Jump to ratings and reviews
Rate this book

Sibop

Rate this book
Aslı, galiba ben kendimi evliliğe hazır hissetmiyodum. Geçen hafta evlendik mi gerçekten biz? Nikâh memuru inandı mı gerçekten, sözüme güvendi mi? Kara kaplı deftere atılmış öcü imzadan söz etmiyorum ben Aslı. Kimse ciddiye almaz ki beni... Seninle yaşlanmak istiyorum ama yaslanmak istemiyorum. Hem ne suçum var ki benim? Öyle köşemde saksı gibi duruyodum ben. Günün birini bekliyordum. Sen istedin. Geldin sen bulaştın bana.

Sibop, kendi deyimiyle “acemi kolpacı” Orhan’ın romanı. Doğma büyüme Cihangirli Orhan, hukuk tahsili yapmış. Girdiği işlerde pek tutunamamış, ailesinin gözünden bile düşmüş. Kimse tarafından yüzüne bakılmayan biri. Öyle ki, adı “sibop”a çıkmış. Ama bir gün Orhan’ın yüzüne bakan bir kız çıkıyor ve roman başlıyor. Başar Başarır’ın bu sürükleyici, inandırıcı, azmettirici romanının öne çıkan yanı dili olabilir; bir solukta, Türkçenin tadına vara vara okuyacağınız Orhan’ın hikâyesini çok seveceksiniz.

328 pages, Paperback

Published January 3, 2017

3 people are currently reading
107 people want to read

About the author

Başar Başarır

17 books44 followers
Başar Başarır was born in İstanbul in 1970. After a high school where the language of education was German, he went on to a university where the language of education was English. He got his MA in International Communications from City University, London in 1997.

Başarır published his first collection of stories while at Boğaziçi University, where he was still working on his Mechanical Engineering degree. With several other short story collections that followed, Başarır secured his position in the Turkish literary scene and went on to receive both of the two most important short story prizes in Turkey (2004 Sait Faik Short Story Prize with Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri, and 2014 Yunus Nadi Short Story Prize with Teklifinizle İlgilenmiyorum).

He has ten short story collections published by various publishing houses; and his first novel Sibop just came out in January 2017.

As a member of a Turkish family with roots in the Greek Islands, Başar Başarır is nowadays working on his next novel about the complicated range of relations between Turkey and Greece, from warm camaraderie to deep conflicts.


Books:
Sibop (novel, 2017, Can Yayinlari)
Havaalaninda Satilmayan Kitaplar (stories, a collection, 2015, Can Yayinlari)
Bize Umut Geret (stories, a collection, 2014, Can Yayinlari)
Teklifinizle İlgilenmiyorum (stories, 2013, Can Yayinlari)
Duzenboz (stories, 2012, Genis Kitaplik)
Bozuk Para 1 Lira, Yıllar Sonra Geri Dönen Sevgili (history, 2005, Dogan Kitap)
Çıktığınız Hevesle İniniz (stories, 2004, Dogan Kitap)
Getirin O Günleri Yakalım Bu Öyküleri (stories, 2003, Dogan Kitap)
Nedir Hayat (stories, 2000, Dost)
Eski Şehrin Ayazı (stories, 1996, Era)
Kent Kitabı (stories, 1992, Armoni)

