Jump to ratings and reviews
Rate this book

İnsanın Acayip Kısa Tarihi

Rate this book
"Tora torta kombeee
Fero nonka hum zeee
Kalentaka lumumbus
Tanketana bun geee..."

Bir yazarı güçlü kılan nedir? Bu uzun öyküyü/novellayı/kısa romanı (bir yazarı güçlü kılan, kesinlikle türler hakkındaki lüzumsuz bilgisi değildir)
okurken kendimi dönüp dolaşıp bu sorunun kıyısında buldum. Nedir Güray'ı iyi ve güçlü bir yazar yapan: cesareti, evet. Metnin içinde kendi imal ettiği yüksek etkili kurgusal patlamalardan korkmayıp üzerine gitmek ve yeni patlamalar çıkarabilmek cesareti. Ve yetenek, formüllerle izah edilemeyecek kadar net bir anlatma ve kurgu yeteneği. Keyif! Yazarken keyif almayan, coşku duymayan, tutkuyla yazmayan hiç bir yazarın dehasından söz edemeyiz. Bu mümkün değil.
Nedir abi bu kadar mı?
Şu bir de: Sadece dünyaya berisinden bakmayı bilenlerin, bilmek demeyelim dünyaya berisinden bakmaya tutuklu olanların, tutuklu demeyelim başka türlüsü elinden gelmeyenlerin sahip oldukları bir yeryüzü tecrübesi, bir çeşit bilgelik hali. İhsan. Sanki ihsan edilmiş bir şey.
Bu hikâye ne mi anlatıyor? Her iyi hikâye gibi ya sonuna kadar anlatmalıyım size ya da okumanızı sahibinden dinlemenizi istemeliyim. Çünkü denedikçe bu müthiş hikâyeye haksızlık etmiş olacağım. Belki şunu dinlemelisiniz, şu sözleri:

" Aklın ötesine geçtim sanarsın ki,
Orası kalbin berisidir
O gitmeden insanın başından
Nasıl kalbine döneceksin."
(Tanıtım Bülteninden)

136 pages, Paperback

First published January 1, 2016

4 people are currently reading
87 people want to read

About the author

Güray Süngü

24 books35 followers
Güray Süngü, 1976, Kadırga, İstanbul doğumlu öykü ve roman yazarı. İlk eserlerini Hece Edebiyat Dergisi'nde yayınlamıştır. Sonraki yıllar Hece Öykü, Aykırı Edebiyat, Vivo Edebiyat, Kaçak Yayın, E-Edebiyat, Özgür Edebiyat, Ada ve İtibar dergilerinde de kısa öyküler yazmıştır. Öykülerinde en çok ölüm, yalnızlık ve yabancılaşma temalarını işlemektedir. Zihin bölünmeleri ile gelişen kurmaca metinleri tercih etmektedir. İlk romanı "Dördüncü Tekil Şahıs" 2006 yılında yayınlanmıştır. İkinci romanı "Pencereden" aynı yıl okuruyla buluşmuştur. Güray Süngü Düş Kesiği adlı üçüncü romanını 2010 yılında yayınlamış, Düş Kesiği "Oğuz Atay roman ödülü"nü kazanmıştır. Yazarın ilk öykü kitabı "Deli Gömleği" 2010 yılında yayınlanmıştır. Yazarın 2011 yılında yayınlanan dördüncü romanı "Kış Bahçesi" 2011 Türkiye Yazarlar Birliği roman ödülüne değer görülmüştür. Güray Süngü 2012 yılında "Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi" adlı ikinci öykü kitabını yayınlamıştır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
66 (40%)
4 stars
48 (29%)
3 stars
36 (21%)
2 stars
9 (5%)
1 star
6 (3%)
Displaying 1 - 27 of 27 reviews
Profile Image for Taha.
121 reviews11 followers
December 21, 2016
Güray Süngü'yü Oğuz Atay'a benzetilir.Kelime oyunları bakımından benzerlikleri var. Novella ( Uzun öykü, Kısa Roman) türünden bu eserinin başlarında Atay tadı aldım. İlerleyen sayfalarda acaba ne olacak, nasıl toparlanacak diye düşünürken müthiş kurgusuyla öyle bir gol atıyor ki haz ağlarına, hayran kalıyorsunuz. Kitap acı, keder, kader kavramlarının üzerinden bir döngüyü anlatıyor. Gündelik yaşamımızdan olayları absürt durumda mizahi bir dille anlatması kitabı ayrı güzel yapıyor.

