Le storie e le leggende che circondano i "mitici" eroi eponimi delle due più importanti città del mondo antico: Atene e Roma. Teseo, che per conquistare la capitale dell'Attica dovette vincere le terribili arti magiche della matrigna Medea, e successivamente uccidere il Minotauro, sconfiggere le Amazzoni (e ne sposò la regina, Ippolita), partecipare all'impresa degli Argonauti, e svolgere un'attività di legislatore e di riformatore religioso. Altrettanto drammatica è la storia di Romolo: figlio di Marte e di Rea Silvia, assassino del fratello all'atto della fondazione di Roma, predone di donne ai danni del popolo dei Sabini, re guerriero di un popolo di esiliati da altre città, ma al tempo stesso legislatore sia in campo religioso sia civile.
Plutarch (later named, upon becoming a Roman citizen, Lucius Mestrius Plutarchus; AD 46–AD 120) was a Greek historian, biographer, and essayist, known primarily for his Parallel Lives and Moralia. He is classified as a Middle Platonist. Plutarch's surviving works were written in Greek, but intended for both Greek and Roman readers.
Questo il mio primo approccio all’opera intramontabile di Plutarco [46/48 d.C – 125/127 d.C], quelle Vite Parallele che raccontano vita e opere di uomini eminenti, accostando ogni volta un uomo Greco a uno Romano per un totale di 24 coppie (di cui una andata persa).
Forse la mia scelta di iniziare con la coppia Teseo-Romolo non è stata la più felice trattandosi di due personaggi collocabili nel mito piuttosto che nella Storia le cui azioni sono riportate da molte fonti spesso in contrasto tra di loro proprio perché mancano dati certi e incontrovertibili: ne è uscita una lettura rallentata e poco lineare.
Plutharkhos'un "Parallel Lives / Paralel Hayatlar" kitabının Seneca'nın "Phaedra" tragedyasındaki Theseus'le Roma'nın kurucusu Romulus karşılaştırmasını konu alan "Theseus - Romulus", Antik Yunan ve Roma tarihini öğrenmek isteyenler için oldukça değerli bir eser. İki farklı karakterin ortaya sunduğu iki farklı liderliği okuyucuya sunan yazar karakterlerin hayatları hakkında detaylı bilgiler vermekle kalmıyor aynı zamanda mitoloji açısından da okuyucuyu bilgilendiriyor. Öte yandan, fazla detaylar zaman zaman dikkat dağıtabiliyor. Antik Yunan ve Roma tarihini tam anlamıyla öğrenmek isteyenler mutlaka okumalı.
Bugün karşınıza "-Paralel Hayatlar- dizisinin "Theseus-Romulus" eseriyle çıkıyorum. Sevgili Plutarkhos'dan okuduğum ilk eser oldu ve yazım şeklini çok beğendiğimi söyleyebilirim. Bu dizide Plutarkhos, bazı önemli kişileri karşılaştırarak bir biyografi ortaya koyuyor. İlk önce bu isimlerin hayatlarını okurken, bitimine doğru da bu isimlerin karşılaştırmasını, benzerliklerini bizlere sunuyor. Örnek vermek gerekirse, dizinin diğer bazı eserleri; Solon - Publicola Dion - Brutus Kimon - Lucullus Demosthenes - Cicero şeklindedir. Bu diziye ait bilinen 27 eseri vardır ancak hepsinin Türkçe halinde basımı mevcut değildir. Ayrıca Plutarkhos'un, bilindiği kadarıyla 227 eseri bulunmakta ancak bunların da tamamı günümüze ulaşmış değildir. Eser hakkında yorumuma dönecek olursam şunları söyleyebilirim: İçerisinde mitolojik unsurları, antik kültürleri barındıran bu eser, biz okurlara birçok bilgiyi bazı referanslar da göstererek aktarıyor. Kimisi fantastik, gerçek dışı bir havada aktarılırken, kimisi de doğru olduğu düşünülen bilgilerle aktarılıyor. Okurken keyifle okudum, tarih bilgilerimi de tazelemiş oldum. Eğer mitoloji, felsefe ve de biyografi karışımında okuma yapmak istiyorsanız bu eseri ve bu dizinin diğer eserlerini tavsiye ederim.