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
39 (15%)
4 stars
77 (31%)
3 stars
83 (33%)
2 stars
30 (12%)
1 star
18 (7%)
Displaying 1 - 27 of 27 reviews
Profile Image for Nazan.
8 reviews
January 19, 2018
Bu romandan aklımda ne kaldı diye kendime sordum
B.k, g.t, s.k, k...ma kaçtı, ediyom, geliyom, bi, bea başka da bir şey yok geriye kalan.
Konu: Benzerleri çok yazılmış, bir özelliği yok. Üstelik gerçek dışı. Kimse İnternet'te tanıştığı bir kişi ile iki günde evlenmez. Aslı gibi yurt dışında okuyan bir kız İnternet'den avukat aranmayacağını bilir. Aslı gibi Türkçe'yi iyi konuşamayacak kadar yurt dışında yaşamış, oraların kültürünü benimsemiş bir kız Orhan gibi bir külhan beyini asla beğenmez. Herkes paranın cazibesine kapılır ve o tiyatro binasını satardı. Kaldı ki %15 hisseye sahip olan Aslı'nın tiyatro ile ve tiyatro sanatçısı olan ölmüş babası ile de yakın bir bağı yok. Yani bu roman şimdi tiyatroların içinde bulundukları kötü durumumu anlatıyor? Yok canım! Kurguda sorunlar var.
Dil ve anlatım: Kitabın tanıtımında Türkçenin tadına vara vara okuyacağınız... denilmiş. Doğrusu ben Türkçenin tadına hiç varamadım bu romanda. Argo, kaba bir dil kullanılmış. Kahramanları anlatmak için romanlarda argo da değişik lehçeler de kullanılabilir. Ancak bu romanda argo çok fazla ve aşırı cinsel ögelerle dolu.Bundan Cihangirliler böyle konuşur anlamı çıkar mı? Hukuk okumuş üstelik kaçak tez yazma işi ile uğraşan bir kişi böyle mi konuşur? Avusturya'da yaşayan Türkler Aslı gibi mi konuşur? Bilemiyorum. Romanın dili beni çok sıktı. Sonunda r harfi olmayan fiiller, bazı yerlerde böyle konuşması gerektiği unutulup r harfi de yazılıvermiş. TDK yazım kılavuzuna göre batı kökenli kelimeler olduğu gibi yazılmalıdır. Oysa kitapta faysbuk, fays, oflayn gibi ifadeler bolca var. Bazı terimleri anlayamadım: Dili erotik konuşamamak, kuyruklanmış saç vb. Dil heyecandan kıça kaçar mı? Küvetin fişi olur mu? (küvetin tıpası olur) Enjeksiyon metoduyla hamile kalmış kurbağa ne demek? Buji götlü karı ne demek? Beni dahi beklemeden dışarı uğradı. Nasıl bir cümle? Deyimler, tekerlemeler, atasözleri çok sık kullanılmış. Mey biter, saki kalır, tahsil cehaleti giderir eşeklik baki kalır. Ağacı kurt, insanı dert kemirir. Duvarı nem , insanı gam yıkar gibi.
Aptal değil sadece şişman. Şişmanlığın aptallıkla ilgisi ne? Şişmanlık ile yapılan eylemin ilgisi ne?
Niye cinsiyetini inkar etsin ki? Gayet kadın kadın olmak ne demek?
Bitişik yazılmaması gereken kelimeler bitişik yazılmış. Gerisingeriye gibi.
Kolpacı değil kolpocu şeklinde yazılması gerekiyordu. Bu kelimenin yerine dalavereci kelimesi kullanılsa daha iyi olurdu.
Roman gereksiz yere uzatılmış, tekrarlar sık olarak kullanılmış. Orhan ile Nebahat arasında geçen bazı konuşmalar (roman ve filmlerin bilinip bilinmediği, konularının anlatıldığı bölüm) kurguya ne gibi bir katkı sağlıyor anlayamadım. Bol bol IMDb' den bahsedilmesi, kedilerle köpekler arasındaki konuşmalar da hangi anlamı katıyorlar bu eşsiz romana acaba?
Kısaca, piyasa romanı olarak okunabilir. Ancak 2017 yılı Yunus Nadi Ödülünü alan bir roman olması Türk romanının düştüğü durumu göstermesi bakımından son derecede düşündürücüdür.
Profile Image for Emine.
24 reviews8 followers
February 19, 2018
Yazarın okuduğum ilk kitabı sayesinde argo kelime dağarcığım baya gelişti. Aslının uyduruk kelimelerine de epey güldüm.
Kısacası bir kaç kelime ile kurulmuş cümlelerle sıkılmadan okuyacağınız sade bir roman. Belki uzun zaman aklınızda kalacak karakterler yok içinde ama içimizden çok karakter var.
Profile Image for Leylak Dalı.
633 reviews154 followers
May 19, 2017
Eğlenceli bir anlatım, bu yüzden kolay okunuyor ama benim tarzım değil. İçeriğindeki bol argo ve küfür kullanımı ile arka kapakta yazdığı gibi "Türkçenin tadına vara vara okumak" nasıl gerçekleşecek o da meçhul. Okuyanı bol, yolu açık olsun...
Profile Image for Annegazetesi.
162 reviews20 followers
November 5, 2020
Kitabı storytel'den dinledim ve sevmemde kesinlikle okuyanın Deniz Yüce Başarır olmasının etkisi var. O kadının sesinde bir büyü mü var bilmiyorum, okuduğu her kitabı beğeniyorum.
Profile Image for ilgi.
78 reviews11 followers
August 3, 2019
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Yanlış mı seçim yaptım, emin değilim. Ama çok zor bitirdiğimi söyleyebilirim. Anlatımı eğlenceli, ama yeteri kadar sabrınız yoksa bu özelliği bile size sıkıcı gelebilir. Konusunu sona yaklaşarak bağlanması okura sonunda bir yere varabildi hissiyatı veriyor.
Açıkcası Hasan Ali Toptaş'dan ismini duyduğum ve geçtiğimiz yıl ödül almaya layık görülen bu kitabı belki de çok fazla beklenti ile elime aldığım için olsa gerek, bütünsel baktığımda çoğunlukla sevemedim.
552 reviews8 followers
February 13, 2025
Sibop adından ve kapağından da anlaşılacağı gibi argosu bol, pop bir kitap. Kötü değil kesinlikle, epey eğlenceli. Kısa kısa bölümlerden oluşuyor. Kolay okunan, ara ara kahkaha attıran bir kitap oldu. Dili beni rahatsız etmedi. HH'ye çok benzettim, benzer rahle-i tedrisattan geçtikleri için çok da şaşırtıcı degil.