Profile Image for Rabia.
292 reviews
January 10, 2026
Dürüst olayım, kitabı ilk okuduğumda anlamadım. Ne anlatmaya çalıştığını, ana fikrini, kitabın olayını hiçbir şeyi anlamadım ve hatta kitabı büyük zaman kaybı olarak görüp 2 puan verip yeni kitaba geçecektim. Ama, kitabı hakkını vererek okumadığımı düşünüp sil baştan elime tekrar aldım. Zaten çok akıcı ve çerezlik bir kitaptı, ikinci okuyuşumda bazı şeyler kafamda oturdu. Meğer bu kitabı hakkını vererek yavaş yavaş okumak ya da ikinci defa tekrar okumak gerekirmiş... Tekrar okuduğumda anladım. Başta biraz kafa yakıyor ama Oğuz Atay gibi yazarların dilini beğeniyorsanız ve insanın aslında kendini arama, bir şeyleri bulmak değil belki bulamamanın yolculuğunu okumayı seviyorsanız ve bu metaforu hafif kinaye, hafif derinlik ve hafif mizahla okumak isterseniz kesinlikle bu kitaba bir şans verin.

2026'nın ilk kitabı ve 2026'nın ilk kazanımı. Bundan böyle bir kitabı anlamadığımda veta sevmediğimde o kitabı anlamak için ikinci bir şans vereceğim. :)

-----------

"Belki de sana düşen, bulmak değil, aramaktır." dedim.
"Neyi aramak?" dedi.
"Bulamayacağın şeyi." dedim.
"Bulamayacaksam niye arayayım?" dedi.
"Bulamamayı bulmak için." dedim.
--------------
Profile Image for Necla.
18 reviews
December 22, 2022
Tasavvuftaki "hakikat aramakla bulunmaz lakin bulanlar arayanlardır." sözünün kitap bulmuş hali. Kendini arayan, bulmasa da yolda bulduklarıyla yol alanın hikayesi.
Kitap "Ben" kelimesinin üstünü çizerek, ben'i kullanmadan konuşmak isteyen bir "Beni Adem" ile başlıyor. Merak uyandırıcı fantastik kurgusu; mekanları, karakterleri, zaman algısını alışılmışın dışına çekiyor. Kitabın ortalarına geldiğimizde hikaye başka bir yöne evriliyor. Tahmin edilmekte güçlük çekilen, merakla okunan ve şoka uğratan kaçınılmaz son.
Yazar Oğuz Atay gibi kelime oyunlarını, metinlerarasılığı bolca kullanıyor. Ancak bunlar okurun dikkatini dağıtmıyor. Aksine ustalıkla hikayeye yediriliyor ve bu dil oyunlarını yazan zihni düşündürüyor.
En sonunda yer alan nesre yakın şiiri ise çok beğendim.
Profile Image for Fatma .
77 reviews8 followers
Read
November 20, 2016
Kaderimizi ve kederimizi değiştiremeyiz. Bu kitap bizi anlatıyor, acayip bir şekilde.
Profile Image for Hakan.
71 reviews6 followers
October 29, 2019
Önce kitabın ismiyle başlayalım ve o “Acayip” kelimesini oradan müsaadenizle kaldıralım. Mesele kişisel zevkler değil, mesele bu kelimenin kitap hakkında oluşturabileceği önyargı. Çünkü bu kitap bir başka aforizma dolu, Afili Filintalar esintili, ne anlattığı belli olmayan değil de bir şey anlatmayan kitap değil. Haliyle, zıpır görünüp ilgi çekmek gibi bir derdi olmamalı. Hem, kitabın fazlasıyla oturaklı mesajına da halel getiriyor bu kelime. Biz, şunlardan biriyle devam edelim: “Çok”, “Pek”, hatta “Daha” da olur; hatta ve hatta İnsanın Kısacık Tarihi bile olur.

Bu konuda anlaştıysak kitabın mor kapağından içeri girelim. Sanki yukarıda sarf ettiğim sözler boşa çıkmış gibi, popüler kültür göndermeleri, komik anlatıcısı ve aforizmalarıyla karşımıza Murat Menteş’in Ruhi Mücerret’ini andıran bir hikâye çıkıyor. E o zaman hadi o “Acayip” kelimesini geri koyalım ve hafifçe dudak büzelim.