Plutarkhos'tan okuduğum ikinci kitap bu. (İlki tabi ki İskender ve Sezar'dı) Elimde Demosthenes ve Cicero da bulunuyor. Zaten Türkçe'ye çevrilen sadece 3 kitabı var. Devamının geleceğini düşünüyorum çünkü Paralel Hayatlar serisinde daha 24 kitap bulunuyor.
Theseus hakkında oldukça fazla bilgim vardı. (Oidipus Kolonos'ta, Euripides'in Hippolytus'un da, Seneca'nın Phaedra'sında karakter olarak görülüyor. Ayrıca daha modern eserlerde de adı geçen bir karakter mesela M. Miller'ın Kirke adlı kitabında.) Romulus ise adını çok duyduğum fakat hayatına dair ayrıntıları bilmediğim birisiydi. Kitapta ikisinin adını görünce şehir kurdukları için bir araya getirildiğini düşündüm. Tabi ki bu iki ünlü ismin bir araya gelmesinde Atina ve Roma'yı kurmaları var ama bunun dışında birçok ortak özelliğe sahipler: Birisi Ares'in diğeri de Poseidon'un oğlu, yönetim biçimleri benzer, savaşçı olmaları ve kadınlarla ilgili bir çeşit olaylara karışmaları gibi.
Yine okuması oldukça kolaydı. Plutarkhos oldukça sade ve anlaşılır bir dilde yazıyor. Euripides, Homer ve Seneca gibi önemli isimlerden de örnekler veriyor. Kesinlikle okunması gereken bir yazar. Goodreads'te 70 civarı, 1000kitap'ta ise 50'den az okunmuş bu kitap. Kitapçılarda çok satan kısmından çıkmayan kişisel gelişim kitaplarına kıyasla böyle kaliteli Yunan ve Roma'lı yazarları bilmek önemli diye düşünüyorum.
Plutarkın dili gayet akıcı ve sade. adeta bir konuşma, sohbet havasında, pek de akademik olmayan bir dille, biyografileri anlatıyor, kronolojiyi takip ediyor. okunması zevkli, tarihi, yaşanılan olayları anlaması kolay. olayları ve kişileri anlatırken objektifliği de elden bırakmıyor. tabii ister istemez, okuyucuya bir fikir vermek amacıyla, olayları durumları karşılaştırmak amacıyla, bazı kilit bilgiler verdiği de görülüyor.
(yukarıdaki parağraf "Yaşamlar XXI - Lysandros-Sulla"ya yazdığım yorumdan. bu yorum, yazarın bu kitabı için de geçerli).
bu kitapta, Theseus ve Romulus'un efsanevi hayatlarını aralıyor. gerçekliğe en yakın teorileri sıralıyor. yazılı tarihi ve söylenceleri aktarıp, biyografileri veriyor. son bölümde de, iki kahramanı karşılaştırıp iyi kötü yönlerini vererek nihai kararı, vicdan muhasebesini okuyucuya bırakıyor.
okuyunca, açıkçası Romulus ve Remus kardeşlerin hayatının daha acı geçtiğini gördüm, üzüldüm. düşün, kardeşini yanlışlıkla cızz. bu kardeşlerin doğumu, romaya isim vermeleri hakkında 3-4 teori var ve yazar bunları söylence ile gerçeği vererek gayet samimi anlatıyor. zaten Plutark, tıpkı "babamız" Heredotus gibi, sohbet diliyle anlatır.
Plutarkhos'un anlattığı konular içinde bazen, gerçekten bu anlatılanlar yaşanmış mı, yoksa Tarih denen şeyi O mu yazıyor diye ikileme düşüyorsunuz! Bir olay hakkında defalarca örneklemelerde bulunuyor; aslında şu şekilde de anlatılır, bazen bu şekilde de anlatılır, bunu da derler, tabii falanca şunu da demiştir gibi, derken allak bullak olmanıza ramak kala, sona geliriz ve bunun en bilinen ve kabul görmüşü aslında şudur diyerek nirvana'ya ulaştırır sizi...
