14 Şubat Sevgililer Günü: Kimilerinin kâbusu, kimilerinin rüyası; bazı ilişkilerin başlangıcı, bazılarının sonu; mutlu çiftlerin hediye telaşı, mutsuz çiftlerin baş belası; yalnızların hüznü, kalabalıkların coşkusu. Ve hiç umurunda değilmiş gibi davrananları bile hayattan bezdiren, adeta zorunlu bir bayram kutlaması...
Demokan Atasoy, Alper Kaya, Mehmet Berk Yaltırık, Göktuğ Canbaba, Işın Beril Tetik, Hakan Bıçakcı, Galip Dursun, Orkide Ünsür, Murat Baykan, Özlem Ertan, Murat Başekim, Gülbike Berkkam, Uğur Batı, Murat S. Dural’ın elinden çıkan Sevgililer Günü öyküleri, sadece 14 Şubat’ta değil; yılın herhangi bir zamanında aşkın karanlık yüzü ile tanışmak isteyen herkesi tekinsiz bir randevuya davet ediyor.
Önce dört yıldız vermeyi düşündüm. Nihayetinde o 14 öyküden biri benimkiydi. Fakat geriye kalan birbirinden usta, kendi karanlığına sahip değere, yazara ayıp olacaktı. Öykü derlemesi ve seçilen konsept bir yana, tasarımı, kapağı ile güzel bir eser oldu. Tüm emek verenleri kutluyorum. Korku, tekinsiz severlere tavsiye ederim :)
80'li yıllarda dergilerden çıkardığım listelerle karışık kasetler yapardım. Bazı şarkıları radyodan bilirdim, bazıları hakkında hiç bir fikrim olmazdı. Ama o kaseti dinlerken çok keyifli bir heyecan yaşardım. Bazı şarkıları severdim, bazıları hiç ilgimi çekmezdi ama 30 yıl sonra bile dinleyeceğim bir ya da iki favori şarkım illa olurdu. İşte, ne zaman elime bir öykü kitabı alsam aynı heyecanı yaşarım. Hatta bu kitap farklı yazarların öykülerinden oluşuyorsa daha da keyiflidir. Aşkın Karanlık Yüzü'nü de bu hislerle ve aynı keyifle okudum. Bir, iki öykü dışında hepsini çok sevdim. Ve elbette yine favorilerim var. Göktuğ Canbaba'nın (arkadaşımın yazdığı, benim okuduğum ve beğenmediğim hiçbir şey olmadı bugüne kadar) Gölün Kalbi ve Uğur Batı'nın Sittin Senelik Ölüm öyküleri bu seçkideki favorilerim oldu. Hepiniz nefistiniz arkadaşlar, ellerinize sağlık.
Daha cok yazar ve daha cok oyku olsun. keske sevgililer gunu 31 mart filan olsaymis. o zaman 31 oyku olurdu. Bu ekipten bir de Anadolu Korku Oykuleri 3 cikar belki. Keske ciksa :)
Çağdaş fatnezi/korku edebiyatımızın yıldızlar karmasını buluşturan bu derlemeye kayıtsız kalmak mümkün değildi. Aşkın tekinsiz ve korkulu yanlarını, 14 Şubat'ın garabetlerini zihin açıcı bir çeşitlilikle sergileyen Aşkın Karanlık Yüzü, beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. En çok da hikayelerin farklı notalarda olmasını sevdim: derleme, birbirine yakın seslerin oluşturduğu bir koro olmamış. Her yarar kendi meşrebini, karakterini taşıyarak katkı sunmuş kitaba: Mehmet Berk Yaltırık'ın avcunun içi gibi olmuş Ege taşrasını 1990'lar nostaljisiyle harman etmesi, Göktuğ Canbaba'nın o kendine has hınzır mizahı ve ironisi, Murat Baykan'ın varoş aşklarını ele alışındaki o muazzam büyülü gerçekçilik, Murat Başekim'in arkeofil derinliğiyle 14 Şubat'ın köklerine inmesi, Murat S. Dural'ın İstanbul'un bir sevgililer gününde kırmızı güllerin ardına gizlenmiş çürümüşlüğünü ustalıkla resmedişi... Bunlar gibi nice yazarına has kurgularla lezzetlenmiş bir antoloji, Aşkın Karanlık Yüzü.
Öykülerin hemen hepsi belli bir standardın üzerinde, bu da kitabın editoryal titizliğini ortaya koyuyor. Hülya Bu Ya (Demokan Atasoy), Ak Yılan (M.Berk Yaltırık), Oğullar (Murat Baykan) ve Sittin Senelik Ölüm (Uğur Batı) beni en çok etkileyen öyküler oldu. Orkide Ünsür ve Yankı Enki'nin elinden yılın bir günü için değil, her günü için özel bir korku öyküleri derlemesine kavuşmuş olduk. Özellikle türe ilgi duyan okurlara mutlak tavsiyemdir...
Farklı yazarların kalemlerinden çıkan öykülere bayıldım. Her biri harikaydı, tüm yazarların kalemlerine sağlık. Öyküleri ile beni şaşırtmayı başardılar ve okurken çok keyif aldım.