Sonra gülümseyelim. Çünkü, eğleniyoruz, değil mi? Ne yalan söyleyeyim, çok akıcı bir kitap İnsanın Acayip Kısa Tarihi. Anlatıcısı da eğlenceli bir kişilik. Hem sonra bir bakıyorsunuz, anlatıcı, aforizmalardan uzaklaşıp güzel kelime oyunlarına, acayip çağrışımlara doğru yelken açıyor. Alttan alta bu kitabın “o kitaplardan” farklı olduğunu hissetmeye başlıyorsunuz. Anlatıcının sadece komiklikler üzerinden samimiyet inşa etmediğini fark ediyorsunuz. Hikâyenin ilk “kısmı” diyebileceğim yeri tamamladığınızda heyecanınız iyice artıyor. Çünkü bu kısmın sonunu bu kadar yakın beklemiyorsunuz.

Sonra ne mi oluyor? Kitap beklenmedik bir şekilde, sanki patlama üstüne patlama olurmuş gibi olay örgüsünü hiç korkmadan acayip yollara saptırıyor. Bu esnada kitabın “Acayip” tarafı biraz daha geri çekiliyor; acayip olaylar olmadığı için değil, kitap daha da oturaklı bir zemine kavuştuğu için. Elinizde çok sağlam bir kitap olduğunu anlamaya başlıyorsunuz; öyle üflenince düşecek cinsten değilmiş. “Acayip” kelimesini geri çıkaralım lütfen diyorsunuz.

Sonra bu meseleleri tamamen unutuyorsunuz; çünkü kitabın sürükleyici, nefis, samimi, şaşırtıcı akışına teslim olmamak elde değil. Arada tüm bu acayiplikler nereye varacak diyorsunuz; ama bu soru işaretleriniz hızla akıp giden güzel sözlerin arasında kaynayıveriyor. Sonra sonu görüyorsunuz; bakıyorsunuz ki her şey birbirine kavuşmuş, kimi zaman ne okuyorum ben ya diye düşünmüş bir üst aklınız vardıysa artık tamamen tatmin olmuş. Ama o üst aklınız şimdi de neden bu yazı boyunca kitabın konusundan bir kelime dahi söz edilmediğini soruyor olabilir. Sorunun cevabın ta kendisi olduğunu fark edene kadar da sorup duracaktır.

