Jump to ratings and reviews
Rate this book

Tekme Tokatlı Şehir Rehberi

Rate this book
Böyle ya da burada bir yerde olmalı okyanus sesi. Yer yarıldı da içine mi girdi durağan yolcu? Tekme tokatlı şehir rehberinde açık artırmayla tilkiler aç mı kalsın? Muz ve kovboylar Yalandan Kim Ölmüş Limited Şirketi'nin mi?

Manasız mı görünüyor yukarıda yazılanlar? Bu kitabı, bu ilk kitabı açtığınızda o kadar manasız görünmeyebilir.

Mevsim Yenice, olgun bir ilk kitapla okuyucunun karşısına çıkıyor. İstihzayı elden bırakmayan, gerektiğinde yoran öyküler yazıyor. Anlatıcısının sesi bir değil, bin.

Tekme Tokatlı Şehir Rehberi öyküye yeni bir soluk oluyor. Ama soluğu verdikten sonra kahkahasını da patlatıyor.

Ayağa kalkıp dizlerimdeki toprağı silkelerken çocuk sesleri duydum.

"Baban nerede Armağan? Herkesin babası var!"

Hırsla etrafa bakındım, kimse yoktu. Sonra babama baktım. Beni bu duruma düşürdüğü için ona kızdım, sonra hemen affettim rahmetliyi. Yerden bir avuç toprak alıp kolum kopacak kadar şiddetle uzağa fırlattım, sesleri babamla kovar gibi. Var gücümle bağırdım.

"Yer yarıldı," dedim, "yer yarıldı, içine girdi."

112 pages, Paperback

First published January 1, 2017

3 people are currently reading
457 people want to read

About the author

Mevsim Yenice

8 books1,277 followers
1985’de İzmir’de doğdu. Üniversitede fizik öğrenimi gördü. Açık Artırma öyküsüyle, 2015 altKitap Öykü Yarışması’nda birinciliğe layık görüldü. 2015 ve 2016 yıllarında farklı iki dosyayla Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’nde öykü dalında “dikkate değer” bulundu.

İlk kitabı Tekme Tokatlı Şehir Rehberi (Everest Yayınları) Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülleri'nde Mansiyon Ödülüne layık görülmüştür.

2016 yılından bu yana altkitap ve altzine yayın kurulunda yer almaktadır.

İkinci kitabı Bilinmeyen Sular 2019 Mayıs'ta Can Yayınları etiketiyle yayımlanmıştır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
252 (41%)
4 stars
254 (42%)
3 stars
77 (12%)
2 stars
17 (2%)
1 star
2 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 118 reviews
Author 2 books462 followers
Read
February 2, 2022
Bu yıl pek fazla öykü okuma fırsatım olmamıştı. Bu kitabı bu nedenle yıl bitmeden, okuma sıramda en öne almıştım; doğru bir karar aldığımı anladım.

Gülümseten bir ithafla (bu ithafa mazhar olan kişi 73. sayfada tekrar karşımıza çıkacak) başlayan kitap bu yıl içinde aklımda kalacak öykü kitaplarından birisi oldu.

Zira ben bu kitaptaki öyküleri çok doğal buldum.
Doğallıktan ne kast ettiğimi açıklayarak başlayayım. Öykülerde özellikle sevmediğim pek çok şey var. Bunları madde madde özetlersem:
-Konunun ilgi çekici olması için fazla abartılı olaylarla dolu olması
-Kişilerin gerçekçi olmamaları, fazla mükemmel, fazla kötü, fazla iyi veya karikatürvari olmaları; belirgin ama çok belirgin bir yönleriyle ön plana çıkmaları; (Not: bu kitapta buna uyan bir İsmail karakteri var ama bunun dışında karakterler son derece doğal)
-Olayların bilindik yerlerde, akılda kalıcı zamanlarda geçmeleri
gibi şeyleri sıralayabilirim.

Oysa bu kitabın ilk öyküsü; Açık Artırma, ilgi çekici bir konuyu abartısız sade bir dille anlatırken mesela öykü için seçilen tablo çok meşhur bir ressamın çok ama çok bilindik bir tablosu değil; bunun yerine okurların çoğunun ilk defa göreceği, akılda kalıcı fakat popüler olmayan bir tablo. Yine bu öyküde Derya karakteri olayların içerisinde gerektiği mesafede duruyor. Derya karakteri edebiyatta alışkın olduğumuz kadın karakterleri gibi süper ütopik değil.

Kitabın ikinci öyküsü olan; Muz ve Kovboylar o kadar şaşırtıcı bir öykü ki; Bu noktada sarhoş bir insan tasvirinin ne kadar isabetli yapıldığı da dikkatten kaçmamalı. Sarhoşlar bugüne kadar edebiyatta her zaman komik olmaya çalışmışlardır. Oysa bizim karakterimiz sinir bozucu. Gerilim düzeyini sürekli artırıyor, okuru ters köşe yapan finaliyle bu öykü son derece gerçekçi. Üstelik bir cümle daha ekleseydi bardak taşardı, yazar öyküyü olması gerektiği yerde bitiriyor.