Bazı (belki tüm) karakterlerde yaşamışlara göz kırpma var. Benim hemen fark edebildiklerim :
Kerim - Kâmran
İhsan - Muhsin
Şule - Yıldız
Tarık - Müşfik
Uluğ - Yüce

"Boku bilmeden kenefe müdür olmak" misali bir çok gülümseten deyimler dolu Sibop'ta.

Eğlenceli, çok iddiası olmayan Sibop benim hoşuma gitti.
Profile Image for Pozan.
388 reviews16 followers
December 8, 2022
Sibop |3+/5|

Garip bir deneyimdi. Daha önce hiç bu kadar kasten bozdurulmuş bir dili olan bir kitapla karşılaşmamıştım. Elbette vardır da, Sibop bu açıdan bende bir ilk oldu ve kitaptan geriye baktığımda en çok hatırladığım özellik bu oldu. Sibop, en ‘değişik’ yazın tarzlarından biriyle yazılmış kitaplardan biri, yakın vakitler çerçevesinde.

Kitabımız, Orhan’ın kitabı. “Acemi Kolpacı” olarak anılan Orhan karakterinin internetten tanıştığı Aslı isimli bir kadınla tanışır tanışmaz sevgili olması ve evlenmesiyle başlıyor kitabımız. Absürtlük buradan da kendini gösteriyor. Kitap fantastik türünde olmasa da internette tanışan iki insanın bir haftadan daha kısa sürede evlenebileceği bir roman dünyasından bahsediyoruz.
Hem yazın tarzı olarak hem de kurgunun başlangıcında absürt unsurlar olsa da konu aslında gerçekçi ve sıkça karşılaşıyor olmamıza rağmen üstünde durmadığımız bir konu. Kentleşme. Beton binalar. Yıkılan ağaçlar ve yapılar. Eski güzel yapıların değerini ve tarihselliğini ‘diktirip’ yeni beton binalarını dikerek şehrin düzenini ‘diken’ soğuk, acımasız ve takım elbiseyi derisine yapıştırmış insanlar…

Kitabın nasıl bir üslup ile yazıldığını tam olarak anlamanız için aşağıya bir metin bırakıyorum.
“Şu an evdeki bağlantıda bir arıza var anlaşılan, internet kesik. Telekom’a saydırıyor ablam. Durup durup fareyi masaya çalıyo. Tombul parmaklarıyla habire önündeki pencereyi tokmaklıyo. Bağlantısı kopmuş bir bilgisayara yayını gitmiş televizyon muamelesi yapıyo ki, saçmalık. Asında küsüm ona. Ne yaparsa yapsın. Bana ne ki. Ama dayanamayıp müdahale ediyorum bu saçma tamirat metoduna.”

