If you've ever been tongue-tied - or if you've ever given a tongue-lashing (and regretted it), Tongue Fu! offers constructive alternatives that will turn hostility into harmony and help you avoid a mental breakdown in the face of aggression. With straightforward strategies and proven techniques, Tongue Fu! examines almost every kind of verbal conflict - from fights with your spouse or a stalemate with the kids - and shows how to use martial arts for the mind and mouth to deflect attacks, disarm disputes, and defuse any explosive situation. With Tongue Fu! you will learn words to use (and words to lose) in tense situations, the power of the phrase "You're right," the tools to use when people push your "hot buttons," how to handle a verbal bully who enjoys attacking and tormenting, how to gracefully exit an argument, what to say when you don't know what to say, how to use silence to your advantage, how to be pleasantly unpleasant, and how to take charge of your emotions.
همونطور که حدس میزدم خیلی زرد بود.😂 در بیشتر مواقع، مخصوصا وقتی با کسی ارتباط طولانیمدت داریم، بهترین کار پاسخقاطعانه هست، بهتره خودمون رو گول نزنیم و جوری جواب بدیم که طرف مقابله دیگه به خودش اجازه رفتار توهینآمیز نده.
یکی از مفیدترین کتاب ها در سال 98 دستورالعمل های مهم در اخر کتاب اولویت های خودتان را شناسایی کنید کتاب پر از دستورالعمل های مختلف که نمیشود همه را همزمان اجرا کرد به قول خودمان با یک دست نمی شود چند هندوانه را برداشت انچه را که با روحیه خودتان سازگار است انتخاب کنید تلاش تلاش تلاش تلاش و تلاش مهم ترین گام برای رسیدن شکستن پیله عادت است ناکامی مسیر کمترین میزان پافشاری است عشق داشته باشید. عاشق باشید قطعا اتفاقات خوبی می افتد
I really learned a lot from this book. I have read it more than once in an effort to soak it all in. I would definately recommend it to other people. Especially if you want to be a better communicator. If you believe the saying "Its not what you say but how you say it" then this book is definately the one to read. It really drives the point home that how you say things can determine the difference between a good interaction or a bad one whenever you are dealing with conflict.
This is a book you should always keep at a close distance to read from time to time until you really master the skills mentioned in the book. My take-aways are as follows: 1-Emphaty 2-Stay calm & silent during a conversation 3-Ask 'why' when you don't know what to say. 4-Raise your hand and end the argument for everyone's benefit if you think it's going nowhere 5-Don't use the words 'BUT' or 'PROBLEM' 6-Be kind to all :)
İletişimin gittikçe koptuğu, şiddetli bir iletişimin kol gezdiği ve dinlemenin ise sadece işitme düzeyinde kaldığı bu zamanlarda hepimizin çok iyi bildiği ama göz ardı ettiğimiz birçok şeyi hatırlatıyor “Tongue Fu”. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Çünkü, her bir satırında tanıdık durumlara rastlayacaksınız. Sam Horn’un yazdığı Tongue Fu kitabının hikayesi, 1989 yılında eğitim programları uzmanı Dr. Ray Oshiro’nun, Hawaii Üniversitesi adına zor insanlara nasıl davranmak gerektiği konusunda kamuya açık bir atölye çalışması için Sam Horn’dan yardım istemesiyle başlıyor. Bir süre sonra her kesimden ve meslekten çok sayıda kişi bu atölyelere ilgi gösteriyor. Bu kitapta bu atölyelerin içeriğinden oluşuyor. Yazar kitabın ismini ise ilk atölyedeki katılımcılardan birinin Uzakdoğu dövüş sanatı Kung Fu ile ilgili bir örneğinden yola çıkarak buluyor. Kung Fu’nun (insanın iç gelişimini vurgulayan bir Çin dövüş sanatı) amacı fiziksel bir saldırıyı etkisiz hale getirmek, silahsızlandırmak ya da caydırmaktır. Tongue Fu’nun (insanın iç gelişimini vurgulayan zihinsel bir sanat) amacı ise psikolojik bir saldırıyı etkisiz hale getirmek, silahsızlandırmak ya da caydırmaktır. Özsavunmanın sözlü biçimidir; acı sözler söylemek ya da susup kalmak yerine başvurulabilecek yapıcı bir seçenektir. Sözlü dövüş sanatının asıl amacı, kendinizi sözlü saldırılara hedef olmaktan alıkoyacak şekilde nasıl güven içinde davranacağınızı öğrenmek olarak ifade edilmiş kitapta. Ve kitap, bu sanata yönelik şu varsayımlarda bulunuyor: Asıl kışkırtıldığınızda, bu zihinsel ve dilsel dövüş sanatlarını ustaca kullanarak kendinizi koruyabilmelisiniz. Bundan böyle bir saldırı karşısında hiçbir zaman kendinizi yıkılmış ve çaresiz hissetmeyeceksiniz. Tongue Fu, sadece adil ya da dürüst olmayan davranışlara karşı koymakla ilgili değildir. Aynı zamanda bir yaşam felsefesi; hem işinizde hem de dışarıda herkesle daha iyi geçinmenize yardımcı olabilecek bir iletişim tarzıdır. Çatışmaları nasıl önleyeceğinizi, nasıl işbirliği oluşturacağınızı ve başkaları düşüncesiz ya da kaba davrandığında bile nasıl nazik kalmayı tercih edebileceğinizi öğreneceksiniz. Zor insanlarla uğraşmaktan hiç kimse hazzetmez. Ne var ki, bu günlük yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu fikirler, size anlaşması zor insanları ustaca silahsızlandırarak kişisel ve mesleki ilişkilerinizi daha az gerilimli ve daha tatmin edici kılmada yardımcı olabilir. İnsanlar sizi ayakları altına