çalışma sürecinden doğduğunu ortaya koyuyor. Bilimle sanatın toplumdaki tarihsel işlevlerini ve bilim adamıyla sanatçının dünyayı değiştirme ortak çabasında nasıl birleştiklerini çok yalın bir anlatımla gözler önüne seriyor.
Bu kitap yazarın Karl Marx alıntılarıyla sürüp giden kendi yorumlarıyla, birey olarak insanın özünü oluşturan şeyin aslında toplumsal gerçekliğinin olduğunu anlatmaktadır. Toplum içerisindeki ilişki, üretim, çalışma, işbirliği ve emek kavramlarının bizim özümüzü açığa çıkardığı ve genel bir insanlık tarihi gözetildiğinde bir gelişim gösterdiğimiz, toplumsallaştırdığımız anlatılmakta. Sanatın siyasetten ayrışamayacağı ve halka inebilen bir sanatın yeni toplum için sanat anlayışının da egemen olması gerekliliği gibi çıkarımlar bulunmakta.
İngiliz Marxist Tarihyazımı'nın kurucularından George Derwent Thomson'un "İnsanın Özü" kitabı yıllar önce Payel Yayınları'nca yayınlanmıştı! Thomson, Türkçe'de "Tarih Öncesi Ege", "İlk Filozoflar" gibi kitaplarıyla da okunan bir yazardır. Thomson'un "İnsanın Özü" ise, "insan"ın genel olarak, "tarih öncesi"nden modern tarihe evriminin, gelişmesinin, ilerleyişinin ilkelerini açıklıyor. Thomson, Marxizm'in "ilkel toplumlar"a, "köleci toplumlar"a, "feodal toplumlar"a yaklaşımlarını ciddiye alıyor, İngiliz Tarihçi Hobsbawm gibi Thomson da Marxizm'in "insanlığın tarihi"ni kavrayışa yaptığı metodolojik katkıları yazılarında, kitaplarında kullanıyor. Thomson, "İnsanın Özü" ile, "insan"ın olumlu ya da olumsuz çelişkilerinin "insan"ı başkalaştırmasının, değiştirmesinin, ilerletmesinin Marxizm açısından yorumunu yazıyor.
Language is difficult, but the content is wonderful. Thorough and scientific analysis of the evolution of human civilization from a socialist standpoint.
The book deals with the context in which science and art arise and evolve in class society. In the process it delves into topics such as psychology and anthropology, all while keeping Thomson's tradition of quoting relevant passages from relevant communist figures. It spends a few pages analysing poems, Greek plays and so on.
I personally didn't enjoy it that much, specially when compared to the previous two books, except for the last chapter. Also, some anthropology fragments are out of date due to the discoveries of the latest years (women's role during prehistory, for example).
That said, it's not a topic I'm very interested in, so that has definitely affected my perception of it. I would still it as part of the trilogy, particularly if art is something that moves you.