Romantika, Turgut Özakman'ın, Korkma İnsancık Korkma'dan sonra, ikinci romanı. Yine şaşırtıcı bir aşkın öyküsü. Bir aşk güzellemesi. 1960-1987 dönemine özgü çalkantılar. Sürprizler, oyunlar, dönüşümlerle dolu, gizemli bir ilişkinin gizli tarihi. Kuşaklar arası çatışmalar. Renkli, ilginç, şaşırtıcı karakterler. Kıvrak, akıcı, neşeli bir dil, yalın bir üslup. Çok acılı bir anlatım tekniği, usta işi bir kurgu. Konusu, kişileri, tekniği, kurgusu ile farklı bir roman.
1 Eylül 1930 tarihinde Ankara'da dünyaya geldi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Bir süre avukatlık yaptı. Köln Üniversitesi Tiyatro Bilimi Enstitüsü'ne devam ettikten sonra Devlet Tiyatrosu'na dramaturg olarak girdi. TRT'de Merkez Program Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı, Devlet Tiyatrolarında Genel Müdür Başyardımcılığı ve 1983 - 1987 yılları arasında Genel Müdürlük yaptı. 1988-1994 yılları arasında Radyo-Televizyon Yüksek Kurulu'nda üyelik ve başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Uzun yıllar Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nde (DTCF Tiyatro) kadrolu öğretim görevlisi olarak çalıştı ve Dramatik Yazarlık dersleri verdi.
28 Eylül 1998'de, üstün hizmetleri nedeniyle Anadolu Üniversitesi'nce ve 2007 yılında, mezun olduğu ve uzun yıllar görev yaptığı Ankara Üniversitesi'nce 'fahri doktor' unvanı verilen Özakman, sayısız esere imza attı. Nisan 2002'de Eskişehir Belediye Başkanlığı, açtığı ikinci tiyatroya 'Turgut Özakman Sahnesi' adını verdi. 2006 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Özakman'a Üstün Hizmet Ödülü verdi. 2005 yılında piyasaya sürülen, 50 yıla yakın bir sürenin emeği olan ve Kurtuluş Savaşı'nı romansı bir dille anlatan Şu Çılgın Türkler (Bilgi Yayınevi) adlı belgesel-romanı, cumhuriyet tarihinin en çok satan kitabı oldu. Haftalarca çok satanlar listelerinde ilk sırada kaldı.
Turgut Özakman evli olup, üç çocuğu ve üç torunu vardır.
Her ne kadar Romance olarak işaretlemiş olsam da bilindik yeni dönem aşk hikayelerinden çok farklı bir roman.
Daha genç bir yazardan okumuş olsaydım bu tür bir hikayeyi kitapta geçen “60’lar sevmeyi, 70’ler sevişmeyi… bilirdi” gibi bir çok tabirden, sanatın kullanılarak "adileştirildiğini" düşünüp de rahatsız olur kitabı hiç beğenmezdim ama Turgut Özakman gibi görmüş geçirmiş bir hocadan olunca ve kitabın kaleme alınma zamanı 1993-1999 olup basımı 2000 yani ünlü diğer romanlarından önce olunca daha çok anlam kazanıyor benim gözümde. Yazar 60 darbesi sırasında 30 yaşındaymış, Türkiye’nin ve gençliğinin geçtiği dönemlerinden birebir yaşayarak geçmiş olaylara kendi gözüyle bakarak anlam kazandırmış. Bu yüzden sevdim kitabı.
Bir oturuşta bitirilebilen bir roman olmakla beraber bana beklediğim tadı vermedi maalesef. Eski Ankara'ya dair bir şeyler okuyabilmek güzel olsa da karakterler bazında sıkıntılar olduğunu düşünüyorum. Özakman farklı karakterler ve ilginç bir aşk hikâyesi kurgulamak istemiş; ancak hiçbir karakterin derinliğine tam anlamıyla inmemiş. Anlatılan aşk hikâyesi ise beni ne etkiledi ne duygulandırdı. Tüm bunlara ek olarak bu sefer Özakman'ın dili de bana tat vermedi ne yazık ki. Belki yanlış bir zamanda okudum kitabı bilmiyorum; ama akıcı olsa da hiç keyif vermeyen bir kitaptı.