Evet. Kitabın çok büyük bir geneli bu tarzda bir anlatıma sürüp gidiyor. Normalde birinci tekil şahıs anlatımlarında olay geçmişte anlatılıyormuş gibi -dı -di kullanırken aynı cümlelerin içinde “şu an,” gibi şimdiki zaman kullanarak ikilem yaratan metinleri sevmem. Ancak Sibop’un ilk on sayfasından sonra bildiğim bütün dil bilgisi kurallarını unutup, sanki ikinci örneği hiç var olmayan bir dili okuyormuşum gibi uzanıp da okudum bütün kitabı.

Bu, Türkçeyi bozarak yaratılan üslubu “tahammül” etmemi sağlayan en önemli unsur, seçilen bu tercihin hikayeye hizmet ediyor olmasıydı. Yazar sadece böyle yazabiliyor ya da böylesi daha çok sevilir diye değil, karakterin yapısı ve özelliklerinden ötürü böyle bir dil ortaya çıktığı için bir sıkıntı yaşamadan okudum. Misal, üçüncü kişi anlatımında böyle bir üslup kullanılsaydı o zaman kitaba karşı daha olumsuz olabilirdim. Şu haliyle, yeri geldiğinde beni güldürmeyi bile başarabildi.
Bir bar masasının öbür tarafındaki biraz sarhoş olmuş birinin ağzından dinliyormuşuz gibi akan hikayemizde bazen küfürlü cümlelerle karşılaşmak da mümkün. Bazı okuyucuları bu küfürlü cümleler sıkmış ya da rahatsız etmiş olsa da ben olmadım. İlk sayfalardan, ilerideki sayfalarda bu tarz küfürler geleceği karakterin anlatım tarzından fazlasıyla belli oluyor. Sokakta kafede kıraathanede kantinde böyle insanlarla karşılaştığınızda ağızlarından ne tür küfürler duymanız mümkünse, Orhan da hikayesini anlatırken aynı argo kelimelere başvuruyor.

Hikayenin üslubu farklı ve okunabilir, seçtiği konu da güzel ama seçtiği bu konuyu ilerletmekte pek de başarılı değil. Biraz fazla sündürüyor. Eğer sıklıkla karşılaştığımız bir tarzla yazılsa bu kitap, bitirebileceğim konusunda şüphe duyardım. Daha köşesiz ve ‘r’lerden yoksun bu tarz ile kitabın son sayfasına varmayı başardım ama daha kısa olmasını tercih ederdim. Karakterlerin ana hikayeye katkısı pek fazla değil ve olduğunda da dolaylı yoldan öteye gidemiyor. Ana iki karakterden birini tanırken ötekini fazlasıyla tanıyamıyoruz ve ‘damsel in distress’ durumundan öteye gidemiyor.
Bu durum, ara ara anlatılan geçmiş zamanlar ile biraz hafifletilmiş olsa da, yine de bir noktada bayıyor. Çok ve çok tatlı olan, yoğun bir çikolatanın son demlerindeyken hissettiğiniz o baymak eylemini bu kitabın sonlarına doğru da hissediyorsunuz. Belki ben alışkın olmadığımdan ya da fazla alışkın olmamdandır…

Bu kitabı almalı mısınız? Eğer hep benzer tarz anlatımlardan sıkıldıysanız ve biraz değişik bir biçim ile kendini anlatmayı seçmiş bir Türkçe eser okumak isterseniz Sibop’a bir bakabilirsiniz. Ancak edebi tarzlar hakkında bir Nazi subayı kadar katıysanız ve hiçbir esnekliğe tahammül edemiyorsanız, kitaplarda ‘realistik’ argo kelime tamlamalarına katlanamıyorsanız bakmamanızı tavsiye ederim.

