Jump to ratings and reviews
Rate this book

Güneydoğuda Gazeteci Olmak

Rate this book
ÇGD 1994 Yılın Gazetecileri Yarışması Araştırma-İnceleme Ödülü

155 pages, Paperback

First published July 1, 1994

3 people want to read

About the author

Yılmaz Odabaşı

45 books9 followers
1961-Diyarbakır doğumlu.İlk öğrenimini Diyarbakır, Ankara ve Gaziantep'te, Orta öğrenimini Diyarbakır Lisesi'nde tamamladı. İzmir Hukuk Fakültesi'ndeki öğrenimi-ni, 1980 12 Eylül'ü siyasal nedenlerle tutuklanınca sürdüremedi. Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde bir yıl hapis yattı.Daha sonra bir süre bir ilaç firmasının Güneydoğu temsil-ciliği ve Diyarbakır'da bir yıl kitapçılık yaptı.1987 de gazeteciliğe başladı. 1987-1994 yılları arasında Diyarbakır da Akajans Muhabirliği, UBA (Ulusal Basın Ajansı) Diyarbakır temsilciliği, Ortadoğu Haber Ajansı Haber Müdürlüğü, 2000'e Doğru Dergisi Diyarbakır büro şefliği, Türkish Daily News Gazetesi Güneydoğu temsilciliği yaptı Sokak, Gerçek, Söz, Aktüel, 200'e Doğru, Exspress, Aydınlık, Birikim, Siyah Beyaz gibi pek çok dergi ve gazetede yazdı.1994 yılında gazeteciliği bırakarak Ankara'ya yerleşti.

1981'den 2005 yılına dek Türkiye ve yurtdışında çok sayıda dergi ve gazetede edebiyatın hemen her türünde yazdı.
Şiirleri çeşitli dillere çevrildi; 1992'de Irak'ın Duhok ve Almanya'nın Köln kentlerinde iki kitabı yayınlandı. 2005'te AB spon-sorluğunda Munster Literature Centre adlı yayın merkezi tarafından bütün şiirlerinden oluşan bir derleme Everey-thing But You adıyla İngilizceye çevrilerek İrlanda ve İngiltere'de, Feride adlı kitabı Çetin Toprak'ın çevirisiyle Kürtçe, Alpay Kısabacak ın çevirisiyle Almanca olarak yayınlandı.
1987-1999 yılları arası yazdıklarıyla çok sayıda ödül aldı.
2000 yılından itibaren ödüllere katılmadı, şiir seçici kurullarında yer almadı. 1994-2000 yılları arasında yazdık-ları ve söyledikleri için 'Düşünce suçu' mahkumiyetleri nedeniyle Ankara Ulucanlar, Haymana, Bursa E Tipi ve Saray Kapalı Cezaevleri'nde yattı.
Uluslararası birçok yazar ve gazeteci örgütünün üyesi olan Yılmaz Odabaşı, Türkiye' de ise 2000 yılından beri hiçbir yazar örgütüne üye olmayıp, sadece Mesam üyesi ve Nazım Hikmet Vakfı'nın Yönetim Kurulu Üyesidir...

1991'den beri yazmaktan başka bir iş tutmayan Odabaşı, çocuk kitapları, film öyküleri ve sinopsisler dahil edebiyatın hemen her türünde yazıyor ve halen İstanbul, Yalova, Siirt üçgeninde yaşıyor...