Yoksa Tarih denen şey yoktu da, Plutarkhos mu vardı sadece?! :) Aklımda sorular sorular... bla bla bla...
Belki hiç yaşamamış, Theseus'un ve Romulus'un, iki şehrin iki efsane kurucusunun, söylentiye dayalı hayatlarını insan niye okumak ister. Plutharkos yazdıysa her hayat hikayesi okunur. O güne kadar yazılmış, kayıp oldukları için bazılarına artık ulaşamadığımız tüm kaynakları araştırıp, inceleyen Herodotos gibi gerçeğin peşinde bir tarih yazarı, Plutharkos. Kitabın sonunda iki kralı karşılaştırıyor. Birisi rahat yaşarken kendi isteğiyle cesur Theseus ödün vererek, diğeri cezadan kaçınmak için yani korktuğundan cesur Romulus tiranlığı nedeniyle sonunda iktidarlarını kaybediyorlar. Ariadne'nin Theseus'un hayatını kurtarmasından yola çıkarak aşkı yüceltmesini, aşık olamayanı kınamak gerektiği sonucunu çıkarmasını Plutharkos'un bilgeliğine yormak gerek.
Theseus - Romulus'u yeniden okunma olasılığı düşük olsa da referans, atıf ve hatırlama maksatlı geri dönüş yapacağım muhakkak bir kitap olarak bitirdim. Bununla birlikte üçü İş Bankası Kültür Yayınları, biri İdea yayınlarından olmak üzere Türkçeye çevrilmiş Plutarkhos kitaplarını kendimce bitirdim ve bundan sonra seriye bir süre ara vermeyi düşünüyorum.
Çevirmen İo Çokona'nın önsözde, Plütark'ın da kitabın çeşitli yerlerinde belirttiği gibi, Paralel Hayatlar'ın bu kısmındaki karşılaştırma mitlerle iç içe geçmiş bir halde ve geçerlilik konusunda fazlaca şüphe barındırıyor. Elbette ki 2000 yıl önce yazılmış bir biyografiden bugünkü standartları tutturmasını bekleyemeyiz; ancak mitosla tarihin iç içe geçmesi okunmayı oldukça zorlaştırmış.
Bunun yanı sıra Plütark'ı sevme sebebi olarak kendisinin "bilimsel" diyebileceğimiz bakışını gösterebiliriz. Eserlerinin -benim okuduklarım arasında, şu ana kadar- hiçbirinde aşkınlığa, tanrısallığa yer vermemiş, tarihçilerin çıkmaza düşüp masallara sarıldığı yerleri aktarırken buna şerh düşmeyi ihmal etmemiş. Belli ki, o dönemde anlatılan dini hikayelerin birçoğuna kendisi de inanmamış. Bugün dahi, birçok ravinin hikayelerinde tanrısal ve doğaüstü olaylar gerçekmiş gibi gösterilirken Plutarkhos, haklarındaki bilginin çoğunluğunun mitolojiden ve dini geleneklerden çıkartılan iki kişiyi tanıtmayı pekala kotarabilmiş.
Sadece Theseus - Romulus öznelinde değil, seriden çıkan diğer kitaplar için de geçerli bir başka durumdan bahsedecek olursak; çeviri dili ve son notlar konusunda da çevirmeni tebrik etmek gerekir. İş Bankası'ndan çıkan diğer iki Plutarkhos çevirisinde olduğu gibi bunda da çok güzel bir iş çıkartılmış. Antik Yunanca ve Latince bilmeyen birinin kelimeler ve yabancı adlar arasında kaybolmaması için güzel bir son kısım tertip edilmiş.
Paralel Hayatlar Serisi'nin Theseus-Romulus adlı kitabını bitirdim. Plutarkhos'dan daha önce Lykurgos'un Hayatı kitabını okumuştum ve beğendiğim için yazarın Paralel Hayatlar Serisi'ne başlamaya karar verdim.
