“Gazoz şişesinde yukarı yukarı aceleyle yüzen baloncukların bizim bilmediğimiz bir şey bildiğine inanıyorum.”
Uzaydan gelen varlıkların istiladan başka bir amacı olabilir mi?
Mülteci mi, dünyayı anlayamayan insan mı daha yabancıdır?
Bir ampulü değiştirmek için kaç kişi gerekir?
Parmak çocuk nasıl oynar düğünlerde?
Şener devrik bir komedyen. Eski karısı Hale ikinci çocuklarına hamileyken Fransız bir astronota âşık olmuş. Tirineş gezegeninden gelen, ev arkadaşı Zvay-E’nin başı belada. Rögar kapağı açık, paslı bıçak pusuda. Tam bu sırada, çok zengin bir kabzımal sürpriz teklifiyle çıkageliyor.
Nejat Uygur ile Atilla Arcan’ın huysuz ve tatlı hayaletleri, en güzel espri Ece Güneş, dijital dost Micus, dağcı Zeynep, Madagaskar tavuğu… İşte gidiyoruz.
“Çadırımın üstü gümüş vitray. Züğürdüm, bir hırka, bir kaykay. Çadırımın üstü krom karamel. Öpmeden giderim, sen düşüme gel.”
Bahadır Cüneyt Yalçın yine zekâ ve mizah dolu bir romanla yeniden huzurlarınızda. Her cümlesi havai fişek, her sayfası icat kıyamet.
“Sizin olmayan bir şeyi sevdiniz mi hiç? Ne güzeldir o sevmek.”
1982’de doğdu. Dergâh, GQ, Penguen, OT, Sabit Fikir dergilerinde, Afili Filintalar internet sitesinde yazdı. Eşi ve çocuklarıyla birlikte Ankara’da yaşıyor. Kitapları: Mütevazı Bir İntikam, Hep Lunapark, Eski Karım Uzaya Gidiyor, Serüvengiller, Kuş Lokumu Sözlüğü, Şapşallar, Kral Kule, Öpüyorum Avantajlarından, Yine Şapşallar
"Eski Karım Uzaya Gidiyor" @birkutukitapcom tarafından gönderilen Ağustos kitaplarından biriydi. Yazar tarafından imzalanmış olması ve kara mizahı seviyor olmam kutu içerisinden ilk bu kitabı seçmeme vesile olsa da kitap tam anlamıyla beni tatmin etti diyemeyeceğim. Yaz okumaları için ideal ve keyifli bir kitap. Hayata ve sevgiye dair güzel tespitler de var. Bununla birlikte mizah için fazla kasılmış gibi hissettim. Özellikle ortalara kadar çok fazla ve zorlanmış "mizahi" cümle vardı... Sonlara doğru daha doğal ve akıcı geldi bana. Murat Menteş'in "Ruhi Mücerret"ini andırdığını da hissettim... Yine de keyifli vakit geçirip kafasını dağıtmak isteyenlere öneririm.
Komedinin küfürlü ve argolu olduğu şu dönemde bu kitabın argodan uzak olması güzel bir başarı olmuş. Öyle zannediyorum ki komedi bana çok anlamsız geliyor. Yada kitapta biraz kurgu hatası var. Bölümler arası serpiştirilerek tarih verilerek günlükler var ama asıl baştan sona kadar giden Ece’nin doğacak olan kardeşinin hikayesi de aynen devam ediyor. Bir çocuk 9 ay yetine neredeyse 24 ayda doğmaz ki. Trineşli değil doğan bir dünyalı halbuki. İş yeme içme konusu olduğunda hep ramazan hep oruç bu adam. Zaman geçer de hiç bir aylık oruç vakti bitmez mi. Kurgu biraz karışık yada bölümler arası derleme hatalı gördüm. Çoook boş vakit varsa göz atılabilir. Yoksa gülmek için bile zorlanılabilinir.
Maalesef biraz zor okudum. Absürd mizah severim normalde ama birbirine bağlanmayan küçük parçalar ve hiç gelişmeyen olayların birden açıklanması şeklinde gelişti kurgu.
Eğer Sevinç Erbulak’tan dinlemiyor olsam kesin yarıda bırakırdım. Olay örgüsü beni içine çekemediği gibi ne karakterlerin altı doldurulmuş, ne de olayların altını dolduracak mekan/zaman detayları yeterli olmuş. Şener’in espri anlayışını sevemedim belki de...
