Herkes en az bir kişiyi her koşulda işitir... Beni işit istiyorum.
Sizi anlıyorum. Önce tutumunuzu sert biçimde karşıladım. Ama sonra fark ettim ki siz hekimsiniz, büyücü ya da falcı değilsiniz. Önünüzde sınırlı bilgi var, o halde benim konuşmayı unutmama hazırlıklısınız, oysa birdenbire işitmeyi unutmuş olmamı hesaba katamazdınız. Size kırgın değilim. Rahat edin isterim. Size kırılmadım, alınmadım, yargılamadım. Sözcükleri unutmuş biri olarak, bu yeni durum karşısında ben de hayret ediyorum. Yazarken, nasıl oluyor bilmiyorum, hiçbir sıkıntı duymadan su gibi akıyor sözcükler. Nasıl oluyor bilmiyorum, bir plakçının önünden geçerken şarkıları işitiyorum. Hatta söylüyorum. Bu hastalığım nedir, bilmiyorum. Sizden sakladığım yeni bir bilgi var. Buna asla inanmayacağınızı bildiğim için yazmayacağım. Ama bir şeyi kendime itiraf ettim; tedavi olmak istemiyorum. Sözcükleri unuttuğum için konuşamamaktan ve işitememekten memnunum. İçimdeki gürültü zaten yeterince baş ağrıtıyor.
Sesini yitiren bir kadın... Kadının zihninde kaybolan bir ruh hekimi... İstanbul’a seslenen bir aktör... Valizi elinde yaşlı bir komşu Ve onlara “Size güzel şarkılar çalmak isterdim” diyen bir radyo...
Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Doğuş, Yeditepe ve Arel üniversitelerinde dersler verdi. Arel üniversitesi'nde ilk olarak 2011 yılının ikinci yarısında üç hafta göründükten sonra ayrılmış, 2012 ve 2013 yıllarında tekrar dönmüş ancak sorumlu olduğu derslere sadece ilk haftalarında birer kez girip 2013 yılının sonbaharında ayrılmış ve akademik hayatına son vermiştir. Bir yıl Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyeliği de yapan yazar, evli ve bir çocuk babasıdır.
Enver Aysever, lise yıllarında amatör olarak tiyatro ile ilgilenmeye başladı. 1992 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümüne başlamadan hemen önce "Durdurulmuş Zamanın Fotoğrafı" adlı ilk profesyonel oyununu yazdı, sahneye koydu ve oyuncu olarak yer aldı. Oyunun provaları Galatasaray Lisesi'nin jesti sayesinde okulun Tevfik Fikret tiyatro salonunda gerçekleştirilebildi. İlk gösterimleri Beyoğlu Tünel semtindeki Baro Han adlı iş hanında bulunan tiyatro salonunda gerçekleştirildi. Kurucusu olduğu Tiyatro Çisenti adlı tiyatro topluluğunda uzun yıllar yazar, yönetmen, oyuncu ve sanat yönetmeni görevlerini yürüttü. "Renkler ve Günce", "Yağmurla Gelen Yüzler", "Yabancı'da Camus", "Açık Evlilik", "Dilekçe", "Frankie and Johnny", "Bir İstanbul Masalı", "Şimdi Yaşa Sonra Öde" gibi oyunların yazarlığını ve yönetmenliğini üstlendi. Atilla İlhan'ın şiirlerinden yararlanarak "Ne Kadınlar Sevdim" adlı oyunu yazdı ve sahneye koydu. Sonraki yıllarda çocuk oyunları yazmaya yöneldi. "Bebişler Karnavalı", "Renkler Cumhuriyeti", "Beyaz Dişler Ülkesi", "Güneşi Güldüren Soytarı", "Kakaolu Olsun", "Yaşamak Güzel Arkadaşım" adlı çocuk oyunları bu döneme aittir.
Bir yandan çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayınlandı. Finansal Forum, Varlık, Gösteri, İnsancıl, Cumhuriyet ve Birgün gazete ve dergilerde makale, deneme ve araştırma yazıları yayınladı. Televizyon Gazeteciliği ve Sahne Sanatları dersleri verdi. Remzi Kitap gazetesinde Genel Yayın Yönetmenliği yaptı ve başyazıları kaleme aldı. Akbank Kültür Sanat Merkezi'nde Ayın Güncesi adı altında halka açık kültür ve sanat tartışmaları düzenledi. Doğuş Üniversitesi'nde yazarlık atölyesi çalışmalarında bulunmuştur ve hâlen Kültür Sanat Yönetmeni görevini yürütmektedir.Son olarak 2015 Yılında 125 adet kısa yazısından derlediği ''Kişisel Direniş Kitabı'' adlı kitabı yazmıştır.
Sesini yitiren bir kadın, kadının zihinde kaybolan bir ruh hekimi, İstanbul'a seslenen bir aktör, valizi elinde yaşlı bir komşu ve onlara "size güzel şarkılar çalmak isterdim" diyen bir radyo. Kitabın karakterleri bunlar. Kitapta bu karakterlerin iç seslerini okuyoruz. Her irinin farklı dünyaları, farklı bakış açıları mevcut. Bilenler vardır Enver Aysever'in farklı bir tarzı var. Farklı ve kaliteli bir kalem. Bu kitapta da çok ince göndermeleri vardı. O kısımları çok beğendim.