Bilmeyenler için bu serinin kitaplarında bir Yunanlı ünlü kişi ile bir Romalı ünlü kişinin hayatları anlatılıp bu kişiler birbirleriyle karşılaştırılıyor. Bu kitapta ise Atina'nın efsanevi kralı Theseus ile Roma Şehri'nin ve Roma Krallığı'nın Kurucusu Romulus'un hayatları anlatılıyor. Theseus'un hayatını genel olarak biliyordum ama Romulus'un hayatını fazla bilmediğim için seriye bu kitapla başladım. Hem çok fazla şey öğrendiğim hem de okurken keyif aldığım bir kitap oldu. Serinin tüm kitapları dilimize çevrilmemiş ama çevrildikçe serinin tüm kitaplarını okumayı planlıyorum.
İo Çokona'nın çevirisi yine çok başarılı olmuş. Theseus-Romulus karşılaştırması, İskerder-Sezar'ınki kadar keyifli okunan bir metin değil. Bunda Plutarkos'un açıkladığı gibi Atina'yı kuran Theseus ve Roma'yı kuran Romulus'un hayatlarına dair tutulan kayıtların çok eski ve yer yer masallara, mitlere dayanmasının payı var.
İskerder-Sezar'da olduğu gibi Theseus-Romulus'ta olayların cereyan ettiği yerler aslında Ege,Anadolu,modern Türkiye,Yunanistan,İtalya,Akdeniz havzası,Ortadoğu'da okuyucuların bildiği yerler. Metinde bu yerlerin eski isimlerinin yanına şimdiki isimlerinin eklenmesi okuyucuların işini kolaylaştırır.
Kısa ve güzel bir kitaptı. Kitapta Atina'nın kurucusu Theseus ile Roma'nın kurucusu Romulus'dan bahsediliyor. Önce korktum açıkçası dante gibi bir şey olabilir mi diye. Çünkü onun cennet cehennem araf üçlemesi çok fazla alt bilgi içeriyor. Yani bir sürü krallardan, prenseslerden vs. bahsediliyor ve bunlar numaralandırılarak altta anlatıldığı zaman çok zaman alıyor. Bu öyle değildi güzeldi o yüzden ama yine 250 tane isim geçiyor. O biraz yorucu.... Bunun dışında yine çooook eskilerden kalan bir kitap okuduğum için çok mutluyum.
"Tabii şimdiye kadar aktardığım bilgiler gibi bunların da masal olmadığını varsayarsak..." diyor Plutarkhos son satırlarda. Mit mi değil mi emin olamasak da Theseus ve Romulus üzerine antik dönemden beri anlatılanları iki ayrı bölümde toplayıp, bulduklarını çoğu zaman kaynağını da belirterek paylaştıktan sonra son bölümde iki kahramanın karşılaştırmasını yapıyor...
Çeviri her zamanki gibi akıcı, notlar bir İş Kültür klasiği olarak yine sonda... Sayfa sonuna dip not olarak verilse daha verimli bir okuma süreci olurdu.
Yazar Atina'nin kurucusu Theseus ve Roma'nin kurucusu Romulus' un hikayelerini birçok kaynaktan yararlanarak ele almış. Özel isimlerin çokluğu ve bir konu hakkında birden fazla mitin oluşu okurken insanı yorsada masal tadında bir kitap...
Bambaşka dünyaların öyküsünün bu kadar güzel anlatan bir eser daha okumadım. 3000 yıl öncesinin efsanelerini okurken insanoğlunun aynı inanışlara hala sahip olmasının anlamsızlığı da dikkat çekiyor. Antik çağa ilgi duyanların Plutarkhos'un bütün eserlerini okumasını öneririm.
Kakva fenomenalština, a iz nepoznatog razloga sam se opirao prepuštanju Plutarhovim spisima. Međutim, utisak je kao da sam čitao neki segment iz Tolkinove "Istorije Srednje zemlje" - i način pripovedanja i hladnoća opisa i kratki pasusi, sve.