Ben daha önce bir sürü hoşuma giden kitap okudum; ama hiçbir zaman bunları hediye etmeyi düşünmedim. En fazla tavsiye edebilirdim. İnsanın Acayip Kısa Tarihi, hem herkesin ilgisini çekebilecek yapısı, hem şaşırtıcı kurgusu, hem samimiyeti, hem edebî niteliği, hem güzel mesajı, hem hem hem… Diyeceğim o ki, birine bir kitap hediye edecekseniz, o kitap budur. İster kendinize, ister başkasına; bu kitap bir armağan. Yazarın okurlara, okurun okuyacaklara. Ama biz o “Acayip” kelimesini kaldıralım, rica ediyorum.
Profile Image for Hikmet Okur.
99 reviews8 followers
May 11, 2019
Dört yıldız vermeyi çok isterdim ama gerçekten elim gitmedi. Öyküyü de öyle bir hevesle sonuna kadar okudum, ama ne aklım ne de gönlüm hevesim kadar tatmin olmadı. Satır aralarındaki zekâ ve incelikle açığa vurulmuş sırlar, bence bu kitabı tam anlamıyla 'okunması gerekenler' sınıfına sokmaz. Yine de Hasan Ali Toptaş ve İhsan Oktay Anar karışımı bir tattan hoşlanacak okurlar için ilgi çekici bir deneyim olabilir.
6 reviews
January 16, 2017
Kurgusu yönüyle diğer kitaplardan çok rahat elimine edebileceğim Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ı tadında ..Okurken olayları kaçırmamak için kılı kırk yararak ilerlemek gerek . ipin ucunu sıkı tutun Sonunda anlayacaksınız :) Güray Süngü 'yü tanıdığım ilk kitap . Okuduktan sonra "Bu adam yazmalı! " dedirtiyor . Artık gözlerim raflarda Güray Süngü arıyor .
Profile Image for Özgün Onat.
437 reviews6 followers
July 17, 2022
İNSANIN ACAYİP KISA TARİHİ / GÜRAY SÜNGÜ
Bir dönem kitap guruplarında çok gördüğüm ama okuma fırsatım olmayan kitap ( çok okunma konusuna sonra geleceğiz). Bir arkadaşım tavsiye üzerine kendine alırken bana da alıp, göndermiş. Bu sayede bende okumuş, Güray Süngü’nün kalemiyle tanışmış oldum.
Kitapevi ya da bir satış yerinde yeni bir kitap gördüğünüzde ne yaparsınız? Kapağına, yazarına, belki yayınevi varsa çevirmene bakarsınız. Sonra arka kapağı çevirip, tanıtım yazısını okursunuz. Bu kitaba da bunu yaparsanız, kafanız karışmaya başlar. Çünkü arka kapak yazısı alışılmış tanıtım yazıları gibi değil. Aslında kitabın içeriği hakkında bilgi veriyor, elinizdeki eserin sıradan bir kitap olmadığını bas bas bağırıyor.
Bir bölümde: “Çok ilkel bir yöntemdi yazı ile hem geleceğe kalacak bilgileri kayda geçirmek hem de aynı zamanın içinde bilgi alışverişi sağlamak ama kafaları bu kadar çalışıyordu ve başka bir iletim yöntemi yoktu.” Diyor. Bu cümleye iki ayrı açıdan baktım. İlki okuma yazma bilenler, mesaj, mail gibi teknolojik sistemlerde kelimeleri tam yazmak yerine kısaltarak (slm, mrb, nhbr gibi) hatta sadece emoji denilen resimlerle iletişim kuruyorlar. İkincisi ise haberleri izlediğinizde okuyup yazma bilen ve konuşma yetisi olan kişiler böyle iletişim kurmuyorlar. Bunun yerine sopa, yumruk, bıçak hatta silahla dövüşerek iletişim kuruyorlar. Geleceğe yazı kadar bu görüntüleri bırakacağız maalesef.
Kitabı okurken absürd komedi diyaloglara gülerken; zaman / mekan yolculukları (sıçramaları) sizi şaşırtıyor, “Ne oluyor?” derken Matrix’de miyiz? Araf’ta mı kaldık? Yeryüzüne inen melekler neden geldi? Diye düşünürken paralel evrenler sizi sarıveriyor. Azcık olan aklınız karışıyor, eksik olan tahtalarınızın sayısı artıyor (siz zamiri kullandığıma bakmayın aslında olanlar bana oluyor).
Yazar iç kapakta kitabı “93T”ye ithaf etmiş!!! Bu neyin kısaltması diye araştırdım. O kafayla tek bulduğum; Zeytinburnu – Taksim otobüsü oldu. ( Acaba yazar kitabı o otobüste mi yazdı? Sorusu aklıma takılmadı değil.) 93T ister otobüs seferi olsun ister başka bir şey bana hatırlattığı tek şey 46C. O nedir derseniz bir zahmet bunu da siz bulun 
