Onunla bir ömür değil onun için bir ömürdür sevda “Suç bende! Acılarımı dışa vursam sorun yok. Ama olabildiğince acılaşmış sözcükleri ortalığa saçacağıma yutuyorum. Pervasızca zehirliyorlar beni...” diyor Şiir. “Kardeşlik zorunlu arkadaşlık, arkadaşlıksa seçilmiş kardeşliktir” dedirten bir can dost, Eda var yanında. Ve Şiir’in hayatına dokunan üç erkek... “Bugüne kadar duyduğum, okuduğum, dinlediğim ya da seslendirdiğim bütün şiirlerden daha güzelsin!” diyen Ezel. “Aşkın yaşı yoktur, mantığı da” tezini savunan Baran. Ve hikâyesi, “Seni herkesten kıskanıyorum” ile “Nereden sevdim o zalim kadını” arasında sıkışıp kalmış bir Recep. Şiir’in ruh hali ise karmakarışık. Şöyle ifade ediyor kendini: “Bütün renkler çekip gitmiş hayatımdan Siyaha, beyaza razıyım da... Kapkara bir kuytunun derinine itivermişler beni Gözlerim gökkuşağının yedi rengine hasret Dokunsalar tel tel dağılacak yüreğim Beynimse çoktan yükünü almış Darmadağın...”
Canan Tan Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunudur. Kendisi değişik edebiyat türlerindeki yarışmalarda birçok derece ve ödül aldı.
-Kelebek (Hürriyet) Gazetesi’nin Senaryo Yarışması’nda Birincilik Ödülü /1979 (Oğlum adlı eser, fotoroman olarak çekildi.)
- İnkılâp Kitabevi’nin Aziz Nesin Gülmece Öykü Yarışması’nda basılmaya değer görülen İster Mor, İster Mavi adlı kitabıyla, Türkiye’de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanı /1996
- BU Yayınevi’nin Çocuk Öyküleri Yarışması’nda 1. Mansiyon / 1997
Bir hayal kırıklığı... Piraye çok sevdiğim bir kitabıdır Canan Tan'ın, belki okuduğum kalemi hatırlamıyorum belki de ben değiştim bilemem ama bu kitap çok eksik ve çok yapmacıktı benim için. Gerçekte yaşanmış hikayeler olabilir (hikaye olarak gerçeklik barındırıyor yani), ama anlatım biçimi çok abartılı geldi, diyaloglar sahteydi bence. Akıcı olmasının sebebi de buydu sanırım...
Canan Tan'ın "Başıbozuk Sevdalar" kitabı, aşkın ve ilişkilerin karmaşıklığını ustalıkla ele alan bir roman. Çok farklı bir şey beklememek lazım..bilindik sıkıntılar ve hikayeler aslında.. Tan, karakterlerinin duygusal derinliklerini ve içsel çatışmalarını incelikle işleyerek, okuru çağımızı ve zamanımızın aşk serüvenlerine tanık ediyor.
Kitap, aşkın farklı yüzlerini ve insanların bu duygular karşısında aldıkları kararları çarpıcı bir dille anlatırken, okuyucuyu da kendi duygusal yolculuğuna sürüklüyor..
Ben çabucak bitirdim çünkü konusu ve olaylar şu an için müthiş ilgimi çekti..Duygusal çalkantı yaşayanların çok iyi işlendiği, günümüzden bir eser..
