Usta edebiyatçı Pınar Kür, Emin Köklü maceralarına Bir Cinayet Romanı ve Sonuncu Sonbahar’dan sonra Cinayet Fakültesi’yle devam ediyor.
Bir özel üniversitede okul yönetimi tarafından örtbas edilmeye çalışılan ve basına pek yansıtılmayan peş peşe şüpheli ölümler kimsenin pek de bulaşmak istemediği bir konu. Ama uzun zamandır çekildiği inzivanın tadını çıkaran emekli matematik profesörü Emin Köklü bir kez daha işin peşine düşmek zorunda kalıyor. Önce istemeye istemeye tabii, ama kaç kişi bir cinayeti çözme çağrısına direnebilir ki?
“(...) Hepsi, gelecekte bir sığınağımız olmadığı için... Gelecek sahiden yok mu? Her şey bitti mi? Bir vakitler mutluydum. En azından, mutsuz değildim ve mutsuz olmamayı mutluluk sanıyordum. Gün geldi tam tersini öğrendim. Bana hiç beklemediğim, hiç hayal etmediğim bir mutluluğu yaşatan kadın, ilk kez gerçek mutsuzluğu tattırdı bana. Tattırdı, evet. Mutsuzluğun da bir tadı var. Vardı galiba. Çok da iyi hatırlamıyorum. Gökyüzüne baktım. Buranın gökyüzü ne kadar kalabalık! Yıldızlar, yıldızlar, yıldızlar. Binlerce... Samanyolu, Büyük Kepçe, Küçük Kepçe, hepsi parıl parıl orada. Onlar orada, ben buradayım. Ben buradayım. Ve gecenin geri kalanıyla ne yapacağımı bilemiyorum.”
Yazar. Bursa'da doğdu. Tam adı Havva Pınar Kür. Yazar İsmet Kür'ün kızıdır. İlk ve orta okulu Ankara'da , liseyi New York'ta okudu. Üniversiteye New York'ta başladı ve İstanbul'da Robert Kolej'in yüksek kısmında tamamladı. Fransa'da Sorbonne Üniversitesinde 'Yirminci Yüzyıl Tiyatrosunda Gerçekçilik ve Yanılsama: Pirandello, O'neill ve Etkileri' teziyle doktorasını verdi. Ankara'da Devlet Tiyatrolarında dramaturg olarak çalıştı (1971-1973). Bilgi Üniversitesinde ders verdi. Gazeteci Can Kolukısa ile bir süre evli kaldı. Hikâyeleri 1971'den itibaren dergilerde yayınlanmaya başladı. Müstehcenlik yüzünden tenkide uğradı.
Vaov diyerek başlıyorum sürükleyip götüren bir (filmsi) roman, tadında bitti.: Olaylar nasıl gelişti, bir anda nasıl çıktık işin içinden, çözmesi-düşünmesi çok heyecanlı ve güzeldi gerçekten. Kür'ün kalemini edebiyat eksik olsa da beğendim.Kadın bir yazarın erkek tarafından olayları aktarışı beni hep etkilemiştir. Hep tartışılagelen bir konu vardır. Kadın yazarların eserleri de kadın kokar mı diye? Bu kitapta hiç hissetmedim hatta erkeksi kadını da hissetmedim bu etkileyici idi.
Yalnız, söylemeden geçemeyeceğim bir konu var. Yazarın dili, konu gerçekten hoştu ama ama ki ne ama :) Keşke demeyi sevmem ancak keşke yazar şu "tesettür" dediği kısma önyargısını bu denli kitapta yansıtmasaydı şimdi ben kapalı ya da yazarın tabiriyle şu "tesettür"lü bir kız olarak bu kitabı okumamalı mıydım yani kapalılığa olan sert tavrı, küçük düşürücü kelimelerini ve küçümseyen bakış açısını nasıl algılamalıyım bilemiyorum. Diğer abes olanı da istabulun bile büyük yazılıp Allah'ın A'sının hep küçük yazılması idi. Ne abestir ki... İnsanın beğendiği yazarın da böyle yapması üzücü.. Herkes herkese saygı durmak zorundadır cümlesini tekrar tekrar tekrar etmelidir. Çok uzattım. Kitaptan kesitler:
"Ölmeden kendi gerçekliğime kavuşabilir miyim?"
"Gerçeklikten kaçma gerçeğini herkes başka türlü yaşıyor"
"Kadınların hepsi mi acımasız? Hepsi mi birbirinden nefret ediyor?"
En son ki cümle gerçekten vurucu idi. Erkekler nasıl düşman olur? Erkek düşmanlığı mı tehlikedir kadın düşmanlığı mı? Hala meçhul sorular gibi geliyor bana :)
Son 20-30 sayfasına kadar çok güzel giden kitap, sonunun ne olacağının anlaşıldığı andan itibaren çok kötü bir hale geldi benim için. Böyle kitaplarda insan katilin kim olduğunu anlayınca "vay be" falan demek istiyor. Bu hikaye güzel ve gerçekçi ilerlerken, sonunda tamamen saçmalanmış (bence tabii). Sonu sebebiyle puan kırdım ama genel olarak güzel bir kitaptı diyebilirim.
Cinayet romanları kıyasında sınıfta kalacak bir kitap, açıkcası konu ilgi çekici değil, belki ilk 50 sayfası daha kaliteli bir polisiye vadediyor olabilir ama sonrasında polisiyeden çok karakterlerin ordan oraya sürüklenişi cezbedici gelmeye başlıyor. Öğrendikleri hiçbir bilgi şok edici değil, ilginç değil, okuyucuyu yerinden zıplatmıyor veya daha çok okuma isteğiyle kamçılamıyor ama yine de Pınar Kür'ün kalemi sürükleyici ve kitabı bitirmek istiyorsunuz, en azından ben istedim. Düşük beklentilerle devam ettiğimi itiraf etmeliyim, sonu bu açıdan tatmin ediciydi. Belki de tamamen polisiye sever benliğimi deaktive etmemiş olsaydım sonunu biraz öngörebilirdim, benim için 50den sonra polisiye anlamını yitirmişti maalesef. Okuması için kimseye önereceğimi sanmıyorum ama seçeneklerden biri olarak sunulsaydı en sona da bırakmazdım gibi hissediyorum.
a good murder book. the author's first book i read. but you shouldn't read first it because it was the last book in a series. first you should first book. liked it. i want to read other books from the author.
Güzel başladık kitaba evet dedim güzel bir cinayet romanı okuyacağım sanırım ama son 30 sayfa her şey o kadar hızlı gelişip bitti ki olaylara adapte olamadım. Sanki kitabın hemen bitmesi gerekiyormuş gibi yazılmış sonu. Konu güzel aslında ama güzel işlenmemiş fikrimce. İyi okumalar!
Eli yüzü düzgün bir polisiye... Post-kapitalist akademiye ve üniversite ile onun olduğu mahalle arasındaki dinamiklere dair söyledikleri olay örgüsünden daha dikkat çekiciydi.
Bir Cinayet Romanı’nı 90’larda okumuştum, çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Cinayet Fakültesi’nin ise bir türlü içine giremedim, ortasına yakın pes ettim. What’s going on?