Ve kitabı nihayet bitirdim. Hepsi de birbirinden karanlık on dört öykü okumak çok keyifliydi. Bu öykülerin her biri, aşkın da diğer bütün duygularda olduğu gibi karanlık tarafları olduğunu çok güzel vurguluyor bence. Göktuğ Canbaba'nın Gölün Kalbi karanlık bir çaresizlik ve acı hikayesi bence, Işın Beril Tetik'in Gumiho'su da karmaşık bir şekilde kalpsizliği sorguluyor bence. Murat Baykan'ın Oğullar adlı hikayesi beklenmedik ama güzel bir sonla bittii, cidden hoşuma gitti. Orkide Ünsür'ün Aşk Büyüsü'ndeki hayvanlara verilen rol çok hoş bir detaydı. Ve Murat Dural'ın Loholico adlı hikayesi bana kalırsa kitabın dengeleyici hikayesiydi, okurken aldığım mesaj son derece açıktı. Sonuç olarak okumaktan hayli zevk aldığım bir öykü derlemesi oldu, tüm yazarların ellerine ve bunca güzel öyküyü bir kitapta bizlere sunan Orkide Ünsür'ün emeklerine sağlık.
Uğur Batı ve Murat Dural'ın öyküleri, Sittin Senelik Ölüm ve Loholico en beğendiğim öyküler oldu. Bu iki öykü için bile Aşkın Karanlık Yüzü derlemesini okumaya değer. İkinci sırada ise Demokan Atasoy'un öyküsü geliyor benim için. Diğerler öyküler de fena olmasa da bana bu üçünden daha sıradan ve alışıldık geldi. Beklentimin altında olduğunu itiraf etmem gerekir.
Karmaşık bir kitap. Bazı hikayeler çok saçma sapan, başka kelime bulamıyorum. Her zaman favorilerim olan Demokan Atasoy ve Işın Beril Tetik çok iyiler ve biraz da Göktuğ Canbaba. Gerisi bazısı okunabilir ama çoğu, yine söylüyorum, saçma sapan. Türkçe’de yeri olmadığı halde “neyden” avam tabirini kullanan birinin hikayesini beğenecek halim yok. Konusu fena olmamasına rağmen, böyle hatalar çok vahim, önce onları düzeltecek. Mehmet Berk Yaltırık kötünün iyisi, ama devamlı “misali” “misali” son derece itici geldi bana. Kitabı hazırlayan Orkide Ünsür’ün hikayesine iyi diyemeyeceğim, ama ders niteliğinde olmuş, belki de amacı oydu. Bu arada herkese birlikte 3 vermek haksızlık elbette, ama derlenmiş hikaye kitaplarının böyle bir zorunluluğu var. Ayrı ayrı verebilseydim iki 5’im, bir, iki 4’üm olurdu.
Kırküyek ayının seçkisi Aşkın Karanlık Yüzü oldu. Bizim kültürümüze ait olmayan ve popülerliğinden kurtulmadığım Sevgililer Günü teması adı altında aşkın karanlık yüzüyle tanıştım. Betikte yer alan öykülerinde korku teması hakim değil sadece gerilim ve paranormal temalıdır. Bazı öyküler ise konseptin dışında kalıyor. Bu seçkide en iyi öykü Ak Yılan (Mehmet Berk Yaltırık olurken hayal kırıklığına uğratan ise Hülya Bu Ya! (Demokan Atasoy) oldu.
Hülya Bu Ya! (Demokan Atasoy): Kuyu, Karanlık Bedava ve Sakın öyküleriyle gönüllerimizde taht kuran Atasoy, bu öyküde okurlarına büyük bir düş kırıklığını yaşattı. Resmen "Ne yaptın sen Demokan Ağabey!" dedirtti bizlere. Korku öyküsü beklerken farklı bir tine iye bir öykü gördük. Sonunda Hülya'nın Azra hayaleti olduğu ortaya çıksaydı çok güzel olurdu.
Ak Yılan (Mehmet Berk Yaltırık): Cazu Nine ve Definenin Sırrı öyküleriyle onun kalemini sevdim. Bu öyküsüyle kalemini daha da sevdim. Tarih boyunca kişiler, sürekli çorlara (cinlere) zarar vermeye devam ediyor. Çor kızı, başkaraktere kimseleri aldatmadım demesi takdirlere layıktır. Bence burada çıkaracağımız ders, öz sınırlarımızı bilmeliyiz. Yaltırık, bize atalarımızın hatasını tüm çıplaklığıyla anlattı. Bu öykü, benden 14 puan aldı.
Gumiho (Işın Beril Tetik): Karanlık Kraliçesi, kalemiyle Kore ulamışına yeni bir soluk yaratmış. Gumiho, kadınları cinsel obje olarak gören yüreksiz hemcinslerimin karabasanı olarak karşımıza çıkıyor. Tetik'in tarzı bana ilham verdi. İkinci sırayı hak ediyor. Ümidim bu öykü, uçkuruna düşkün ve kadınları cinsel obje olarak gören hemcinslerime kapak niteliğinde ders olur.
Güneş'in Talipleri (Galip Dursun): Bu öykü, cinsel dürtüleri tatmin etmek için yaşam kadınların koyunlarından medet umman hemcinslerime ders olur. Bu öyküyü okuduktan sonra iyi ki de böyle bir ahlaksızlığım olmamış diyorum. Bu öyküyü yazan hemcinsim olduğu için ayrı bir takdiri hak etti.
"Uyku Sersemi" ve "Rüya Günlüğü" adlı eseriyle kalemini çok sevdiğim Hakan Bıçakçı, bu seçkideki öyküde düş kırıklığı yarattı. Seçkide sevdiğim diğer öyküler; Aşk Büyüsü, Oğullar, Deney ve Otostop oldu. Bazı öykülerinde düş kırıklığı yaşasam da bu seçkiyi okumanızı tavsiye ediyorum.