Çaykovski’nin İstanbul’a gelişini, şimdiye dek ancak günlüklerini dikkatle okuyanlar bilirdi. Ünlü besteci 1886’da ve 1889’da Avrupa seyahatleri sırasında bindiği geminin uğradığı bu büyülü Şark şehrinde kısa da olsa vakit geçirmişti.
Ancak bu kısa seyahatlerine, Tepebaşı Bahçesi’nde Lange Bey’in yönettiği bir klasik müzik konserinin yanı sıra pek çok gezintiyi, Galata Köprüsü’ne bakan bir kahvehanede kahve keyfini, mehtap sefalarını, Beyoğlu’nu, Ayasofya’yı, Yerebatan Sarayı’nı sığdırdı.
Edinburgh Üniversitesi Müzik Fakültesi’nden BMus (Hons.) ve doktora dereceleri ile mezun olan Emre Aracı müzik alanındaki birikimini sanat, eski binalar, edebiyat, tarih ve diplomasi başta olmak üzere farklı ilgi alanlarıyla harmanlayarak, daha çok Osmanlı İmparatorluğu’nda 19. yüzyılda ortaya çıkan Avrupai müzik geleneği üzerine düzenlediği konserlerle konferansların yanı sıra kitap, makale, CD kayıtları ve belgesel türünde eserler veriyor. "Osmanlı Sarayı’ndan Avrupa Müziği", "Savaş ve Barış: Kırım 1853-56", "Boğaziçi Mehtapları’nda Sultan Portreleri" ve "İstanbul’dan Londra’ya" CD’lerini kaydeden Aracı’nın bu albümlerinden seçkiler "Invitation to the Seraglio" (Warner Classics) ve "Euro-Ottomania" (Brilliant Classics) adları altında tekrar basılarak "The Gramophone" dergisinden övgü aldı. "Ahmed Adnan Saygun - Doğu Batı Arası Müzik Köprüsü" (2001), "Donizetti Paşa - Osmanlı Sarayının İtalyan Maestrosu" (2006), "Naum Tiyatrosu - 19. Yüzyıl İstanbulu’nun İtalyan Operası" (2010), "Kayıp Seslerin İzinde" (2011), "Yusuf Agâh Efendi - 18. Yüzyıl Londrası’nda İlk Türk Büyükelçi" (2013), "Elgar Türkiye’de" (2014) ve "Çaykovski İstanbul’da" (2017) kitaplarını kaleme alan Aracı’nın besteleri arasında Prag’da kaydedilen "Boğaziçi Mehtapları" keman konçertosu ve "Kayıp Seslerin İzinde" senfonisi ile birlikte librettosunu kaleme alarak kısmen aranjmanını hazırladığı "V. Murad" balesi bulunuyor. 1987’den beri İngiltere’de yaşayan Aracı araştırmalarını ve çalışmalarını Nurol Holding ve Çarmıklı Ailesi’nin desteğiyle sürdürüyor.
Çaykovki'nin İstanbul ziyaretlerini anlatan ve bu ziyaretler sırasında yazdığı günlükler ve mektuplara yer veren ayrıntılı ve değişik dönem biyografisi olduğunu düşünüyorum. Kitapta bulunan eski fotolar ve Emre Aracı'nın arşivinden özel olarak eklediği konser fotoğrafları/afişleri, kitaba bu anlamda nitelik kazandırmış.
Kitapta Çaykovski’nin tuttuğu günlüklerden yola çıkarak İstanbul ziyaretleriyle ilgili detaylar anlatılıyor. Detaylar diyorum ama Çaykovski İstanbul’u çok etkileyici bulmadığından olacak birkaç cümleyle geçiştirmiş günlüğünde bu ziyaretlerini. Kitabı güzel kılan, Emre Aracı’nın yaptığı araştırmalar sonucu o dönemle ilgili fotoğraf, ilan, başkalarının günlükleri vb. gibi ayrıntıları kitaba eklemesi ve farklı noktaları birleştirerek Çaykovski’nin çevresinde toplaması olmuş. Okumaya değer bir kitap.
Çaykovski 1886 ve 1889 da Tiflis'ten Marsilya'ya giderken ve dönüşte gemi yolculukları sırasında kısa sürelerle İstanbul'a uğramış. Besteci, orkestra şefi ve müzik tarihçisi Emre Aracı Çaykovski'nin günlüklerinden yararlanarak bu gezileri bize anlatıyor. Aslında günlüklerde bu gezilere pek az yer verilmiş olmasına karşın yazar, o dönemleri yansıtan fotoğraflar, döneme ilişkin bilgiler, gazete haberleri, konser ilanları ile kitabı öyle zenginleştirmiş ki, Çaykovski ile birlikte gemiyle seyahat ediyor, İstanbul'da mola verildiğinde inip Tepebaşı Bahçesi'nde Lange beyin yönettiği bir klasik müzik konserini dinliyor, Galata köprüsü'ne bakan bir kahvehanede kahvenizi yudumluyor, Beyoğlu'nun ara sokaklarında kayboluyor, sokak köpeklerinin çokluğu karşısında hayrete düşüyorsunuz. Yazarın bu kitabı hazırlarken gösterdiği çabaya, iğne ile kuyu kazarak bize o dönemin İstanbul'unda Çaykovski'nin gördüğü olası ortamı yaratma başarısına hayran oldum.
Emre Bey Çaykovski'nin İstanbul'a gidişini ve bu sırada o dönemlerde liman şehri olan Samsun'dan da kısaca geçişini kayıtlar ve belgeler üzerinden aktarmakta.
Bu kitap benim İş Bankası Anı Kitaplığı'na ilk adımım olduğu için çok değerli. Zira okuduktan 2 yıl sonra evim İş Bankası Anı Kitaplığı ile dolarken ben de özellikle 1860'lar ve 1920lere görece daha çıplak bakışları takip ederek erişebildim.
Resimlerle zenginleştirilmiş, İstanbul'un Çaykovski'nin ziyareti sırasındaki hâline dair bazı ufak bilgiler de içeren bana göre güzel bir çalışma. Kitap adını dolduracak fazla malzeme yok zaten elde; yazar da biraz biyografi biraz ekstra, serpiştirmiş kararınca.
Zaten bir kitabın konusu Çaykovski ise, o kitap bir şans verilmeyi hak ediyordur.
bence güzel, yeterli bir kitap. Bu besteciyi sevenlerin mutlaka okuması gerek. Yazar, o dönemden bu kısa İstanbul gezisiyle ilgili bulabildiği kaynaklardan alıntıları alıp dönem fotoğraflarıyla da içeriği zenginleştirmiş. Tavsiye ederim.