Nasıl anlattığı, ne anlattığının önüne geçmiş ve bu yüzden üslup haricindeki unsurlarda bir takım eksiklikleri olmasına rağmen verdiğim parayı bana memnuniyetle iade eden ve birçok sayfada beni eğlendirmeyi başarabilen bir kitap Sibop. Ki sibop öyle bir kelime ki, kendi kendinize sabit aralıklarla tekrar ettiğinizde istemsizce gülmeye başlıyorsunuz. En azından bende öyle oldu. Belki ben alışık olmadığımdan ya da fazla alışkın olmamdandır.

Ağaçların beton mezarlara gömülmeyeceği güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.
Profile Image for Ebru üstün.
8 reviews1 follower
June 9, 2017
İlk romanlara bayılırım..Belki yazarın hayatından izler taşıdığıını düşündüğümden belki de yıllarca birikmiş o yazma arzusunun kaleme alınmasının cesaretini sergilediğinden... Satırlar arasında yıllarca söylenmeyi beklemiş kelimeleri seçmeye çalışırım.. Sibop, samimi diliyle bu duyguyu yaşatsa da anlattığı hikaye itibariyle zorlama geldi bana...
Profile Image for Müzeyem.
117 reviews9 followers
April 29, 2021
Ödüllü bir kitapmış, açıkçası neden ödüle layık görülmüş ben anlayamadım. Hikayesinde orjinallik yok, okura verdiği mesajlar da etkileyici, akılda kalıcı değil. Ben günümüz edebiyatından kafa yormayan, akıcı bir şeyler okumak istemiştim ancak Sibop bu açıdan isabetli bir tercih değilmiş.
97 reviews3 followers
May 22, 2018
Bir kere, feci bir kurgusu var. Başar Başarır'ın Türkçeyi bildiği için bozabileceğini kendinde hak görmesini anlayabiliriz. Ancak bunu bozmak için yapması ayrı dert, bozduğu şeyin sadece bir "bozukluk" olarak durması ayrı dert. Atasözleri ve deyimler üzerinden getirdiği uyarlamalar zaten ciddiye alamadığımız anlatıcının defterini hepten dürüyor.
Her şeye rağmen romanın zengin bir dili var, ancak yazarın ürpertici mizah anlayışı sebebiyle o da, ya davulcuya ya zurnacıya varıyor.
Türkiye'de ödüllerin "adamını" bulduğunu biliyoruz. Yunus Nadi Roman Ödülü şaibeli bir ödüldü oldum olası. Sibop'a da ödülü vererek tüy dikmişler. Eğer bir şaibe yoksa tablo daha beter. Ülkedeki kültürel iktidarın çapını alt alta toplayıp çıkan sonuca hayıflanabiliriz.
Profile Image for Deniz.
145 reviews
January 2, 2018
Dili yine çok akıcı ve güzel ama keşke karakterleri de daha derin olsaymış. Karakterler ilginç olacağım diye sanki biraz yapay olmuş. Özellikle Aslı karakteri çok kötü çizilmiş. Yalnız kitaptan güzel film olacağını düşünüyorum, birileri değerlendirir belki.
Profile Image for Kagan Oztarakci.
186 reviews1 follower
December 19, 2021
otuzbir olsa çekilmez evlilik denen şey

Bazen de bir edatım. Çünkü kendi başıma belli bir anlam ifade edemiyorum.

Gövdesine de tutkunum gölgesine de.

Seninle beraberken kendi hayatımı yaşamaktan bıkıyorum ben.