almaya çalışırken kendinizi yüceltmenizi sağlayacak onlarca zeki ve nükteli, dövüşken olmayan yanıt öğreneceksiniz. Başkalarının parmaklarına basmadan kendi ayaklarınız üzerinde nasıl durabileceğinizi, yaralanmanıza izin vermeden ve kimseyi yaralamadan nasıl var olabileceğinizi göreceksiniz. Düşünerek davranmayı nasıl öğrenebiliriz? Birisine kızdığımız zaman olayları büyük bir ihtimalle kendi gözümüzden görüyoruz. Kendimizi onun yerine koymuyoruz. Oysa ki “Ben olsam ne hissederdim”, “Bana olsaydı ne yapardım”, gibi cümleler olayların çözümünde atılmış büyük bir adımdır. Hoşa gitmeyen davranışa neyin yol aştığını bulmak, zaman ayırmak, onu affetme yolunda atılmış büyük bir adımdır. Örnek: Hiddeti Empatiye Dönüştürün. Tongue-fu seminerlerine katılanlardan birisi anlatıyor. Annem üç yıldır huzur evinde kalıyor. Her Cumartesi onu ziyarete gitmek bana zor geliyordu. Çünkü bütün yaptığı her şeyden şikayet etmekti. Oda arkadaşından şikayet ediyordu. Kendisini kimsenin görmeye gelmediğinden şikayet ediyordu. Ağrılarından ve sızılarından şikayet ediyordu. Sonra kendime şunu sordum: Haftanın yedi günü on sekiz saat yatakta uyuyor olsam ben ne hissederdim? Bir metre ötemde televizyonu yüksek sesle dinleyen birisiyle aynı oda da kalsam, günler geçip gitse ve çocuklarımın hiçbiri bir saat olsun beni görmeye gelmese, uyandığımda acı dolsa ve bu durumun hep böyle devam edeceğini bilsem ben ne hissederdim? Ben olsam ne hissederdim? Sorusu beni bencil sıkıntımdan kurtardı. Ve annemin günlerinin neye benzediğini düşünmeye başladım. Aslında annem için ne kadar az şey yaptığımın farkına vardım. İnsanların size davranış tarzlarından hoşlanmıyorsanız, tercih edebileceğiniz iki yol vardır: Ya hiç düşünmeden karşılık verirsiniz aklınız onlarda kalır ya da bir saniye durup olaya onların tarafından bakarsınız ve huzur içinde kalırsınız.
ongue Fu kitabı, öyle bir solukta okunup unutulması gereken bir kitap değil. Bölüm bölüm okunacak ve üzerinde düşünülecek bir kitap. Her bölümün sonundaki eylem planlarını hayata geçirmek ise tümüyle size kalmış. Kitabın dili sade, açık ve mizah dolu. Örnekler ise hiç yabancısı olmadığımız, günlük hayatta ve iş hayatında sık sık yaşadıklarımızdan. Tongue Fu kitabından sonra ilginize çekecek kitap ise aynı yayınevinden çıkan “Okulda Tongue Fu”. İnsanlar arasındaki iletişimde husumeti, anlaşmazlıkları ve yanlış anlamaları uyuma dönüştürmek, sözlü çatışmalardan, ağız kavgalarından ve sinir patlamalarından kaçınmak, özünüzü, insanlarla huzurlu bir birlikteliğin aracı haline getirmek isteyenler “Sözlü dövüş sanatı Tongue Fu” kitabı sizin için… Bu kitapta hata aramak yerine çözüm aramak gerektiği konusu, bir anda muhatabımızın ağzından dökülen yaralayıcı sözlerin bizi yaralamasına izin vermeden O'na nükteli bir cevap vererek ortamı yumuşatmak ve dolayısıyla kendimizi iyi hissetmek, sabırlı olmak, ne olursa olsun nezaketi elden bırakmamak da dahil bir çok konuda doyurucu bilgiyi bulabileceksiniz. "Ama" sözcüğü yerine "Ve" sözcüğünü kullanarak cümle kurmaya başlamak için bu kitabı okumaya değer diye düşünüyorum. :) Umarım okur ve de istifade ederiz. Zira bilgi tek başına işe yaramaz, uygulamak çok önemlidir.
Nu citesc foarte des cărți de non-ficțiune , iar atunci când o fac, încerc să aleg unele din care pot să învăț ceva cu adevărat folositor.🥰
Din fericire, această carte se încadrează la cele din care pot învăța câte ceva, iar acestea sunt cele mai importante idei cu care am rămas: -Care sunt cuvintele “Conflictuale” și care sunt cuvintele “Conciliante”. -Cum să eviți cu eleganță certurile și conflictele. -Cum să spui “Nu” fără să te simți vinovat. -Cum să ucizi conflictele, cu tandrețe. -Cum sa pui capăt unei conversații fără sa fii nepoliticos. -Cum sa abordezi oamenii arțăgoși și mânioși.
În proporție de 80% am găsit informații utile, pe care sper că o să reușesc să le și pun în aplicare .
Restul de 20% nu prea am rezonat cu ceea ce prezintă autoarea, pentru că în viața de zi cu zi, e greu să pui totul în aplicare. Nu poți sa fii mereu persoana mai bună, mai drăguță, cea care lasă mereu de la ea.
Nu zic că este greșit ceea ce încearcă autoarea să ne învețe, ar fi perfect dacă am reuși să privim totul cu bunătate și empatie. Dar suntem oameni și câteodată suntem conduși de sentimente.
Consider că “a privi totul cu bunătate și înțelegere” nu este chiar ideea pe care poți să o pui în aplicare atât de ușor cum sună.
This is a collection of well-presented tips for communicating with conviction and kindness -- a combination Horn shows us is not only the right thing to do, but also the most effective.
I might have given this book four stars if I hadn't already read another book by this author: Take the Bully by the Horns. I was so impressed with that book that I felt a little disappointed with this one. I was already familiar with many of the tips in this book, either from other sources, or just from observation. Still, the text moves quickly and is well supported with examples, so Tongue Fu is certainly worth reading.
