‘‘Neye kızdığımı tam olarak bİlemİyordum. Öfkeliydim, çünkü annem kendini onun yüzünden öldürmüştü. Öfkeliydim, çünkü aİlemİz dağılmıştı. Öfkeliydim, çünkü bizi yalnız bıraktığı için anneme yöneltemediğim öfkeyi de ona yüklüyordum. Peki ama bütün suç babamın olabilir miydi? Bilmiyorum. Sonuçta bu karışık denklemin bir sadeleştirmesi olarak çarpıp bölüp topladığım bütün öfkeyi, önceden tanımadığım birine, Afet’e yüklemek kolayıma gelmişti.’’ Mehmet Anıl’ın sıra dışı anlatılarından biri daha. Afet, yirmi yıl sonrasının romanı. Ama yalnızca hikâyenin kahramanı olan Muzo’nun değil, güzel, hüzünlü ve darmadağın ülkemizin de öyküsü… Bu öyküyü bize, babasını arayan Muzo anlatıyor. Önümüzdeki yıllarda gelişecek sektörlerden birinde, orta ölçekli bir dilencilik şirketinde çalışan Muzo. Ama onu asıl büyüleyecek ve tüm hikâyeyi ele geçİrecek kişi femme fatale Afet… Son satırına kadar merakla okuyacağınız bir roman.
Mehmet Anıl,(d. 1962, İzmir), Türk Yazar. Liseyi Saint Joseph Koleji'nde okudu. Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nden mezun oldu. AIESEC bursuyla İtalya'da Credito Italiano Bankası'nda staj yaptıktan sonra Türkiye'ye döndü. 1989 yılında kendi şirketini kurdu. 2001 yılından bu yana yalnızca edebiyatla ilgileniyor. Yaşamını İzmir'de sürdürüyor.
Tam olarak kitabin hangi noktasinda anladim neler oldugunu hatirlamiyorum ama hep bir “ohaaaaa” hissi. Mehmet Anil’i ilk kez okuyorum, nerde gordum neden aldim okudum Afet’i onu da hatirlamiyorum esasinda. Basta cok yavas giden, off neden ilerlemiyor, nerden girdim dedigim ama dayaninca nasil yani, a aa diye diye okudugum bir hikaye oldu. Kapak resmiyle ilgisi yok denmis, daha ne kadar ilgisi olacakti bilmiyorum, bence Afet tam da kapaktaki. Filmi yapilmali, hic taninmayan bir oyuncu Afet’i oynamali, hic reklami yapilmamali, filmin ortalarinda bir yerde anlamali seyirci neler oldugunu.
Kitabın adı Afet; aynı zamanda “felaket" demek. Bu kitap da bir ailenin başına gelen felaketi anlatırken aynı zamanda ‘felaket' olarak görülen tüm karakterleri bir araya toplamış. Ötekilerin, ötekileştirdiklerimizin 'toplantı' kitabı olmuş Afet. Engelliler, eşcinseller, romanlar, yoksullar, sürgün edilmiş insanlar; yani genel olarak ezilmişlerin romanı.
—spoiler— Dilenciler, dilencilerin patronu kör Derman, 12 yaşında ama 70 yaşında görünen progeria hastası Peri; genç yaşta iktidarsız kalan jigolo Koray; bir türlü muzaffer olamayan ama jigololuk yaparak engelli kızları (hem zihinsel, hem bedensel) mutlu ederek muzaffer olmalarını sağlayan baba katili, baş kahramanımız Muzaffer; bileklerini keserek intihar eden anne Feyhan, hem trans birey hem de obez olan alkolik baba Dr. Erhan T., nam-ı diğer Afet; hizmetçisi sefil Sefer, Afet'in yaşadığı varoşta (Kadifekale’de) yaşayan Suriyeliler, Kürtler.
İsimler de karakterlerle ironik olarak seçilmiş. Ayrıca kitap, bir psikiyatristin muayenehanesinde yazılmış gibi. Her tür psikolojik sorun (ensest, bağımlılık, engelli olma, ödipus kompleksi, göç travması, depresyon, intihar, vs. vs.) dahil edilmiş. Bazı yerler biraz zorlama gibi görünse de epey ilginç, gayet akıcı bir kitap olmuş. Bakış açılarını zorlayan, farklı farkındalıklar kazandıran herkesin okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap.
Mehmet Anıl'ın okuduğum ilk romanı Afet... Romanın asıl karakteri Muzaffer'i öylesine derinde yaşattı ki... Bu kadar hazin bir hikayeyi hiç ajite etmeden anlatması ve dilinin akıcılığı inanılmazdı... Yazar, cinsel kimliklerin, bireyin ve toplumun psikolojisi üzerindeki etkisini son derece çarpıcı bir dille ele almış... Çok ama çok etkilendim!
Sıradışı demek çoğunlukla değişik, başarılı demeğe gelir. Garip demek daha doğru. Nereye gideceği belli olmayan, atlayıp zıplayan bir konu, akış. Beğendim mi? Beğendim sayılmaz.