Kitabı ve yazarı araştırırken bir şey dikkatimi çekti. Bir yorum sitesinde istatistiklerde; 958 okunma, 230 beğeni diyor ama sadece 65 inceleme var. Bu ne demek? Okuyanların sadece %24ü beğenmiş. Okuyanların %7si, beğenenlerin %28i inceleme yazmış. Aslında bu çoğu kitap için geçerli oranlar. Yani okuyoruz ama bir düğme ile beğenmeye üşeniyoruz, beğensek bile kitap hakkında bir cümle bile yazmaya gerek görmüyoruz. Bende bu araştırma ile işletme fakültesinde okuduğum ( o dönem gereksiz bulduğum) istatistik dersinin hakkını vermiş oldum 😎)
Anlamasam bile (şaka şaka) okuması keyifli bir kitaptı, yazarın diğer kitaplarını da okumak isterim.
İnsanın Acayip Kısa Tarihi’nden uzun cümleler:
📕 Ortada roman falan yoktu, ciltli defterler vardı. Raflar dolusu. Yani dolap dolusu. Dolap kelimesi ile dolmak sıfatı arasındaki ilişkiyi o an kurdum.
📕 İnsanın kendini bilmemesi kadar kötü bir şey yok, diye söylendim sonra da. Haddini bilmeyene haddi bildirilir de kendini bilmeyene ne bildireceksiniz…
📕 İnsan kendisini tanımaya başladıkça huzursuzlukla tanışır, insan kendisini keşfederken acıya dokunur.
📕 İnsan kendisini bilmeden nasıl kendini güvende hissetsin, kendisini güvende hissetmeden nasıl huzur duysun?
📕 Akılsız arzu kör, arzusuz akıl kısırdır.
📕İnsansın sen. Bir şeye ulaşmak için yıllarca çaba sarf eder, ona ulaşınca değerini bilmezsiniz siz. Bu bazen mal mülktür bazen his, haldir bazen insan bazen de anıdır. Anıdır, yani hayatınızdır. Anı dediğin ne ki, anı dediğin yaşadığınızdır, yaşadığınız da hayatınızdır.
Profile Image for Iserpil Kılıç.
3 reviews
August 9, 2023
ilk 90 sayfasını sanki la fontaine'den masallar, 80 günde devri alem yada Metin ucanın kara komik kitabını okur gibi okudum eğer sadece zaman geçirmek için kitap okuyorsanız keyifli ama bazen beynimin yandığı da oldu çok dereden tepeden bir kurgulama küçücük bir satırda bir kelime en az 5 kere tekrarlanmış bana göre bu okuyucuyu aptal yerine koymak biraz akıl tutulması yaptı ben de çok fazla betimleme tanımlama var kör birine anlatır gibi ya da bir senaryo gibi,
Bu yazarın bir daha başka bir kitabını okumayı düşünmem bana göre edebi bir değeri yok
bazı şeyleri sonradan hatırlaması hafıza kaybı büyük bir ihtimalle de demansmı diye de düşünmedimde değil 😥😇🤔
Kitabın sonunda borges dayı Adem Zaman bekçisi diğerleri yani 4 kişinin tek bir insanı anlattığını düşündürdü bir de reankarne olmuş bir insanın 4 boyutunu anlatır gibi geldi ,
"o geçmişti ben yaşamıştım sonra başka ben o benim karşısına çıkıp o beni geçmişte söylenen şeyi söyledi," sayfa 125 " ,
" Adem olarak iki gözde değil iki göz Adem iki göz borges dayı ama iki gözle daha görüyordum hariçten çevirdim başımı kim bu hangi iki göz diye ve gördüm ki tahtın arkasında süklüm büklüm ihtiyar da kör gözleriyle bakıyordu," sayfa 126
"Bir zamansızlık zamanla zamanın ötesindeki o yerlere gelinceye kadar" sayfa 95; burada da zaman diye bir kavramın olmadığını anlatıyor diğer yandan 🤗
Profile Image for Sema Dural.
409 reviews11 followers
January 21, 2022
‘ "Denize in, orada bir sandal var. Denize açıl. Zamanı geçene kadar kürek çek. Zamanı geçince vardığın yerde belki bulursun aradığın şeyi. Belki de bulamazsın."
Gözlerini kurularken ahmakça cevap verdi;
"Belki de bulamayacaksam, ne diye o kadar kürek çekeyim?"
Acısına tebessüm ettim, cahilliğine değil.
"Belki de sana düşen, bulmak değil, aramaktır." dedim.
"Neyi aramak?" dedi.
"Bulamayacağın şeyi." dedim.
"Bulamayacaksam niye arayayım?" dedi.
"Bulamamayı bulmak için." dedim.
"Bulamamayı bulmak için aramama ne gerek var, aramasam zaten bulamamış olurum." dedi.
"Bulamayacağın şeyi ararken bulacağın şey belki de aramanın faziletidir öküz, laf dinle azıcık." dedim. ‘

