26 Kasım perşembe akşamı. Saat, 20.58-21.33 arası. Hayat Apartmanı’nın önünde esrarengiz bir genç kız beliriyor. Üstünde okul üniforması var. Görünüşü biraz ürkütücü, biraz tekinsiz; sanki başka bir dünyaya ait. Hayat Apartmanı’nın kilidi bozuk kapısından bir hayalet gibi içeri süzülüyor. Issız ve karanlık merdivenlerden ağır ağır çıkmaya başlıyor. Kızın attığı her adımda bir sır açığa çıkıyor, her adımında biri ölüme daha da yaklaşıyor. Dünyanın dört bir yanına saçılmış hayatlar bir noktada birleşiyor. Hırsız Mülayim Fikirtepe’deki gecekondusunda esrarın dibine vuruyor. Selma buğulu gözlerini televizyona dikmiş, kulağı kapıda bekliyor. Londra uçağındaki Kardiyolog Murat Bey, Avrupalı meslektaşlarına yapacağı etkileyici konuşmanın hayaline dalıyor. Müküslü Ramazan rüyasında ak sakallı bir dede görüyor. Küçücük bir iyilik bütün dengeleri değiştiriyor. Halepli Muhammed, Kilis’teki evinde eskiden yaşayanların hikâyesini merak ediyor. Ünlü müteahhit Mehmet Göğebakan, yakın gözlüğünü elinde evirip çevirirken artık yaşlandığını idrak ediyor. Dursun spor salonunda yüz yirmi kilo ağırlığı kaldırıyor, salonda bir alkış kopuyor. Numan, New York’ta, Lafayette Caddesi’ne yürüyüp gözdesi olan Madison Square Park’a ulaşıyor. Tarihçi Kâmil seyrettiği Into The Wild filmini tam o sahnede durduruyor. Daha birçok hayat tam o anda, Mualla Hanım’ın ömrünün son anında birbirine mühürleniyor. Mualla Hanım, evinin salonunda yerde yatarken, tiz bir kahkaha ile neye uğradığını şaşırıyor. Kara kaşlı, kara gözlü, buğday tenli, dünya güzeli Cemile buz gibi bir sesle fısıldıyor: “Ölümün benim elimden olacak.”
1965 yılında Sungurlu'da doğdu. Temel eğitimini Sungurlu'da, lise öğrenimini Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde tamamladı.
1982'de girdiği İÜ Çapa Tıp Fakültesini 1988' de bitirdi.
1993 yılında psikiyatri uzmanı oldu.
1999 yılından beri, kendi ofisinde terapilerini sürdürmektedir. Mustafa Ulusoy'un temel çalışma alanı Kognitif ve Varoluşçu Psikoterapilerdir.
Çeşitli dergilerde deneme yazıları yayınlanan Ulusoy'un ulusal ve uluslararası kongrelere sunduğu, özellikle kognitif psikoterapiyle ilgili bir dizi mesleki çalışması vardır. Ülke içinde ve dışında, psikiyatri dergilerinde makaleleri yayınlanmıştır.
Nietzsche ve Babaannem ve Yakınlık adlı iki deneme kitabının, Ay Terapisi isimli öykü kitabının ve aşk konusunda farklı açılımlarıyla adından söz ettiren insanın temel acıları üçlemesinin ilki Aynalar Koridorunda Aşk isimli romanın yazarıdır. Mustafa Ulusoy'un insanın temel acıları üçlemesinin ikincisi olan Giderken Bana Bir Şeyler Söyle isimli romanı ise yazarın halen yayınlanmış son kitabıdır.
Ulusoy editörlüğünü İbrahim Abu-Rabi'nin yaptığı ve Suny Press (State University of New York Press) tarafından Amerikada ingilizce olarak yayınlanan "Spiritual Dimensions of Bediuzzaman Said Nursi's Risale-i Nur" adlı kitabın yazarlarından biridir.
Fotoğrafçılığa ve sinemaya özel ilgisi olan Mustafa Ulusoy TVNET de Film Şeridi isimli programın yapımcılığını ve sunuculuğunu sürdürmektedir. (Film şeridi programının videoları www.tvnet.tv.tr adresinden izlenebilmektedir)
Ulusoy ayrıca Zaman gazetesinin Cuma ekinde köşe yazarıdır.