Profile Image for Gokhan Ozcevik.
9 reviews
January 5, 2018
Kurgusu cok guzel, mizah anlayisi son derece ince. Ne zaman ne cikacagi belli olmayan ama son derece gercekci....
Profile Image for Levent Utku.
53 reviews5 followers
March 18, 2019
Kapağından beklenmeyecek lezzette, iki hikayenin birbirine paralel anlatıldığı, dili zengin bir roman
126 reviews5 followers
November 27, 2020
Yazarın ilk kez bir kitabını okudum.
Sevdim. Çok da akıcı bir okuma oldu.
Öncelikle burada yazılan yorumların heterojenliğini çok iyi anladığımı belirtmeliyim.
Sıra dışı bir metin. Bu tür muziplikleri sevenler için bir şölen sayılabilir; derin edebiyat arayanlar içinse boşluk hissi verebilir. Hepsi doğal.
Arka kapakta yazılan Türkçe şöleni metni iyi tanımlayamamış. Yazarın Türkçeye çok hakim olduğu belli, ancak metin daha ziyade güzel bir Türkçeyle değil kelime oyunu gibi muzipliklerle dolu. Bunları %80 oranında absorbe edebildim, yine de biraz fazla geldi.
Romanın karakterlerinin gerçekçi olmaması beni rahatsız etmiyor, zira bir kurgu bu, tarz meselesi.
Bir Murat Menteş tadı aldım okurken. Ancak Yunus Nadi Ödülü açısından isabetli bir seçim olmuş mu, onu söyleyemeyeceğim.
Yazarın ödüllü öykü kitabını da okumak isterdim, ancak mevcudu tükenmiş maalesef.
Bu kitabı önereceğim ve önermeyeceğim arkadaşlarımı iyi tahmin edebileceğimi düşünüyorum.
Sanırım bu cümlem buradaki yorumlarla uyumlu.
Profile Image for Hülya Meier.
156 reviews
April 17, 2022
Bir baltaya sap olamamış, sivri argo diliyle yeni bir karakterdir "Sibop" Orhan ...