خود خواهی این نیست که هر طور میخواهی زندگی کنی. بلکه خودخواهی وقتیست که بخواهی دیگران انطور که میخواهی زندگی کنند. اول خود را مقدم بدار و بعد دیگران را هم به حساب بیاور. بسیاری از مردم خیال میکنند که فکر میکنند در حالی که ذر حال سر و سامان دادن به عقاید قبلی خود عستن
Kitapta insan ilişkilerine dair güzel noktalara değinilmiş olsa da ne yazık ki günümüzde insanlar bu kadar nazik ve iyimser yaklaşımlara kitapta bahsi geçen örneklerdeki gibi yanıt vermiyor. O yüzden yeterince donanımlı bir kitap değil. Değindiği noktalar, alıntı sözler, genel başlıklar ve kitabın dili genel olarak güzel.
خب اگر دنبال یه کتاب با این محتوا هستین قطعا ارتباط بدون خشونت انتخاب بهتریه. ترجمهی کتاب اصلا گویا نیست و از یه جایی به بعد آدم حوصله اش سر میره. دو تا ستاره ای ام که دادم برای اینه که تک و توکی حرف های خوبی میزنه ولی جز اون خواندنش واقعا عذاب آور بود
My husband bought this book to help to deal with adult bullies at work. He spoke so highly of it that I am beginning to read it too. We all can use some help dealing with difficult people.
"Mutsuz insanların, ne yapmaları ya da ne hissetmeleri gerektiğine ilişkin söylevler dinlemek değil, göğüs kafeslerinin içindeki şeyi dışarı çıkartmak istediğini unutmayın."
"Birisine işlerin niçin yanlış gittiğini açıklamaya zaman ayırmak yerine, yanlışı doğru yapmaya zaman harcayın."
"'Sözcükleri ağzınızdayken yutmak onları daha sonra yemekten daha iyidir.' -Franklin D. Roosevelt"
"'Başkaları hakkında kötü konuşmak, kendinizi övmenin onursuz bir yoludur.' -Will Durant"
"İnsanları huzursuz etmenin en güvenilir yolu 'yapmayın' demektir."
"'Deneyimden bilgece yararlanırsanız hiçbir şey zaman kaybı değildir.' -Auguste Rodin"
"Burnu büyük bir şekilde başkaları adına düşünmek ve onların tepkisini çekmek yerine, kendi sonuçlarını çıkarmalarına yardımcı olun. Komutlarla girişimcilikleri öldürmek yerine, sorularla akıllarını tutuşturun."
"İnsanlara neyi yapamayacağınızı ya da neyi elde edemeyeceklerini söylemek karanlığa lanet okumak anlamına gelir. Neyi yapabileceğiniz ve neye sahip olabilecekleri üzerinde odaklanmak ise sevecenlikle bir mum yakmaktır."
"Problem sözcüğünü olumlu cümlelerle ikame ederek herhangi bir görüşmeyi olumlu bir yöne kanalize edebilirsiniz."
"'Nasıl bir insan olduğumuzu, görmezden gelmeyi tercih ettiğimiz şeyler kadar çok belirleyen başka bir şey yoktur.' -Sandor Minab"
"'Kabalık zayıf adamın güçlü taklidi yapmasıdır.' -Eric Hoffer"
"'Barış ve huzur içinde yaşamak isteyen ne bütün bildiklerini söyler, ne de bütün gördükleri hakkında hüküm verir.' -Benjamin Franklin"
"Önkabullere sahip insanlar duydukları her şeyi önyargılarına uyacak ve bunları destekleyecek şekilde çarpıtırlar. 'Korkular bize öğretilmiştir, istersek onlardan kurtulmayı da öğrenebiliriz.' -Karl Meninger"
"İnsanlara tercihte bulunma olanağı vermeniz kendi adımlarının sorumluluğunu üstlenmelerini mümkün kılar ve gelişmeden daha büyük bir tatmin elde etmelerini sağlar."
"Bir durumun sorumluluğunu taşımanız bütün kararları kendiniz almanız gerektiği anlamına gelmez. Anlaşmazlık konularını çözüme ulaştırmak için durumu araştırın, adil ilkeler belirleyin, mantıklı seçenekler sunun ve ilgili kişilerin kararı almasını sağlayın."
"Başka birisinin zararına elde edebileceğiniz psikolojik üstünlüğün tamamen geçici olduğu gibi hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın."
"Başkalarına vurmak yerine onlara yardımcı olmaya ne kadar çok çalışırsanız, kendinizi o kadar iyi hissedersiniz."
"'Hayattaki öğrenmesi en zor şey, hangi köprüden geçip hangi köprüyü yakmak gerektiğine karar vermektir.' -David Russell"
"Bazı insanlar çılgınca herkes için her şey olmaya çabalar, ama sonunda en özen gösterdikleri insanlar için hiçbir şey olamadıklarını görürler."
"'Başkasının canını sıkmasına izin veren birisi canını sıkan kişiden daha da sefildir.' -Samuel Butler"
"'Dünyanın yarısı söyleyecek bir şeyi olan ama söyleyemeyen, öteki yarısı da söyleyecek bir şeyi olmayan ama durmadan konuşan insanlardan oluşur.' -Robert Frost"
"Ustalığınızı belirleyecek olan düşüncelerinizin nasıl düzenlendiğidir."
"'Kalleşlik yarışında kazansanız bile kalleş kalmaya devam edersiniz.' -Lily Tomlin"
"Minnettarlık, içinde bulunduğunuz koşullardan bağımsız olarak duyabileceğiniz bir duygudur. Her şeye sahip olabilirsiniz ama sahip olduklarınıza değer biçmiyorsanız kendinizi çok kötü hissedersiniz. Çok az şeye sahip olabilirsiniz ama bunlara değer veriyorsanız kendinizden hoşnut olursunuz."