şu ana kadar yazarın hiç fiziksel kitabını okumadığımı fark ettim. 2017 yılında ramazan ayında çalışırken, işten arta kalan zamanlarımda yazarın ilk okuduğum kitabı "mütevazı bir intikam" ı idefix'ten ekitap halinde alıp kindle'dan okumuştum. esasen yazarın okuduğum ilk yazılı metni bu değildi. daha önce afillifilintalar.com'dan yazılarını takip ediyordum.(üniversite öğrencisiyken)
eseri beni epey eğlendirmişti. ama kitabı bitirdiğimde aklımda hiçbir şey kalmamıştı. ben de ikinci olarak "hep lunapark" kitabının yine elektronik versiyonunu okuyup bitirdim. yani bu da eğlenceliydi. aklımda bir şey kalmamasının sebebi belki de ramazan ayında olmamızdı, bilmiyorum ^^ ama sebebibi buna bağlayabilirim.
son kitabı olan, yani bu kitabı yine bir ramazan ayında bu sefer farklı bir formatta "sesli kitap" olarak bitirdim :)) özellikle sevinç erbudak hanımefendiyi tebrik ederim, güzel seslendirmiş. eser beni yer yer güldürdü. özellikle ece güneş ve şenol'un diyalogları hoşuma gitti. hikaye fena değil ama pek bir şey anlamadım açıkçası :) yazar kusura bakmasın, ancak sesli kitap olarak dinlenecek, güzelce vakit geçirilecek hoş bir kitap.
Absürt mizahın önemli temsilcilerinden Cüneyt Yalçın'ın 3. kitabı, benim için fazla kredili yaklaşabileceğim bir kitaptı. İlk iki kitabının bıraktığı etki, edebiyat anlamında olmasa da, bıraktığı iyi hisler açısından güzeldi. Ancak kitabın ilk cümlelerinden itibaren, zorlama ilerleyişi bir nevi olmamışlık getiriyordu. Sonradan toparlar mı diye düşünürken sonuna kadar geldiğimde yine toparlanamadığını gördüm. Yapı olarak yine ilk iki kitap tarzında gidiyor, kolay okunuyor ancak konunun işlenişi, esprilerin yersiz biçimde fazlalığı kitabı vasat hale getirmiş. Kısaca yakıştıramadım yazara. Umarım 4.kitapta kendisini toparlar.
Çıkma tarihi kesinleştikten sonra, almak için gün saydığınız kitaplar vardır ya; 'Eski Karım Uzaya Gidiyor' kitabı yani daha doğrusu Bahadır Cüneyt Yalçın'ın daha önce çıkmış kitapları için yaptığım, çıkacak bütün kitaplarına da yapacağım şeydir.. Kitabı okumaya başladıktan sonra elinizden bırakmak zor, dili eğlenceli, anlatımı akıcı, sonlara doğru da biteceği için üzüleceğiniz bir kitaptır..
yazar her seferinde şaşırtıyor beni, güldürüyor, düşündürüyor, "bu cümleyi ben niye daha önce hiç kurmadım ki" dedirtiyor. bence okumaktan asla pişman olmayacağınız tam tersi ben niye keşfetmekte bu kadar geciktim diyeceğiniz bir kitap olmuş, okuyosunuz sonra içinizde dur ya ben bunu sevdiklerime de okutturuyum hissi....
absürt komedi severim, kara mizah severim ama bu kitabı zor okudum.. konuya odaklanamadım, zaman kavramını yitirdim.. hangisi kimin iç sesi karıştırdım.. detayların içinde kayboldum.. kısacası okurken yoruldum.. diğer kitaplarda çok eğlenmiştim,ama sanırım bu son kitap bana iki beden büyük geldi..
Kitap farklı bir konuyu işlemiş fakat kitabın bazı bölümlerinde kopukluk hissettim. Tirineşliler, evlat sevgisi, uzay farklı bir anlatımla karşımıza çıkmış. Kitaptaki Esprilerin bazıları zorlama gibi geldi. Afili filintalar eksenin fakat bekleneni verememiş bir kitap
Yalan yok buna Mütevazı Bir İntikam kadar gülmedim ama bu adamın zihnine bayılıyorum ya bayılıyorum 😂😂😂 Kitabın buram buram Ankara kokması, hep yürüdüğüm, geçtiğim yerlerde Şener’le oradan oraya gitmek beni ekstra mutlu etti. Favori yazarım, hep yüzümü güldürüyor ❤️