Kitabın ismini ve kapağını gördüğüm an heyecanlanmıştım. Apartmanda yaşanılan hayatların anlatıldığı bir kitap fikri harika gelmişti. Bir apartman içerisinde yaşanan onlarca başka bir hayat. Kapılar kapanınca herkesin başka bir dünyası olduğu bir yaşam. Kimi evde mutluluk kahkahaları, kimi evde bağırışmalar, hayal kırıklıkları ve hüzün. Duvarların dili olsa da anlatsa hikayeleri olarak düşünmüştüm. Nitekim kitap da tam düşündüğüm gibi başladı. Matematik öğretmeni Mualla Hanım ve onun hayatına etki ettiği insanların hayat hikayeleri. Yazarın dilini ve kurgusunu beğendim lakin kitap bir noktadan sonra dini bir kitaba dönüştü. Ayetler, dualar, hadisler. Kitaplar çok satılsın diye dini konu eden kitaplardan hep uzak durmuşumdur. O yüzden sonlara doğru sayfalar ağır gelmeye başladı. Kitap kült bir kitap olamayacağı için okunmazsa da bir şey kaybedilmez. İnanılmaz güzel fikir sonlara doğru nasıl kötüye kullanılırın güzel bir örneği. Bir gün 'apartman hikayeleri' hakkında belki ben de bir şeyler yazmak isterim.
Roman ne değildir, roman nasıl yazılmaz benzeri sorulara örnek gösterilebilir bir kitap. Mualla Hanım diye bir baş kahraman var ancak karakter geliştirilmemiş. Bölümler arası geçişler acemice, daha doğrusu geçiş bile yapılamamış tamamen bölünmüş. Yazar kah kitapta haberdar olduğunu bildirdiği Ahmet Midhat Efendi gibi parmak sallayıp ders vermiş kah ansiklopedi sayfasına dönüştürmüş. Din tarihi mi istersiniz, matematik de biliyorum edası mı istersiniz çorbaya dönmüş kitap. Bağlantılar da sağlam olmayınca yazma becerisi olan ve iyi bir yönlendiriciyle lise öğrencisinin dahi yazacağı bir kitaba dönüşmüş. Mustafa Ulusoy’u seviyorum ama bu kitap roman değil, üzgünüm. 1 yıldız emek için sadece.
Öğrencilere hangi kitabı tavsiye etsem diye düşündüğümde aklıma hep Mustafa Ulusoy geliyor. Yaşama ve ölüme dair güzel mesajlar veriyor. Okuması kolay ve sürükleyici. Eski yazılarını kıyaslayınca yazarın yazdıkça edebi becerisini geliştirdiğini düşünüyorum.
Kitap durgun bir şekilde ilerliyor ve geçmiş-şimdiki zaman arası gidip geliyor. Bazı yerler gereksiz uzatılmıştı. Okuyacaksanız beklentisiz zaman geçirmek için okursanız kitaptan zevk alırsınız
Karakterimiz Mualla . Olay yeri bir apartman .Kişiler : Muallayla ilişki kuran herkes .Zaman geçmiş ve şimdi .Gerçek zaman ise sadece otuz dakika . Yanlışlar , doğrular , iyilikler , kötülükler , umursamazlıklar .....Yaşam ve ölüm.
Kitapta sıradan insanların tanıdık duyguları ya da yeni anlatılan hayatlar var . Zaman zaman kendini bir dönem televizyonlarda sıklıkla yayınlanan sırlar kapısında gibi hisssetsen de kitabın kurgusu başarılı .Kitapta tat bırakan bendeki iki karakterin anlatılışı .
Zaman kaybı yaşatmayacak , bir çırpıda okunabilecek kitaplardan .Direkt verilen dini mesajlar olmasaydı ve Mualla’nın yaşadıklarını aracısız yaşasaydım bu eksiklerin hiçbirin yazıyor olmayacaktım .
D&R da "3 al 2 ode" kapsaminda ,yazari da psikiyatr oldugu icin aldigim bu kitabin yeni nesil islami edebiyat serisinden oldugunu okuyunca anladim. Bu ture ait bir ornek okumus oldum ve icler acisi durumunu gordum.Iyilik yapan da kotuluk yapan da karsiligini bulur anafikrinde ,Kemalettin Tugcu geleneginde.