İyi bir roman. Kendisini böylesi hızlı okutan romanları özlemişim. Boş laf etmeyip hikayeye odaklanmış, numaralara girişmemiş. İçinde gizem, aşk ve ilginç roman kişileri var; eğlenceli, hüzünlü. Daha ne olsun. Öğlen başlayıp gece bitirdim. Film olsa hayran hayran izlenir. Çok iyi bir Yavuz Turgul filmi çıkar bu kitaptan.
Romantika, 2016'da Bilgi Yayinevi'nden 8. baskisini yapana dek, haberdar olmadigim bir kitapti. Konusu ve adi itibariyle, ilk duydugumda yazarinin bildigim Turgut Ozakman olup olmadigini kontrol ettim. Su Cilgin Turkler, Dirilis - Canakkale 1995, Cumhuriyet - Turk Mucizesi 1/2, Cilgin Turkler Kibris, Dersimiz: Ataturk kitaplariyla agirlikli olarak bir Turk Tarihi yazari olarak tanidigimiz Ozakman'in farkli turdeki ilk ve tek kitabi Romantika.
Adindan da anlasilacagi uzere Romantika, romantik bir askin oykusunu anlatiyor. Kahramanlarin bir kismi eski neslin saygili, olculu, kibar ve bilgili insanlarken, diger kismi yeni neslin doyumsuz, ne istedigini bilmeyen, buyuk olcude tuketici nitelikte insanlar. Aski gunumuzden cok farkli yasayan eski nesil insanlari arasinda yasananlar, yeni neslin insanlari tarafindan bir sifre araciligiyla cozumleniyor ve adeta saskinlikla karsilaniyor. Bu acidan, bir ask hikayesi olarak baslayip biten roman, iki nesil arasindaki farklari ortaya koymasi ve degerini yitirdigimiz guzellikleri hatirlatmasi amaciyla okunabilir.
Herkes yorumlarda ilk önce eksiklerinden başlamış, ben ise okurken kitaba dalıp gittim ve roman kahramanlarının kalp atışını paylaştım. Bir kitabı okurken kahramanın yerinde olmak dışında ne ister ki iyi bir okuyucu?
Turgut Özakman ustanın kaleminden tadına doyulamayan bir aşk hikayesi. Arzu ve Doğan Hoca’nın kendilerini sınırlayan hayatlarına rağmen birbirlerine duygukları saygı ve sevgi biz gençlere iç çektirmeden edemiyor. Tüm bunların yanında sanat, kaybedilen alışkanlıklar ve mutlu sona inat bize dayatılan mutsuz sonlara yoğun bir eleştiri var. Kitabı sevmedim diyemem ama Şirin’in annesinden bu kadar nefret etmesinin belirsizliği ve en yakın arkadaşını bile babasına ayarlama çabası doğal gelmedi bana.
Gün içinde başladığım kitabımı birkaç saat içerisinde bitirdim.Turgut Özakman’ı popüler tarih kitaplarıyla tanımış bir okur olarak;bu kitap tarz olarak beni fazlasıyla şaşırttı.Kitapta anlatılan aşk çok güzeldi ama iki tarafta her ne olursa olsun,eşleriyle hayata devam ederken bu aşkı sürdürmeleri pek hoş gelmedi.Ama eşlerinden ayrılıp,evlenip çoluk çocuğa karışmış olsalar bu aşk aynı güzellikte kalır mıydı acaba ??? Yine de yazarı farklı bir tarzda okumak güzeldi.
Ben sanırım korkunç bir şekilde beğendiğimi söylemekle yetineceğim. Eksiği, fazlası, duygusu, teması, konusu, kurgusu ve daha nice saymak istemediğim ayrıntısı umurumda değil. Yorum yapıyorum niyetine laf salatası da dizmeyeceğim buraya. Bence ilgisini çeken okusun.