"'Eğer herhangi dışsal bir olgu size sıkıntı veriyorsa, çektiğiniz acı o şeyden değil, sizin ona ilişkin tasavvurlarınızdan kaynaklanıyordur ve siz her an bunu iptal etme gücüne sahipsinizdir.' -Marcus Aurelius"
Başlangıç seviyesinde iletişim becerileri için iyi bir kitap olabilir, tahmin ettiğim gibi bende büyük değişim yaratacak bilgiler vardı diyemem. Ancak yeni iş hayatına atılacak, yeni üniversiteden mezun gençler için yol gösterici bir kitap olabilir. Benim okuduğum birçok iletiişim kitabındaki temel bilgilerin bir özeti gibiydi. 2 yıldız vermemin sebebi, tamam, okunabilir ...
Kitap tarz olarak Dale Carnegie'nin 1930'larda yazdığı kitabın modern bir kopyası olmuş. İçerik o kadar kaliteli olmamasına karşın akmasa da damlıyor :)
کل کتاب در مورد راهکار های ساده و آسان برای مقابله با موقعیت های ناراحت کننده و اذیت کننده ی زندگی میباشد راهکار های ارائه شده در عین سادگی ، زیاد مورد توجه واقع نشده اند . یعنی وقتی با برخی از این راهکار ها مواجه میشوید متوجه میشوید که چه قدر راحت میتوانستید مسائل زندگی رو راحت تر حل کنید و با دیگران روابط موثر تری داشته باشید، یکی از این راهکار ها استفاده از حرف ربط «و» به جای حرف ربط«ولی» میباشد . بعد از خواندن این کتاب به شدت تمایل پیدا کردم تا یکی از هنرهای رزمی رو یاد بگیرم و از اصول و فنون رزم ژاپن هم اطلاعاتی را به دست بیاورم چون حس میکنم به درد میخوره برای حفظ ارامش درونی :)
کتاب راهنمای خوبی است برای برخورد با افراد دشوار. افرادی که همه ما در زندگی روزمره با آنها روبرو میشویم. برای هرکدام راه حلی می آورد و راهنمایی هایی دارد. " نقطه های جوش خود را بشناس... همیشه افرادی هستند که حرفهای نابه جا میزنند. کلام نابه جا و زننده آنان ممکن نیست تو را ناراحت کند، مگر خودت این اجازه را به آنها بدهی. از لحاظ ذهنی پوست کلفت باش..."
İletişim üzerine okuduğum en iyi kitaplardan. Güzel örneklemeleriyle hem akıyor hem de iyi öğrenmenizi sağlıyor. Kitabın sonunda, "okudum ama bunların hepsini uygular mıyım ki?" diyenler için bile yardımcı bir kısım bulunuyor. Bir tek, kitabın ana dili ingilizce olduğu için türkçe çevirisinde bazı kurallar etkisini yitirebiliyor. Bu küçük sıkıntı dışında çok güzel.
Loved this book! IT had great advice and tips and techniques to use in everyday situations. Examples were top notch! Love books like these. Cant wait to read more from this author
İletişim konusunda ustalaşmak ve çatışmaları önlemek için güzel yöntemlerden bahsediliyor. Bazı bölümleri çok faydalıydı. Bazı bölümleri de sıradandı ve gereksiz uzatılmıştı.
2024 yılında hala kişisel gelişim kitabı okunur mu demeyin ben okudum ve memnunum. Kitap örnekler ile yazarın kendi hayatı ile ve somut öneriler ile bezeli. Konuları kısa kısa anlatıyor ve bol bol özlü söz var. Bu konularda videolar var, başka da kitaplar var ama ben bu kitabı sonrasında gelen birçok içerik için ilham kaynağı olarak görüyorum. Örneğin masterclass’ta chriss woss black swan diye bir metoddan bahsediyor doğrudan burda anlatılan içerik. (Konuşmalar arasına bilinçli boşluk bırakmak, kavgalarda izlenecek yaklaşım vs) Neyse denk gelirseniz hızlıca okuyup kolayca benimseyeceğiniz bir içerik sunuyor.
سم هورن در این کتاب روش هایی برای تعامل با افراد تندخو را نشان می دهد تا انسان به جای کناره گیری از جامعه و پاک کردن صورت مسئله، به رفع مشکل بپردازند.
Tongue Fu’yu konuşurken kendimizi korumayı, başkasının onurunu ezmeden sınır çizmeyi, öfkeye kapılmadan cevap vermeyi ve kelimelerimizi daha bilinçli seçmeyi öğreten pratik bir iletişim rehberi olarak özetleyebiliriz. En güçlü tarafı, saldırganlığı saldırganlıkla değil; dikkat, mizah, soru, empati, sınır ve nezaketle dönüştürmeye çalışması.
Kitap boyunca temel karşıtlık şudur: Tepki vermek → refleks, öfke, savunma, saldırı Yaklaşım göstermek → düşünme, empati, sınır, çözüm
Sam Horn’un kitabı iki alıntıyla açılıyor: Benjamin Franklin’den “En iyi öğüt iyi bir örnektir” ve Shakespeare’den “Zenginliğiniz dostlarınız olsun.” Bence bu iki alıntı, kitabın bize ne vaat ettiğini fena özetlemiyor: İnsanlar sizi ayaklarının altına almaya çalışırken, onları ezmeden ama kendinizi de ezdirmeden yükselmeyi öğrenmek.
Bölümlere göre inceledim ve kitaptan aldığımız bilgileri tazeleyebilmek için dönebileceğimiz bir arşiv inşa ettim.
