Antik öyküler en erken çağlardan beri yontucu, vazo ressamı, ressam, mozaik ustası ve edebiyatçı gibi birçok ustaya esin kaynağı olmuşlardır. Onlardan esinlenen sanatçılar güzel yapıtlar ortaya koymuşlar ve bir bakıma öykülerin yaşamalarını günümüze değin gelmelerini sağlamışlardır. Kimi zaman anlatılan ve yazılanlar öylesine iç içe geçer ki, “söylence” nerde başlar, “tarih” nerde biter ayırt edilemez. Burada anlatılanlar Anadolu’nun belli bir yöresine ve belli bir zaman aralığına ait olan yazılı ve sözlü olarak bize ulaşan öykülerdir. Ya gelmeyenler ve yitip gidenler? Sanırım bilinenler kadar da kaybolan unutulan vardır. Umarım bu kitap bilinen kimi öyküleri yeniden anımsatarak geçmişe az da olsa ışık tutar.
Çok basit, güzel bir dille şehir şehir hatta nehir nehir Anadolu'daki mitolojiyi anlatmış ama "en güzel öyküler Kıraç kayalık Yunanistan değil Anadolu'da doğmuştur" cümlesi beni çok gıcık etti. Böyle alttan alta Yunan kötülemesi, anlamsız bir milliyetçilik var ve bu, mitolojiyi tarafsız bir şekilde okuyup değerlendirmenizi engelliyor. Ayrıca Etrüsklerin Anadolu Türklerinden geldiği ile ilgili bir iddia varmış, ondan bahsediyor yazar ve ayrıca Anadolu Türkleriyle %98 DNA tutuyor diyor ama böyle bir araştırma bulamadım. Yazar, iddia zaten diyor ama çok anlamsız DNA oranı vermesi çünkü bu sadece oran, gerçek değil. Pek cinsiyetçi bir anlatım var, okurken hissediyorsunuz. 4 puan verdim çünkü emek çok.