Onun hayatı, içlerinde cesaretin, soğukkanlılığın, sabrın, kahramanlığın, önderlik inadının ve aynı zamanda yönetme yolundaki isteğin açıkça kendini gösterdiği bir olaydır silsilesinden ibarettir. O, bütün dünyaya Türk milletini kabul ettirmek, ulusal hayatın yeni devresine tamamen yeni bir karakter kazandırmak istiyordu. Ne garip kaderdir bu! Türkiye'yi Asya Çölleri'ne göndererek yok etmeyi düşünenler, mutlaka ki belirli bir yerde ulusal bilincin canlanacağını unutmuşlardı. Gururunu güçlülerin suratına tükürdü, öteberisini toparladı ve ortaya çıktı. Bu kitap, Yunanlı bir gazetecinin gözüyle Osmanlı Devleti'nin son günlerinin, Kurtuluş Savaşı'nın ve Atatürk devrimlerinin analizidir. Yazar bununla birlikte Türk toplumunun yapısını ve sosyal hayatını gözler önüne sermiştir.
Bizce bu kitabın en önemli özelliği Kurtuluş Savaşı'nda taraf olan ve Atatürk tarafından yenilgiyle uğratılan bir milletin........
Bir Yunan gözüyle Atatürk'ü okumak çok güzeldi. Ancak anlatım çok yalın ve sade olmuş. Yazar ne kadar gerçeğe bağlı kalmaya çalışırsa çalışsın bazı konuları çarpıtmış. Özellikle halifeliğin kalkmasıyla Dünya üzerinde bir tane bile Müslüman kalmamış gibi bahsetmesi ilgimi çekti. Türkiye'nin 1936 yılı ile alakalı (kitabın yayımlandığı yıl) tespitleri de gördüklerinden ziyade görmek istedikleri.