İlker Başbuğ, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde sorunlarla boğuşan Türkiye’ye analitik bir bakış açısıyla yaklaşıyor ve çözüm arayışlarına odaklanıyor: - Türkiye’de eğitim ve öğretim çağdaş bilim esaslarına uygun şekilde mi yönetilmektedir? - Eğitim ve öğretim sistemi nasıl olmalıdır? - Türkiye’de milli burjuvazi nasıl oluşabilir? - Türkiye’nin terörle mücadelesinin uluslararası zeminlerde tartışma konusu haline dönüştürülmesi nasıl önlenebilir? - 16 Nisan 2017’de referanduma sunulacak Anayasa değişiklik tekliflerinin ana sorunları nelerdir? - Mustafa Kemal Atatürk, milletin şahıslara, kendini unutacak ve kendini kaptıracak kadar bağlanmasına neden karşı çıkıyordu? - Türkiye’de sağlıklı sivil-asker ilişkisi nasıl kurulabilir? - Türk ordusuna karşı uygulanan komplolar kimler tarafından, nasıl planlandı ve gerçekleştirildi? - Kıbrıs’ta adil ve kalıcı çözüme nasıl ulaşılır? - Ermeni iddialarına karşı neler yapılabilir? “Ülke sorunlarına duyarlı olmak bir vatandaşlık görevidir. Fakat görev burada bitmemektedir. Sorunları dile getirmek, şikâyet etmek yeterli değildir. Yanıtın bir parçası değilsen, sorunun bir parçasısın demektir.”
Türk Silahlı Kuvvetlerinin 26'ncı Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral İlker BAŞBUĞ, 1943 yılında Afyonkarahisar'da doğmuş, 1962 yılında Kara Harp Okulundan, 1963 yılında Piyade Okulundan mezun olmuştur.
1971 yılına kadar Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı çeşitli birliklerde Takım ve Bölük Komutanlığı yapan Orgeneral BAŞBUĞ, 1973 yılında Kara Harp Akademisini kurmay subay olarak bitirdikten sonra; Genelkurmay Plan Harekât Daire Başkanlığında Karargâh Subaylığı, Kara Harp Akademisi Öğretim Üyeliği, Belçika / Brüksel'de NATO Uluslararası Askerî Karargâhında Cari İstihbarat Plan Subaylığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Plan ve Prensipler Başkanlığı Savunma Araştırma Şube Müdürlüğü ve 51'inci Piyade Tümeni 247'nci Piyade Alay Komutanlığı görevlerini yürütmüştür.
İngiltere Kara Harp Akademisi ve NATO Savunma Kolejini de bitiren Orgeneral İlker BAŞBUĞ, 1989 yılında Tuğgeneralliğe terfi etmiştir. Tuğgeneral rütbesi ile Belçika / Mons'ta Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargâhında (SHAPE) Lojistik ve Enf. Daire Başkanlığı ile 1'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı görevlerinde bulunmuş, 1993 yılında Tümgeneralliğe terfi etmiştir. Tümgeneral rütbesi ile Jandarma Asayiş Komutan Yardımcılığı ve Belçika / Mons'ta Millî Askerî Temsil Heyeti (NMR) Başkanlığı görevlerinde bulunmuş, 1997 yılında Korgeneralliğe terfi etmiştir. Korgeneral rütbesi ile 2'nci Kolordu Komutanlığı ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreter Başyardımcılığı görevlerinde bulunduktan sonra 2002 yılında Orgeneralliğe terfi etmiştir. Orgeneral rütbesi ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı, Genelkurmay II nci Başkanlığı, 1'inci Ordu Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevlerinde bulunmuş, 30 Ağustos 2008 tarihinde atandığı Genelkurmay Başkanlığı görevinden 30 Ağustos 2010 tarihinde emekliye ayrılmıştır.
Orgeneral BAŞBUĞ; TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, TSK Üstün Hizmet Madalyası, Pakistan İmtiyaz Nişanı, TSK Şeref Madalyası, Gambiya Özel Şeref Madalyası, ABD Liyakat Madalyası, Arnavutluk Altın Kartal Madalyası ve Kore Cumhuriyeti Tongil Liyakat Madalyası sahibidir.
Bayan Sevil BAŞBUĞ ile evli olan Orgeneral İlker BAŞBUĞ'un 2 çocuğu vardır. İngilizce bilmektedir.
Bu İlker Başbuğ’un okuduğum ilk kitabı. Okurken de nasıl bir değerlendirme yapacağım konusunda çok kararsız kaldım.
Kitabın ilk bölümünde Türkiye’nin durumu, burjuvazi, Kürt sorunu, referandum, ordu, Kıbrıs meselesi, Ermeni suçlamaları gibi başlıklar var. İkinci bölüm TBMM darbe komisyonuna yaptığı sunumu içeriyor.
Türkiye’nin temel problemi olarak en başa eğitim sorunu konmuş. Eğitimin toptan düzenlenmesinin yanında, Felsefe eğitiminin artırılması, din eğitiminin azaltılması gerektiğini belirtmiş. Din eğitimi zorunlu hale ’80 sonrasında geldi. Okurken “ama bunu ordu yaptı” diye düşünmekten alamadım kendimi. Ama daha sonraki bölümlerde “Türkiye’de geçmişte ciddi hatalar yapılmıştır, ama ben kendi yetkili olduğum dönem üzerine sorumluluk alıp konuşabilirim” ifadesini cevap kabul ettim, sonuçta bu kitap sorunların tarihçesini çıkartmak yerine sorunlara çözüm arayışı.
Kitabın bazı bölümleri ders notları, veya çalışma özeti, bir kısmı rapor gibi yazılmış. Tarihe düşülen not ise FETÖ süreci değerlendirmesi. Yer yer kendisini çok iyimser ve naif buldum. Bazı yerlerde aslında söyleyebileceğinden fazlasını biliyor diye düşündüm. Yine de Türkiye’de bilgili, dürüst, kendi ve etrafındakilerin cebini doldurmak dışında perspektifleri olan devlet adamlarının olduğunu bilmek bana bir şekil ümit verdi.
Fakat bu kitap bir tarihçi, sosyolog, iktisatçı veya eğitimcinin yazdığı bir kitap değil. Yazarın bir asker ve devlet adamı olduğunu unutmamak lazım. Bütün tezlerine katılmasam da, kitabı yazarın çizgisini ortaya koyan, ve üzerine aldığı sorumlulukların hakkıyla doldurma çabası olarak görüyorum. Kitapta belirtilen sorunları ve yazarın tezlerini tartışabilmek için bir zemin sunduğunu düşünüyorum ve kitabın okunmasını istediğim için bu kitaba 4 yıldız veriyorum. (yoksa daha objektif bir değerlendirmeyle 2.5-3 yıldız). Sonuçta yazarın da belirttiği gibi yüzleşmediğiniz hiçbir sorunu çözemeyiz.
İlker Başbuğ'un okuduğum ilk kitabı. Kitabı ilk yarısı genel olarak Türkiye'nin politik gündemindeki sorunlara bir çözüm önerisi sunuyor. Eğitim, Terör, 15 Temmuz sonrası ordu, Ermeni iddiaları ve Kıbrıs konularından bahsediyor.
Diğer yarısında ise TBMM darbe komisyonuna sunduğu bilgiler var. Karşılıklı konuşma şeklinde. Bu kitaptan çok şey öğrendim. Bakış açınızı çok değiştirecektir. Okunması gereken bir kitap.