Korece’den Türkçeye usta çevirmen Göksel Türközü’nün kazandırdığı ‘Cennetten Kaçan Çocuk’un alt başlığı ‘Aptal Denilen Bir Dâhinin Hikâyesi’. Aptal denilen dâhi de katil zanlısı olarak CIA ajanlarınca sorguya alınan Gilmo. CIA ajanlarının sorguya almasının sebebi de Gilmo’nun üzerinden Çin, Makao, Güney Kore ve Japonya’ya ait dört ayrı sahte pasaport çıkması ve cinayet, kumar, uyuşturucu ticareti, kara para aklama gibi 10 ayrı suçtan Interpol tarafından aranması.
Gilmo ifade vermeyi reddediyor, ağzından tek bir sözcük bile çıkmıyor. İyi polis kötü polis oyununda iyi polisi oynayan CIA ajanı Angela, onun güvenini kazanıyor ve yavaş yavaş dilinin çözülmesini, gerçekleri anlatmasını sağlıyor. Böylece roman iki farklı zamanda gelişmeye başlıyor.
1987’ye, Kuzey Kore’ye Pyongyang’a dönüyoruz. Gilmo bir matematik dehası adayı olarak ülkenin en iyi okulunda okuyor. Matematik Olimpiyatları’na hazırlanıyor. Babası başarılı bir doktor. İyi bir hayat yaşıyorlar. Her şey babasının gizli bir Hıristiyan olduğunun öğrenilmesiyle değişiyor. Cennetteki yaşamlarını terk edip kendilerini çok ağır şartların hüküm sürdüğü, işkencenin kol gezdiği bir çalışma kampında buluyorlar.
Gilmo bu ölümcül çalışma kampında hayatta kalmayı matematik dehası sayesinde başarıyor. Orada Gilmo’nun güzelliği ve neşesiyle dikkati çeken Yonge’yle tanışması ise yaşamını değiştiriyor. Yonge çalışma kampından kaçmayı başardığında, Gilmo da onu bulmak için kaçıyor. Aşılmaz denilen Kuzey Kore sınırını aşıyor ve kendini Asya’nın suç dünyası içinde buluyor.
Kapalı bir kutu olarak tanımlayabileceğimiz, hakkında hemen hiçbir şey bilinmeyen, yaşam şartları hakkında çok az bilgi olan Kuzey Kore’yi, oradaki siyasi yapıyı, günlük yaşamı, insan ilişkilerini oldukça inandırıcı bir dille ve içeriden bir bakışla anlatmış Jung Myung Lee.
Kuzey’den Güney Kore’ye geçiş, oradan Şangay, Makao, Meksika, Arizona ve nihayet New York’a varan suçla dolu, araya aşk da karışan bir yol öyküsü bu. Jung Myung Lee uyuşturucu ticareti ya da kumar ve fuhuşla uğraşan suç örgütlerinin nasıl sınır tanımadan çalıştıklarını, nasıl iş birlikleri kurduklarını anlatıyor. Kapalı kutu gibi görünen, dünyayla hiçbir ilişkisi yokmuş gibi algılanan Kuzey Kore’nin aslında illegal yollardan düşman olduğu Batı’ya nasıl bağlandığını, nasıl ticari ilişkiler kurduğunu hikâye ediyor.
‘Cennetten Kaçan Çocuk’un diğer boyutu da alt başlığında ifade edilen ‘Aptal Denilen Bir Dâhinin Hikâyesi’. Gilmo tanımayanlar için zekâ olarak pek gelişmemiş, içine kapalı, insanlarla, hatta bu Dünya ile ilişki kuramayan asperger sendromlu bir çocuk. O sayılarla, matematik formülleriyle, sembolleriyle algılıyor her şeyi ve onlarla yorumlayıp, davranışlarını geliştiriyor. Onun dünyasına çok az kişi nüfuz edebiliyor. Ancak Yonge ya da CIA ajanı Angela gibi onun dilinden konuşabilen ya da duygusal yakınlık kurabilen kişiler dostluk geliştirebiliyor. Biz okurlar da Gilmo’nun bakış açısından görüyoruz tüm yaşananları. Matematik formülleri ile ifade edilen bu dünyanın algılanması ve görünümü doğal olarak bildiğimizden oldukça farklı. Bu sayede ‘Cennetten Kaçan Çocuk’ sadece suç ve gerilim romanı olmaktan çıkıp çok boyutlu, ilgiyle okunan bir eser halini alıyor.