'Varsın olsun... Bulmasam da olur, ama gitmeliyim... Bir sıkıntı. Öyle bir şey. Yanlış gibiyim dünyada. Örneğin, birden bir sinemada, yahut bir tiyatroda, yanlış gibiyim birden..'
Neden bu miti seçmiş acaba sorusu daha kapakta akla takılıyor.. Tasavvufta 'kendi kendini yaratma' fikriyle özdeş bir figür etrafında dönüyor oyun, tıpkı Uyar'ın şiiri gibi..
İlk perdede eski ile yeniyi yan yana getirişindeki sıradışılık bile keşke daha çok oyun yazsaydı dedirtiyor.. Sonra Orhan Koçak'ın makalesinin izinde şiirlerini tekrar okuma isteği uyandırıyor..