... Bi ''zaten''de neler gizlidir bilir misiniz? Bütün sorulmamış hesaplar. Ses çıkarılmamış hatalar. Hoş görülmüş, görmezden gelinmiş, katlanılmış her türlü yanlış. Sonradan ortaya çıkan mahsurlar... Kapı aralığında komşu teyzelerden öğrenilen ve kişiyi kıskançlığa boğan bi dedikodu. Zaten demek, doldum ben demek. Zaten demek, geçen gün yediğin haltı daha unutmadım demek. Zaten demek, alakasız mevzuları bi araya getirip başından aşağı şimdi boşaltıyorum demek. Görülecek hesabımız var, hiçbirini unutmadım, bana yutturamazsın... Sen zaten.
Profile Image for Etem Uçmak.
68 reviews17 followers
Read
February 22, 2021
Sibop, kendi deyimiyle “acemi kolpacı” Orhan’ın romanı. Doğma büyüme Cihangirli Orhan, hukuk tahsili yapmış. Girdiği işlerde pek tutunamamış, ailesinin gözünden bile düşmüş. Kimse tarafından yüzüne bakılmayan biri. Öyle ki, adı “sibop”a çıkmış. Ama bir gün Orhan’ın yüzüne bakan bir kız çıkıyor ve roman başlıyor. Başar Başarır’ın bu sürükleyici, inandırıcı, azmettirici romanının öne çıkan yanı dili olabilir; bir solukta, Türkçenin tadına vara vara okuyacağınız Orhan’ın hikâyesini çok seveceksiniz.
Profile Image for cherubnessli.
187 reviews1 follower
May 22, 2025
Sibop Orhan ve Facebook aşkı Aslı'nın yıldırım evliliği ile başlayan evliliği arka planda Aslı'ya kalan lanetli bir mirasın gökgürültülü sağanak yağışı altında yıkılma tehlikesi ile karşı karşıyadır zira Orhan'ın gel-gitleri Aslı'nın gidip de gelmeyişleri ile kesişince ortaya bir kara mizah örneği çıkar.Ben Başar Başarır okurken çok eğleniyorum mizahi dili sebebiyle,Dünyanın Bütün Fıstıkları kadar derin izler bırakmasa da-ki o benim favorim-Orhan'ın ablası,halası ve karısından oluşan Bermuda Şeytan Üçgeninde çektiği azabı görmek açısından keyifli,sıcacık bir roman,tavsiye ediyorum.
Profile Image for Güncelleme.
65 reviews3 followers
May 5, 2020
Ödül de almış bir roman olarak aldım ama beklentimi pek karşılamadı. Akıcı, kolay okunan bir kitap. Ama sonunda bana ne kattı sonusuna pek cevap veremedim.
8 reviews
September 18, 2020
Akıcı bir kitaptı ancak Türkçe'yi kullanma biçimi yorucuydu.
Profile Image for Sinem Sarsilmaz Muhtaroğlu.
215 reviews4 followers
March 4, 2022
Neden bu kadar düşük oylama var anlamış değilim.
İnanılmaz eğlenceli ve bizim ne b.. olduğumuzu gösteren bir ayna gibi sanki
Profile Image for Simge Perçin.
40 reviews
December 24, 2020
Kitap farklı çevrelerden karakterlerin, gündelik dilleri üzerinden farklı bir argo tutturulmaya. Orhan daha tanıdık bir Cihangir çocuğu, Aslı yurtdışından geldiği için farklı bir jargonu var vs. Bu ikili arasındaki ilişki üzeriyi takip ederken İstanbul'un yıllar içinde betonlaşması üzerine bir miras meselesi ana hikayeye paralel ilerliyor. Ama ne argo kullanımında bir tutarlılık var ne de hikayenin dinamiği istenen etkiyi yaratabiliyor. Anlatıcı olarak kitabın çoğunluğunda sesini duyduğumuz Orhan'ın bile nasıl bir karakteri olduğu, bazen aslan kesilip, bazen pasif kaldığı hareketlerinin motivasyonları belirsiz. Bu da karakterden ziyade tiplemeye yaklaştırıyor romandaki kişileri. Sürekli kendini tekrar eden olaylar dizisi arasında orijinallikten uzak bir biçimde "bu tarz kadınları bilirsiniz, bu gangster tipli adamlar da şöyledir" gibi bir anlatımla betimleniyor karakterler. Yer yer güzel bir mizah anlayışı olsa da, tamamına bakınca yetersiz ve zevksiz bir okuma deneyimi yaşattı bana.
Profile Image for Ferhat Kınacı.
6 reviews
April 4, 2017
Başar Başarır iyi bir öykücü. Öykülerindeki dili ve kurguyu bildiğimden romanı o gözle okumaya başladım fakat güzel yanıldım. Başka bir iş çıkarmış. Tabii muazzam kelime oyunları ve dil kullanımı bambaşka bir hale sokuyor metni.
1 review
January 9, 2018
Yazarın ilk romanı. Akıcı ve eğlenceli bir dili var. Türkçenin esnekliği ve azizliği her satırda göze çarpıyor. Kitap samimi anlatımı ve özgün karakterleri ile okuyucu çekiyor. Hikaye kısmına gelince güzel gelişen olaylar tabiri caizse pat diye bitiyor. Son kısımlarda hikaye bitirilmeye zorlanmış hissi veriyor. Yine de yazarın dili ve anlatımı için diğer öykü kitaplarını okuyacağım.
97 reviews2 followers
December 26, 2018
Orhan’ın mizah anlayışı, Aslı’nın kimselere benzemeyen iyi hali, kelimeleri eğip bükmeleri, Orhan’ın ablası, halası, Kerim karakteri..hepsini çok sevdim. Romanın kapağı ve adı başta bana itici gelmişti ama iyi ki buna aldanıp okumamazlık yapmamışım. Mizah, sürükleyicilik kitabın ana konuları gibi görünüyor ama aslında müteahhit, zengin avukat, Sibopun isim babası mafya, tiyatronun yerine dikilecek avmyi iştahla bekleyen eski tiyatrocu karakterleriyle yozlaşmış dönemin mini bir kesiti gibi. Kitabı storytelden Deniz Yüce Başarırın sesiyle de dinledim, bu şekilde dinlemek kitabın tadını biraz daha arttırmış olabilir.
Displaying 1 - 27 of 27 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.