Turgut Uyar’ın sağlığında yayınlamadığı, bir nedenle yayınlamayı tercih etmediği, “adı konmamış, tarihsiz” –yazılışının üzerinden tahminen yarım asır geçmiş– oyunu "Veys", yıllarca gizlenmeyi ya da yazanı tarafından unutulmayı göze almış, "Büyük Saat"in zembereğiyle kurulmuş, şaşırtıcı, düşündüren bir metin.
Turgut Uyar (1927-1985) Served as an army officer from 1948 to 1958. One of the first poets to react against the simplicity propounded by the practitioners of the "First New" movement, Uyar used daring imagery and complicated figures of speech in his poetry. Major poetry collections: Dunyanin En Guzel Arabistani (The Most Beautiful Arabia of the World/1959), Tutunler Islak (The Tobacco Is Wet/1962 - winner of the Yeditepe Poetry Award), Kayayi Delen Incir (The Fig That Split the Rock/1981 - winner of the Necatigil Poetry Award).
'Varsın olsun... Bulmasam da olur, ama gitmeliyim... Bir sıkıntı. Öyle bir şey. Yanlış gibiyim dünyada. Örneğin, birden bir sinemada, yahut bir tiyatroda, yanlış gibiyim birden..'
Neden bu miti seçmiş acaba sorusu daha kapakta akla takılıyor.. Tasavvufta 'kendi kendini yaratma' fikriyle özdeş bir figür etrafında dönüyor oyun, tıpkı Uyar'ın şiiri gibi..
İlk perdede eski ile yeniyi yan yana getirişindeki sıradışılık bile keşke daha çok oyun yazsaydı dedirtiyor.. Sonra Orhan Koçak'ın makalesinin izinde şiirlerini tekrar okuma isteği uyandırıyor..
Kitapta oyun metninden sonra basılan 2 yazı ile oyunla ilgili bazı taşlar yerine oturdu kafamda. Lakin değerlendirme konusunda kafam hala karışık. Beğendim ya da beğenmedim diyemiyorum dolayısıyla da puan vermiyorum. Okuyacaklara önerim sakin kafa ile hem oyun metnini hem de ardından gelen yazıları mümkünse ara vermeden bir oturuşta okumaları yönünde olacaktır.
Tiyatro metni ağır ve anlaması guc. Zaten sonuna yorumlar eklenmiş ancak olay takibi için akademik düzeyde Turgut uyar çalışmak gerekiyor gibi hissettim. Yine de geç de olsa okuyucuya sunulmuş olması bizler için büyük bir şans.