Uzun yıllar boyunca önemsenmemiş, edebiyatımıza yeniden kazandırılmış bir roman. Yazar, 2. Abdülhamid’in baskı döneminde Mısır’a kaçan Jön Türkler’in oradaki yaşayışını gerçekçi bir bakış açısıyla anlatırken, tarihimizin önemli bir dönemine ışık tutuyor.
1876-1938 tarihleri arasında yaşayan Bekir Fahri (İdiz); makale, mensur şiir, hikaye ve roman türlerinde, terbiye konusunda yazılar kaleme almıştır. Az yazmış olmakla beraber Natüralist edebiyat anlayışını savunması sebebiyle dikkat çekici fikirlere sahip olan Bekir Fahri'nin eserleri bugüne kadar karanlıkta kalmıştır. Sadece Jönler romanı yayımlanmış, diğer eserleri gün ışığına çıkmamıştır. Bekir Fahri'nin edebi kişiliği hakkındaki ilk değerlendirmeleri Cevdet Kudret yapmış, daha sonra Bekir Fahri'den bahsedenler de genelde bu bilgileri tekrarlamışlardır. Bu çalışmayla Bekir Fahri'nin hayatı, sanatı ve eserlerini bir bütün olarak ortaya konulmuştur.
Bekir Fahri’nin romanı (1910) • Edebiyat tarihlerimizde adı geçmeyen, hayatını ve eserlerini ilk kez 1965’te Cevdet Kudret’in bir incelemesinden öğrendiğimiz Bekir Fahri’nin Jönler romanının konusunu da o araştırmadan alıyoruz: Mekteb-i Tıbbiye öğrencisi Necip, II. Abdülhamid’in baskılı yönetimine karşı İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin memleket içinde yaymaya çalıştığı özgürlük hareketine karışır, üzerinde bulunan "evrakı muzırra" (zararlı kâğıtlar) yüzünden ilkin Taşkışla hapishanesine, oradan da Trablusgarp hapishanesine atılır; bir süre sonra hapishaneden kaçarak Mısır’a gider. Hiçbir yerden geliri olmadığı için, Mısır’da korkunç bir sefaletle karşılaşır. Uygun bir iş ararsa da bulamaz. Aralanna katıldığı Jön Türkler’den çoğunun yoksulluk yüzünden, ya da başka nedenlerle, türlü yolsuzluklara karıştıklarını, hattâ içlerinden kimisinin saray hesabına hafiyelik edip arkadaşlarını jurnal ettiklerini, bu yolla kendilerini affettirenlerin "içeriye" (memlekete) döndüklerini üzülerek görür. İlkin Jön Türkler’i korur gibi davranan Mısır Hidîvi’nin de, Babıâli ile anlaştıktan sonra, onları sıkıştırmaya başlaması yüzünden. Jönler birer ikişer Mısır'dan uzaklaşıp başka yerlere gitmeye başlarlar. Necip de günün birinde Mısır’dan ayrılır.
Edebi olarak kötü, tarihsel olarak muazzam bir roman. Bekir Fahri birçoğu arkadaşı olan tarihimizin önemli ittihatçılarını -farklı isimlerle de olsa- harika anlatmış. 20.yy’ın başında Kahire’de kaçak hayatı yaşayan ve tek gayesi “vatanın kurtuluşu” olan gerçek kişileri ve dönemin ruhunu anlamak için okunabilir.