Kızgınlığı Hızla Aşmak Öfke anında ilk tepkiyi vermek çoğu zaman bizi pişman eder. Birinin saldırgan davranışının ardında ne olduğunu kesin olarak bilemeyebiliriz; ama onun motivasyonunu düşünmeye ayıracağımız birkaç saniye, sonradan geri alamayacağımız sözleri engelleyebilir. Düşünmek, empati kurmak ve durumu tartmak; nihai aksiyondan önce gelmeli.
“Başka insanların sınırlı algılamalarının bizi tanımlamasına izin vermemeliyiz.” — Virginia Satir “Bir hakareti görmezden gelmek çoğu zaman öcünü almaktan daha iyidir.” — Seneca “Eğer başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız merhametli davranın; kendiniz mutlu olmak istiyorsanız merhametli davranın.” — Dalai Lama
Sorun çoğu zaman biz değilizdir; bu insanla yaşadığımız çatışma hayatımızda takip edilmesi gereken bir durum değilse, peşine düşmek sadece hayattan alacağımız keyfi azaltır.
Zorlukları Nükteyle Karşılayın Mizah, öfkeyi ve gerginliği azaltabilir; ama mizahın yönü aşağılayıcı değil, hafifletici olmalıdır. Nükte, karşı tarafı küçültmek için değil, ortamın sertliğini kırmak için kullanılır. Bir cevap hem zeki hem de nazik olabilir. Tongue Fu’nun “dövüşlü olmayan dövüş sanatı” olması burada belirginleşir.
“İnsanın şoka uğramak yerine hafife almayı öğrenebilmesi için belki de epey yaşlanması gerekir.” — Pearl S. Buck “Sükût sadece altın olmakla kalmaz, aynı zamanda nadiren yanlış yorumlanır.” — Bob Monkhouse “Mizah büyüktür; her şeyden önce kurtarıcıdır.” — Mark Twain “Hayatın matemini tutmaktansa ona gülmek insana daha çok yakışır.” — Seneca
Kitapta genel olarak insanları güldüren, hoş ve nükteli bir insan olmanın daha sevilen biri olmaya katkı sağladığı söylüyor.
İnsanlarla Onların Dertlerini Konuşun İnsanların bir derdi olduğunda aradıkları şey çoğu zaman çözüm değil, empatidir. Bu yüzden birini hemen düzeltmeye, teselli etmeye, akıl vermeye ya da “böyle düşünme” demeye çalışmak bazen ters teper. İnsanlar bizim onlar adına harekete geçmemizden çok, duygularını paylaşmamızı ve onları anlamamızı ister. Kişiyi hemen korkularından kurtarmaya çalışmak yerine, ne hissettiğini sabırla geri yansıtmak daha doğru. Ona yapmak istemediği şeyi neden yapması gerektiğini açıklamak çoğu zaman direnci artırır. Papağan gibi aynen tekrar etmek değil, benzer cümlelerle geri yansıtmak daha iyidir.
“Hiç kimse akıl almak istemez; istedikleri teyit edilmektir.” — John Steinbeck “İnsanların bizim için harekete geçmesinden çok duygularımızı paylaşmasını isteriz.” — George Eliot
Şikâyetleri Anında Sona Erdirin Şikâyet anında açıklama yapmak genelde işe yaramaz; çünkü öfkeli insan açıklamayı savunma olarak duyar.
KÖH: Kabul et – Özür dile – Harekete geç. Hata bizde değilse bile, karşımızdakinin yaşadığı sıkıntıyı kabul etmek ve çözüm yönünde hareket etmek gerilimi düşürür.
“Ustaca bir ricat kendi başına bir zaferdir.” — Norman Vincent Peale
Münakaşalardan Zarif Bir Şekilde Sıyrılın Bu bölümde temel fikir, her tartışmayı kazanmak zorunda olmadığımızdır. Bazı münakaşalar hakikate değil, egoya hizmet eder. Zarifçe geri çekilmek yenilgi değil, bilinçli seçim olabilir.
“İyi davranışlar küçük fedakârlıklardan oluşur.” — Ralph Waldo Emerson “Tartışanların fikirlerinin birbirlerini ikna etmeyi başardığı bir münakaşaya hiç tanık olmadım.” — Thomas Jefferson “İnsanların farklı olduklarını kabul edin; farklılık yanlış demek değildir.”
Oyunun Adını Koyun Bu bölümde, karşımızdaki kişinin kullandığı taktik fark edildiğinde etkisini kaybedeceğini inceliyoruz. Saldırganlık, manipülasyon, küçümseme ya da suçlama açıkça görünür hale getirildiğinde, kişi aynı oyunu sürdürmekte zorlanır. Unutmayalım ki amaç saldırganı “imha etmek” değil, olumsuz taktiği gün ışığına çıkararak etkisizleştirmektir.
Dilinizi Tutun Bazen en güçlü cevap susmaktır. Her söz savunulabilir değildir; ağızdan çıktıktan sonra geri alınamaz.
“Sözcükleri ağzınızdayken yutmak, onları daha sonra yemekten daha iyidir.” — Franklin Roosevelt “Başkaları hakkında kötü konuşmak, kendinizi övmenin onursuz bir yoludur.” — Will Durant
Ne Söyleyeceğinizi Bilmediğinizde Ne söyleyeceğimizi bilmediğimizde en güvenli yol çoğu zaman soruya soruyla cevap vermektir. Bu, zaman kazandırır, karşımızdakinin ne demek istediğini netleştirir ve bizi gereksiz savunmadan korur.
“Bununla tam olarak ne demek istiyorsun?” “Bunu biraz açar mısın?”
Hata Değil Çözüm Bulun Bu bölüm “suçlu kim?” yerine “çözüm ne?” sorusunu öne çıkarır. Hataları kişiliğe bağlamak yerine, süreci düzeltmeye odaklanmak gerekir.