Üçüncü öykü "Yağmurlu bir Eskişehir sabahında" veya "bir kütüphanenin parlak, ceviz masasında" başlamıyor. Piyasadaki her üç öykü kitabından birinde alıştığımız bu klişe yer tasvirlerinin aksine; üçüncü öykümüz bir üroloji polikliniğinde başlıyor tıpkı gerçek dünyada gerçek insanların yaşadığı öyküler gibi. Daha bu girişiyle bile bende doğal, gerçekçi bir öykü okumaya başladığım hissini uyandırıyor. Bu öyküdeki sahnesi yine benim hoşuma giden rastgeleliği çağrıştırıyor. Öykülerde okurun beklentisinin dışına çıkan, rastgelelik (randomness) benim hoşuma gidiyor. Zira bu tip şeyler öykünün akışını okurun önceden kestirmesine engel oluyor.
Bu öykümüzde her ne kadar İsmail karakteri biraz gerçek üstüyse de; öyküdeki edebi çatı sağlam.
"Balkon, elli adamın nefesiyle ağırlaştı. (s.37)

Durağan Yolcu başlıklı öyküde "bir buçukar sıra" (s.40) ve "yarımşar dokunan" (s.41) gibi tabirler nispeten klasik bir okur olduğumdan beni biraz rahatsız etti. Yine aynı öyküde kullanılan "dikelmek" de pek sık kullanılan bir kelime değil. Aslında bu kelime telaffuzu pek kulak tırmalayan; nahoş görünümlü bir kelime. Nedense bu tip kelimeleri sevmiyorum. Dikelmek kelimesinde bir etken eylem var. Yani bu fiil etkin, zorlayıcı bir hareketi çağrıştırıyor. Oysa bu kullanımda, "önünde dikeldiğim koltuk" dendiğinden, koltuğa karşı zorlayıcı bir fiil olamayacağından "önünde ayakta durduğum" fevkalade yeterli olurdu. Bu kelimenin üzerine fazla durmayıp, yorumuma devam edeceğim; bu öyküde koku ön planda. Lakin koku, mazinin kapanmamış defterlerinin rahatsız ediciliğini mi ifade ediyor yoksa eskimişliğin bizatihi kendisi mi? Öyküde klastrofobik bir hava var. Bu öykü edebi yönden beni diğer öyküler kadar etkilemedi desem daha doğru olur. Yine de kitabın içinde sırıtmıyor. Okutuyor kendisini.

Kitaba adını veren Tekme Tokatlı Şehir Rehberi'ndeki Öyküde sukunet ve kargaşanın tezatlığı başarılı bir şekilde kullanılmış. Öykünün konusu aslında .

"Geç bunları, anam babam geç bunları" Bende bir şarkıyı değil, bir şiiri çağrıştırıyor. Elbette Orhan Veli Kanık'a ait Dedikodu şiirinden bu sözler.

Öyküye döneyim, ben bu öyküyü sevdim. Sıklıkla dile getirdiğim bir cümle vardı; "bu ülkede dayak yemek için bir sebepe gerek yok". Bu öykü adeta cümlemi özetledi. Henüz bir lise öğrencisiyken yanlışlıkla başkasıyla karıştırıldığım için yediğim dayağı aklıma getirdi. Bu yönüyle öykü bende manevi bir bağ oluşturdu kendisiyle. Bu yorumu yazarken yüzümde hala aynı gülümseme.

"Böyle" başlıklı öykü, sosyal medyada çokça mizahı yapılan "Eve gelen ustaya verilen terlik" üzerine kurulu. Bildiğiniz üzere bu konu popüler bir site olan ekşi sözlükte şu başlıkta ve bir mizah sitesinde şu haberle işlenmişti.
Öyküde, tamamlanmışlığın; bir eksilişle nasıl çorap söküğü gibi dağıldığını çok iyi özetlemiş yazar. Eksilen bir şey, bir bütünü artık bütün yapmaktan çıkarır; çözülme, yahut da entropi her kayıpta daha da hızlanacaktır.

Ya Da başlıklı olan öykünün bir nazire olduğu belirtildiğinden hakkında yorum yapmaktan imtina ediyorum.

Yakınımızdaki insanlardan uzak, uzağımızdaki insanlara ise fazlaca yakın oluşumuzu anlattığını düşündüğüm öykü olan "Burada Bir Yerde Olmalı" öyküsünde uzaktaki insanın kontrastını artırmak için karakter olarak yabancı birisini, ismen de Kenny'nin tercih edilmesi güzel olmuş.

Okyanus Sesi başlıklı öyküde, Anlatım yeteneği sayesinde bilinçaltından bilinç üstüne bir kapı açılmaktadır.

Yalandan Kim Ölmüş başlıklı öykü, oldukça özgün bir konuyu duru bir üslupla anlatırken, kitabın son öyküsü Yer Yarldı İçine Girdi başlıklı öykü ise gazetelerde sıklıkla gördüğümüz vefat ilanlarıyla başlıyor. (Bu öyküde geçen "boş bürü" ifadesi aslında bana tanıdık geldi. Karın boşluğunu ifade eden bu kelimelerden ikincisi, yani "bürü" aslında böğrüm demekten geliyor. ) Yazar öyküde buruk bir konuyu biraz muzipçe bir anlatımla işlemiş.

