Daha önce okuduğum psikoloji kitaplarına göre daha çok düşündürmeye, iç dünyaya bakmaya yönlendiren bir kitap. Bilimsel destekler yine var ama daha terapi gibi, yazarın kendi fark ettiklerini aktardığı, danışanlarının anlattıklarını çözümlemeye çalıştığı bir kitap. Normalde bu tür kitaplar danışanların sorunları üzerine odaklanır ama yazar farklı bir yol izleyip sağlıklı bulduğu kişilerin nasıl sağlıklı olduklarını anlamaya, anlatmaya karar vermiş. Sağlıklı bulduğu kızlarla ve onların anneleriyle konuşmuş. Bu hayatlarda da eksik ve hatalar var fakat neleri farklı yaptıklarını okumak bir katkı sağlıyor. Batı’da yazılmış bir kitap olsa da kadınların yaşadığı ortak deneyimler kitabın okuyan çoğu kişiye hitap etmesini sağlayabilir. Kitabın özeti kültürün, dünyanın süregelen olumsuz etkilerine rağmen kendimizi, bedenimizi nasıl sevebiliriz ve bunu kızlarımıza nasıl aktarabiliriz?
Yazarın bakış açısı bazen fazla toz pembe gelebiliyor. Katılmayacağınız fikirler, açıklamalar, eksik bulduklarınız olabilir. Dili aşırı akademik değil ama çeviriden kaynaklı yer yer ne demek istediği karışıyor. Tekrara düştüğü yerler var. Yazım ve noktalama hataları için gözden geçirilebilir. Kitabın kapağında yağlıboya bir resim kullanılmış. Açıklama isteyen bir kapak olmuş. Kapakta neden bir piton yılanı var?
“Matrofobi. …Tamamen evrensel olmasa da bir gün annelerimize dönüşeceğimiz korkusu epey normal.” (30)
“…pek çok anne kız ilişkisi gibi çelişkilerden ve karmaşık ironilerden ibaret.” (37)
“…belirli bir şekilde görünürsek seçilebilir olduğumuza inanmanın eziyetli hapishanesine karşı kazanılan bir zafer…” (44)
“…kızlar hikayelerdeki tutarsızlıkları anlamakta iyidirler.” (65)
“…’Yaralardan değil, yara izlerinden konuşmak.’ Bununla, çocuklarımıza iyileştirmekten sorumlu olmadıkları açık duygusal yaraları deşmekle bizi şekillendiren ve artık sona erdiğini, aştığımızı bildiğimiz acı verici yolculuğumuzdan bahsetmek arasında bir fark olduğunu vurguluyor.” (71)
“…davranışlarını değerinden ayırmanız gerekecek. … Onu sevdiğinizi ve sevginizi kazanmak zorunda olmadığını bilmesi gerekiyor.” (78)
“Karşılaştırmanın dezavantajı, söz konusu ‘ideal’ olduğunda, neredeyse her zaman ona daha yakın birinin olacağıdır.” (88)
“Neufeld’in ilkesine göre ifade her zaman talebi aşmalıdır, yani ona günde beş, altı veya on kez sarılmanız gerekir. Bunu yaptığınızda çocuğunuz sadece ihtiyacı olanı elde etmekle kalmaz, aynı zamanda hayatı için çok önemli olan şefkati asla ‘istemek’ zorunda kalmayacağını da öğrenir.” (94)
“Peki yetişkin ve eğitimli kadınlar bunlara inanmaya başlarsa, imaj ve fikirleri sünger gibi çeken ve benimseyen genç kızların şansı nedir?” (104)
“… görüştüğüm kadınların her birinde medyayı gözler açık şekilde takip etme ve bu konu üzerine düşünme yetisi olduğu ortaya çıktı.” (106)
“Kendimizi nasıl sunacağımız konusunda seçimler yaptığımızı sanıyoruz ancak aslında kadın olmak üzerine bizim izlemediğimiz pornografiden etkilenmiş bir hikayeyi oynuyoruz.” (126)
“Pornografi, izleyelim ya da izlemeyelim yahut romantik bir birliktelik içinde olduğumuz kişi izlesin veya izlemesin, kadın olmanın ne anlama geldiğine dair fikirlerimize sızmayı başardı.” (127)
“… aracılık, yani onunla aldığı mesajların arasına girdiğinizde yaptığınız şey. … ona sorular da sorabilirsiniz: ‘Bunun hakkında ne düşünüyorsun? Sen ya da arkadaşların, birileri tarafından beğenilmek için görünüşünüzü değiştirmeyi hiç denediniz mi? Bu nasıl oldu? Sence bu şekilde yaşamakta bir sorun var mı?’” (128)