Mizahî tarafı güçlü, şizofrenik ve cesur bir kurgusal kısa roman. Bitirirken ters köşe yapıyor ve yutkunmanıza mani olamıyorsunuz.
Profile Image for Yavuz Sert.
76 reviews4 followers
July 16, 2018
Bir ara "ne oluyor", "kitap nereye gidiyor" derken çok güzel bir sonla bitiverdi. Hafiften beyin yaktıran, bol bol altı çizilesi cümlesi olan bir kitaptı.

Profile Image for Claud Estelle.
1 review
January 6, 2024
Tamamen kendim yazsam bu kadar ayni yazardim sanirim anlatis bicimi kullandigi kelimler mizahi asiri derecede kendime benzettim ve sanki kendi yazdigim bir kitabi okuyormus gibiydim asiri begendim kesinlikle bir on yil sonra tekrat okumak gerek cok karmasikmis gibi gorunmesine ragmen her seyi cok net bir sekilde anladim ama anladigima inanmadim cunku dedigim gibi karmasik bir olay ogrusu ama sonunh okuyunca her sey yerli yerine oturuyor tamamen okumak istedigim kitap turu budur cok kitap okuyan biri degilim nedeni ise kendi tarzima uygun kitap bulamayisimdi ama bu kitabi bir solukta resmen okudum mukemmeldi elinize saglik🙏🏻🙏🏻
Profile Image for Sirius Black.
168 reviews
October 11, 2017
Güray Süngü dil ile dünyalar kurmaya devam ediyor. Oğuz Atay diline yakın ama Atay'ın dilini taklit etmeye çalışırken birçok çuvallayan yazarın yanında Güray Süngü kendine has dilini kurabilmiş. Mizahi yönü, dili ve kurgusuyla tatlı bir kitap.
Profile Image for Ahmet.
4 reviews
October 9, 2024
Kitabın konu ve kurgusu sağlam ama anlatış biçimi ve zaman zaman üslubu bana göre yersiz. Tam derinlerde anlam ararken yapılan soğuk espriler ve futbol muhabbeti kurduğunuz/kuracağınız bağ için sorun oluşturuyor.
Profile Image for bazenokur.
19 reviews3 followers
January 25, 2019
Hikayenin başlangıcı aslında sen ben o..Her insanda hikaye yeniden başlıyor, ilk kez....Çok güzeldi...
Profile Image for Hatice Çay.
Author 5 books1 follower
April 26, 2020
Güray Süngü'nün tartışmasız en iyi kitabıydı.
20 reviews
April 22, 2022
Anlamadığım çok nokta oldu, daha fazla okuyucu yorumu gerekli ama kitap mükemmeldi. 2 kere okuyun
Profile Image for bahar.
16 reviews4 followers
April 28, 2022
yorucu, yazarın dili pek hoşuma gitmedi ama bir solukta okudum.
9 reviews
January 10, 2026
beni gulduren kitaplara bayiliyorum.Mizahi dilini cok sevdim,diyaloglarini cok sevdim,kurgusunu cok sevdim olmeden mutlaka birkac kez daha okurum.Seneyi super bir kitapla actim mutluyum
Profile Image for beyza koru.
5 reviews
September 19, 2023
Bu kitap bir duaydı. Bazen kendimiz için neyin hayırlı olduğunu bilmeden ettiğimiz talepkâr duaların gerçek olma ihtimalinde aslında o kadar da istediğimiz bir sonuca varamayabileceğimizi başka meselelerle iç içe ve öyle derinlikli anlatıyordu ki. Bunun yanı sıra insanın kimliğini var eden unsurları, bu unsurların yokluğunun varsayıldığı bir düzlemde sorgulatan ve ilerledikçe okuyucuyu zorlayan bir metin. Kaçırdığım anlamlar varsa üzülürüm.
Profile Image for sıla.
29 reviews2 followers
July 28, 2025
okula gelen milli egitim bakanligi dagitmisti yuzune bile bakmadan cantama atmisim alakasiz bi gunde kitapligimi temizlerken slip okudum O KADAR GUZELDİ Kİ hic beklemiyordum bayildimmmm
Profile Image for Ezgi.
2 reviews
April 22, 2017
kitap innanılmaz eğlenceliydi.. bu tip absürt mizahı gerçekten seviyorum. bir an kolaya kaçmış kopyalayıp yapıştırmış mı yazar diye korktum ama okudukça anladım, kişinin bulamayacağı birşeyi ararken kendini de araması, kendini hatırlamaya çalıştığı sırada unutmaya da çalışması, ama aslında unuttuğu için pişman olması.. cidden çok güzeldi..
This entire review has been hidden because of spoilers.
Displaying 1 - 27 of 27 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.