Bu öykülerin hepsi hayatın içinden olan konuları anlatıyorlar. Kırılmış bir ayna gibi, her parçasında hayatımızın ayrı parçasını gördüğümüz öyküler; özelde kırık dökük çekirdek aileyi, terk edilişi, yakınların hayatını kaybetmesini, bireyin dünya karşısındaki çaresizliğini anlatıyorlar. Öykülerde ebeveynlerin ölümü veya terk edişleri çok fazla ön planda. Bunun sebebini merak ettim. Öyküler içten bir üslupla, ağdasız, abartıya kaçmayan tasvirlerle anlatılmış. Yani öykülerde dış dünyanın duyusal fenomenleri tasvire fazla cafcaflı olarak yansımamışlar ama bu yönleriyle öyküler daha çok siyah beyaz fotoğraf karelerini andırıyorlar. Öykülerde hayatın karanlık yönleri ile aydınlık yönleri arasındaki kontrast yeterince başarılı olarak ifade edilebilmiş. Yazarın gerçek yaşantısından bazı unsurları, olayları kurgu ile ustaca harmanladığını düşündüğüm kitabın; onun aynı zamanda ilk kitabı olduğunu hatırlatmamda fayda var!

Kısaca, okuyun; okutun.

M.B.
22.10.2017
Mersin

Profile Image for Deniz Balcı.
Author 2 books830 followers
December 5, 2017
Canımı acıtan öyküler okudum, bir kez olsun gülümsemeden hep çağrışımlarla uğraştım durdum. Yine de bunu edebiyat yaptığında kırılmıyorum, aksine garip bir haz duyuyorum. Bu öykülerle de, tam o hissi yeniden tecrübeledim.

Türk edebiyatı ne kadar güzel yazan, genç kalemlere bırakıyor kendini. Vallahi mutlu oluyorum bu yeni gelenlerin seslerine. Öykü severlerin kesinlikle okumasını tavsiye ederim.

İyi okumalar.

Profile Image for Engin Türkgeldi.
Author 5 books307 followers
May 17, 2017
Bu kitabı tek bir kelime ile anlatmam gerekse ‘ironi’ kesinlikle ilk tercihim olurdu. Hemen her öyküde, hüzünlü sayılabilecek bir sahneye tanık olurken öyle ayrıntı veya yorumlarla gülümsedim ki, içimin acısı hafifledi. Yazar, olayları dramatikleştirmeden, tersine manidar bir tebessümle aktarmayı çok iyi başarmış.

Kitap, ilginç karakterle dolu. Tilkiler Aç Mı Kalsın’daki İsmail, Açık Artırma’daki Ahmet Bey, veya Yer Yarıldı İçine Girdi’deki Armağan unutulmaz. Öykülerde, yalnız/kusurlu ama yalnızlıklarını/kusurlarını dost edinmeyi bilmiş karakterler ön planda. Hayal kırıklıklarıyla veya içinde sıkışıp kaldıkları durumlarla baş etmeyi öğrenmiş, onlarla yaşamayı becerebilen, hatta biraz da dalga geçen karakterler bunlar. Bu nedenle tüm yalnızlıklarına, başarısızlıklarına veya çaresizliklerine rağmen acınası değil, güçlü karakterler yaratmış yazar.

Akıcı, yormayan ama belli ki emek verilmiş, özenli bir dil hâkim kitaba. Ağdalı olmadan etkileyici olmayı becermiş. Basit ama kilit ayrıntılar, öykülerin sahne sahne gözümde canlanmasını sağladı. Bu bakımdan oldukça sinematografik bir kitap diyebilirim Tekme Tokatlı Şehir Rehberi için.

Diyaloglar, öykülerin öne çıkan bir diğer özelliği. Özellikle son dönem Türkçe edebiyatta yoğunluğu ve gücü azalan diyaloglar, öykülere can katmış. Duyguları okura aktarmakta veya karakterleri bir çırpıda tanımaya katkıda bulunmuş.

Tekme Tokatlı Şehir Rehberi’ni, hüzün ve tebessümün birbirine ne zaman nasıl karıştığını anlamadan, keyifle okudum. Son dönem karşılaştığım en farklı, en etkileyici öykü kitaplarından biri oldu.
Profile Image for Cem.
150 reviews43 followers
August 4, 2017
Normalde pek öykü okumam, hep roman... O da hep bilindik, garantili, sevmeyeni dövüyorlar cinsinden. Ama Mevsim Yenice'nin bu öykü kitabı beni zımbaladı yerime resmen. "Bakayım beğenecek miyim?" diye başladığım ilk öyküden itibaren, aralarda tabi düşünme molaları vererek tüm öyküleri okuyup bitirdim. Hepsi ayrı ayrı dehşet bir yaratıcılığın ürünü olan bu öyküler size ne katacak bilmiyorum ama yazarın böyle bir kaygısının olduğunu da hiç zannetmiyorum açıkçası... Çünkü o; bilgi birikimini, edebiyat bilgisini, felsefi altyapısını bize göstermek için en ufak bir çabada bulunmadan su içer gibi yazmış olsa da; biz onun öykülerinden, net anlaşılabilir satırlarından, çarpıcı, şok edici, bazen de ağlatıcı sonlarından yola çıkarak onun tüm bu saydığım özelliklerinin farkına varabiliyoruz. Tereddütsüz beş yıldız veriyorum.
Profile Image for Çağdaş T.
175 reviews288 followers
November 28, 2017
Öğle arasında yalnız kalınca, yemek yerine kitap okumayı tercih ettim iyi ki de öyle yapmışım.
Öykü okumanın belki de en keyifli yanı elinizin altında bulunduğunda, kısa bir boşlukta başlayıp bitirebilmek.

Son iki öyküye kadar, kitaba kaç puan vereceğim konusunda net değildim, fakat kitap bittiğinde bütünü düşünerek anlık hislerimle beğendiğime hüküm verdim.