Herkes olmasa bile çoğumuzun hayatının bir döneminde Canan Tan kitaplarıyla yolu kesişmiştir. Piraye, Yüreğim En Çok Seni Sevdi, Eroinle Dans, En Son Yürekler Ölür ve hatta benim için İz’ de Canan Tan denilince sayabileceğim isimler. Lise döneminde hızlı bir şekilde tüketmiştim bu kitapları. Çok uzun zamandır da çıkan kitaplarını okumuyordum ta ki boş bir vaktimde okumak için indirimdeki Başıbozuk Sevdalar’ı alana kadar. Konu olarak parçalanmış bir ailenin çocuğu olan Şiir’in kürtaj olması ile başlıyor kitabımız buradan sonra da Şiir’in hayatına giren adı üstünde başıbozuk sevda olan üç erkekle olan hikâyesini okuyoruz. Bir günde çok kolay okudum ama bu kolaylık iyi miydi kötü müydü bilemedim. Bir arkadaşımı uzun zamandır görmemişimde bu zaman aralığında başına gelen her şeyi bana bir çırpıda anlatır gibiydi. Akıcıydı, kolay okundu ama buna sebep olan durumun bir arkadaşımızı dinler gibi yazıldığı için olduğunu düşünüyorum. Karakterleri hiçbir şekilde gözümde canlandıramadım. Zaman zaman Şiir’in o yalnızlığını sahiplensem, mutlu olması için bir şeyler yazılmış olmasını umsam da hayal ettiğim gibi olmadı. Kitabın sonunda her şeye bir nokta koyarak başlangıç yaptı ama kitap içindeki hastalıklı davranışlarıyla alakalı en azından bir gelişme gösterdiğini yazabilseydi Canan Tan. Tüm kitap boyunca oradan oraya savruluşunu izledim. Çıkarılabilecek tek sonuç veya yazılmasına sebep olan sosyal mesaj boşanmanın eş ilişkisini bitirdiği fakat anne ve babanın çocuklarından boşanmaması sanırım. Sevdiğim tek şey genellikle her bölümde başka yazarlar, şairler ve hatta türkülerin sözlerine atıflar yapılmıştı. Sevdiğim cümleleri ve şarkıların sözlerini tekrar okumak beni mutlu etti bunun dışında ne yazık ki özlediğim tada ulaşamadım, hayal kırıklığına uğradım.
Sonuna kadar okudum, ama iyi yazılmış bir pembe dizi kitabı olduğunu söyleyebilirim. Çok da süprize yer bırakmayan sonlar ve uzun uzun anlatılan giyim kuşam ve masadaki yemek çeşitlerini düşersek sayfa sayısının yarıya indiği bir novella... Keşke bu son baskıda editör daha dikkatli olsaymış, iki arkadaşın staj yaptıkları otelde tek kişilik küçücük odalarda kaldıklarını vurgulayan yazar bir kaç bölüm sonra roman kahramanının sabaha karşı odaya dönüp ses çıkarmadan yatağına uzandığını söylüyor.. Aslında notum 2 ya da 2,5 olurdu ama yine de son ana kadar okumamı sağladı, Türkçe'yi kullanımındaki ustalık nedeniyle... Bu yüzden puanlamam 3... Belki yanlış kitaptan başladım ama okunacak bu kadar çok kitap varken listemde bir daha kolay kolay Canan Tan okumam.. Türkçe akıcı ama daha farklı kitaplar tercihim.
satranç hayat gibidir. her parçanın kendi işlevi vardır. bazıları zayıftır, bazıları ise güçlü. bazıları oyunun başında işe yarar, bazıları sonunda. ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. aynen hayatta olduğu gibi, satrançta da skor tutulmaz. on parçanı kaybedip yine kazanabilirsin oyunu. satrancın güzelliği budur işte. işler her an tersine dönebilir. kazanmak için gereken şey, tahtanın üzerinde gereken hamleleri ve anlamlarını iyi bilmek ve karşındakinin ne yapacağını kestirebilmektir.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Kitap kötü olmamakla beraber kesinlikle beklentimin altındaydı.Okuduğum ilk Canan Tan kitabıydı ve asla harcanan emeğe saygısızlık etmek istememe rağmen wattpad'de 19 yaşındaki gençlerin yazdığı kitaplara benzediğini düşünüyorum.Kurgu ve olay örgüsü oldukça basit.Dili çok akıcı ve hoşuma gitti.
Canan Tan’dan daha derin bir kitap beklerdim. Yüreğim seni çok sevdi kitabında basit bir aşk hikayesini bile derin derin anlatışını sevmiştim ama bu kitabında çok basit ve çok abartılı buldum hem diyalogları hem hikayeyi.
Betimlemeleri fazla teknik, sanki başka bir dilden çevrilmiş de tam karşılığı bulunamamış gibi. Biraz ilk gençlik öyküsü gibi geldi bana açıkçası. Yaz kitabı olarak okunuyor.
Kitap boyunca Ezel ne zaman gelecek diye bekliyordum sağolsun en gereksiz olmadık yerde, onca yaptığı yaptırdığı şeyden sonra aklı başına geldi, geçmiş olsun.