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
5 (55%)
4 stars
2 (22%)
3 stars
1 (11%)
2 stars
1 (11%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 of 1 review
Profile Image for Benan.
229 reviews30 followers
February 3, 2017
Resmi ideoloji denilen şeyin çocukluğumdan beri bende yaratmış olabileceği yanılsamaları belirleyip, bilincimi mümkün olduğunca özgürleştirme uğraşımda, bu kadar bilgi yığını içinde hangi kitapları, yazarları okumam gerektiği konusunda sık sık tavsiye alma ihtiyacı duyarım. Meselemin, sadece resmi ideoloji karşıtı fikirlere ulaşmak değil, aynı zamanda bu fikirleri destekleyen kanıtlı, belgeli nesnel yaklaşımları da yakalayabilmek olduğunu düşünürüm. Şairi olabildiğince anlamak için, düz yazıları ile çıktığım yolun başında okuduğum iki eseri, “Giderken Bıraktığım” ve “Hoşçakal Diyarbakır”, güneydoğu meselesine tarafsız yaklaşabilen bir yazar ile karşı karşıya olduğumu fark ettirdi bana. Güneydoğu probleminin gazetecilik meselesi üzerinden kısmen de olsa irdelenmesi, bu yapıtı benim için çok daha dikkat çekici kıldı. 90’lı yıllarda Güneydoğu gerçekleri ne idi? Bu gerçekler nasıl, ne kadar haberleştirilebildi ya da nasıl, ne kadar örtbas edildi? Odabaşı, bu kitabında basın tekellerinin, devletin, derin devlet dedikleri şeyin, gerçeklerin örtbas edilmesindeki, çarpıtılmasındaki maharetlerini (!) açıklamaya çalışırken, sağlıklı kitle iletişim ilkeleri konusunda da azımsanamayacak bilgiler veriyor. Yazarın son sözünde belirttiği gibi, kitabının iletişim fakültelerinde elden ele dolaşmasına hiç şaşırmadım. Bu bağlamda düşündüğümde, Odabaşı’nın yaptığı haberler hiç de su yüzünde kaybolmuş gibi gelmedi bana. Bu kitap ile sonunda bize ulaşmışlar işte.

Sahaftan temin edebildiğim 3. baskıyı okurken 90’lı yıllardan bu yana güneydoğu meselesinde sonucun değişmediğini, sosyal medya faktörüne rağmen sağlıklı iletişimden bugün de belki de daha çok yoksun olduğumuzu görmek beni ürküttü. Hâlâ öldürülen, tutuklanan gazetecileri, gerçeklerin örtbas edilmesinde devreye sokulmuş yeni kurumları düşününce sevgili şairimizin gazetecilikten uzak durmak istemesini daha iyi anlayabiliyor insan. Zamanında silahı ile koruduğu kaleminden çıkan haberlerine yabancılaşan bir insanın artık gazetecilikten uzak durma kararını gayet haklı buldum ama bir yandan da bir gazete okuru olarak büyük bir kayıp olarak değerlendirdim. Özellikle, varsa, bölgede çalışmayı düşünen genç gazeteci adaylarının böyle bir ustanın yol göstericiliğinden mahrum kalması hüzün verici geldi bana. Yazarın da belirttiği gibi şartlar çok çabuk değişiyor, haberler ve yorumları da hızla tarihe karışıyor ve kesinlikle güzel bir şiir kadar kalıcı olmuyor. Ama okurlar olarak bizim doğru haber alma ihtiyacımız değişmiyor.

Belirtmeden geçemeyeceğim bir kısım var ki, o da yakılan “Enkaz Tutanakları”. Bu tutanaklara çok yandım, okumayı çok isterdim. Şiirlerinde şaire bu tutanakları yazdıran duyguları hissedebilme isteği sarıyor insanı. Umarım yüreğim başarır.

Düz yazılarını okudukça, şairin her bir şiirini hayatının hangi döneminde yazmış olduğu benim için oldukça önem kazanıyor. Daha önce Nazım Hikmet dışında hiçbir şair için böyle hissetmemiştim.

Kitabı, öncelikle güneydoğu meselesi ile ilgilenen herkese ve iletişim fakültesi öğrencilerine, Odabaşı şiirlerini sevenlere, bu şairin adını duymuş ya da duymamış tüm şiir sevenlere tavsiye ederim.
Displaying 1 of 1 review

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.