Yenice'nin özellikle Kitap Oburu'ndaki söyleşisini de dinleyince ne yazmaya veya nasıl anlatmaya çalıştığı hakkında önbilgim olmuştu. Örneğin karakter isimlerini belirleme yöntemi, hikayenin çıkış noktası, yazma sürecinin gelişimi vb.

En çok beğendiğim üç öyküsü- sırasıyla:
Yalandan Kim Ölmüş Ltd Şti
Yer Yarıldı İçine Girdi
Tekme Tokatlı Şehir Rehberi
Profile Image for A. Raca.
769 reviews171 followers
June 1, 2019
"Sanırım aramaktan vazgeçtiğin şey neyse, bulmaya da en yaklaştığın o."

"Hem tek olmak her zaman güçlü olmak demekti, kimseye muhtaç olmamak."



♥️
Profile Image for Cemre.
726 reviews566 followers
July 30, 2019
Kitabevlerinde hep karşıma çıksa da buradaki yorumları okuduktan sonra okumaya karar verdim.
Son zamanlarda okuduğum öykü kitaplarına dair hislerimi kısaca paylaşırken hep bir şeyden yakınıyorum: artık okuduğum öyküler birbirinin aynı gibi geliyor, hepsine hâkim olan tek bir üslup varmış gibi, hepsi aynı konuları ele alıyorlarmış gibi hissediyorum. Özellikle bu son durumdan, yani aynı konuların ele alınmasından, gerçekten bir hayli şikâyetçiyim. Kitaptaki öyküler sanki aynı konunun farklı anlatımları hissiyatını uyandırıyor bende. Bu elbette tercihtir, bir kitapta tek bir tema ele alınıyor olabilir. Bununla birlikte, Tekme Tokatlı Şehir Rehberi'nin uzun zaman sonra ilk defa bende uyandırmayan bir öykü kitabı olduğunu belirtmem lazım. Kitapta yer alan on bir öykünün birbiriyle sıkı bir ilişki içinde olduğunu söylemek zor. Değişik konuları, farklı karakterlerle anlatıyor. Bu açıdan son zamanlarda okuduklarımdan farklı olduğunu söyleyebilirim. Mevsim Yenice, artık takip edeceğim öykü yazarlarının arasında.
Profile Image for Özgür Atmaca.
Author 2 books110 followers
December 20, 2017

Kapağından ithaf yazısına geçene kadar, yüzünüzde farklı kasları harekete geçiriyor olması bile her şeyi anlatıyor aslında.

Kitap bittiğinde ne yazsam ne anlatsam da heyecanımı, telaşımı, damdan düşüşümü ifade etse diye düşünüp durdum.

Bir elini mizahın diğer elini ironinin tuttuğu küçük, zeki, yaramaz bir kızın, önüne gelen taşlara tekmeler atarken dallardaki kuşlara şarkılar söylemesi ve arada bir ellerini tutanlar tarafından da hoppa diye göklere çıkartılıp hızla yere indirilmesi hızında, tadında ve ciddiyetinde desem beni anlar mısın en dünya!?

“…Çünkü kelimeler unutulmaya yüz tutmuş birini çağırmanın en kolay yoludur.”
Profile Image for Bülent Ö. .
297 reviews140 followers
January 5, 2019
Heyecan duydum bu kitabı okurken. Hem batılı bir hareketlilik hem bize yakışır bir hüzün vardı öykülerde.

Karanlık öyküler olmasa da kara öykülerdi.

Mevsim Yenice'nin esprili dili ile bizi hoş bir yere götüreceğini düşünürken birden duvara çarpıyoruz çoğu öyküde.

Ben sürekli Etgar Keret'e benzettim Yenice'nin tarzını. Zaten "Ya Da" öyküsünü de Keret'in "Kir" (Nimrod Çıldırışları) öyküsüne nazire olarak yazmış Mevsim Hanım. Tüm öykülerde Keret'inkine benzer bir olağandışılık var, garipsiyorsunuz olanları, "olmaz öyle şey" dedim öykülerin başında; ama yavaş yavaş içine çekilip tokadı yedim. Yazar tekme tokat okuyucuya dalıyor çünkü, sezdirmeden. Karnınıza yediğiniz yumruğun acısı sonradan çıkıyor. Garip bir şekilde şakalaştığınız arkadaşınızın attığı yumruk gibi.

Mevsim Yenice karın boşluklarımızı iyi biliyor. Sürekli oralara çalışıyor.
En çok "Böyle" öyküsünü sevdim. Hızlı ve sert. İyi bir yumruk.

(Aylar sonra gelen düzelti: Ne çok dayak metaforu kullanmışım, bezdim kendimden.)

Benzetmeler ve öykü kişilerinin isimleri bile başlı başına öykü bu kitapta:
Dayak yiyerek kendini sağaltan öykü kişisinin adı Demir: Dövüle dövüle şekil alıyor. Eser var mesela, eski eşi Sümer adında bir arkeolog. İşi yalan söylemek olan bir kadın var ki adı Akel (doğru, dürüst).