İki gündür bütün dengelerimi alt üst eden kitap.. "Romantika" Tertemiz bir aşk.. Keşke hiç bitmese dediğim kitaplardan.. Okuyanların çoğu gibi başladığı gün bitirenler arasındayım.. Aranılan aşk belki bu satırlarda bulunmuştur.. Kim bilir
Geçen ay bir dostum bana Viyana seyahatinden aldığı bir bez çanta armağan etti,üzerinde Albertina yazan... Anlam veremedim bu ada,biraz araştırma sonrası oldukça büyük bir müzenin adı olduğunu öğrendim ve bir zaman kullanmak üzere dolaba kaldırdım. Ve bu romanı bitirince o çanta ve Albertina başka bir anlam yüklendi benim için, artık daha severek kullanacağım bir eşyaya dönüştü birden! Ah Albertina ah metinlerarasılık!
Çok akıcı bir anlatıma sahip. Başlamamla bitirmem bir oldu. Çok güzel bir kurgu ve çok güzel öğeler barındırıyor. Ve tabi ki çok doğru tespitler de... İkili ilişkide inceliklerimizi kaybettiğimizi tokat gibi yüzümüze vuran bir eser olmuş. Çok kıymetli Turgut Özakman hocamızın zihnine sağlık...
Aşk, sizce nedir? Bu soruyu sormamın sebebi verilecek binlerce cevaptan sizce ne olduğunu merak etmemdi. Ve bu merakı tetikleyen etken de Romantika kitabı oldu. Çünkü bu kitapta aşk bambaşka bir halde okurun karşısına çıkıyor. Bıçak sırtı bir durumu bile incelterek kırılgan bir hâle büründürerek anlatmış yazar. Yasak bir aşkın anlatıldığı bir kurguyu olabildiğince naif şekilde nasıl anlatılır derseniz, size bu kitabı gösterebilirim.
Aşkın tensellikten de öte duygularla yaşandığını gösteriyor apaçık bir şekilde ve dokunmadan sevmeyi uzaktan görmenin bile yeterli gelmesini anlatıyor. Samimiyetle yaklaşmak, gerçek duygularla derinden sevmek, değer vermek bunları bütün olarak iliklere kadar hissettiriyor. Günümüzde bu düşünce yapısında insanların maalesef kalmaması sevmenin ne demek olduğunu unutan insanların bir arada kalmak için bir şeyler yaptığını görünce aslında gerçek duyguların ya eskilerde ya da kitaplarda kaldığını görebiliyoruz.
Konu itibariyle yalnızca yasak aşk teması da yok kitapta. Dönem kitabı da denilebilir. Kuşakların geçiş dönemine atıfta bulunmasını göz önüne alırsam inceleme olarak da değerlendirebilirim. 60'lı 70'li 80'li ve de 90'lı yıllar var satırlarında, kısa kısa o dönemleri götürüyor, okurken o anları yaşatıyor ve eskiye gidiyoruz.
Babasının rahatsızlığı ile her şey başlıyor. Şirin kendi ile ilgili düşünceleri yaşamına yon vermek için uğraşırken bile isteye uzaklaştığı ailesinde tek başına bıraktığı babasının sırrını keşfediyor. Çalışma odasında bulduğu defterle o saklamak için emek sarf edilen aşk ortaya dökülüyor. Tabi bu kolay olmuyor, defter baştan sona şifrelerle dolu ve bunu çözmek de Şirin'e kalıyor.
Kitapta hoşuma giden detaylardan biri Şirin’in sorgusuz sualsiz babasının yanında oluşu ve asla yargılanmaması. Çoğu kişi bu davranışı eminim sergilemezdi, hatta babasına cephe bile alabilirdi ama ailesindeki mutsuzluk kaynağının annesinden doğduğunu bilerek babasına kısa mutluluğu yaşaması için destek olması Şirin için yapılması gerekendi. Çok iki duygu arasında kaldığım ama okuduğum aşka yüreğimin burkulduğu bir kitap oldu Romantika. Aslında çok şey söylemek istiyorum fakat ipuçları vererek tat kaçırmak da istemem. Bir de eski Ankara'yı anlatmış olması beni bam telimden yakaladı. O eski güzelliklere maalesef yetişemedim, göremeden yok olmasının üzüntüsü vardır da, zaman hiçbir şeye acımıyor bir tek onu biliyorum. *Aslında zaman değil de yönetim şekillerinin çevre düzenleme kararlarının bir şeye acımadığını bal gibi de biliyorum ama konumuz o olmasın.*
Yorumuma nokta koymadan önce son bir ekleme daha yapmak istiyorum. Öyle bir aşk mümkün olur mu? Düşünün yirmiyi aşan sene birbirini doğru düzgün göremeden, oturup iki kelime edemeden, dokunamadan ve ayrı hayatları yaşarken böylesi bir aşk mümkün mü?
