Yücel Göktürk’ün Orhan Koçak’la 2011 yılında Bir+Bir Dergisi için yaptığı söyleşiyi kitaplaştırdık: Turgut Uyar’ı ve yapıtını olduğu kadar çağdaşlarını, yakın arkadaşlarını da konu edinen A’dan Z’ye bir konuşma...
GÖKTÜRK— Bahisleri Yükseltmek’te Uyar’ın iki “gizli özne”si olduğundan bahsediyorsunuz: kumarbaz ve simyacı. Geçen oturumda kumarbazı konuşmuştuk, şimdi simyacıyı konuşalım. KOÇAK— Kömürden elmas, değersiz maddeden bir değerli madde yaratmak, onun yapmak istediği bu! Kendi olmayan başlangıcını her şeyin başlangıcı haline getirmek... “Benim başlangıçlarım çok sıradan. İçimde özel bir yetenek yoktu” – söyleşilerinde hep bunu vurguluyor. “Ben parlak bir çocuk değildim. Ben durgun bir çocuktum. Bir elmas bulacaksam da bunu o durgunluktan yapacağım.” Bunu söylemek istiyor. “Bir neşe yaratacaksam, bu neşe daha önceki durgunluğun maddesinden yapılmış olmalı. Onun mucizevi dönüşümüyle, aslına ihanet etmeden, ama öyle de kalmadan bir şey yapmak.” Simyacının yapmak istediği de bu.
Orhan Koçak 1948, İstanbul doğumlu. ODTÜ’de iktisat ve sosyoloji okudu. 1987-2002 yılları arasında yayımlanan Defter dergisinin yayın kurulunda yer aldı. Psikanaliz, Marksizm, eleştirel teori, Frankfurt Okulu ve edebiyat eleştirisi alanındaki yazılarıyla tanınmaktadır. Metis Yayınları’nda bir edebiyat kuramları ve eleştirisi dizisi başlattı (Metis Eleştiri) ve yayın yönetmenliğini üstlendi. Virgül dergisinin yayın yönetmenliğini yaptı. T. W. Adorno, Max Horkheimer, Melanie Klein ve Samuel Beckett çevirdi: Minima Moralia (1998), Akıl Tutulması (1986), Haset ve Şükran (1999) ve Proust (2001). Yayımlanmış diğer kitapları: Mithat Şen’in resmini konu alan incelemesi İmgenin Halleri (Metis, 1995) ve Modern ve Ötesi: Elli Yılın Sanatına Kenar Notları (Bilgi, 2008)
Bugün sabahtan beri okuyorum.. Yarım kalmıştı, bitirdim. Orhan Koçak'a dair hemen her şey gibi bu da çok güzel... Felsefe de var içinde, anılar da... Bir söyleşi kitabının nasıl olması gerektiğine dair çok iyi bir örnek.
Bir denizin yanında nedir ki bıyıkları ve saçları dökülmüş bir adam
Turgut Uyar’dan yola çıkarak ve onu anlama çabasıyla Marx, Lacan, birinci yeni, ikinci yeni , olmuşluk , olmamışlık ve daha pek çok şey üzerine. Çok zihin açıcı ve pek çok okuma ödevi getiriyor.
Orhan Koçak kadar söyleşiyi yürüten Yücel Göktürk’ün birikiminin de altını çizmek gerek. Express,Roll ve sonrasında Bir+Bir ‘de yazanlar günü geldiğinde bu ülkenin en kıymetli arşivi olacak. Berger söyleşisi daha önce yayınlanmıştı, bu söyleşi de dergiden alınarak kitaplaştırılan bir başka örnek... Devamını bekliyoruz
Katıldığım/katılmadığım birçok görüşle birlikte keyifli bir sohbete dahil olmuş hissettim. Kitabın güzel kısmı bana göre "başka şeyler" in de olması ve Turgut Uyar güzellemesinden öteye geçilmiş olması.