"Adsız sıkıntı içimde yükselmeye başlıyordu. ... yutkundukça küçük hareketleriyle çevresini aşındıran koca kayadan anlıyordum bunu." (s. 43)

"Tesisatçı boş vermiş bir adamdı. Hayatla olan tek bağı, ayağının altındaki zeminmiş gibi ayaklarını sürüye sürüye yürür öyleleri." (s. 56)

"Ama senin için değişim vaktidir. İşte öylesine bir başkalaşım kayası gelip oturmuştu içime." (s. 66)

"Aşk dersen ona soracaksın, bilim ilim onun işi, ahlak bekçiliği sertifikası zihninin duvarlarında asılı zaten..." (s. 73)
Profile Image for Irmak.
402 reviews943 followers
January 6, 2020
İlk öykü ile başladı yüreğime dokunmaya, Mevsim Yenice. Her bir öykü ile de dokunduğu yeri okşamaya devam etti.

İnanılmaz güzel öykülerle dolu Tekme Tokatlı Şehir Rehberi. Her biri birbirinden güçlü ve hüzünlü 11 öykü.

Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey her öykünün bir kayıptan çıkmış olmasıydı. Bir kayıp ve etrafında şekillenen, silikleşen, güçlenen, deliren hayatlar.

Kitapta çok fazla sevemediğim tek öykü kitaba adını veren öykü oldu. Bir türlü içine giremedim. Ama onun dışındaki bütün öyküler ile beni yakaladı Mevsim Yenice. Üslubunu da anlattıklarını da çok sevdim.

Bundan sonra takipteyim.
Profile Image for Argos.
1,269 reviews497 followers
September 21, 2018
Onbir öykü, insanın içini ısıtmıyorlar, biraz huzursuz bile ediyorlar, hepsi de “ insanlık halleri”ne dair. Bu öykülerde doğa kesitleri, köy yaşamı, aşk hikayeleri yok. Günlük yaşamdan anlar, şehir kargaşasından çizgiler, kızgınlıklar, hayal kırıklıkları ve geçmişe göndermeler var. Ama hepsi “insanlık halleri” resmediyor.
Yazar her öyküsünde ailesine göndermede bulunuyor, anne, baba, ağabey, anneanne gibi. Kimisi özlem, kimisi kızgınlık dolu göndermeler. Kitabın adının “Tilkiler Aç mı Kalsın” olmasını isterdim, ne de olsa herkesin bir İsmail’i olmuyor bu hayatta. Yazarın gözlem gücü çok yüksek, bu özellik tanımlamalarına yansımış, dili sade, sözcük oyunlarına başvurmuyor, belki de gerçekçi olmak için içinden geldiği gibi “kafadan” yazmış.
Ben keyifle okudum. Bizden yazarları keşfetmek mutlu ediyor beni.
Profile Image for Ayse Dilsad Cetin Ozyurt.
201 reviews16 followers
February 14, 2018
Güzel öykülere hasret kaldıysanız bu kitabı mutlaka okuyun. Mevsim Yenice’nin naif kaleminden harika 11 öykü. En çok “Açık Artırma” isimli öyküsünü sevdim. Zaten bu öykü 2015 yılında altKitap öykü ödülünü almış. “Yer Yarıldı İçine Girdi” öyküsündeki “boş bürüm” kelimeleri içime oturdu, aldı beni memleketime, Aydın’a götürdü. Hızlıca okunan 111 sayfalık miniminnoş bir kitap. Aklına, kalemine/klavyene sağlık Mevsim Yenice!
(Sahi Mevsim ne güzel isim değil mi?) ❤️
Profile Image for Aslı Can.
776 reviews297 followers
Read
December 11, 2017
Mevsim'in bunları okuyacağını bilerek yorum yazmak zor. Beğenmeseydim yorum yazmaya cesaret edemeyecektim mesela. Güncel ve genç yazarlardan güzel kitaplar çıkması ve takdir görmesi sevindirici benim için.
Bir de bu yazıları yazan kişi, öyküleri kadar melankolik ve duygusal mı merak ediyorum :)
Profile Image for Sinem A..
493 reviews298 followers
December 6, 2017
akıcı bir dille yazılmış zekice kurgulanmış ve mizah arkasındaki ağır hüzünle dolu bu öyküler merakla okutuyor kendisini. böyle genç yazarlar görmekse umut veriyor insana.
Profile Image for Renklikalem.
553 reviews180 followers
July 28, 2021