Bayadır okunmayı bekleyen kitapların arasındaydı Romantika... . . Şükür elimde sürünmeden de bitti. 😊 Bu kitap orta yaşta başlayıp yaklaşık çeyrek yüzyıl süren, bilindik aşkların ötesinde, efsanevi boyutlara ulaşan bir aşkı anlatıyor. Hem de kitapta bu aşk, bu asilzade sevgi; aşkın baş kahramanlarından birinin kızının ağzından anlatılıyor... . . Kitaptaki aşk gerçekten yüceltilmiş, adeta gerçek aşka övgü... Kitap çok da akıcı, zaten çok kalınca bir kitap da değil... Bir solukta okudum. Ama neden bu kitabı sevemedim ben de bilmiyorum... . . Bunca yüceltilen aşka ters giden birşeyler var sanki kitapta... Anlatıcının üslubu mu? Adamın sevdiğine kitap boyunca "kızım" diye hitap etmesi mi? Bir yandan gerçek aşka övgüler düzülürken, bir yandan bazı şeylerin çarçabuk anlatılıp, bitirilivermesi mi? . . Bilemiyorum... . . Bence yine de okunmalı. Okumak isteyenlerin hevesini kırmak istemem. Lütfen siz okuyun, belki siz bulabilirsiniz benim bu kitapta neyi sevemediğimi 😊😉 . . Kitapla ve sevgiyle ❤🙏❤ .
Aşk nedir? Birbirlerini beğenmemelerini elektrik alamadım, ten uyumsuzluğumuz var diyerek belirten insanların çağında sevgili Turgut Özakman Usta başka bir yanıt vermiş bu kitap ile. Bir aşkın farklı katmanlarını keşfedeceksiniz. Kürk Mantolu Madonna gibi. "Azizim, kafanı yalnız bere askısı olarak kullanmana üzülüyorum. Düşünebilsen, her hayvanda bulunan cinsel dürtü ile insana özgü bir olgu olan aşkı birbirine karıştırmazdın. İnsan geliştikçe yani insanlaştıkça, bu kör dürtüyü ehlileştirmiş, inceltmiş, güzelleştirmiş, yüceltmiştir. Aşk bu çok uzun gelişimin son aşamasıdır, ilkellikten kurtulmak, bencillikten arınmak, kendine tapmaktan kurtulmak denektir. Bir insanın yalnız güzelliklerini değil, çirkinliklerini, kusurlarını, yanlışlarını da sevmek denektir. Ama kendinden başkasını sevmeyen, bedenini kutsayan, kafası yerine bilmem nefsiyle düşünen birimin aşkı anlamasını, övmesini beklemenin, bir kurbağadan arya söylemesini istemek kadar gülünç olduğunu bilirim."
“Bu bir film olsaydı,öyle sanıyorum ki hayal tacirleri,tam mutlu olacakları sırada,ikisinden birini,hiçten bir sebeple öldürür,izleyicileri sarsarlardı.Galiba mutlu biten bir konuyu çağımız insanına yakıştıramıyorlar.Böyle bir sonu alelade,yavan görüyor;çarpıcı,düşündürücü,dramatik ve de sanatsal bulmuyorlar.Belki de binbir sebeple mutsuz yaşayan insanları,bu yolla teselli etmeye çalışıyor ve demek istiyorlar ki; ‘Üzülmeyin,yalnız değilsiniz,işte bunlar da mutsuz oldular.Gerçekçi olun,mutlu olmak umuduna kapılmayın.Hayat böyle.’ “ Bu satırlar Şirin’in Sanem’e babası ve aşkıyla ilgili yazdığı satırlardan.Bu aşk hikayesi öyle best seller romanlardaki aşk hikayelerine benzemiyor,burada hızlı yaşanmışlığın tükettiği,arzulara tıka basa hapsedilmiş aşklardan çok uzak gerçek saf ve yürekten bağlılıkla dolu bi aşk var.Bayağılaşmaya yüz tutabilecekken sabırla ilmeklenip örülen bi aşk. Okumaya değer,sürükleyici bi çırpıda sonu gelen ve yürekte ince bi sızı bırakan mutlu sonlu bi hikaye.
