Şimdi “burnunun dikine gitmeyen” kültürler düşünsün! Kokular Kitabı’nın Kültürler durağına hoş geldiniz... Uygarlığımızın kokusu çıktığına göre –artık söylemeye hacet yok ama– koku denince Türkiye’de akla gelen ilk isim; Vedat Ozan’a kulak vermekte fayda var.
Sanki burnumuz yokmuş gibi kurduğumuz uygarlıktan gelen “kötü kokular” muhtemelen hayatî tehlikelere işaret ediyor. Burunla ve parfümle kurulan kültürlerin haritası açılıyor önünüze! Paris’in saray âlemlerinden Mısır Çarşısı’na, yağmurlu kadınlardan Kanunî’nin pamuğuna, Roma’nın helalarından Çinlilerin tütsülerine, rüzgârın çocuklarından Medicilere dek akılalmaz bir coğrafya... Üstelik -elbette- sayısız “lüzumsuz bilgi” eşliğinde! Haydn’ın senfonilerinden Duchamp’ın pisuarına, bebek İsa’nın ziyaretçilerinden çağdaş sanat müzelerine, Kafka’nın aşkından James Joyce’un bıyık fincanına, mesenlik müessesesinden tütsülü saatlere dek, kültürlerin vazgeçilmez unsurları olan sanatın ve zanaatın akla hayale gelmedik ayrıntıları, hikâyeleri... Uygarlığın kokusunu almaya ve kokunun uygarlığına hazır olanları, sayfaları çevirmeye davet ediyoruz.
Not: Cinsiyet farkı gözetmeksizin! Okuyan anlar;) Siz bu cildi okuyadurun, biz de bu sırada Lezzetler cildini hazırlayalım!
“Bizim toplumumuzda üzeri örtülü geçen ve bastırılmış koku duyusunu, daha açık ve belirgin halde ele alındığı uzak kültürlerin örnekleriyle birlikte düşününce belki daha farklı algılayabilir, maalesef uzak kaldığımız duyusal çeşitliliğin ayırdına varabiliriz.”
1978 yılında Kadıköy Anadolu Lisesi’ni (Kadıköy Maarif Koleji) bitirdi. Yüksek öğrenimi 1980 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde tamamladı. İFSAK’ta fotoğraf üzerine aldığı eğitimlerin ardından proje koordinatörlüğü ve fotoğraf eğitmenliği yaptı. Bunun yanı sıra İFSAK Dergisi yayın kurulunda da yer aldı.
Profesyonel bağımsız parfümörlüğünün yanı sıra duyular (ve özellikle koku duyusu) konusunda çalışmalar yaptı. 2009-2012 arasında 94.9 frekansından yayın yapan Açık Radyo’da Salı sabahları 10.30’da Koku adlı programı hazırlayıp sundu. Koku duyusu ile ilgili olarak çeşitli konferans ve seminerlere katıldı, aynı zamanda üniversitelerde çeşitli derslere konuk eğitmen olarak davet edildi. Bunun yanı sıra birçok dergide koku üzerine makaleler kaleme aldı. Harper's Bazaar, Marie Claire Maison, Vogue Türkiye gibi dergilerde de kendisi ile koku duyusu üzerine yapılan söyleşiler yer aldı.
Kokunun sınıfsal ve antropolojik serüvenine enfes bir yolculuktu. Kitap boyunca alıştığımız göz ve ses odaklı "Batı" kültürünün koku algımızdaki hegamonik etkisini özellikle sarsmak istiyor Vedat Ozan.
"Nasılsın?" demek yerine, "burnun nasıl?" diyen; duygularını koku ile ağırlaştım ya da hafifleştim diyerek anlatan Ongee yerlileri gibi onlarca kültürel zenginliği tanıtıyor bize.
Kitabın genel olarak gayet akıcı ve (hatta fazla) samimi bir dilli var. Vedat Ozan'ın Spotify'daki "Koku" podcast serisini de, ki bu dört cildin özeti gibi, ayrıca tavsiye ederim.
Yazarın diğer kitapları gibi, bu kitap da uzun araştırmalara dayanan değerli bilgiler içeriyor. Kokunun kültürel yönüyle ilgili müthiş açıklamalar bulabilirsiniz. Varlığından asla haberiniz olmayacak insan toplulukları ve alışkanlıkları hakkında da çok şey öğreneceksiniz. Bunları öğrenirken belki biraz sıkılacak ve yorulacaksınız ama kitabı bitirdiğinizde, eminim, bilgi açısından zenginleşmiş hissedeceksiniz.