tabii ki mevsim yenice’den bir novella veya bir roman okumayi da cok ama cok isterim ama oykulerinin her biri o kadar iyi o kadar herseyi yerli yerindeydi ki ilk aklima gelen daha cok oykusunu okumak oldu. hani bildigimiz oyku kitaplari vardir, oykulerden bir veya birkacini daha cok severiz ya da birkac tanesini daha az severiz… tekme tokatli sehir rehberi ezberbozan bir kitap oldu bu yonuyle benim icin; yani her bir oyku o kadar iyi ki birisini ne cok sevdim ne daha az sevdim seklinde ayirabiliyorum. velhasil donup dolasip ne kadar sevdigimi anlatmak icin bu kadar debelenmemden de anlasilacagi uzere, hepsi cok ama cok iyi 11 oyku barindiran bu kucucuk ficicik ici dolu tursucuk kitabi muhakkak okumanizi tavsiye ederim. ben de su an bir yandan yayinlanacak yeni metinlerinin sabirsiz bekleyisini yasarken bir yandan da mevsim hanimin sevdigi kitaplari yazarlari arastirip ona bu nefis oykuler icin ilham veren ne varsa onlari da okumayi kendisinin edebiyat yorungesinde bir sure misafir olmayi planliyorum.
Profile Image for Defne.
Author 13 books333 followers
April 25, 2017
Bir yazar olarak Yenice'nin bu genç yaşında yaşamı ve insan ruhunu bu kadar iyi kavramış olmasına hayranlık duydum. (Biraz da gıpta ettim) İyi çalışılmış öyküler dünyayı dikkatle, özenle ve sevgiyle gözlemlemiş bir yazarın kaleminden çıkmış belli ki. Anlatıcıların sesi kulağınıza yer ediyor, kimi karakterler sanki sokakta az evvel tanışmışsınız gibi yakın, kimisi de hiç şüphesiz eski bir dost gibi belleğinizde yaşayacak. (Anlatıcımız araba kullanırken onun ağzına gofret tıkıştıran altın kalpli İsmail'i ben artık unutmam mesela!) Öykü kişilerinin hepsini cesur buldum. İçlerindeki deli ile bir çoğumuza göre daha barışık insanlar, o delinin egemenliğe girip normalde yapmayacakları şeyleri yapma cesaretine sahipler. (Kadın karakterler erkeklere göre daha dengesiz, daha tekinsizler.) Yenice öyküden öyk��ye geçerken ustaca dil de değiştiriyor. Kitabı bitirdiğinizde karakterler çok sesli bir koro halinde öykülerini anlatmayı sürdürüyorlar. Yenice'nin bu ilk kitabını içtenlikle kutluyorum.
Profile Image for Sevgi K..
82 reviews38 followers
September 1, 2020
Öykü yazabilen insanlara, roman yazabilenlerden daha çok imreniyorum galiba. Yeni Türk öykücüleri keşfetmek isteyenlere şiddetle tavsiye ederim.
Profile Image for Murat Dural.
Author 19 books632 followers
December 24, 2019
Sevgili Mevsim Yenice'yi okumaya ikinci ve son kitabı "Bilinmeyen Sular" ile başladım. Özellikle Kitapyurdu'nda ödül aldığı öykü kitabı "Tekme Tokatlı Şehir Rehberi" Satış Dışı görünüyordu. Öncelikle buna anlam veremediğimi, kitabın normalde rahatça bulunabildiğini belirtmeliyim. Haklı olarak 4 Baskı yapan böylesi bir kitabın belki de ülkenin en çok satış yapan sitesinde görünmemesi tuhafıma gitti. Everest Yayınları ile sorun varsa (tamamen bilmeden, tahmin yoluyla konuşuyorum) bu en başta yazara saygısızlık. Neyse, hak ettiği şekilde kitaba ve yazara dönmek gerekirse; kesinlikle "BA-YIL-DIM!" diyebilirim. İz bırakmayan öykü yok, öykülerdeki zeka, konsantrasyon, netlik, güçlü hitap tüm kitaba yayılmış. Korkutucu güzellikte bir sadelik ve tam 12'den vuran netliği şaşırtıcı ve çarpıcı. Öykü seviyorsanız ve Mevsim Yenice gibi iyi bir yazarı henüz tanımıyorsanız bu eseri muhakkak edinin.
Profile Image for Gülüzar - Ertl.
105 reviews32 followers
August 31, 2018
On bir öyküden oluşan bu güzel kitap akıcı dili sayesinde hızla okunuyor. Oysa hepsi, bir travma sonrasını anlatan hüzünlü hikayeler. Ama ben en çok "Tilkiler Aç mı Kalsın?" ile Açık Artırma'yı beğendim.

