Deniz Erbulak, 1971’de Manisa’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu kentte tamamladı. Akdeniz Üniversitesi’nden 1992 yılında jeoloji mühendisi olarak mezun olduktan sonra, KKTC’de ve Manisa’da jeoloji mühendisi olarak çalıştı. İlk ve orta öğrenimi boyunca çeşitli hikâyeler ve roman taslakları yazdı. Mühendis olarak çalıştığı dönemde de yazmaya ve roman denemelerine devam etti. Yazma tutkusu yakasını bırakmadı ve 2003 yılında çocuk okurlar için yazıp resimlediği hikâye kitapları, K Yayınları tarafından yayımlandı. 2007 yılında ilk gençlik romanı 14 Yaşında Bir Genç Kızım Ben Doğan Egmont’tan basıldı. Bu romanın devamı ve ardından gelen diğer seriler genç okurlardan çok yoğun ilgi gördü. Yetişkin okurlara yönelik fantastik ve bilimkurgu türünde yapıtları olan Erbulak’ın Yansıma seri adıyla Lande (2015) ve Luda Kuka (2016) romanları DEX’ten; Kıyametle Savaşanlar (2011) ve Aşkın Ötesinde (2011) romanları ile Türk edebiyatının ilk gotik örneklerinden Adak (2014) romanı İthaki’den çıktı. Deniz Erbulak, eşi ve iki oğluyla Manisa’da yaşıyor ve yazı hayatını sürdürüyor.
Bütün seriyi birlikte yorumlayacağım. Seri, üç kitaptan oluşuyor. Okunma sırası şu şekilde: 1. Lande 2. Luda Kuka 3. Nadven
Beni Deniz Erbulak’la ilk kez tanıştıran sevgili Kitap Eylemi olmuştu. Onun önerisiyle yazarın Adam ve Kız kitabını okumuş ve çok sevmiştim. Yazardan başka kitaplar okumaya karar verince tercihim Yansıma serisinden yana oldu çünkü bu kitapla ilgili Okuma Günlüğüm, Esra Ercan, Okurix gibi blogların yazdığını hatırlıyorum. Hem seri okumayı sevdiğim için hem de kitaplarını internette çok uyguna bulduğum için Yansıma serisini okumaya karar verdim.
Seri fantastik türde yazılmış. Gelecekte, belirsiz bir zaman diliminde geçiyor. Hayali bir ülkede. Hayali yaratıkların yaşadığı bir yer olan Lande’de geçiyor. Ben bu seride de yazarın kalemini, üslubunu sevdim. Diğer kitaplarını da okuyacağım mutlaka.
Yazarın okuduğum dört kitabında da en sevdiğim özelliği iki karakterin birbirine âşık olma sürecini çok güzel anlatması. Ben pek romantik biri değilim. Okuduğum kitaptaki aşka inanmıyorsam o kitaptan etkilenmiyorum. Kitaplarda iki karakterin pat diye birbirine âşık olması, birbirinden nefret ederken deli gibi âşık iki sevgiliye dönüşmeleri, karakterlerin daha iki gündür tanıdığı insan için kendinden geçmesi vb. beni sinir eder ve bu durumu inandırıcı bulmam. Deniz Erbulak’ın kitaplarında böyle olmuyor işte. Birdenbire kara sevdaya düşmüyorlar. Zamanla, birbirlerini tanıdıkça, beraber hatıralar biriktirdikçe birbirlerini seviyorlar ve ben o süreci okumaya bayılıyorum.
Dex Yayınları’nın baskıları güzel ve kaliteli. Dediğim gibi internet sitelerinde serinin kitaplarını %70 indirimle bulabiliyordunuz ama bu dediğim geçen seneydi. Ben kitapların tanesini on lira civarında bir fiyata almıştım, bu sene ne durumdadır bilmiyorum.
Türk bir yazardan böyle başarılı bir fantastik seri okuduğum için mutluyum. Umarım daha güzellerini okuruz. Sadece iğrenç ve mide bulandırıcı sahnelerin biraz daha az olması beni mutlu ederdi. Bu kadar ayrıntılı tasvirlere gerek yoktu bence. Yazar başka şekillerde de insanı korkutabilir, gerebilir. Sürekli canavarların ne kadar vahşi olduğuyla ilgili bölümler okumak bir yerden sonra beni rahatsız etti.
Hem bir solukta okudum hem tüm sorularıma cevap buldum. Beklenmedik karşılaşmalar, çözülecek bulmacalar, fantastik bir evren... Bir final kitabından beklediğim her şey vardı. Hele daha fazlasını istememe sebep olan o son bölüm yok mu? Gerçekten çok sevdim. "Adak" ilk göz ağrım, yeri hep başka olacak ama favorim artık "Yansıma" serisi. Okumanızı tavsiye ederim. =)