"Gül Hanım, Gül Hanım, gül dibine gel hanım..." Gerçekten okunup okunup feyz alınacak bir hayat hikayesi. Kendi sınırını aşmak, ayağa kalkmak, olmaz olanı oldurmak isteyenler için muhteşem bir örnek Gülriz Sururi. Dışarıdan doğuştan şanslı olduğunu düşüneceğimiz, ışıltılı hayatlar yaşıyor gibi görünen insanlar hakkında biraz daha anlayış sahibi olmak için okunmalı. 450 küsür sayfa su gibi aktı. Yakın dönem tiyatro tarihini öğrenmek isteyenler için de biçilmiş kaftan.
Kitabı elimden düşüremedim, Gülriz Sururi'nin kaleminin bu kadar lezzetli olduğunu bilmiyordum. Gülriz Sururi, Cumhuriyet tarihinin hemen hemen tüm ünlü edebiyatçılarıyla, sanatçılarıyla tanışmış, dostluklar kurmuş, bu yönüyle de çok ilginç bilgiler içeriyor. Gülriz Sururi'nin doğduğu yıl 1929, Cumhuriyetin ilk yılları. Dedesi ve ninesinin Abdülhamit özlemini ve geçiş sancılarını anlattığı kitabın ilk bölümleri özellikle ilginçti. Samimi bir dille yazılmış bu otobiyografik kitabı, 1930-1970 arası Türkiye'sini sanat penceresinden görmek isteyen herkese öneririm.
Gülriz Sururi'nin anılarını okudum. Çocukluktan başlayarak hayran olunacak bir dürüstlükle anlatmış her şeyi Gülriz Hanım. Sevgiden yoksun geçen çocukluğu, sarayla bağlantısı olan bir aileden gelmesine rağmen zorluklarla ve mücadeleyle geçen gençliği, tiyatro oyuncu olması nedeniyle kadın olarak hep damgalanması, ilk evlilikleri, eşini aldatması, yaptırdığı kürtajlar, Engin Cezzar ve ailesiyle olan ilişkisi.. bunları hep sansürsüz anlatmış. Anıları Türk tiyatrosu tarihi olarak da okuyabilirsiniz. Bu konuda oyuncuları, yöneticileri, izleyicileri eleştirmekten geri durmamış Gülriz Sururi.
Kitabın ilk baskısı 1978 yılında yapılmış. Anlatılanlara bakarsanız o zaman için de bugün de yayımlaması büyük cesaret isteyen bir metin. Gülriz Hanım kararlılığı, inatçılığı, yeteneği ile gelmiş zorlukların üstesinden. İnsan ilişkilerinde hep koruduğu bir mesafe var, özellikle dikkatimi çekti.
Anı okumayı seviyorsanız, tiyatro tarihine ilgi duyuyorsanız beğenirsiniz.