Buna karşılık her bir öykünün ironi barındırıyor olması beni biraz yordu. Çok alışık olmadığımdan olsa gerek.

Yazarın hayal gücü sıra dışı geldi bana, çok yaratıcı buldum. İthafını da ayrıca sevdim.

"'Çoraplarını başka başka giymişsin İsmail,' dedim. 'Biliyorum, bilerek giydim'...'E her bir çoraptan en az bir tanesinin dışarıya çıkıp gezme hakkı var, ya yarın ölür de kalırsam, bu kahverengi olan çift hiç dışarı çıkmamış olsaydı, haksızlık değil mi?'"

Hak vermemek mümkün mü? Elinize sağlık efendim.

Yazarını yazdık kenara, yeni hikayelerini bekliyoruz.
Profile Image for Hakan.
836 reviews638 followers
August 31, 2017
Burada ve basında yer alan hayli olumlu eleştiriler üzerine alıp okuduğum bir kitap oldu Tekme Tokatlı Şehir Rehberi. Yeni ve genç bir yazar keşfetmenin heyecanı da cabası. Ama, özellikle Tilkiler Aç mı Kalsın ve Açık Artırma dışındaki hikayelerden pek keyif alamadım. Temalar genelde karanlık olmasına rağmen, ironi, kara mizah bol miktarda kullanılmış. Ancak biraz kolaya kaçan, tahmin edilebilir ve giderek boğan bir havası var bu hikayelerin. Dramatik temaları günün yerleşik üslubuna yedirerek, yer yer mizah da kullanarak anlatmayı tercih etmiş yazar. Amaç popüler edebiyatsa başarmış denilebilir.
Profile Image for Kübra.
9 reviews4 followers
August 27, 2017
Mevsim Yenice'nin "Tilkiler Aç mı Kalsın" öyküsünü okuduktan sonra hayran kalmış ve kitabını almıştım. Bu kitapta o öykünün üstünde hayranlık bıraktıracak bir öykü yoktu ama hepsi "şu" diyemeyeceğim kadar iyiydi. Tüm öykülerde ironiyle acı birlikte olağan bir halde yazılmış, hiçbir eğretilik hissetmedim okurken.
Profile Image for Hazal Çamur.
185 reviews232 followers
June 4, 2017
Tekmeli tokatlı, muzip ve hin, ama bir o kadar da hüzünlü. İşte bu kitabın barındırdığı öykülerin özeti bu.
Durumlara getirdiği benzetmeler kitabın en güçlü yanı. Hani hepimizin çok iyi bildiği ama bir öyküde durumu özetlerken aklımıza gelmeyecek, oysa ki olaya cuk oturan cinsten. Bu da yazarın kaleminin gücüne işaret. Muzipliği de bir zeka göstergesi.
Dili, öykülerinde seçtiği konuları ve ansızın gelen hüznü ile okuduğuma çok memnun olduğum bir eserdi.
Yaşasın yetenekli genç, yerli yazarlar.
Profile Image for Kutşın Sancaklı.
76 reviews20 followers
December 14, 2017
Bir kitapta hayatın başka başka köşelerine düşüren öyküler okuyabilmek güzel.. Mevsim Yenice'nin karakterlerinin büyüsüne kapılmadan, parlak ifadelerin peşine düşmeden, yakaladığı hikayelerin gücünü sadelikle aktarması da takip edilecek özel bir yol daha bana..
Profile Image for Pinar Celebi.
167 reviews450 followers
June 2, 2019
Birbirinden lezzetli öykülerle dolu bir kitap. Yazarı ile gördüğümde soracağım soru ise "unutma/hatırlama" konusu. Öykülerde epeyce bu konuya atıf var gibi geldi bana.
Profile Image for Aslıhan Çelik Tufan.
647 reviews196 followers
November 28, 2017
"Dışardan güzel gözükürler, lezzetli, taze. Sen görmeyi bileceksin. Sonra çürük çıkınca üzülmeyeceksin." Demiş ya yazar aynı şeyi kitaplar için de geçerlidir bence. Son zamanlarda okuduğum ve bi çırpıda biten, öykülerin ruhu, duygusu içime işleyen ender öykülerden. Kalemine sağlık 👏
Profile Image for Usuyitik.
205 reviews77 followers
June 13, 2017
Mevsim Yenice'yle, ilk kez Post Öykü'de yayımlanan "Tilkiler Aç mı Kalsın?" adlı öyküsüyle tanışmış ve çok sevmiştim. Nitekim bu öykü, nevi şahsına münhasır iki karakter kurgulamayı başarmasıyla dikkat çekiyordu. Öykü kahramanları genellikle anonim, jenerik tipler olur. Yazar belirli özellikleri kümeleyerek karakterini kurduktan sonra esas hikayeyi yürütmeye başlar. Tek bir karakterin olduğu, içe dönük öykülerde bile çoğunlukla bu durumdan kurtulmak pek mümkün değildir. Halbuki Mevsim Yenice'nin bu öyküsü, İsmail ve Mustafa adlı iki özgün, dikkat çekici ve hatırda kalıcı karakteri okurun hafızasına nakşetmeyi başarmıştı. Bu yüzden yazarın Tekme Tokatlı Şehir Rehberi adlı ilk öykü kitabıyla karşılaşmak beni ziyadesiyle heyecanlandırdı.



Kitapta bizi 11 öykü bekliyor. İlk kitaplarda genelde bir iki tane güçlü öykü bulunur, diğerleri yazarın acemiliğini, toyluğunu attığı, sesini bulmaya çalıştığı eserler olarak kalır. Yenice'nin bu kitabındaki öykülerin beş tanesinin birinci sınıf eserler olması Türk öykücülüğündeki ilk kitap geleneğinde bir istisna olması bakımından ümit verici. Dikkat çeken öykülerin hususiyeti, "Tilkiler Aç mı Kalsın?" ve "Açık Artırma" öykülerinde olduğu gibi hatırda kalıcı, canlı, özgün karakterler kurgulaması; "Muz ve Kovboylar" öyküsünde olduğu gibi anlatmak istediği duyguları, karakterlerin içinde bulunduğu zihinsel halleri öyküde kullandığı leitmotifler ile güçlendirerek anlatması; "Tekme Tokatlı Şehir Rehberi" ve "Yer Yarıldı İçine Girdi" öykülerinde olduğu gibi tek bir karakterin merkezde olduğu öykülerde ayrıntılı olmakla birlikte yerli yerinde, tam dozunda, tadını kaçırmadan bir hikaye örgüsü kurmayı başarması diyebiliriz.



Öykülerden ayrıntılı şekilde bahsedecek kadar yerimiz olmasa da, bu öykülerde Mevsim Yenice'nin neleri başardığını şöyle söyleyebiliriz: Anlatılan hikaye ile öykünün dili, anlatım biçimi ve tonu arasında bir harmoni kuruluyor. Dikkat etmişsinizdir, yazar müthiş bir hikaye bulmuştur, ama hangi tonda yazacağını bilemediğinden, üslubunu oturtamadığından ya da öykünün en vurucu yerinde dilinin sesini ayarlayamadığından güzelim öykü perişan olur. Hikaye çok iyidir ama öyküsü vasattır. Ya da tam tersine, yazarın kalem gücü öyle yüksektir ki, hayalgücü ona yetişemez, müellif salt bir üslupçu olur çıkar. Mevsim Yenice'nin bu öyküleri, anlatılan hikaye ile onu anlatma biçimi arasında bir ahenk yaratarak çok güçlü eserlere dönüşüyor.