“Hakikat anında ya nedenler ya da sonuçlar vardır.” — Chuck Yeager
Kabul Edin, Münakaşaya Girmeyin Bu bölümde “ama” kelimesi kritik. “Ama”, çoğu zaman kendinden önce gelen her şeyi iptal eder. Kabul etmiş gibi görünüp hemen ardından karşı çıkmak, konuşmayı işbirliğinden savunmaya taşır. Onun yerine daha yapıcı geçiş: “ve” kullanılabilir.
“Haklısın, ama…” yerine “Seni anlıyorum ve şunu da eklemek isterim…”
“Birinci sınıf bir zekânın göstergesi, iki karşıt görüşü aynı anda akılda tutabilme yeteneğidir.”
Eleştirmenlik Değil Koçluk Yapın Eleştiri çoğu zaman geçmişe kilitlenir: “Bunu neden yaptın?”. Koçluk geleceğe yönelir: “Bir dahaki sefere nasıl yapabiliriz?”. Utandırmak davranışı biçimlendirmez; çoğu zaman savunma yaratır.
“Hatanın başarının düşmanı olduğunu düşünmek çok yaygın bir yanlıştır.” — Thomas J. Watson
Emretmeyin, Rica Edin Emir, insanın direncini artırır. Rica ise kişinin onurunu korur ve işbirliği ihtimalini yükseltir. Komutlarla girişimciliği öldürmek yerine, sorularla aklı tutuşturmak gerekir.
“Öğretmen olmayı arzu edenlerin gerçek amacı kendi görüşlerini aktarmak değil, kafaları tutuşturmak olmalıdır.” — Frederick Robertson
“Yapamam Çünkü” Engelini Kaldırıp Atın “Yapamam çünkü…” ifadesi, konuşmayı kapanmaya götürür. Kitap bunun yerine “şunu yapabilirim”, “şu tarihte mümkün”, “şu seçenek var” gibi ifadeler önerir. İnsanlara her zaman istediklerini veremeyiz ama ilgimizi, çözüm aradığımızı ve alternatif sunduğumuzu gösterebiliriz.
“Karanlığa lanet okumaktansa bir mum yakmak…” — Christopher Society sloganı
Problemsizleşin Bu bölümde “problem” kelimesinin kendisinin bile zihni kapattığı anlatılıyor. “Problem” yerine “durum”, “konu”, “mesele”, “çözüm aranan nokta” gibi ifadeler konuşmayı daha yönetilebilir hale getirir. Bir şeye “problem” dediğimiz anda zihnimiz büyütmeye başlar; onu yeniden adlandırmak duygusal yükü azaltır.
“Şeyleri oldukları gibi görmeyiz; kendi olduğumuz gibi görürüz.” — Anais Nin “Hayatımız düşüncelerimizin eseridir.” — Marcus Aurelius “Tutumumuz dünyamızı renklendiren tebeşirdir.” — Allen Klein
Aşırılığa Gitmekten Sakının Bu bölüm, abartılı düşünceleri ve felaketleştirmeyi hedef alır. “Her zaman”, “asla”, “mahvoldum”, “felaket” gibi ifadeler olayın gerçek boyutunu bozar.
Hans Selye’nin stres fikrine göre, bizi strese sokan şey çoğu zaman olayın kendisinden çok onu yorumlama biçimimizdir. Fiziksel olaylar doğrudan duygu yaratabilir; ama diğer olaylar değerlerimiz, beklentilerimiz, alışkanlıklarımız, deneyimlerimiz ve düşüncelerimizden geçerek duyguya dönüşür.
“Hayatımda çok felaket acısı çektim; çoğu hiçbir zaman gerçekleşmedi.” — Mark Twain “Kendi başlarına iyi ya da kötü olan hiçbir şey yoktur; bunu düşüncelerimiz yapar.” — Shakespeare
Kulak Verin Bu bölümün ana fikri dinlemenin pasif değil, aktif bir beceri olduğudur. Dinlemek, karşı tarafın sözünü onaylamak anlamına gelmez. Onu gerçekten anlamaya çalışmak, çatışmayı büyümeden durdurur.
“Bir münakaşada iki tarafa da kulak verenler sadece komşulardır derler.” “Dinlemiyorsanız öğrenemezsiniz.” — Lyndon Johnson
Hayâsız Davranışa Karşı Kurallar Bu bölüm kaba, saygısız ya da sınır aşan davranışlarda ne yapılacağını anlatır. Başkasının hakkına saygı göstermek ile onun kabalığını kabul etmek aynı şey değildir. Kurallar, iletişimin sınırlarını belirler.
“Yasaların bittiği yerde tiranlık başlar.” — William Pitt “Bir sohbetin düzeyini sesi yükseltmek kadar alçaltan başka bir şey yoktur.” — Stanley Horowitz “İnsanlar melek olsaydı devlete hiçbir zaman gerek olmazdı.” — James Madison
Kavgaları Yatıştırın Bu bölüm kavgayı büyütmeden durdurmayı anlatır. Bazen küçük bir el hareketi, ses tonunu düşürmek, kısa bir ara istemek ya da sözleri sakinleştirmek gerilimi azaltabilir.
“Kabalık, zayıf adamın güçlü taklidi yapmasıdır.” — Eric Hoffer “Eylem, umutsuzluğa kapılmanın karşı kutbudur.” — Joan Baez
Açık Bir Kafayla Yaklaşın Hüküm vermek, karşımızdaki kişiyi anlamayı engeller. İnsanlar düşündüğümüz kadar rasyonel davranmıyor olabilir; ama çoğu zaman kendi içlerinde bir gerekçeye sahiptir.
“Hüküm vermeyin; birçok insan düşündüğünüzü sanır ama aslında yaptıkları sadece önyargılarını yeniden düzenlemektir.” — William James “Barış ve huzur içinde yaşamak isteyen ne bütün bildiklerini söyler ne de bütün gördükleri hakkında hüküm verir.” — Benjamin Franklin “İnsan ne kadar çok hüküm verirse o kadar az sever.” — Honoré de Balzac “Zindanların kötüsü kapalı kalptir.” — Papa II. John Paul olarak not edilmiş; kaynak kontrolü gerekir.