Galiba eski insanların gizli çıkılarında her derde deva bazı iksirler, türlü yaşama hünerleri var. * Kitapçılıkta şifa dağıtmayı andıran bir yan var. * Herkesin hayatta bir kez bir mucize yaşamak hakkı olduğuna inanıyorum. * Anlaşılan, bebeğin annenin kanını ve sütünü emerek büyümesi gibi, gelecek de ancak geçmişi yiyerek var oluyor. * Benden başka kimse görmesin diye seni gündüzleri cebimde taşımak, gece yastığımın altında saklamak istiyorum. * Sevginin her şeyi onaran büyüsünü bunlara nasıl anlatabilirim?
Yollardan yola savrulduğum bir dönemde bu kitap da beni biraz savurdu desem yalan olmaz. Şu Çılgın Türkler kitabını göz önüne alınca insan ilk sayfadan itibaren bir şok oluyor, sonra yavaşça alışıyor. Evli bir erkeğin “sevdiği” ile yaşadıkları şifrelenmiş şekilde evinde dururken rahatsızlanması sonucu aykırı kızı ve arkadaşları tarafından çözülüyor. Sevmek çok güzel, harika bir şey, kimseyi yargılamak haddim değil, roman kahramanı da olsa ama bilemedim ☹
Kitabı nedense büyük bir beklentiyle okumaya başladım ancak benim için bir hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Yazara büyük bir saygı duymakla birlikte hikayenin konusunu ve anlatım tarzını pek sevemedim. Bir günde bitirilebilebilmesi ve altı çizilebilecek cümleler barındırması benim nezdimde kitaba dair tek olumlu şey.
1-.c- 42l2m2z4- 7+z2lm28 -. g3z-l +8k h2k+7-82 Bana bu kadar şey hissettiren, beni bu kadar etkileyen bir kitabı nesnel ölçülerle değerlendiremem. Bu kitap benim içimde çok şeyi değiştirdi. Okuduğum en özel kitaplardan birisini yazdığı ve ülkemize kattığı pek çok güzellik için Turgut Özakman’ın ruhu şad olsun.
"Ama yalnız biz değiştik. Bir avuç insan. Kurulu ve ulu düzen sürüp gidiyor"
Kolay okunan bir kitap. Güzel diye de nitelendirebilirim ancak sanırım benim şanssızlığım, Özakman'ın ilk romanı Korkma İnsancık Korkma'yı da okumuş olmam. İlk romandaki etkileyiciliği bu kitapta bulamadım.
Romanın konusundan kurguya kadar çok fazla eleştirilecek yer var. Ama en önemlisi edebi tarafı. Romanda eksik olan bu bence. Yine de kelimeler hatırına okunur, kelimeler önemli. Bir de Ankara. Ahh güzel Ankara hatırına okunmalı. Gül Bahçesi’ni merak ettim. İlk işim gitmek olacak!
Cok icten, cok naif bir ask hikayesi. Iki mutsuz insanin birbirlerinde mutlulugu bulmalarinin hikayesi. Akici bir anlatim ile kisacik ve sicacik bir roman. Edebi degeri varmis ya da yokmus, kimin umrunda.
Kitabın dili çok basit ve yüzeysel, ben hiçbir derinlik keşfedemedim. Bir Baby Boomers'ın Y kuşağına serzenişleri ve aşk hakkında bir takım çarpık fikirler... Aşk için mubahlaştırılan bunca yalan ve sahtelik güzel mi gerçekten? Bu mu eskilerin dillere destan aşkı?
Bu yüzyılın insanı olarak hayretler içinde okuduğum bir kitap oldu. Yaşanılan aşkta ki özen, incelik, şefkat ve sabırdan etkilenmemek elde değil. Sahip olma duygusunun yozlaştırmadığı, olumluya odaklanarak güçlü kalan karakterlerin duruşu, bizim gibi tüketim odaklı özgür insanlara model olmalı.