Fakat başta söylediğimiz gibi, Yenice'nin denemeler yaparak kendi sesini aradığı, diğerlerine göre daha kısa ve içe bakışın ön planda olduğu öyküler kümesi, bu derlemenin sönük yıldızları. Örneğin "Okyanus Sesi" öyküsü, kulağına deniz kabuğu dayayıp sesini dinleyen küçük bir kız çocuğunun kendisini mutlu ve huzurlu hissettiği bir çocukluk hatırasının dramatik dönüşümü üzerine kurulu. Esasında çok güçlü bir imge kullansa da, anlatımda Oğuz Atay'dan sonra pek tat vermeyen alaycı iç sese başvuruyor. Bu da öyküyü zayıflatıyor. İntiharın eşiğinde bir kadın ve onun alaycı iç sesi fikri özgün görünse de, bu böyle. Halbuki Yenice'nin diğer kümedeki öyküleri "olgun" eserler. O halde Mevsim Yenice için acemi usta diyebiliriz, öyle değil mi?

http://sabitfikir.com/elestiri/acemi-...
Profile Image for Kayıp Rıhtım.
375 reviews305 followers
Read
October 10, 2017
Tekme Tokatlı Şehir Rehberi, adındaki dinamizmi öykülerine de taşıyor. İsmindeki tekmeler ve tokatları da kelime anlamlarıyla hikâyelerde görmekse ayrı bir mutluluk kaynağı olarak karşımıza çıkıyor. 11 öyküden oluşan kitap, altKitap öykü Yarışması’nın galibi olan hikâyesi Açık Artırma ile açılışı yapıyor. Pek de güzel karşılıyor bizleri hani, çünkü kitaptaki favorilerimden biri bu öykü oldu. Girişlerin önemini insan ilişkilerinde bile hissediyorken bu durum yazarın hanesine bir artı puan daha getiriyor.

Yazar, öykülerinde kullandığı fikirlerle okurunun dikkatini üzerinde topluyor. Kendini Freud’a benzeten emekli felsefe öğretmeni dedeler, sokaklara yediği yemeklerin artığını atarak tilkileri besleyen şeker bağımlısı yetişkinler, yerleştiği şehirde yaşadığı bunalımlarından dayak yiyerek kurtulan adamlar, kulaklarında Sümer mitiolojisinin tanrı ve tanrıçalarını taşıyan kadınlar… Her biri kendi açısından kusurlu ve toplum için kesinlikle sıra dışılar. Onlar çoğunluğun bireyleri değiller. Hepsi başlı başına bireysel toplumlar. Ama kendilerini oldukları gibi kabul ettikleri için onların halk içindeki bocalamalarını değil, aksine, oldukları gibi yaşayışlarıyla görüyoruz. Bu öykülerde dışlanmalara yer yok; kocaman kabullenişler, okura da bal gibi kabul ettirmeler var. Böylece öykülerin genel çatısına sinmiş bir özgünlük aurasıyla baş başa kalıyoruz.

Mevsim Yenice’nin öykülerinde birikmiş bir enerji de var. Betimlemelerindeyse bu potansiyel enerji birden bire serbest kalarak kinetiğe dönüşüyor, harekete geçiyor ve zihinlerimizde akıp gidiyor. Yazarın tarzında çocuksu kıpırtılar mevcut. Böylece en ummadık anda bizi nakavt etse dahi öykülerindeki o “kalk gidelim” hissi bizi hiç bırakmıyor.

Tekme Tokatlı Şehir Rehberi, bizi hep eğleneceğimize dair de bir güzel de kandırıyor. Yazarın enerjisi ve betimlemelerindeki gücü satır aralarından taşarken ansızın keskin dönüşlerle bizi savuruveriyor. Çünkü eğlenceli öykülerinin bir kısmının altında derin bir hüzün de saklı. Onların da altındaysa karakter analizleri ve ince işçilik mevcut. Ayrıca, yazarın kadın olmasının etkisini de görüyoruz. Kadın yazarlarda görmeye alışık olduğum o başını alıp gitme dürtüsü öykülerden birinde apaçık kar��ımıza çıkarken, her karakterin kişilik ve iç dünyasındaki derinlik de dikkat çekici. Diyorum ya, kadın yazarlarda görmeye alışık olduğum, kadınların detaycılığıyla birleşen bir yazma stili bu. Mevsim Yenice de bu 112 sayfalık kısa kitabında karakterlerini kuytu köşe demeden analiz ediyor. Sonra da gördüklerini, onların öyküleri bizlere anlatıyor.

Kitabın bir diğer hoşuma giden kısmıysa durumları anlatırken yaptığı benzetmeler. Hani hepimizin çok iyi bildiği ama bir öyküde durumu özetlerken aklımıza gelmeyecek, oysaki olaya cuk oturan cinsten. Bu da yazarın kaleminin gücüne işaret. Muzipliği de bir zeka göstergesi.

Tekmeli tokatlı, muzip ve hin, ama bir o kadar da hüzünlü. İşte bu kitabın barındırdığı öykülerin özeti bu.

- Hazal ÇAMUR

İncelemenin tamamı için:
http://kayiprihtim.com/inceleme/tekme...
Displaying 1 - 30 of 118 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.