Kontrolü Paylaşın Çatışma çoğu zaman kontrol mücadelesidir. Kontrolü tamamen ele geçirmek de tamamen bırakmak da gerilimi artırabilir. En sağlıklı yol, kişiye seçenek ve katılım alanı vermektir.
“Ya birlikte var olacağız ya da olmayacağız.” — Bertrand Russell
Muharebelerinizi Kendiniz Seçin Her çatışmaya girmek gerekmez. Hesaplı risk almak ile ihtiyatsız olmak farklıdır. Bazı köprüleri geçmenin bedeli, ilişkiyi ve huzuru kaybetmek olabilir.
“Ancak aptallar suyun derinliğini iki ayaklarıyla tartarlar.” — Afrika atasözü “Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünüyor; kimse kendini değiştirmeyi akıl etmiyor.” — Tolstoy “Çoğu insan birisinin kendisini çıldırtmasını beklemez; bunu kendisi yapar. “ “Yeni manzaralar aramak yerine yeni bir gözle bakmak gerekir.”
Hayır Deyin Hayır demek kabalık değildir. Tartı örneği burada önemli: Alçakgönüllü olmak, altta olmak zorunda olmak anlamına gelmez.
“Alçakgönüllü olmak altta olmak zorunda olmak anlamına gelmez.” — Maya Angelou olarak not edilmiş; kaynak kontrolü gerekir.
Hayır demek, hem kendi sınırımızı hem de ilişkiyi koruyabilir. Belirsiz ve isteksiz evetler, sonradan öfke ve kırgınlık üretir.
Ustaca Çıkın Bu bölüm, aralıksız konuşan ya da enerjimizi tüketen kişilerden zarifçe çıkmayı anlatır.
“Dünyanın yarısı söyleyecek bir şeyi olup söyleyemeyenlerden, öte yarısı söyleyecek bir şeyi olmayıp durmadan konuşanlardan oluşur.” — Robert Frost
Ustaca çıkmak, kabaca kopmak değil; sınırı nazik ama net biçimde koymaktır.
Güven Duyun ve Öyle Davranın Bu bölümde kendimize ve karşımızdakine dair beklentilerimizin davranışı etkilediği anlatılır.
“İnsan inançlarının eseridir; nasıl inanıyorsa öyledir.” — Bhagavad Gita “Korku dostunuz olabilir; insanlara yabancı kalmanızı getirir.” — Shirley MacLaine olarak not edilmiş; kaynak kontrolü gerekir.
Endişelenmek yerine prova yapmak gerekir. Güven bazen his olarak önce gelmez; davranış olarak seçilir.
İkna Etmenin Beş İlkesi Senin notlarına göre bu bölümün beş ilkesi:
1. Olumlu beklenti kurmak 2. İtirazları önceden tahmin etmek 3. Noktaları numaralandırmak ve belgelemek 4. İhtiyaçlara yanıt vermek, onların dilinden konuşmak 5. Denemeye esinlendirmek
Burada ikna, baskı yapmak değil; kişinin itirazlarını, ihtiyaçlarını ve dilini dikkate alarak ortak zemin kurmaktır.
“Talihimizi kendimiz yapar, sonra da buna kader deriz.” — Benjamin Disraeli
Reddedilmeyi dönüştürme alt başlığı altında “geri çekilme, yeniden değerlendirme, yeni bir yaklaşım gösterme” fikri var. Bu, “hayır” cevabını duvara çarpmak gibi değil, veri toplamak gibi görmeyi sağlar.
Zorbalardan Kopun Zorbalık karşısında sadece sabretmek yeterli değildir. Bazı insanlar ancak “yeter” demeyi bilenlere saygı duyar. Zorbanın davranışından onu sorumlu tutmak gerekir. Aşırı açıklama, kendini savunma ya da sürekli alttan alma zorbayı güçlendirebilir.
“Bütün vahşet taş yüreklilikten ya da zayıflıktan kaynaklanır.” — Seneca
İnsanlara Taze Bir Başlangıç Olanağı Verin Bu bölüm bağışlamak, geçmişi sürekli taşımamak ve insanlara yeniden davranma imkânı vermekle ilgili. İncinme yaşandıkça öfkeye dönüşebilir; bu yüzden kırgınlığın içerde birikmesine izin vermemek gerekir.
“Yaptığınız şeylerden duyduğunuz pişmanlık zamanla yatışabilir; asıl teselli bulamayan, yapmadıklarımızdan duyduğumuz pişmanlıktır.” — Sydney Harris
Duygularınızın Yönetimini Üstlenin “Rızamız olmaksızın kimse bize aşağılık duygusu veremez.” “Duygularımızı kontrol etmezsek, duygularımız bizi kontrol eder.” “Bana dikkatinizi neye ayırdığınızı söyleyin, size kim olduğunuzu söyleyeyim.” — José Ortega y Gasset “Hayatı seviyor musun? O zaman zamanını çarçur etme; çünkü hayatın yapıldığı kumaş odur.” — Benjamin Franklin
Olumlu Bir Bakış Açınız Olsun Bu bölüm kitabın en felsefi bölümlerinden biri. En büyük özgürlüklerden biri, tutumumuzu seçme özgürlüğüdür.
“En büyük özgürlüğünüz, tutumunuzu seçme özgürlüğünüzdür.” — Viktor Frankl Nietzsche çizgisinde: Yaşamak için nedeni olan insan, birçok zorluğa dayanabilir. Eleanor Roosevelt’e atfedilen fikir: Kişinin felsefesini sözleri değil, yaptığı tercihler ifade eder.
Uygulama:Her gün minnet duyulacak bir şeyi kaydetmek, zihni olumluya eğitir.
