Eskiciyan ile tanışma kitabım. Ne de iyi oldu buluşmamız! Türk edebiyatında maalesef izine çok fazla rastlayamadığımız, absürd tınıları olan, kara mizah tadında, 2-3 sayfalık hikayeleri okurken çokça güldüm, bazen de hüzünlü gülümsedim. Hikayelerin hepsi birbirinden ilginç ve nefis ama gönlüm en çok 606 Numaralı Özel Odanın Hikayesi’nde kaldı diyebilirim.
Kitabın tonunu biraz anlatmak istersem, ki istiyorum, “Şant Belki Şair” hikayesinin giriş paragrafını alıntılamam gerekecek:
“Sekiz roman, üç öykü kitabı yazarı ve bu kitaplarla ülkenin hem saygın hem de en paralı ödüllerini almış olan Şant Demirci’nin röntgen sonuçlarına dikkatle bakan doktorun Şant’ın aslında bir şair olduğunu üzüntüyle söylemesinden üç dakika on iki saniye sonra, şairin karısı Hinar boşanma talebiyle mahkemeye başvurdu. Adli tatil olmasına ve Şant’ım henüz savunma yapmamasına rağmen Hakim, şairliğin boşanmak için haklı, geçerli ve güçlü bir neden olduğuna mütalaa verip yıldırım hızıyla boşanmayı sağladı. Hinar mahkeme kapısında havaya küstüm çiçeği fırlattı. Öldürülmeden boşanmak isteyen kadınlar o çiçeği kapmak için birbirleriyle yarıştı. E tabi ezilenler de oldu. Ezilenlerin kardeşliği bu gelenekten önce de vardı.”