Beyaz adamlar bana dürüst davranmadılar. Ben onların barış davetlerine gittim. Bana eşlik eden kardeşlerimin hiçbiri arkasında silah saklamıyordu. Düşüncelerimiz ve ellerimiz gibi silahsızdık. Konuşmak için bir masanın etrafına oturduğumuzda ise, kendimi el ve ayak bileklerimden iplerle bağlanmış buldum. İşte o zaman anladım ki aldatmak, beyaz adamın hayat felsefesiydi. Ben üzerinde yaşadığım toprakları seviyorum, benim vücudum bu toprağın tozundan yaratıldı; Büyük Ruh bu topraklarda yürümek için bana bacaklarımı verdi; burada yaşamak için ellerimi; bu topraklardaki gölleri, nehirleri, ormanları görebilmek ve avlanmak için gözlerimi; ve en sonunda da düşünmek için bir beyin verdi. Benim duygularım gibi sıcak ve aydınlık olan güneş, bizi ısıtmak ve ekinlerimizi güçlü kılmak için parlar. Ay ise, bizi bırakan savaşçıların, babalarımızın, eşlerimizin ve çocuklarımızın ruhlarını taşır.
Buraya gelen beyaz adam solgun ve hasta büyür; neden barış içinde yaşayamıyoruz? Ben beyaz adamın düşmanıyım. Onunla barış içinde yaşayabilirdim, ama beyaz adam önce atlarımızı, sonra hayvanlarımızı çaldı ve bizi kandırarak topraklarımızı elimizden aldı. Beyaz adamlar bataklıklardaki yapraklar gibi zayıf ve her yıl daha da zayıflıyorlar. Bizi vurabilirler, kadınlarımızı ve çocuklarımızı kaçırabilirler, kollarımızı ve bacaklarımızı zincirleyebilirler, ama Kızılderili’nin ruhu hep özgür kalacaktır.
Dario Fo was an Italian satirist, playwright, theatre director, actor, and composer. He received the Nobel Prize for Literature in 1997. In 2007 he was ranked Joint Seventh with Stephen Hawking in The Telegraph's list of 100 greatest living geniuses. His dramatic work employed comedic methods of the ancient Italian commedia dell'arte, a theatrical style popular with the proletarian classes. He owned and operated a theatre company with his wife, the leading actress Franca Rame. Dario Fo died in Milan on October 13th 2016, at the age of 90.
Historia muy poco conocida sobre los pueblos originarios de la parte de Norteamérica, sus costumbres, forma de ver la vida, su resistencia a ceder sus territorios, sus alianzas y estrategias y, finalmente, su integración a la sociedad norteamericana.
Söz konusu kişi Dario Fo iken bu kitap neden bu kadar az kişi tarafında okunmuş ya da oy verilmiş anlamakta zorlanıyorum ?
Ben, Amerikan ve İspanyol milliyetçilerin işidir her halde diye dayanaksız bir tez atayım ortaya :)
Dario Fo hepimiz bildiği, en azından tahmin ettiği Amerikan Yerlileri'nin maruz kaldığı işgalleri , zulmü ve katliamları anlatıyor.
Hollywood'a sağlam giydirmeler içeriyor ve bunu sadece üç filmi tenzih ederek yapıyor. Özetle bize anlatıldığı gibi bu insanlar vahşi değildi ve yine aynı şekilde bize düşündürüldüğü gibi salak da değillerdi. Bu katliamlara yıllarca nasıl göğüs gerdiklerini , nasıl akıllıca hamlelerle kendilerini savunduklarını anlatmış. İçerisinde yine Fo'ya ait olan çok başarılı çizimler var.
*‘Sadece toprak sahibi olmak gibi saçma ve sıradan bir sebeple: İnsanlık tarihinin en büyük katliamlarından biri, yüz elli milyon ölümle sonuçlanan köle soykırımından sadece, sayı olarak daha az’. *Yenilmez Seminoleler hiç bir zaman var olmadılar (!) *Kızılderililerin gerçek yaşamlarını merak ediyorsanız tavsiyem okuyunuz.. Hollywood filmlerinde yer almayan gerçekleri görebilirsiniz..
This entire review has been hidden because of spoilers.