Nezaketten Yaşatın Nezakette ısrar etmek, kötü huyluları her zaman değiştirmez; ama bizim kim olduğumuzu korur.
“İyilik, ne kadar küçük de olsa, hiçbir zaman boşa gitmez.” — Ezop “Nezakette ısrar etmek kötü huyluları fetheder” -Cicero Cimri ve mülkiyet düşkünü olmak, insanı yalnızlaştırır; cömert olmak ve başkalarını yüreklendirmek uzun vadede hem başkalarını hem bizi mutlu eder. Aloha fikri: koşulsuz sevgi, iyi niyet ve insanlık için genel sorumluluk duygusu. ”Seven bir yürek en hakiki bilgeliktir.” — Charles Dickens ”Kalite arzu ediyorsanız, ona sahipmişsiniz gibi davranın.” — William James “Ruhunuz kısa kalıyorsa uzun bir yürüyüşe çıkın; ruhunuz sıkışmışsa nefes alın.” Aikido benzetmesi: Saldırı geldiğinde ona doğrudan çarpmak yerine, dengeyi koruyarak enerjiyi dönüştürmek. “Bir dövüş sanatçısı izleyicileri arasından biriyle çekişiyorsa, o kişi dengesini bozmuştur.” Bu, seyircinin tek parmağıyla bile ustayı “havaya kaldırması” gibi bir metaforla anlatılıyor.
Fiziksel karın nefesi + zihinsel nezaket + ruhsal aloha birleştiğinde insan saldırı karşısında daha dengeli kalır.
Hans Selye’ye atfedilen şemaya göre:
Fiziksel olaylar doğrudan duygu yaratabilir. Diğer olaylar ise doğrudan duygu yaratmaz; önce zihinden geçer. Zihin bu olayları değerler, düşünceler, beklentiler, alışkanlıklar, sözlük hazinesi ve deneyim üzerinden işler. Sonuçta duygu oluşur.
Ve diğer güzel alıntılar: “İdeal mükemmellik standardı, gayret ve çabanın nihai hedefi olarak tanımlanmalıdır.” — Sahip kontrol edilecek. “Kuvvetlerle mücadele etmeyin; onları kullanın.” — R. Buckminster Fuller “Nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız başlayamazsınız.” — General George S. Patton
İnteraktif bölüm
Birinci Öncelikli Fikir Beğendiğim fikir: Beğenme nedenim: Bunu hayatımda nerede kullanacağım? Birinci öncelik için eylem planım: Şunu yapacağım:
İkinci Öncelikli Fikir Beğendiğim fikir: Beğenme nedenim: Bunu hayatımda nerede kullanacağım? İkinci öncelik için eylem planım: Şunu yapacağım:
Üçüncü Öncelikli Fikir Beğendiğim fikir: Beğenme nedenim: Bunu hayatımda nerede kullanacağım? Üçüncü öncelik için eylem planım: Şunu yapacağım:
This entire review has been hidden because of spoilers.
Sam Horn’un Tongue Fu kitabı, dili bir savunma ve çözüm aracı olarak insan ilişkilerinde kullanmanın basit ve etkili yollarından bahsediyor. Kitapta bolca alıntı ve gerçek olaylardan örnekler mevcut. Yazarın yaklaşımı bu tür kitapların çoğunda olduğu gibi “manipülasyon teknikleri” sunmak değil, aksine iletişimi çatışmadan kaçınmanın değil, yapıcı bir karşılaşma alanı haline getirmenin yollarını aramak şeklinde.
Kitap 4 ana bölümden oluşuyor ve bu bölümler de kendi içinde çeşitli kısımlara ayrılıyor. Bu 4 bölüm sırasıyla "Tepki Vermeyin Yanıt Verin", "Kaçınmanız Gereken Cümleler, Kullanmanız Gereken Cümleler", "Çatışmaları İş Birliğine Dönüştürün" ve "Arzu Ettiğiniz, İhtiyaç Duyduğunuz ve Hak Ettiğiniz Şeylere Sahip Olun" şeklinde. Bazı konu başlıklarından bahsedecek olursam:
"Ama" Yerine "Ve": Bir cümlenin ortasındaki tek bir kelimenin, tüm iletişim tonunu nasıl değiştirebileceğini düşündürüyor. “Seni anlıyorum ama...” yerine, “Seni anlıyorum ve...” dediğimizde karşı tarafın gardı düşüyor. Bu kadar basit ama çarpıcı bir fark.
Savunma Değil, Merak: İnsanlar saldırıya geçtiğinde savunmaya geçmek doğaldır. Ama Horn, bu refleksi kırmayı ve bir adım geri çekilip “Bu kişi gerçekten ne istiyor?” diye düşünmeyi öneriyor. Bu, çatışmayı çözmenin anahtarı olabilir.
Tetikleyici Sözleri Tanımak: “Yanlış anladın”, “Sakin ol”, “Sen her zaman…” gibi kalıpların aslında yangına körükle gitmek olduğunu hatırlatıyor. Bu farkındalık bile başlı başına dönüştürücü.
Sessizlik de bir cevap olabilir: Bazen en iyi yanıt, hiç yanıt vermemek. Horn, sözcüklerin gücünü anlatırken, onları kullanmamanın da bir strateji olabileceğini hatırlatıyor.
Kitabın en güçlü yönü, tekniklerinin sadece iş hayatında değil, aile ilişkilerinden sokaktaki diyaloğa kadar birçok alanda uygulanabilir olması. Yazar tüm bunları okuyucunun elinden tutarak sade anlatımıyla okuru yormadan rehberlik ederek öğretiyor.
Eleştiri olarak yapabileceğim tek şey kitabın 3/1'lik kısmı genelde çok yüzeysel ve basit kalıyor. Bazı örneklerin ve yönergelerin çok basit ve sıradan olduğunu belirtmeliyim.