Jump to ratings and reviews
Rate this book

Mütareke Yıllarında Aşk

Rate this book
Mondros Mütarekesi imzalanmış, 13 Kasım 1918’de İtilaf Devletleri’nin donanması Haydarpaşa açıklarına demir atmış ve memleket için kâbus başlamıştır.

Şehirde, ümidini kaybetmiş insanların yanı sıra, ülke adına bir şeyler yapmak için çırpınan vatanseverler dolaşmaktadır.

“Bu ülke için ben ne yapabilirim?” düşüncesi ile gelgitler arasında sıkışan Paşazade Ragıp, aşkın hiçbir sınır tanımayacağını ispat edercesine, komşu konakta yaşayan düşman bir ailenin dul kızı olan Nevnihal’e sırılsıklam âşık olmuştur.

Güzelliği ve asilliği ile gönlünde taht kuran Nevnihal’le evlenme hayalleri kurarken, Ragıp’ın karşısına Leylâ diye bir kız çıkar. Leylâ, Ragıp için ‘düz yerde sivri belâ’dır. Ragıp’ın babası da ailenin başında ayrı bir derttir.

Ve memleketin kurtulması için Ragıp da Anadolu’ya, cepheye yollanır. İstanbul’a döndüğünde ise tanınmaz hâldedir ve beklenmedik şeylerle karşılaşır...

512 pages, Hardcover

Published February 14, 2017

7 people want to read

About the author

Osman Aysu

97 books21 followers
Osman Aysu, 1936'da İstanbul'da doğdu. Üç asırdan beri İstanbul'da yaşayan bir Osmanlı ailesine mensup olan yazar, ilk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.

1994 yılından bu yana kaleme aldığı polisiye ve gerilim romanlarıyla tanınıyor. At Kuyruklu Adam, Cellat, Çöl Akrebi, Şeytanın Maskesi, Güvercin Kayalıkları, Kurt Sığınağı, Lenin'in Mangası, Londra-Moskova Hattı, Sorguç, Yanık Yüz, Miras, Bir Aşk Masalı, Karanlıkta Fısıltılar, Kuşkunun Ötesi, Rapsodi, Nemrut'un Gazabı, Sır Duvarları adlı kitapları vardır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1 (20%)
4 stars
2 (40%)
3 stars
1 (20%)
2 stars
0 (0%)
1 star
1 (20%)
Displaying 1 of 1 review
Profile Image for Özgün Onat.
437 reviews6 followers
Read
August 6, 2022
MÜTAREKE YILLARINDA AŞK / OSMAN AYSU
Osman Aysu adını çok duyduğum ama kalemi ile tanışamadığım yazar. Kitabını indirimde görünce almıştım ama bir türlü okumak kısmet olmadı, uzun süre kütüphanede bekledi.
Kitap guruplarında okunduğunu gördüğüm için konunun detayından bahsetmeyeceğim. Her zamanki gibi bende bıraktığı izlenimden söz edeceğim. Önce Mülazım sezgi, sonra Hasan İzzet paşa tutuklanıp, Bekir Ağa Bölüğüne atılınca, her Bekir Ağa Bölüğü adı geçince olan yürek sızısı gene oldu. Büyük dedem Hüseyin Kadri Beyde orada hapis yatmış, ama kaçırılanlar kadar şanslı değilmiş, Malta adasına sürgüne gönderilmiş.
Kitaba dönersek; Ragıp’ın içine bir ateş düşüp: “Bu güne kadar ben ne yaptım” diye vicdan muhasebesine başlaması sonrasında kendiyle hesaplaşması. Kendini hep memleketin okumuş, aydın, ileri düşünceli bir ferdi olarak görmüştü. Oysa acı gerçek son günlerde yüzüne sert bir şamar gibi şaklamıştı. Ragıp, bir paşazade olarak rahat hayatına devam mı edecekti yoksa çevresindeki aklıselim, cesur arkadaşları gibi vatana hizmet mi edecekti? Bunları okuyunca aklıma Zweig’in Mecburiyet adlı kitabı geldi ister istemez bir karşılaştırma yaptım. İki kitaptaki iç hesaplaşmalar ne kadar benzese de sonuçta yaşananlar taban tabana zıttı.
Ragıp geçmiş günlerini düşünürken: Her Cuma, Papaz’ın Çayırı denilen kıra giderek namazdan sonra futbol oynadığını hatırlıyor. Bu da beni çok güldürdü. Orada hala sezon boyunca her hafta sonu futbol oynanıyor ama kır değil artık örtü serecek yer yok. Bir sürü bina ve koskoca stadyum var. Papaz’ın Çayırı olarak adını bile hatırlayan kalmadı.
Dönemi yansıtmak için fazlasıyla ağdalı bir dille yazılmış. Dip notlarda; iktiza, muarız, mücehhez gibi az bilinen, artık kullanılmayan kelimeler yerine taviz, kadim gibi hala kullanılan, bilinen kelimelerin karşılığı verilmiş. Muhacim sözcüğünün karşılığı ise santrofor gibi gene yabancı dilden olan bir kelimeyle açıklanmış.
Beni rahatsız eden diğer bir konu da; Ragıp’ın işgal altındaki İstanbul'da milli mücadele hareketinin ortasındaki yatak sahneleri, casusluk yaparken yükselen libidosunun akışı bozması.
Osman Aysu adı iyi polisiye yazarlar arasında geçiyor diye kalemiyle tanışmak için bu kitabını almıştım. Kitap polisiye olmadığı gibi ağdalı dili, klasik senaryo ötesine geçmeyen konusu, defalarca tekrarlanan diyalogları, yüzeysel kalan derinleşmeyen karakterleriyle hayal kırıklığına uğrattı. Benim için doyurucu bir okuma olmadı. Gene de yazarı bir kitapla yargılamamak için gerçek bir polisiye kitabıyla tekrar okuyup, değerlendirmek isterim.
Displaying 1 of 1 review

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.