“…bedenlerimizde fiziksel direnci veya gücü deneyimlemenin şaşırtıcı bir şekilde kendimizi ve bedenimizi olduğu gibi sevmek için gerçekten önemli bir unsur olmasıdır.” (137)
“Kızınıza, her şeyden önce, onun düşüncesi ve duyguları kadar bedeninin de kendisi olduğunu anlatabilirsiniz.” (154)
“Bu kadın akademisyenler, ahlak ve gelişme üzerine yapılan büyük araştırmaların erkek ve erkekleri araştırarak yapıldığını fark etmişlerdi; araştırmalarda kızlar ya da kadınlar yoktu. Buna rağmen bulgular aynı şekilde kadınlara da yansıtılmıştı.” (165)
“Bunu kendi ergenlik dönemi deneyimlerinizden de hatırlayabilirsiniz: Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğünü okumak için çok fazla zaman harcamak ve başkalarının fikirlerine karşı daha savunmasız olmak.” (168)
“Sesimiz ve bedenimiz, birlikte, diğer insanların bağlantı olarak bize katılabileceği köprülerdir…” (169)
“… kanıtlama ve düzeltme canavarı…” (172)
“…rahat ettirmek için başkasının bir versiyonu olmak zorunda değil, dünyaya sunacak benzersiz özellikleri var.” (173)
“Onu, diğer insanlar rahatsız olduğunda ortaya çıkan tepkiyle başa çıkmaya hazırlayabilirsiniz. Bunu yaparak ancak sadece başka birinin olmasını istediği kişi olduğunda kabul edildiğini bilmekten kaynaklanan içsel kargaşayı yaşamasını engellersiniz.” (173)
“Zihinsel özgürlük, sadece bize neye mal olacağı endişesi olmadan çevremizde neler olup bittiğini analitik olarak değerlendirebilmekten ve düşünebilmekten kaynaklanabilir.” (174)
“Çoğu insanın görmediği şeyler görmek ise ne yaşayacağımızın hiçbir garantisi olmadan, ayağımızı nereye yerleştireceğimize karar vermek için muhakeme yeteneğimizi kullanarak belirsizliğe girmek anlamına gelir.” (174)
“…medyada iletilenler gibi fikirleri pasif bir şekilde tüketiyorsak, aslında özgür değiliz. Üstümüzde gücü olan bir sistemde sıkışıp kalmış durumdayız.” (175)
“Hayatımda olması gerekenler neler ve bunları nerede öğrendim? Bu şekilde olmak zorunda mı? Bununla ilgili neyi seviyorum ve bir kadın olarak sağlıklı olmamı benim için zorlaştıran nedir? Kendinizden ne beklediğinizi annenizden ve hayatınızdaki diğer kadınlardan öğrenip öğrenmediğinizi sorun. Bir anneyseniz, kızınızdan istediğiniz şeylerin aslında kendiniz için istediklerinizin yansımaları olup olmadığına dikkat edin. Bu noktada lisede amigo olan ve kızının da aynı şeyi yapmasını isteyen klasik anne örneğini düşünüyorum; böylece ortak bir deneyimi birlikte yaşayabilirler. Kızınızın o gruba ait olmasını istemek sizin inisiyatifinizde değil, bu tamamen onunla ilgili.” (176)
“… uyum sağlamamız gerekmeyen gruplar olduğunu bilmek bizim için önemli…” (177)
“Neyin yanlış olduğunu gerçekten görmediğimizde sosyal gelgite uyum sağlamak için o kadar çok çalışıyoruz ki, kendimize ve başkalarına sesimizi duyurma yetimizi, konuşma yeteneğimizi kaybedebiliyoruz.” (180)
“… kızınıza çok değerli bir şeye, yani kendisine mal olur. ‘Kızlar’ ‘seslerinden’ mahrum kalınca büyüdüklerinde temel bir şey eksiktir. Kişinin düşüncelerine ve fikirlerine, korkularına ve zaferlerine ses vermek, özgüven ve cesaret oluşturur.” (198)
“Yeme bozukluğu olan kadınların filozof kraliçeler olduklarını söylemişti.” (221)
“… beyinlerimizin ve bedenlerimizin benliğin farklı ve bağımsız olarak işleyen yönleri olmadığını bilmek yararlıdır.” (231)
“Kendimizi sevmenin en iyi yollarından biri, sahip olmadığımız şeyi kendimize vermektir. Çocuklarımızı ve bize yakın olanları sevmenin en iyi yollarından biri, kendimize ve birbirimize sahip olmadığımız şeyleri vermektir.” (249)